İçeriğe geç

MİRASA SIĞMAYAN AŞK

Bölüm 2 · 2 dk okuma

MİRASA SIĞMAYAN AŞK

Bölüm 2

Kalbini Nerde Bıraktın?

Mektup... “Kübra, Sana hiçbir zaman ‘seni seviyorum’ diyemedim. Çünkü sevdiğimi söylesem, hak ettiğin gibi sevememekten korktum. İçimdeki yangını sana taşırsam, sen de yanarsın diye sustum. Ama sen her şeyi anladın. O gün karakoldan çıktığımda gözlerinle sarıldın bana, ben kaçtım. Şimdi uzaklardayım. Belki dönerim, belki dönemem… Ama bil ki; senin gülüşün, ben karanlıktayken bile içimi aydınlatan tek şeydi.” Kübra ilk kez sesli ağladı o gece. Gözyaşları rujuna, allığına karıştı. Aynada kendine baktı ve fısıldadı: "Sen zaten beni hiç sevmedin Yusuf... ya da sevmenin ne demek olduğunu bilmiyordun." Ertesi gün Fadime'nin evine gitti. Elinde Yusuf’un mektubu vardı ama göstermedi. Sadece oturdu karşısına, birlikte çay içtiler. İkisi de konuşmadan anlaştı. Çünkü bazı kadınların dostluğu, aşktan daha sadıktır. Ve o gün… Fadime bir cümle kurdu: “Kadir dönecek. Evet, artık evli. Ama kalbi hâlâ orada, bizde takılı kaldı.” Kübra gözlerinin içine baktı: “Ya sen hâlâ oradaysan, o başka yere gittiğinde?” Fadime cevap vermedi. Çünkü cevabı sessizliğinde saklıydı. Kadir evlendi, evet. Ama o gece, ilk sabah, ilk kahvaltı… hepsi birer zorunluluk gibiydi. Yanındaki kadın güzel olabilir ama güzel olan her şey sevilmezdi. O, başka bir güzelliğin gölgesinde yaşıyordu: Fadime. Evliliğin ilk haftasında odasında sessizce Fadime’nin adını yazdı bir kâğıda. Sonra buruşturup attı. Ama ne yaparsa yapsın, atamadığı bir şey vardı: "Gözümde kalan." Çünkü Kadir’in zihninde Fadime'nin saçları hâlâ sabah güneşinde dalgalanıyordu. Kızın çamaşır sererken parmak uçlarıyla sildiği alnı, utandığında başını önüne eğişi, kek yaptığı günlerde mutfaktan taşan tarçın kokusu… Bir gün arabayla yolda giderken radyoda bir türkü çıktı: "Çok görmeyin bana sevdayı, ben de sevdim zamanında..." Kadir arabayı kenara çekti. Caddy’nin içinde başını direksiyona yasladı. Gözlerinden yaş aktı ama kendine bile itiraf edemedi. Çünkü o, "ağlamaz"dı. Çünkü erkeklik, bazen sevdiğini kaybetsen de susmaktı. Ama o akşam eve döndüğünde, eşi gözlerine baktı ve tek bir cümle sordu: "Kadir... sen kalbini başka yerde mi bıraktın?" Kadir yutkundu. “Hayır,” dedi. Ama içi bağırıyordu: “Benim kalbim Fadime’nin avuçlarında kaldı. Onu hiçbir mahkeme, hiçbir nikâh, hiçbir zaman alamaz.” Aynı gün, köyde başka bir şey oldu. Yusuf geri döndü. Haber çabuk yayıldı. “Yusuf Akkaya köye geldi, gece Cami Mahallesi’ne girerken görülmüş.” Kübra sabah kalktığında kapısının önünde bir kâğıt buldu: “Bir gün sahici bir veda edebilirsek, belki baştan başlayabiliriz. — Yusuf” Kalbi karıştı. “Yine mi kaçacak?” diye Yusuf” Kalbi karıştı. “Yine mi kaçacak?” diye düşündü. Ama bu kez kaçan Yusuf değildi. Bekleyen Yusuf’tu. Ve karar, Kübra’nın kalbine kalmıştı. O günün gecesi… Fadime bahçeye çıktı. Gökyüzüne bakıp dua etti: "Allah'ım... aşkımı benden almadın. Ama elime de vermedin. Ne yapacağımı bilemiyorum artık..." Ve tam o anda, köyün girişinde bir motor sesi daha duyuldu. Beyaz bir Caddy… Ama içinde Kadir yoktu....

Bölüm sonu

6 yorum