İçeriğe geç

Moira

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Moira

Bölüm 5

Mahkumiyet

Hayat, hiç ummadığınız anda ummadığınız şeyleri ummadığınız şekilde karşınıza çıkarabilir.

Bana olan tam olarak buydu.

Sesini tekrar duymak bana hiç iyi gelmemişti. Ama aynı zamanda sesi bana bir şeyi hatırlatıyordu sanki. Düşüncelerimden Liora sayesinde kurtuldum çünkü beni sarsmaya başlamıştı.

"Alyeska, burada olduğumuzu biliyorlar."

"Görüyorum, Liora."

O anda sanki zaman durdu. Çünkü kapının kırılma sesi tüm evde duyuldu. Annem ve babam hızla odadan dışarı çıktılar. O adam... Vampirlerin başında olan o adam içeriye girdi. Kafası neredeyse tavana değecekti. İçeri girdiği anda nefesim kesildi. Tüm oda kasvetle boğuldu. Adamları içeri girdikçe oda daralıyor, kalbim daha da hızlanıyordu.

Ben etrafı incelerken onun gözlerini üzerimden hiç ayırmadığını fark ettim. Yutkunarak ona baktım. Mavi... Masmavi gözleri vardı. İnsanı içine çekiyordu. Bu gözleri daha önce gördüğüme emindim... Ama nerede?

"Merhaba, Alyeska."

Gülümseyerek konuşması samimi gelmiyordu. Aksine korkunç derecede insanı geriyordu. Yeniden ürktüm. Ağzımda yutkunacak su kalmamıştı. Resmen korkuyla yüzüne bakmaya devam ettim.

"Uzun zamandır seni arıyorum."

Anne ve babama baktım. Nasıl olur da hiç tepki vermezlerdi? Babamın çoktan önüme geçmesi, annemin eline geçirdiği ilk şeyle saldırması gerekiyordu. Ama ikisi de tek kelime etmiyordu. Sanki bu adamı bekliyorlardı.

Onlardan ses çıkmayınca adama baktım.

"Neden?"

Güldü ve kaşlarını kaldırdı.

"Neden? Güzel soru. İnsanlar misafir nedir bilmez mi? Uzun yoldan geldik. 'Oturun,' diyebilirdin."

Ciddi miydi? Gerçekten şu an tek sorunumuz benim misafirperver olmamam mıydı?

Korkudan altımıza işemediğimiz için bence gayet misafirperverdik. Ama o bunu bilmese de olurdu. Ayrıca misafir kapıyı kırıp içeri girmezdi. Ama bunu da bilmese olurdu.

Bir adım ileriye doğru atınca ben de Liora da aynı anda geri adım attık. Bu, hoşuna gitmemiş gibi kafasını iki yana salladı ve bir sandalyeyi çekip oturdu.

Hayır... Hayır, şimdi anlıyorum. Sanırım bu bir rüyaydı. Evet, evet. Çünkü başka türlü bu mümkün olamazdı. Ya benimle dalga geçiyordu ya da gerçekten henüz uyanmamıştım.

"Su var mı?"

Şok olmuş bir şekilde yüzüne baktım.

Su mu? Sahiden mi?

"Gerçekten ne istiyorsun benden?"

"Sadece bir bardak su istedim."

Rüya olmadığına kanaat getirdim. Benimle dalga geçmediğini de yüzündeki ciddiyetten anladım. Sanırım akıl dengesi yerinde değildi.

Rahatlığını daha fazla eleştirmek istemedim ve sadede gelmesi için bir bardak su doldurup ona getirdim. Ama ona yaklaştıkça anlatılan vampir masalları yüzünden elim titriyordu. Suyu masaya koyacakken bardağı elimden aldı. Parmakları parmaklarıma değdiği anda aklımda bir sahne canlandı.

Mavi gözler...

Onları gördüm.

Elektrik çarpmış gibi geri çekildim. Geri çekilmem onu sinirlendirmiş gibi suyu masaya sertçe koydu.

"Benden ne istiyorsun? Neden beni arıyorsun?"

"Hatırlamıyorsun... Ama biliyorsun."

Elimi masaya vurdum. Beni gerçekten sinirlendirmeyi başarmıştı.

"Hiçbir şey bilmiyorum!"

Arkasındaki askerler kılıçlarını kaldırdılar. O ise arkasına bile dönmeden elini yavaşça yukarıdan aşağı indirdi ve kılıçlarını indirmelerini söyledi. Askerler bir saniye bile beklemeden kılıçlarını indirdiler.

"Rüyalar... Onlar beni mahvediyor, Alyeska. Her rüyamın içinde sen varsın. Gece gözlerimi kapattığım anda..."

Parmağını birkaç kez kafasına vurdu.

"Burada sadece sen varsın. Benden yardım istiyorsun, Alyeska. Gelmekten başka şansım kalmadı."

Gerçekten işler gittikçe tuhaflaşıyordu. Çünkü o rüya deyince bu adamı daha önce nerede gördüğümü hatırladım.

Onu rüyamda görmüştüm.

Bu nasıl mümkün olabilirdi? Daha önce hiç görmediğin birini nasıl olur da rüyanda görebilirdin?

"Neden yardım istiyordum?"

Sesim titredi. Gerçekten korkuyordum. Bu sefer ondan değil, etrafta dönen olaylardan.

"Ben de onu öğrenmeye geldim, Alyeska. Sana yardım etmeye geldim."

Buna inanmıyordum. Yıllardır olan kuralları bana yardım etmek için bozmazdı. Hayır... Hiçbir güç beni buna inandıramazdı.

Ayağa kalktı.

"Yarın beni bulursun."

"Neden seni bulmak isteyeyim?"

"İstemeye mecbursun."

Adamları açılıp ona yol verdi ve hepsi sırayla evi terk etti.

Kapı kapandı.

Ev yeniden sessizliğe gömüldü.

Gitmişti...

Ama nedense odadaki kasvet onunla birlikte gitmemişti. Sanki evin içinde görünmeyen bir şey kalmıştı.

Bir anlığına gözlerimi kapattım.

İçimde, istemesem de yarın onu bulacağıma dair açıklayamadığım bir his vardı.

Ve bu his...

Beni ondan daha çok korkutuyordu.

Bölüm sonu

9 yorum