İyi Okumalar 🦋
_________
F: "Baba?"
Felix aylardır yüzünü görmediği babasını görünce dizleri daha çok titremeye başlamıştı. Geride bıraktığı kötü hayatı, anıları gözünün önüne gelince gözlerinden yaşlar akmaya bile başlamıştı.
Bu acımasız adam onu niye kaçırmıştı. Umrunda değildi. Dövecekse tekrar dövsün hiç umrunda dedğildi. İstediği kadar dövebilirdi. Ama onu Hyunjin'den asla ayırmasın.
Nasıl kötü bir gün geçirirse geçirsin günün sonunda Hyunjin onun yaralarını saracaktı buna emindi. O artık eşi olmadan yaşayamazdı ve bu acımasız adamın pençesine tekrar düşmek istemiyordu.
"Felix, oğlum"
Adam, elini Felix'in omzuna koymaya çalıştığında Felix başını iki yana sallayarak tekrar bir adım geri atmıştı.
"Oğlum mecburdum. Tüm olanlar için mecburdum. Ama bitmek üzere her şey bitmek üzere. Bu iş bittikten sonra birlikte mutlu yaşayacağız"
Felix bir adım daha geri çekildiğinde sesinin ne kadar kısık çıktığından haberi bile yoktu.
F: "Ben zaten çok mutluyum"
Büyük olan başını sallayarak oğluna biraz daha yaklaşmış ve vitanın çenesini kavrayarak başını yukarı kaldırmıştı.
"O adamla mühürlendin mi?"
Felix küçük eli ile çenesini kavrayan eli itmiş ve biraz sonra koliler yüzünden gidecek yerinin kalmayacak olmasını bile bile bir adım daha geri atmıştı.
"Felix, daha öncesinde sen acı çekerken o adam bunun farkındaydı ama gelmedi. Kurdu hissediyordu ama o sana yardım etmeyi reddediyordu"
Vita gözlerinden akan yaşları silerken burukça gülümsedi.
F: "Bana o acıları da yaşatan sendin unutma"
Demir kapı tekrar kulakları kanatacak düzeyde yüksek bir sesle açılmış ve iki kişi koşarak içeri girmişti.
Felix ruh eşinin sıcaklığını hissedince hemen koşarak Hyunjin'e sarılmış ve sessiz ağlayışlarına yavaştan başlamıştı.
Minho elindeki silahı fazlasıyla sakin duran adamın başına hedef alırken Hyunjin küçüğüne sıkıca sarılıp durmadan öpüyordu.
H: "Özür dilerim"
Felix daha sıkı sarılmak istiyordu ama şu an bunun zamanı olmadığını biliyordu. En kısa zamanda pis kokulu yerden çıkmak, deltasının kollarında uyumak ve uyanınca olan biten her şeyi unutmak istiyordu.
Hyunjin başını kaldırmış ve biraz ötesinde dikilen adama bakmıştı. Aylardır peşlerinde olan dedektif, sevgilisinin babasıymış...
"Kendin sor oğlum. Sana doğruları söyleyecektir. Sor senin acı çekmeni nasıl görmezden geldiğini sevgiline"
Minho elindeki silahla adama yaklaşırken Felix, başını biraz daha gömmüştü Hyunjin'in göğsüne. Duymak istemiyordu, o adamın sesini dahi duymak istemiyordu.
Hyunjin ile mühürlendikten sonra deltası onunla konuşmuştu. Olan biten her şeyi anlatmıştı. Ruh eşi oldukları için Felix'in kurdunun tehlikede olduğunu anladığını söylemişti.
Ama zaten yeterince tehlikeli olan hayatına birisini daha eklememek için Hyunjin bu hisleri görmezden geliyormuş. Ve bir tarafı da birisine bağlanmaya hazır olmadığını ona durmadan söylüyordu.
Bunun için Hyunjin ondan defalarca özür dilemişti. Felix de affetmişti. Biraz kalbi kırılmıştı ama eninde sonunda kavuştukları için kadere kızmamış, mutlu olduğu için şükür etmişti.
Şimdi bu adam ne kadar Hyunjin'i kötülemeye çalışarak konuşsa da kimsenin umrunda değildi. Changbin güvenli bir yerde kardeşi Jeongin'i koruyordu ve şimdi de Felix'i alıp gidecekti ve Minho da dedektifin işini bitirecekti.
Bu kadar basit...
Adam umursanmadığını anlamış olacak ki elindeki küçük, üzerinde sadece bir tane tuş olan kumandayı havaya kaldırmış ve havada sallamıştı.
"Görevim seni tutuklamak Hwang ama..."
Havada salladığı kumandaya bakmış ve uzun süredir mimiksiz duran yüzüne rahatsız edici bir gülücük kondurmuştu.
"Ama ben görevlerde başarılı olup, başka işler için görevlendirilmekten bıktım"
Hyunjin, kollarını biraz daha sarmıştı Felix'e ve küçük bedeni arkasına çekmişti.
"Bu gece bu depoda sen ve zehirlerin yanıp kül olacak. Ben de istifa edip oğlumla istediğim hayatı yaşayacağım"
Havada salladığı kumandayı pantolonunun cebine atmıştı.
Felix, Hyunjin'in arkasından çıkmış ve kırmızı gözlerini hiç korkmadan babasınım gözlerine dikmişti.
F: "İstediğin hayat? İstediğin hayat ne? her gün zevk için beni dövmek mi?"
Delta, vita'nın kollarından tutmuş ve tekrar arkasına çekmeye çalışmıştı ama vita çabalayarak deltanın ellerinden kurtulmuş ve bir adım yaklaşmıştı çocukluğunu çalan adama doğru.
F: "İlk okulda zorbalığa uğradığımda yanımda değildin"
Bir adım daha yaklaştı...
F: "Liseyi birincilikle bitirdiğimde yanımda değildin"
Bir adım daha...
F: "Dereceyle doktorluk kazandığım günün gecesi beni bayılana kadar dövdüğünde yanımdaydın ama şimdi hakkını yemem"
Buruk bir şekilde gülümsedi ve bir adım daha yaklaşarak ondan uzun olan bedenin önünde dikildi.
F: "Üniversitede alfalar tarafından tecavüze uğramak üzereyken yanımda değildin"
Son bir adım daha...
F: "Sen aslında benim hayatımda hiç yoktun"
Ellerini yumruk yaparak sıkmış, tırnaklarını etine geçirdikten sonra sağ elini açarak hayatını ona zehir eden adamın suratına yılların birikmişliğinden bir tokat attı.
Adam yediği sert tokata şaşırmış olacak ki bir süre sonra kendi büyüttüğü oğluna baktı, aslında hayat onu büyütmüştü.
Felix'in önünde duran uzun beden elini bir hışımla havaya kaldırdığında demir kapının tekrar açılması ile patlayan silah sesi birbirine karışmıştı.
Duyduğu silah sesi yüzünden duraksayan Jisung, karnına giren kramplar yüzünden durmuş ve sakinleşmeye çalışmıştı.
Chan'ın ilerlediğini gördüğünde kendini toparlamış ve ayakta duran Minho'yu gördüğünde rahatlamıştı.
Herkes içeri dalan ikiliye bakarken Minho gördüğü eşi ile dişlerini kıracak kadar sıkmıştı.
M: "Dışarı hemen!"
Minho bu sefer silahı Jisung'a taraf uzatmış onu kovmaya çalışmıştı. Jisung ise durmadan ilerlemiş ve deltasının boynuna sarılmıştı karnının izin verdiği kadarıyla.
M: "Jisung hemen dışarı çık"
Sigma eşini sağ salim gördüğü için mutluydu ama deponun patlamak üzere olduğunu bilen delta delirmek üzereydi.
Chan ise Felix'e sarılan Hyunjin'e bakış attıktan sonra sağ kolunu tutan yaralı bedene yaklaşmıştı.
C: "Doktorum, bakmama izin verin"
Hyunjin, silah sesi yüzünden titreyen Felix'i Jisung'un yanına götürmüş ve ikisini de buradan çıkmaya ikna etmişti.
H: "Birazdan yaşanacakları görmemeniz en iyisi"
Jisung yine neler olacağını bildiği için Minho'nun güven veren gözlerine bakmış ve Felix'in elinden tutarak arabaya göz kulak olan Seungmin'in yanına doğru hızla ilerlemişlerdi.
....
Seungmin, deponun arkasına park ettikleri arabanın önünde dururken Jisung ve Felix'i görünce rahatlamıştı. Duyduğu silah sesi yüzünden kafayı yemek üzereydi.
J: "Siktir"
Felix, elini sıkıca tuttuğu Jisung'a bakmıştı. Bir şey mi olmuştu?
Biraz uzakta duran Seungmin ise durumu hemen anladığı için koşarak Jisung'un yanına gelmiş ve kolunu omzuna atarak yürütmeye başlamıştı.
J: "Çok erken Seungmin"
Felix de artık neler olduğunu anladığında biraz daha paniklemişti. Her şey üst üste geliyordu.
Seungmin, Jisung'u arka koltuğa uzatırken Jisung direniyordu. Minho'yu buradan almadan gitmeyecekti, hele ki doğurmaya asla gidemezdi.
J: "Minho olmadan ol-
Seungmin inmiş karına biraz baskı yapmış ve Jisung'un çığlık atmasını sağlamıştı.
S: "Erken doğum yapıyorsun, hastanede bebeğe müdahale etmemiz gerekiyor Jisung. Bebeğin mi kocan mı?"
Jisung artan kramplar ve bulunduğu durum yüzünden şansına bin lanet okuyordu. Tabi ki beneğini seçecekti. Ona bir şey olmasını istemezdi. Minho'ya güveniyordu...
Eşine güveniyordu, sağ salim gelecekti. Bebekleri de sağlıklı doğacaktı. İkisi birlikte küçük bebeğini kucaklarına alıp seveceklerdi.
Her şey geride kaldı... Minho'nun ona söz verdiği mükemmel hayata çok yakındı. Minho verdiği sözden asla dönmezdi ki.
Felix ve Seungmin de arabaya bindikten sonra Seungmin son kez Jisung'u kontrol etmiş ve motoru çalıştırmıştı.
Arkasına dönüp, ondan her şeyini almak üzere olan depoya bakmış ve içinde hissettiği ruh eşinin kurduna son kez ulaşmıştı.
S: "Bazı vedalar hiç edilemedi Alfam"
____________
FİNALE HAZIR MISINIZ 😭😭😭😭
İnsta: @\keenblues
Yorum beğeni unutma tşk
Ters köşeleri çok sevdiğimi söylemiş miydim? 🤔








