İçeriğe geç

Mr. Mafia (Omegaverse)

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Mr. Mafia (Omegaverse)

Bölüm 8

Sonsuz uyku

Asırlar olmuş bölüm atmayalı baştan okuyun kitabı unuttuysanız 🤭

İyi okumalar 🦋

_______

Felix, günlerdir babasından haber almamasının üzerine az önce ondan gelen belirsiz bir telefon almıştı. Arama babasının numarasından yapılmıştı ama "alo" diyen kişi kesinlikle babası değildi.

Şu an ise Jeongin ve Changbin'e haber vermeden evden ayrılmış ıslak gözleriyle otobüs durağı arıyordu. Belki karakola giderse, babasından bir haber alabilirdi.

Ancak hem korktuğu için hem de kızgınlıkta olduğu için kendini bitkin hissediyordu. Ama babası her ne kadar en acımasız insan olsa da onun tek ailesiydi. Babasını görmek istemese, aynı evde yaşamak istemese bile varlığını hissetmek en azından içindeki aile özlemini bastırıyordu.

Akşam olduğu için soğuk rüzgar altında uzunca yürüdükten sonra sonunda otobüs durağı bulmuş gelen ilk otobüse binmişti vita, ilk karşısına çıkan karakola gidecekti...

Gece saati olmasına rağmen tıklım tıklım dolu olan otobüste büyük bedenlerin arasında sıkışıp kalmıştı küçük vita. Durmadan ağlıyor, soğuktan ve ağlamaktan kızarmış burnunu çekiyor, kazağının kollarıyla gözyaşlarını siliyordu.

F: "A-federsiniz karakol'un önünden geçiyor mu?"

Felix, titrek sesiyle bayan şoför'e sorusunu sormuş dolu gözleriyle cevabını bekliyordu.

"İki durak sonra inersen 5 dakikalık yürüme mesafesi"

Rahatlamanın etkisiyle derin bir nefes alan vita iki durak sonra inmek için otobüs kapısına daha da yaklaştı. Küçük beden otobüsten indiğinde aniden yağmur başladı. Öyle böyle değil biri kovayla su boşaltıyormuş gibi sağanak yağmurdu.

Şoförün de dediği gibi neredeyse 5 dakika sonra kocaman bir karakolun önünde durmuştu Felix. İçeri girdiğinde Alfalar, deltalar, sigmalarla dolu bir hapishanede hissetmişti. Aldığı derin kokudan burnunu kırıştırmadan da edememişti vita.

F: "Pardon yardım edebilir misiniz?"

Felix gözüne en güvenli gözüken kişiyi durdurmuş ve sorusunu sormuştu. Felix'e gülümseyen polis, vita'nın rahatlamasını sağlamıştı. Sıcak kanlı birisine benziyordu boyu biraz uzundu ama tombul yanakları onu çok tatlı yapıyordu. Diğer üstün ırklar gibi sert yüz hatlarına sahip değildi.

J: "Nasıl yardımcı olabilirim ufaklık?"

Güler yüzlü polis sarışın saçları karıştırmış ve vitanın daha da rahatlamasını sağlamıştı.

F: "Babam... ondan haber alamıyorum, nerede bilmiyorum"

J: "Tamamdır endişelenme ve önce bana kendi isim ve soyismini söyle."

Jisung, bilgisayarın başına geçmiş ve sarışın olana da karşıdaki sandalyeye oturması için eli ile komut vermişti. Küçük beden yeterince yorgun olduğu için geri çevirmemiş ve hemen oturmuştu.

F: "Felix.. Lee Felix"

Polis olmanın verdiği beceri sayesinde Jisung telaşını saklayabilmişti neyseki. Felix... Hyunjin'in çok önceden bulmasını istediği ve neredeyse tüm karakollara bildirdiği kişiydi.

J: "Tamamdır Felix, şimdi baban hakkında birkaç yeri soruşturacağım. Biraz beklemen gerekecek"

Felix sakince başını onaylar anlamda sallamış ve kucağındaki elleri ile oynamaya başlamıştı. Kızgınlıktayken dışarı çıkmak, üstelik üstün ırklarla dolu karakola gelmek iyi bir fikir değildi. Vücudunu bitkin hissediyordu.

O sırada Jisung hem Felix'in babasının ismini hastanelerde soruşturmuş hem de Minho'ya Felix'in burada olduğunu bildirmek için mesaj yazmıştı. Ki bu haberin Changbin'in evinde Felix'in olmadığını görüp çıldıran Hyunjin'e ulaşacağını biliyordu.

Saat geç olmuştu ve hala Jisung bilgisayarda durmadan araştırma yapıyordu. Felix ise sandalyede oturmaktan sıkılmış ve yorulmuştu. Oturduğu yerde uyuyacak durumdaydı.

J: "Felix hastanelerde babanın kaydına ulaşamadım, diğer karakolları araştıracağım şimdi."

Vita, yavaşça onaylar anlamda başını sallamıştı ne diyebilirdi ki. Kapanmak için çırpınan gözlerine izin vermişti ki cebinde titreyen telefonu onu gerçek hayata döndürmüştü.

Telefonu eline aldığında arayanın babası olduğunu görmüş hem rahatlamışdı hem de korkmaya başlamıştı. Emin olmayan hareketlerle telefonu açtı ve kulağına yaklaştırdı.

"Neredesin sen yine? Bu saatte kimin altındasın!"

F: "Geliyorum"

Felix telaştan ne yapacağını bilemiyordu. Kendini çok aptal hissediyordu. Sırf bir basit aramadan sonra babasına ulaşamadı diye karakola kadar gelmişti ama babası evde onu dövmek için bekliyordu.

Elleri ve korkudan titreyen dizlerine aldırmadan ayağa kalktı küçük beden ve titreyen sesini saklayabildiği kadar saklamaya çalıştı.

F: "Ben çok özür dilerim. Babam aradı ve iyiymiş gerçekten çok özür dilerim..."

Sesinin küçük bir bebek gibi titrediğine o kadar emindi ki.

J: "Önemli değil, iyi olduğuna sevindim"

Jisung lafını tamamen bitiremeden Felix çoktan dışarı çıkmak için arkasını dönmüştü bile. Ağlamak üzereydi ve ağlarken birisinin kendisine bakmasını sevmiyordu.

Şimdi hayatı normale dönmüştü işte gecenin bir yarısında dövülmek için korkarak eve tek başına yürüyecekti.

Dışarı çıktığında ise gözyaşlarını serbest bıraktı vita. Çünkü dışarısı sağanak yağmurdu ve gözyaşları bilinmeyecekti.

Adımını atar atmaz sırılsıklam olmuştu. Ama aldırmıyordu. Daha fazla ne olabilirdi ki.

Birkaç adım daha attıktan sonra bir araba manevra yaparak önünü kesmiş ve durmuştu. Felix korkudan büyüttüğü gözlerle siyah arabaya bakıyordu. Arka camın indiğini gördüğünde ise biraz olsun rahatlamıştı. Hyunjin oradaydı ve huzur veren gözleriyle ona bakıyordu.

Delta yağmuru aldırmadan arabadan inmiş ve tamamen ıslanmış buz gibi olmuş küçük bedene sıkıca sarılmıştı.

H: "Endişelendim"

F: "Ben özür dilerim haber vermeden çıktığım için. Eve gitmeliyim lütfen"

Aslında bu yalvarış eve gitmek için değildi, bu beni bırakma eve gitmek istemiyorum, canımın yanmasını istemiyorum yalvarışıydı.

Delta, soğuktan titreyen bedenden uzaklaşmış ve gözlerinin içine bakmıştı. Anlayamıyordu, gözleri o kadar anlamlıydı ki anlamakta zorluk çekiyordu.

H: "Hava kötü seni bırakayım"

Felix hayır dememişti, hava gerçekten kötüydü ve belki eve erken varırsa daha az dövülürdü

Islak kıyafetleri koltukları ıslatarken hiçbir şey konuşmadan öylece duruyorlardı. Zaten söylenecek pek bir şey de yoktu.

H: "Araba ısısını yükselt"

Hyunjin, şoföre net bir ses tonuyla söylemiş ve adam bir saniye bile beklemeden hemen birkaç tuşa dokunarak arabanın daha da ısınmasını sağlamıştı. Felix'in titreyen vücudunu ısıtmaya çalışıyordu ama bu titremenin korkudan olduğunu bilmiyordu.

Felix'in verdiği konuma geldiklerinde -ki zaten Hyunjin konumu biliyordu- küçük beden istemeden de olsa arabadan inmiş ve kapıya doğru ağır adımlar atmaya başlamıştı.

Kapının önüne geldiğinde durmuş ve arkasına dönerek yağmuru aldırmadan arabadan inmiş ona bakan Hyunjin ile kesişmişti bakışları.

F: "Teşekkür ederim. Ama daha fazla ıslanma gidebilirsin"

Deltanın gitmesini istiyordu çünkü bu kapı açıldığında başına nelerin geleceğini biliyordu ve kimsenin gözünde zavallı durumuna düşmek de isteyeceği en son şey olurdu.

H: "Eve sağ salim girdiğini görünce gideceğim söz"

Felix başını önüne eğmiş ve birkaç damla gözyaşının daha yağmura karışmasına izin vermişti. Çok garipti şu an koşup neredeyse tanımadığı adamın kollarına atmak iatşyordu kendisini. Bu bir istek miydi, ihtiyaç mıydı yoksa kaderinden kaçmak mı?

Artık ne olacaksa olsun diyerek cebinde eli ile sıkarak tuttuğu anahtarı çıkarmış ve deliğe soktmuştu. Hemen ise kapı açılmıştı, anahtarın sesini duyan babası kapıyı açmıştı.

Sinirden - belki de aşırı alkolden- dudakları morarmış adam sırılsıklam olmuş ve büzüşmüş bedene baktı. Bu çocuğa artık dersini verme zamanıydı. Elini omzuna attı ve sıkıca tuttu.

Evin kenarında hareketlilik hissettiğinde ise hemen o tarafa bakarak elini indirdi. Omzunda boşluk hisseden Felix başını kaldırıp babasının yüzüne baktığında o bakışları gördü... sanki kendi bakışları babasındaydı şu an.

Nasıl ki kendisi korktuğunda babasına öyle bakıyordu şu an babası da aynı korku dolu bakışlarla Hyunjin'e taraf bakıyordu.

"Geç içeri soğukta üşümüşsündür"

Felix şokla gözlerini irice açmış ve babasının yüzüne tekrar bakmıştı ama o sadece Hyunjin'e bakıyordu.

Küçük beden bir şey demeden hemen içeri girmişti, odasına doğru koşup kapıyı kitlerse belki kurtulurdu ama hemen ardından babası da içeri girmiş ve kapıyı kapatmıştı.

Kendisine doğru adımladığını zannetmişti ama babası cama doğru yaklaştı, perdeyi azıcık aralayarak arabanın uzaklaştığını gördü ve derin bir nefes aldı.

Sonra ise alev dolu bakışlarını Felix'e doğru çevirdi...

" o adam kimdi? Bir evede fuhuş yapmadığın kalmıştı senin gibi çocuğum yok benim siktir git"

Felix daha ne olduğunu anlayamadan saçında hissettiği yanma hissi ile sessizce ağlamaya başlamıştı.

Saçından sürüklenerek kapıya doğru gelmiş ve tekrar vücudu ıslak zeminle buluşmuştu.

Onu dışarı iten babası son bir kez iğrenerek suratına baktı.

"Git altına girdiğin adamlarla yaşa"

Hemen ardından ise kapı sert bir şekilde yüzüne kapanmıştı.

Hem evinin kapısı hem de hayatının kapısı orada kapanmıştı, vitanın.

Başka gidecek yeri yoktu, ya da kalacak yer bulacak kadar parası veya yaşayacak kadar gücü.

Hiçbir şey yoktu. Artık yorulmuştu. Soğuktan mıdır bilmiyordu ama uyumak istiyordu, sadece sonsuz bir uyku onu dinlendirebilirdi.

Kararını vermişti küçük beden. Titreyen dizlerine inat elleriyle yerden destek alarak ayağa kalktı ve kararlı adımlarla yürüdü.

Fazlasıyla dayanmış ve hayata tutunmuştu. Güzel bir uykunun zamanı gelmişti....

________

Asırlar sonra geri döndüm canolar. Götler nasıl iyi kollanıyor mu?

Düzenli bölüm atmaya çalışıyorumke

Siz takip etmek benim instagramı ben mutlu olmak @/ keenblues

Bölüm sonu

5 yorum