O adam Minho değildi, olamazdı. “Ne?” Anlamaz bakışlarla adama baktım. Oda aynı şekilde bana baktı. “Yoksa yardımcım toplantının iptal olacağını söylemedi mi?” Ne? O yaşananlar normalde hiç yaşanmadı mı? Ben kimi gördüm o zaman, kafayı yedim galiba. “Hayır, yani evet. Söyledi ama ben yoğunluktan unutmuşum kusura bakmayın.” Kalkıp elimi adama doğru uzattım. Oda memnun ve birazda sert bir şekilde elimi sıktı. Karşımdaki sandalyeye oturmasını işaret ettim. Kafam çok karışıktı. O adamın gerçekten olduğuna emindim. Ama nasıl şu an karşımdaki o değildi? Bilgisayarda işim varmış gibi bilgisayardan Lee Şirketinin sahiplerine ve ceosuna baktım… vardı gerçekten vardı. Ama şu an karşımdaki o değildi. “Efendim bir şey sormak istiyorum.” Yüzümdeki gülümsemeyi hiç soldurmadan adama doğru konuştum. Ki bir şey varsa anlamasın diye. Kafasını sallayınca konuştum. “Siz bu şirketin ceosu musunuz?” Adamın gözlerinden paniklediği belli oluyordu. Ve gerginliği. Ne olur ne olmaz diye elimi masanın altındaki yardım tuşuna götürdüm. Ve bastım. Adamın gözleri birden yeşilin en koyu tonuna büründü. Çok iticiydi. Alfa olduğunu göstermeye çalışıyordu. Ama alfalardan korkmuyordum. Kapı açıldığında ikimizde o tarafa doğru döndük. Korumalar içeri girmişti bile. Adamı koklarından tutup kaldırdılar. “O adam seni kandıracak beta. Bence hiç riske girme.” “Neden bahsediyorsun sen?!” Adamın ensesine darbe alınca bayılmıştı. Ve ben sorumun cevabını alamadım. Korumalar dıları çıkınca sekreterimi çağırdım. “Araba hazırlamalarını söyle Lee Şirketine gideceğim.” Onayladıktan sonra kapattım. Ve dışarı doğru adımladım. Çok yorgundum bugün bittikten sonra bir hafta buraya gelmeyi düşünmüyorum. Aşağıya indim. Hazırlanan arabaya doğru ilerledim. Bindim. “Lee Şirketine gidiyoruz.” Sekreterime doğru baktım. Oda bana bakınca konuştum. “Bay Lee şirkette mi?” “Evet efendim.” Güzel. Artık ne olduğunu konuşmalıydık bence. Evet beta olabilirim. Ama güçsüz değildim. Her zaman alfalardan güçlü olmuşumdur. Hem duygusal açıdan hemde fiziksel açıdan. Şirketin önüne varınca arabadan indim iki kotumayla şirkte girdim. ————————— Tıklatılan kapıyla dikkati bozulmuştu deltanın. İçeri girmesi için onay vermişti. Giren kişi sekreteriydi. “Efendim Han Jisung şirkete giriş yaptı. Haberimiz yoktu, aniden geldiler efendim.” Minho şaşkın bakışlarla kadını dinliyordu. Çok geçmeden kadın odadan çıkmıştı. Ne için geliyordu acaba beta. Kapı tekrar çalınınca delta kimin geldiğini biliyordu. “Gel.” Komutu alan koruma kapıyı Jisung’un geçmesi için açmıştı. Minho Jisung’u görünce ayağı kalkmıştı. “Önemli bir durum yok. Sadece beni ve şirketimi rahatsız eden bir durum var. Ve bu durum anladığım kadarıyla sizin yüzünüzden.” Evet tepkisi saçmaydı. Ama böyle giderse şirketi ve çalışanlar tehlike altındaydı. Ve ben buna göz yumamazdı. “Buyrun. Konuşalım. Neymiş bakalım benim yüzümden olan durum.” Minho durumun ne olduğunu çok iyi biliyordu. Betanın ne için geldiğini anlamıştı. Karşısındaki bedenin endişesi ve ruhen yorgunluğu gözlerinden anlaşılıyordu. Ve ruh eşi oldukları için bunu biraz hissedebiliyordu delta. “Öncelikle yaşananları biliyorsunuz zaten. Bundan sonra benimle hiç konuşmadınız. Ve sizi tanımıyormuş gibi yapmamı istediniz. Sonrasında kendiniz yokmuş gibi davrandınız. Bende öyle davrandım. Ama bugün sizin yerinize gelen o adamın endişesinin sebebini öğrenmek isterim.” Minho anlamadığını belirtti. Jisung’a göre Minho olanları biliyordu ama buraya gelince bilmediğini anladı. “Şöyleki bugün kendisini bana siz olarak tanıtan bir adam geldi. Ama ben önceden sizi gördüğüm için anladım. Korumalarım onu dışarı çıkarırken bana bir şey söyledi ‘O adam seni kandıracak beta. Bence hiç riske girme.’ Ben biliyorsunuz diye düşünmüştüm.” Delta telefonunu alıp bir fotoğraf aradı, buluncada gösterdi. “Yanınıza gelen adam bu muydu?” “Evet.” Minho’nun tahmin ettiği olmuştu. İşte bu yüzden betaya yaklaşmamıştı. Olacakları biliyordu. “Bay Han bence siz bir daha benimle görüşmezseniz bu adam peşinizi bırakır. “Ortak olduğumuz için sizinle iletişimimi kesemem her türlü görüşeceğiz. Eğer sizinle bir ilgisi varsa bu sorunu çözmenizi rica ediyorum.” Aslında adamın Minho ile alakası yoktu adam Jisung için gelmişti. Ama bunu betaya nasıl açıklayacağını bilmiyordu işte delta. “Adamın benimle alakası yok. Sadece bir kaç kez tartışmışlığımız var. Ama o adam ben kiminle ortak olursam o kişiye sinirleniyor. Yani burda benimle alakalı bir durum yok.” “Bence var. Adama bir şey yapmışsınız demek ki bu yüzden size düşmen kesilmiş ve ilerlemenizi istemiyor.” Jisung kelimelerini biraz sert bir sesle söylemişti. Çünkü aynı sinir ondada vardı. Ve dinmeyecekti. “Bay Han bence evinizin önünde koruma bulundurun.” Minho’nun sesi titrek çıkmıştı. Ruh eşine bir şey olması korkusu vardı içinde ve bu sesine yansımıştı. “Bay Han odadan çıkar mısınız?” Jisung ne olduğunu anlamamıştı. Ama Minho’nun iyi olmadığının farkındaydı. Ama gitmeliydi çünkü istenmediği yerde durmayı sevmiyordu. “İyi günler Bay Lee. Ama bu konu burada kapanmadı.” Jisung sandalyeden kalktı ve selam vererek çıktı. Asansörün önüne vardığında silah sesi duydu. Arkadını döndüğünde Minho’nun kapısının önündeki kalabalığı gördü. Ve oraya doğru koşmaya başladı. Kalabalığın içinden geçip sandalyesinde kanlar içinde duran bedene baktı.
Bölüm 3
3.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.