Odamın kapısını kapattığımda koridorun gürültüsü arkamda kaldı. Ama Dorion’un sesi hâlâ kulaklarımdaydı. Söylediği şey değil, nasıl söylediği. Sanki soru sormamıştı da zihnime bir işaret bırakmıştı. Yatağıma oturdum. Üniformamın kumaşı sertti, rahatsız ediciydi. Akademide her şey böyleydi zaten. Rahatlık vaadi yoktu burada. Sadece dayanmak. Pencereden dışarı baktım. Avlu karanlıktı, fenerlerin ışığı taş zeminde solgun lekeler bırakıyordu. Rüzgâr ağaçları sallıyor, dallar gölgeleri büküp uzatıyordu. Gecenin bu saatinde akademi uyuyor gibi görünürdü ama ben bunun bir yalan olduğunu biliyordum. Burası hiçbir zaman gerçekten uyumazdı. Aklım Dorion’a kaydı. Bay Morgan’ın odasında ayakta duruşu, yüzündeki ifade… Suçlu gibi değil, yakalanmış gibi de değil. Daha çok, zaten sonucu biliyormuş gibiydi. Bu düşünce içimi ürpertti. Kapım hafifçe tıklatıldı. İrkilerek başımı kaldırdım. “Gel,” dedim. Kapı aralandı. İçeri giren Jack’ti. Yüzü hâlâ solgundu, dudağının kenarında morarmaya başlayan bir iz vardı. Gözleri odada kısa bir tur attıktan sonra bana döndü. “İçeri girebilir miyim?” diye sordu, sanki cevap belli değilmiş gibi. Başımı salladım. Yatağın karşısındaki sandalyeye oturdu. Ellerini dizlerinin üzerinde kenetlemişti. Bir süre konuşmadı. Sessizlik uzadıkça omuzları daha da gerildi. “Beni öldürecekti sandım,” dedi sonunda, sesi kısık çıktı. “Gerçekten.” Ne diyeceğimi bilemedim. “Ne oldu?” diye sordum sadece. Jack başını iki yana salladı. “Bir şey söylemedim,” dedi aceleyle. “Yemin ederim. Sadece… yanlış yerdeydim.” Yanlış yer. Bu akademide yanlış yer diye bir şey yoktu. Sadece yanlış insanlar vardı. “Dorion’u tanıyor muydun?” diye sordum. Jack’in yüzü gerildi. “Herkes tanıyor,” dedi. “Ama kimse onunla gerçekten uğraşmıyor. Çünkü… çünkü bakışları var.” O bakışları ben de görmüştüm. “Beni süzdüğü an,” diye devam etti Jack, “sanki içimi okuyordu. Ne düşündüğümü değil. Neyden korktuğumu.” Bu cümle odamın içinde asılı kaldı. Jack ayağa kalktı. “Bay Morgan onu neden burada tutuyor, bilmiyorum,” dedi. “Ama bir gün bir şey olacak. Hissediyorum.” Kapıya yöneldi. Çıkmadan önce durdu. “Dikkatli ol,” dedi. “Sana baktı. Bu genelde iyiye işaret olmaz.” Kapı kapandı. Tekrar yalnız kaldım. Ama yalnız hissetmiyordum. Sanki akademinin duvarları biraz daha yaklaşmıştı. Yatağa uzandım ama gözlerimi kapatamadım. Dorion’un sesi yeniden aklıma geldi. “Beni izlerken ne gördüğünü sanıyorsun?” O an fark ettim. Belki de asıl soru bu değildi. Asıl soru şuydu: Dorion Thorn, neden benim onu izlediğimi fark etmişti? Ve daha da kötüsü… Neden bunun henüz başlangıç olduğunu hissediyordum?
Bölüm 23
Bölüm 18.
Bölüm sonu
5 yorum
S
Hayırdır be kim bu dron kafalı milleti sebepsiz dövüyor. Tüm okul toplanıp dövelim bunu. 1 re karşı 20 net deviririz✨️
Dorion tehlikeli bir karakter gibi hissettim
1YanıtBen Jack'i sevdim bana verin, yan karakter sendromu yaşamasın çocuk
1YanıtAnnesi onu nere teslim etmiş böyle.
1Yanıt


