İçeriğe geç

Mr. Mafia (Omegaverse)

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Mr. Mafia (Omegaverse)

Bölüm 5

Odama geçelim

İyi okumalar 🦋

_______________

Changbin Hyung ile biraz daha konuştuktan sonra ders için sınıfa gitmiştik. Üniversiteye geç başladığını benden beş yaş büyük olduğunu öğrendiğimde gerçekten hyung'um olarak görmüştüm onu.

Kaba görünümüne -ki her delta öyle- rağmen çok kibar birisiydi. Özellikle de Vitalar ile ilgili her şeyi biliyordu. Belki de hayatında bir vita vardı, ama deltalara bakmış vitaların sayı çok ama çok azdı. Neredeyse nadir bulunuyorlardı. Bu yüzden biraz kafam karışmıştı.

İşin en ilginç tarafı ise sabahtan beri okulda kimse bana sataşmamış, geç gelmeme rağmen yan gözle bakmamışlardı. Gerçekten garip hissediyordum. Üstelik şu an en önde oturarak Changbin hyung'un yanında dersi dinliyordum. Ve kimse bir şey söylememişti.

Elimden geldiğince dikkatimi derse vermeye çalışıyordum ama kafam çok karışıktı. Son yaşadığım olaylar gerçekten karmaşıktı. Üstelik ceketimi bana veren adam... ah kimdi o adam? Param ve anahtarlarım da olduğu gibi cebimde duruyordu.

İçimden kendi kendime konuşurken, hoca dersi bitiriyorum dediğinde anlamıştım tüm dikkatimin dağıldığını. Şu sıralar daha çok ders çalışmam gerekecekti.

Herkes ayaklanmaya başladığında not defterimi ve kalemimi alıp çantama tıkıştırdıktan sonra hızlı bir şekilde ayağa kalkmıştım. Changbin hyung ise aceleci halimi pür dikkat izliyordu.

"Gidecek acil yerin mi var?"

Kalın sesiyle gözlerini gözlerimden almadan sormuştu sorusunu. Aslında iş saatimin başlamasına çok vardı ama kimse benimle uğraşmaya başlamadan kütüphaneye gidip sessiz ortamda, kenarda köşede ders çalılabilirdim.

"Ah.. evet aslında işe gitmem gerekiyor"

"Hmm anladım, seni bırakmamı ister misin?"

Bu adam gerçekten çok kibardı. Keşke tüm deltalar böyle olsa...

"Gerek yok kendim hallederim. Tanıştığımıza memnun oldum"

Onu kibar bir şekilde reddettikten sonra tekrar elimi uzatmıştım, o da elimi tuttuğunda tokalaşmış ve hızlı adımlarla sınıftan çıkmıştım.

Her zamanki gibi başım eğik, ayaklarımı izleyerek, kimsenin yüzüne bakmadan hızlı adımlarla ilerliyordum. Üniversite başlayalı 2 ay falan olmuştu ama ben çoktan alışmıştım ortama ve zorbalanmaya.. Gerçi kendimi bildim bileli babam tarafından zorbalanıyordum bunlar ne ki bana.

Mal vitam, eğer yeryüzünde en mal kurt ödülü olsaydı kesin benim vitam her sene birinci seçilirdi. Ben götümün korkusundan başımı bile kaldırmadan yürüyorken o heyecanlı ve mutluydu. Son günlerde kurduma bir şeyler olmuştu sanırım. Artık kurdum da deliriyordu...

"Biraz sakin olur musun lütfen, feromon salgılamak istemiyorum"

Elimi feromon bezime bastırarak kendi kendime konuşuyordum ki iki omzuma yaslanan eller beni durdurmuştu... artık beni omzumdan tutarak durdurmayı bırakın...

"Ve sen yine önüne bakmadan yürüyorsun"

Başımı kaldırdığımda geçen çarptığım delta ile göz göze gelmiştim.. her gördüğümde bunu söyleyecektim, o çok yakışıklı.. fazlasıyla..

"Özür dilerim"

Muhtemelen yine önüme bakmadan yürüdüğüm için ona çarpacaktım, bu yüzden omuzlarımdan tutarak beni durdurmuştu. Tanrım.. gereksiz vita ne zamandan beri gördüğün her deltaya kuyruk sallar oldun?

"Ne zamandan beri gördüğün her deltaya kuyruk sallar oldun"

İçimden konuştuğumu zannederken düşüncelerimi sesli aöylemiş olduğum gerçeğiyle iki elimi de ağzımı kapatacak şekilde, yüzüme kapattım.

"Gitmem gerekiyor iyi günler"

Elimi ağzımdan çekmeden boğuk ses tonuyla konuştuktan sonra koşarak oradan uzaklaşmıştım. Yine kendimi rezil etmeyei becermiştim.

Utancımla birlikte kampüsün çıkış turnikelerine kadar koşmuştum. Öğrenci kartımı almak için elimi cebime attığımda yine boşlukla karşılaşmıştım. Kartımı telefonumun arkasına koymuştum ve telefonum da sınıfta kalmış olmalıydı. Kafamı turnikeye çarpmamak için zor tutuyordum kendimi.

Yorgun adımlarla geldiğim yolu geri dönmek zorunda kalmıştım. Fakültenin içine girdiğimde deltanın hala orada olduğunu gördüm. Yeni öğretmen miydi ki? Neden hep buralardaydı.

Ama bu sefer bir kadın ile konuşuyordu. Kadının güzelliğine, zarifliğine ve yakışıklı deltanın ağzına girmesine bakılırsa omegaydı. Aman bana ne sanki kendi istediğiyle konuşur. Hem belki de sevgilisiydi...

O tarafa aval aval bakmayı bırakmış ve koşarak telefonumu almak için sınıfa girmiştim. Oturduğum sıranın altında duran telefonumu aldıktan sonra tekrar koşmaya başlamıştım. Aslında acelem de yoktu ben niye koşuyorsam.

Sakin adımlarla yürümeye karar verdiğimde yakışıklı delta yine önümde belirmişti. Sevgilisi neredeydi bunun? Alsın başımdan ikide bir önümde beliriyor.

"Lee Felix, konuşabilir miyiz?"

"Benimle mi?"

İşaret parmağımla kendimi gösterirken etrafıma bakmaya başlamıştım benden başkası var mı diye. Al işte ben bu zekayla çok bile yaşamışım başka Lee Felix mi var acaba?

"Odama geçelim"

Çok kısa ve net konuşuyordu, bu ise kanımı donduruyordu. Odamda konuşalım dediğine göre öğretmendi yani tehlikeli birisi değil sonuç olarak konuşabilirdim.

Fakültenin en üst katına çıkmıştık. Buraya ilk defa geliyordum ve zaten sadece bir tane oda vardı aşırı sessiz ve huzurlu bir yere benziyordu. Büyük cam pencerelerden yansıyan gün ışığı mükemmeldi, tam kitap okumalık bir mekandı.

Nazikçe kapıyı açtığında içeri girmiştim. Ben gözümü fazlasıyla düzenli odada gezdiriyorken, yakışıklı delta siyah deri sandalyesine yaylanarak oturmuştu bile.

"Oturabilirsin"

Çok koşturduğum için yorulmuştum. İsteğini geri çevirmeden küçük siyah sandalyeye oturmuş ve konuşmasını bekliyordum. Ortam biraz gericiydi. Ne de olsa hiç hayatımda bir delta ile odada tek başıma kalmamıştım. Garip hissettiriyordu ama kurdum baya sakindi. Zaten kurdum nerede ne tepki vermesi gerektiğini bilmiyordu ki..

"Ben üniversitenin yeni sahibiyim"

Ohaaa.

En azından bu sefer heyecanımı içimde yaşamış, ayı gibi anırarak oha dememiştim. Ben onu öğretmen zannederken, o üniversitenin sahibiymiş. Gerçekten çok havalı. Anladım anlamında sakince başımı salladım ki konuşmasına devam etsin.

"Üniversitede zorluk çektiğin her konuda bana gelebilirsin. Ne de olsa koskoca üniversitenin biricik vitasısın"

Gülümseyerek konuşması beni hipnoz ediyordu, kısılan gözleri, yanaklarındaki hafif çukurlar... çok güzel gülüyordu..Her şey bir yana bana biricik vita demişti. Keşke ona üniversitede gördüğüm zorbalığı hıçkırıklara boğularak anlatabilsem.. ama maalesef başımı onaylar anlamda sallamaktan başka bir şey yapmamıştım, yapamamıştım.

"Sormak istediğin bir şey var mı?"

"Deminki omega sevgiliniz miydi?"

Sorduğum sorunun mantığını asla sorgulamadım. Sormak istemiştim ve sormuştum işte. Ama yaylanarak oturduğu sandalyesinde belini dikleştirerek bana ciddi suratıyla bakmaya başladığında birazcık sorgulamıştım.

"Ah özür dilerim sadece merak etmiştim ondan şey ettim.. açıklamanıza gerek yok.. gerçi beni de ilgilendirmiyor.. ben gitsem iyi olacak. Teşekkürler"

Ciddi suratını görür görmez telaşlı şekilde ellerimi havada sallayarak tek nefeste konuşmuş, bir saniye bile beklemeden ayağa kalkarak kapıya doğru ilerledim. Hemen kapıyı açmalı ve bu gergin ortamdan kurtulmalıydım.. hemen.

"Deltam, uzun zaman önce benimle iletişimi kesti. Sadece normal bir delta, hiçbir hissi olmayan kurt. Onun yüzünden sevgi hissetmeyi bırakalı da çok oldu"

Elim kapının kolunda öylece kala kalmıştı. Neden bana açıklama yapmıştı bilmiyordum ama üzülmüştüm. Acaba neden bu durumdaydı ki?

Biraz daha düşündükten sonra kendimin daha ağır dertleri olduğunu hatırlamış ve yüzümü deltaya taraf dönmüştüm.

"Sizin adınıza üzüldüm.. şey umarım her şey daha iyi olur ve tekrar teşekkürler"

Daha fazla gergin ortamın havasını solmumamak için odadan çıkmış ve işe yetişmek için yol koyulmuştum bile.

H: "Sayende deltam daha iyi ufaklık.."

_____________

KİTABA MİNSUNG GETİRMEK İÇİN CAN ATIYORUM. TEPKİLERİNİZİ ÇOK MERAK EDİYORUMM AĞĞĞĞ

Bölüm sonu

12 yorum