İçeriğe geç

Mr. Mafia (Omegaverse)

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Mr. Mafia (Omegaverse)

Bölüm 4

Senin için geleceğim

İyi okumalar 🦋

__________

~Felix~

Son olarak masaların üstünü de sildikten sonra çöpleri de alarak dışarı çıkmış ve kapıyı kilitkemiştim. Gece mesaisi bende olduğu için kafeyi kapatmak da benim görevimdi.

Çöp poşeti kendimden büyük ve ağır olduğu için sürükleyerek zar zor çöp kutusunun yanına bırakmıştım. Bugün çok fazla müşteri yoktu ve çok yorulmamıştım üstelik işlerimi de erken bitirmiştim. Eve gidip güzel bir duş aldıktan sonra ders çalışabilirdim.

Ev yaşamı benim için zor olsa da iş yerimde mutluydum. En azından kimse bana karışmıyordu. Sakince işlerimi görüyordum. Hatta müşteri az olduğu zaman kaçamak kaçamak ders bile çalışıyordum. Benim için zor olan tek yer babamın yanıydı...

Hava soğuk olduğu için elimi ceketimin ceplerine tıkmış, ısınmak için hızlı hızlı yürüyordum. Artık gerçek anlamda üstüme kalın bir şeyler almam gerekiyordu.

Siyah ceketim de yaralı adamda kalmıştı zaten.. acaba yaşıyor muydu? Ah aptal olma Lix üç kurşun yarasından kim sağ çıkmış ki. Sanırım ilk hastamın öldüğünü kabullenmem gerekiyordu artık.. ve kokumu seven ilk kişinin..

Acaba hangi sokakta olmuştu ki? Çok fazla kavşak dönmüştüm ve olayın hangi sokakta yaşandığını tam hatırlayamıyordum. Ama sokaklar tanıdık geliyordu. Bir anda kendimi tekrar aynı kavşakları dönerken buldum.

Gerçekten yolumu fazlasıyla uzatmıştım.. o gece nasıl cesaret etmiştim bu kadar karanlık sokaklara girmeyi acaba. Soğuktan mı yoksa karanlık korkusundan mı bilmiyorum ama tüylerim ürperiyordu. Azıcık da olsa ısınmak için ceketimin şapkasını da başıma çektim.

Ah..Kore neden bu kadar soğuk olmak zorundaydı ki?

Biraz daha değişik sokaklara döndükten sonra adımlarımın beni durdurduğu yerde durmuştum. İşte yine o karanlık, dar ve çıkmaz sokak...

Buraya neden gelmiştim ki? Adamı tekrar bulacak değildim.. ya da ne bileyim ruhu ile falan karşılaşacak değildim ya? Ama işte içimdeki his buraya gelmemi istemişti. Ben ise sorgulamamıştım.

Çıkmaz sokağa girdiğimde vitam çok heyecanlıydı.. ben bu aksiyonlu hayatımdan bıkmıştım ama şu içimde uslu durmak bilmeyen kurt aksiyon mu istiyordu gerçekten?

Karanlıkta hiçbir şey görmüyordum ama yalnız olmadığımı da anlıyordum içten içe. Geçen sefer burada olan çöp kutusu yoktu sanırım? Çünkü sokakta fazla ilerlemiştim ama konteynır'a çarpmamıştım.

Gerçi acaba adamı neden vurmuşlardı ki? Kötü birisi miydi ki? Düşündükçe daha çok korkmaya başlıyordum. Sokağın sonuna kadar yürüdüğümü kafam taş duvara çarptığında anladım.

Kendimi kaptırdığım için çıkmaz sokak olduğunu mu unutmuştum. Elimi alnımı okşamak için kaldırdığımda omzumda hissettiğim el ile duraksamıştım.

"Çok sakarsın"

Siktir? Omzumdaki el konuştu mu?

Kalbim yerinden çıkacaktı. Bağırsam mı ki? Yani ne gerek vardı gecenin köründe buraya gelmeye.

Tereddüt içeren adımlarla yavaşça arkamı dönmüştüm. Karanlık olduğu için adamın yüzünü göremiyordum ama benden baya uzun olduğu ortadaydı. Ve eli kocamandı. Ve hala omzunda duruyordu?

"İyi geceler dilerim efendim, tatlı rüyalar ben artık gideyim"

Lafımı bitirir bitirmez geri çekilmiş ve omzumda duran elden kurtulmuştum. Koşar adımlarla buradan ayrılmaktı planım ama adamın kıkırdayarak gülmesi kalbimi okşamıştı. Çok güzel gülüyordu.. keşke karanlık olmasa da gülüşünü izleyebilsem.

"Buraya geldiğimde seni görmeyi planlamamıştım. Ama madem buradasın bunlar senin"

Bırak adını bilmeyi, kim olduğunu bilmediğim, hatta yüzünü bile göremediğim adam elime küçük bir poşet tıkıştırmıştı. Ya içinde bomba varsa? Ya uyuşturucuysa?

Sikeyim o zaman poşeti neden elime aldım? Adam hipnozcu mu yoksa? Bu poşet neden elimde?

"K-kimsiniz?"

Titreyen dilim, yerinden çıkacak gibi atan kalbim, içimde kıpır kıpır olan kurdum yüzünden kendimi zorlukla toparladım ve kekeleyerek konuştum.

"Biraz daha bekle küçük melek, senin için geleceğim"

Duyduğum kalın sesin ardından, yanağımı okşayan elleri hissetmiş hemen ardından da soğuk rüzgar çarpmıştı yanağıma. Gitmiş miydi?

"Melek?"

Kendi kendime yanağımı okşayarak fısıldadım.. Melek mi dedi bana. ah gerçekten kafayı yiyeceğim artık. Kimdi o adam?

Bir süre daha olduğum yerde dikildikten sonra elimdeki poşetin varlığını hissettim. Ne kadar korksam da poşetin içine elimi göndermiş ve içinde duran parçayı elime almıştım.

Bir kıyafete benziyordu? Bir ceketti sanırım. Boş poşeti yere fırlattıktan sonra tek elimde ceketi tutarken diğer elimle de telefonun fenerini açtım.

İşte o an tüm dünya, kalbim de dahil durmuştu.. elimde tuttuğum kendi ceketimdi, üstelik o gece adamın yaralarına tampon olarak kullandığım ceketim.

Gerçekten az önceki adam o muydu? Yaşıyor muydu?

Tanrım dizlerim titriyor, kalbim duruyor, gözlerimden yaşlar akıyordu... Yaşıyordu, onu kurtarmıştım.

Vücudumda daha fazla güç bulamadığım için dizlerimin üstüne çöktüm ve ellerim arasındaki ceketi üzerime giyindim. Sanırım bu ceketi artık asla bırakmayacaktım.

...

Dün gece saat kaçta eve geldim, nasıl ve ne zaman uyudum bilmiyordum. Ama geç uyuduğuma emindim. Şu an ilk derse çoktan geç kalmıştım ve koşmaktan nefesim kesilecekti.

Gece baya geç uyumuştum, ki babam evde olmadığı için çok şanslıydım. Yoksa her şey daha zor olabilirdi. Ve şimdi sabah saat 9da olan dersime 20 dakika geç kalmıştım, hala da yetişmek için koşuyordum.

Üniversite girişine vardığımda omzumda düşmekte olan çantayı hemen düzeltmiş ve cebimden öğrenci kartımı çıkararak, turnikeye okutur okutmaz koşmaya devam ettim.

Tıp fakultesinin önüne vardığımda gözüm anlık olarak öğretmenler odasının balkonuna kaydı. Dün çarptığım adam ciddi yüz ifadesiyle kahvesini içiyordu. İstemeden de olsa adımlarımı durdurdum ve yüz çizgilerine baktım, kusursuz bir tablo gibiydi... acaba yeni öğretmen falan mıydı? Daha önce onu hiç görmemiştim.

Koyu gözleri bana doğru kaydığında kendime gelmiş ve gülümsedikten sonra koşar adımlarıma devam etmiştim, arkamda sırıtan bir adam bıraktığımdan habersizdim...

Sınıfın önüne vardığımda öğrencilerin dışarıda olduğu gerçeği yüzüme soğuk rüzgar gibi çarptı. Sadece 30 dakikacık geç kalmıştım ders şimdiden bitti mi? İlk defa bir dersi kaçırmıştım ve bu duygu biraz garipti.. sanki artık hayatım tamamen değişmiş gibiydi.. her şey aynıydı ama farklı hissediyordum işte.

Gözler bana doğru kaydığında hemen oradan uzaklaştım kantine gitmek için. Biliyorsunuz üniversitedekiler ile pek anlaşamıyordum.

Dersi kaçırmam yetmezmiş gibi kenar masaların hepsi doluydu. Gerçekten neden yani o kadar koşturmuştum biraz otursaydım olmaz mıydı?

Bıkkın bir nefes verdikten sonra omzuma ağırlık pompalayan çantamı elime almıştım ki boş kalan omzumda el hissetmem ile dün geceki olaylar film şeridi gibi gözümün önünden geçmişti.

Arkama dönecek cesaretim yoktu. Sanki dönersem dün geceki kişiyi görecekmiş gibiydim. Tanrım rüyadaysam hemen şimdi uyanayım lütfen.

"Merhaba?"

Arkamdaki beden donup kalmama şaşırmış olacak ki konuşmuştu ama sesini duyduğumda anlamıştım o geceki kişi olmadığını.

"Şey..merhaba"

Şaşkınlıkla konuşurken arkamdaki delta önüme doğru adımlamıştı. Lütfen şu an kimseyle uğraşacak durumda değilim lütfen lütfen.

"Böylece ortalık yerde ayakta dikilirsen seni ezerler zaten küçücüksün gözükmüyorsun ki"

Delta tatlı gülümsemesiyle konuştuğunda rahat bir nefes almıştım. Hıııaaağğ keşke tüm deltalar, alfalar, betalar bu kadar tatlı ve nazik olsa...

"Oturacak masa arıyordum da"

"O zaman birlikte oturalım"

Deltanın teklifini geri çevirmemiş ve onunla birlikte oturmuştuk. Kantinin ortasında yerleşen bir masaya oturmak beni çok geriyordu ama bugün çok garip bir şekilde kimse bana bakmıyordu bile. Sanki yoktum, uğraşmaya bile gelmemişlerdi. Bu iyi bir şeydi ama bilirsiniz kendimi biraz boşlukta, ya da ne bileyim rüyadaymış gibi hissediyordum.

Kendi düşünceler havuzumda yüzerken tatlı delta elindeki iki bardakla önüme geçmiş ve sandalyesini çekerek oturmuştu.

"İşte senin için çikolatalı kahve. Vita'ların tatlı sevdiğini biliyorum"

Son dediğiyle göz kırpmıştı ve bu beni gülümsetmişti. Gerçekten tatlı şeyleri çok ama çok seviyordum.

"Ben Changbin, sen de Lee Felix olmalısın"

Sıcacık kahvesini hiç yanma belirtisi göstermeden ağır ağır yudumlayarak konuşmuştu adını şimdi öğrendiğim delta.

"E-vet. Ama sen-"

"Aynı sınıftayız. O gün hoca seni tahtaya çıkardığında öğrenmiştim adını."

Çok garipti.. onu sınıfta hiç görmemiştim. Ama sonuç olarak çok fazla kişiydik, gözden kaçırmış olabilirdim....

__________

Umarım bölümğ beğenirsiniz 🦋

Elimde hiç yedek bölüm kalmadı 🆘😭

Bu fotolara bakmaktan bir ay falan bölüm yazmaam artık 😭😭😭🩵🩵🤍🤍

Bölüm sonu

12 yorum