Vera, Arda’nın kendisini sıkıca tutan kollarının arasında hiç paniklemedi. Sakince nefes aldı. Normal insanların korktuğunda vereceği tepkilerin hiçbirini vermedi.
Gözlerini Arda’nın kapkara gözlerine dikti. Sonra, sol dizinin ucuyla Arda’nın bacağındaki hassas bir noktaya hızlıca vurdu.
Arda, bacağına giren ani acıyla dengesini kaybetti. Kafasındaki o kusursuz zamanlama algısı, acının etkisiyle bir anlık şaştı. Kızı kaçırmamak için sıktığı kolları bir saniyeliğine gevşedi.
Vera bu fırsatı kaçırmadı. Bir yılan gibi Arda’nın kollarından sıyrıldı. Geriye doğru hızlı bir hareketle kaçıp aralarındaki mesafeyi açtı.
Arda tam masadaki silahına uzanacakken, Vera’nın susturuculu silahının namlusu çoktan onun alnına kilitlenmişti.
"Bir adım daha atarsan," dedi Vera buz gibi sesiyle. "Çok değer verdiğin beynindeki kanla duvara adını yazarım."
Arda durdu. Elini silahtan yavaşça çekti ve dik durdu. Gözlerinde öfke yoktu; ilk kez kendisi kadar hızlı ve zeki bir rakip bulduğu için şaşırmıştı. Bakışları Vera’nın yeşil lenslerine, ardından onun o kusursuz silah tutuşuna kaydı. Silahı kavrayışı o kadar harika ve hatasızdı ki, Arda hayatında ilk kez bir tehlike karşısında büyülenmiş gibi kaldı.
"Kimsin sen?" diye sordu Arda. Sesi odayı donduracak kadar soğuk çıkmıştı. "Şehir günlerdir gizemli birinin peşinde. Ama sen benim evimde, sahte kızıl saçların arkasında saklanıyorsun."
Vera hafifçe gülümsedi, silahı milim bile oynatmadı:
"Ben saklanmıyorum Karahan. Sadece doğru zamanı bekliyorum."
"Benim evimde mi?" diye sordu Arda. Gözleri hala kızın konuşma şekliydeydi. Tek bir takılma arıyordu ama Vera’nın sesi bir makine gibi pürüzsüz akıyordu. "O zaman otoparkta neden beni korudun? Neden o adamı gizlice indirdin?"
"Çünkü senin ölümün, o bilgisayara az önce mesajı atan kötü adamların işine yarar," dedi Vera, çenesiyle kırmızı ekranı göstererek. "İsimsiz bir iş aldım. Seni yok etmem için bana milyonlar teklif edildi. Ama senin geçmişini incelediğimde, o gizli tarikatla savaştığını gördüm. Sen ölürsen, onlar tamamen güçlü olacak. Ve ben... o insanların kazanmasına asla izin vermem."
Arda’nın gözleri, Vera'nın sesindeki kararlılığı duyunca kısıldı.
"Tarikat..." dedi Arda, sesi fısıltıya dönüştü. "Demek senin de onlarla bir derdin var."
"Benim onlarla olan derdim, senin bu küçük savaşından çok daha büyük," dedi Vera. Silahını yavaşça aşağı indirdi ama parmağını tetikten çekmedi. "Bu yüzden hayatta kalmak zorundasın, Karahan. Sen benim kalkanımsın. Onlar seni bitirmeye çalışırken hata yapacaklar, ben de o hataları yakalayıp işlerini tek tek bitireceğim."
Arda masaya dayandı, kıza doğru biraz eğildi:
"Yani beni korumuyorsun. Kendi intikamın için piyon olarak kullanıyorsun."
"Aynen öyle," dedi Vera, gözlerini onun gözlerine dikerek. "O yüzden uslu bir çocuk ol ve dikkatimi dağıtma."
O sırada bilgisayar ekranı bir kez daha titredi. Kırmızı harflerin altında, malikanenin güvenlik kameralarının canlı görüntüleri belirmeye başladı. Bahçe kapısının dışındaki korumalar tek tek yere yığılıyordu. Dışarıdaki maskeli suikastçılar çoktan bahçe sınırını geçmişti.
Arda ekrana bakıp dişlerini sıktı. Silahını sıkıca kavrayarak masanın üzerinden bir şarjör daha aldı.
"Kalkıp gitmek için artık çok geç," dedi Arda, sesindeki o sert lider tonuna geri dönerek. "Aşağıdaki kapıların kilitleri beş dakikadan fazla dayanmaz. Koridordan gelirler."
Vera, yeşil lenslerinin arkasından dışarıyı süzdü. Pencereden bakıldığında ağaçların arasında hareket eden gölgeler net bir şekilde seçiliyordu. İçindeki o bastırılamaz avcı içgüdüsü yeniden uyanmıştı.
"Yukarıyı bana bırak," dedi Vera, sesini odadaki gürültüye göre ayarlayarak. "Sen merdivenleri tut. Arkandan birinin sızmasına izin vermem.
Arda kıza son bir kez şüpheyle baktı. Zihnindeki o ritim metronomu hala bu kızın kim olduğunu çözmeye çalışıyordu ama şu an canını teslim etmek zorunda olduğu tek kişi oydu.
"Eğer arkamdan gelirsen," dedi Arda merdivenlere yönelirken. "O duvara ilk yazılacak isim seninki olur."
Vera sadece güldü. Silahının namlusunu odanın girişine doğrultup gölgelerin arasında kayboldu.
Tam o sırada, malikanenin dışından acı bir fren sesi ve ardından patlayan bir bomba gürültüsü yükseldi. Bahçedeki alarm sirenleri odayı inletmeye başladı. Bilgisayar ekranındaki kırmızı yazı silindi ve yerine yeni bir harita geldi.
Tarikat, içerideki oyunu bitirmişti; şimdi doğrudan saldırmaya geçiyorlardı.
Arda hızla masadaki silahını kaptı, gözlerini Vera'ya çevirdi:
"Kalkanın parça parça olmak üzere. Bir planın var mı?"
Vera silahını tek hamlede kontrol etti, gözlerindeki o tehlikeli bakış geri geldi:
"Planım basit Karahan. Yukarıda yarım kalan o hesabı, şimdi senin bahçende kapatacağız.
"İkisi aynı anda pencereye doğru koşarken, dışarıdaki zırhlı araçlardan inen maskeli adamların kurşunları malikanenin camlarını patlatmaya başladı. Vera ve Arda, yan yana, iki düşman olarak aynı tehlikeye karşı tetiğe bastılar.

