İçeriğe geç

MİKRO GÜNAHLAR

Bölüm 4 · 7 dk okuma

MİKRO GÜNAHLAR

Bölüm 4

4. Bölüm: ZİHİNDEKİ SAAT

Arda'nın şehirden uzak, kilometrelerce uzanan balta girmemiş bir ormanlık alanının tam ortasında kurulu olan malikanesi, dışarıdan bakıldığında yüksek güvenlikli bir Orta Çağ kalesini andırıyordu. Bahçeyi çevreleyen ve üzerinde jiletli tellerle kaplanmış yüksek taş duvarlar, her köşe başında ve avlu boyunca ellerinde otomatik silahlarla devriye gezen eğitimli korumalar burayı yeraltı dünyasının en korunaklı sığınağı yapıyordu. Karahan ailesinin bu kalesi, sıradan suçlular için mutlak bir ölüm demekti; Vera için ise bu durum, zekasını ve sınırlarını test etmek için bir fırsattı.

Arda, Vera'yı kendi yatak odasının tam karşısındaki, kalın kapılı geniş bir odaya yerleştirmişti. Kapı arkasından büyük bir gürültüyle kapandı ve kilit sesleri koridorda yankılandığı an Vera'nın o ürkek, şaşkın ve sakar "Ayla" ifadesi saniyeler içinde söndü. Onun yerini dikleşen omuzlar aldı, ürkek bakışları buz gibi oldu.

Gözlerini odada gezdirdi. Tavandaki avizenin içerisinde olan minik kamerayı katil sezgileriyle hemen gördü. Elini duvarlarda gezdirdi; duvarlarda birden fazla kamera vardı, ses kayıt cihazı ise yatağın altındaydı. Vera bunu hemen anladı; bunu anlaması için cebinden bir dedektör çıkarmasına gerek yoktu. Yatağın yanındaki sehpanın üstünde, duvarlardaki yangın sensöründe ve avizelerde birden fazla kamera vardı. Karahan burada da yine rahat durmamıştı.

Vera, penceredeki karanlığa bakarak içinden,

"Beni izliyorsun Karahan," dedi. "Ekran başına geçip beni izliyorsun. Zihnindeki o hastalıklı saatler ile ritmimi ölçmeye çalışıyorsun ama sadece benim görmeni istediğim kadarını göreceksin."

Vera yatağa yattı, kollarını başının arkasına koydu ve tavanı izlemeye başladı. Kameralar Vera'yı izliyordu.Vera saatine baktı, saat gece yarısına geliyordu; Arda'nın bilgisayar sistemine sızmak için tam zamanıydı. Ailesini katleden o gizli tarikat hakkında bu zamana kadar topladığı tüm istihbaratı, yasa dışı sevkiyat belgelerini ve polis listelerini çalmak için en doğru zamandı.

Ceketinin gizli cebinden çıkardığı kibrit kutusu büyüklüğündeki askeri sinyal bozucu cihazı yatağın hemen altına yerleştirdi; bu cihaz odadaki gizli kamera sistemlerini hackleyerek son 30 dakikanın görüntüsünü tekrarlı olarak kameralara yansıtacaktı. Kameralar tamamen kör edilmiş, mikrofonlar ise sabit bir dipsiz frekansa mahkum edilmişti.

Yataktan sessizce bir gölge gibi kalktı, kapıyı gıcırdatmadan açtı ve koridorun sonundaki büyük ay oymalı ahşap kapılı çalışma odasına doğru karanlığın içinde yürüdü. Çalışma odası çok büyüktü, sadece masadaki küçük bir abajurun sarı, az olan ışığıyla aydınlanıyordu. Vera masaya yaklaştı ve ceketinden çıkardığı şifreli yazılımlı flash belleği bilgisayarın kasasına taktı.

Birkaç saniye içinde Karahan Lojistik'in o gizli tarikatla olan geçmişe dönük tüm yasa dışı sevkiyat belgeleri, tırlar dolusu kaçak evrakları ve emniyet içindeki rüşvet ağının isim listeleri satır satır akmaya başladı; hepsini belleğine kaydediyordu. Vera verileri büyük bir hızla belleğe kopyalarken arkasında kapının milimetrik bir boşlukla aralandığını ve odadaki hava basıncının hafifçe değiştiğini hissetti. Sıfır ses, sıfır rüzgar, sıfır akis... Ama o kusursuz katil içgüdüsü, ona tam arkasında, karanlığın ortasında birinin durduğunu fısıldıyordu:

Arda Karahan.

Vera arkasını dönmedi, parmaklarını klavyeden çekmedi. Işıklar kapalıydı ve odanın sadece bir kısmı aydınlıktı. Odadaki ses değiştirici aparatı aceleyle odasında bıraktığı için eğer şu an tek bir kelime bile konuşursa kendi doğal, pürüzsüz sesi ortaya çıkacaktı ve kimliği o sahnede açığa çıkacaktı; bu yüzden dilini yuttu, tek bir kelime bile etmedi. Sağ elini yavaşça, belli etmeden belindeki susturuculu silaha doğru götürdü. Arda da karanlığın içinden namlusunu uzatarak silahın emniyetini, tık sesi çıkarmadan açtı. İki düşman, zifiri karanlıkta birbirinin varlığını sadece hissederek birbirlerine silahlarını doğrultmuştu.

Arda konuşmadı; sadece karanlığın içinde karşısındaki gölgenin ritmini duymaya çalışıyor, onun nefes sıklığını çözmek için uğraşıyordu. Vera, Arda'nın bu ritim dehasını çok iyi bildiği için bir profesyonel gibi kusursuz ve soğukkanlı hareket ederse anında yakalanacağını anladı.

Ritminde sıradan bir insanın yapacağı türden büyük, inandırıcı bir hata yaratmalıydı. İçindeki o vahşi, her şeyi yakıp yıkmak isteyen katili zorla bastırdı. Bilerek nefesini hızlandırdı; kalbini ve göğsünü heyecanla dalgalandırmak için derin derin nefesler ve kesik soluklar aldı. Silahı tutan sağ elini hafifçe titretti ve masanın üzerinde duran ağır metal kalemliği dirseği ile yere itti.Kalemlik ve içindeki onlarca kalem büyük bir gürültüyle parkeye saçıldı.

Vera konuşmak yerine, paniklemiş sakar bir kadının yapacağı gibi anında dizlerinin üzerine çöküp kafasını ellerinin arasına aldı. Zifiri karanlıkta omuzlarını sarsarak hıçkıra hıçkıra ağlama taklidi yapmaya başladı. Ağzından tek bir kelime çıkarmıyor, sadece korkudan boğuluyormuş ve nefesi kesiliyormuş gibi çaresiz sesler çıkarıyordu.

Çalışma odasının tavanındaki büyük avizenin ışıkları aniden yandı. Göz kamaştırıcı ışığın altında Arda, elindeki siyah namlulu silahla tam tepesinde dikiliyordu. Kömür karası gözleri şüpheyle kısıldı. Yerde kızıl saçlarıyla büzülmüş, tir tir titreyen Ayla’ya baktı. Silahını yavaşça aşağı indirdi ama zihnindeki o dedektif şüphesi hala tazeydi:

"Senin bu saatte, bu karanlıkta benim çalışma odamda ne işin var, Ayla?"

Vera hala konuşmuyordu. Boğazını tutup sertçe öksürdü, eliyle kapıyı ve koridoru işaret etti. Güya kabus görmüş, korkudan dili tutulmuş ve buraya sığınmış gibi bir rol kesiyordu. Arda ona doğru ağır adımlarla bir adım daha yaklaştı. Eğildi, kızın saçlarına ve duruşuna baktı. Kızın konuşamaması, nefes alış verişindeki o düzensiz ritim ve kalbinin deli gibi çarpması tamamen panik halindeki korumasız bir kadına aitti. Arda'nın metronom zihni bu darmadağın kaos ritminin içinde hiçbir yapaylık, hiçbir yalan bulamadı. Vera onu kendi dehasıyla, konuşmadan vurmuştu.

Arda, elini yavaşça Vera’ya doğru uzattı:

"Kalk yerden. Sakin ol. Sadece bir kabustu, güvendesin."

Vera, Arda’nın büyük ve sıcak elini tutup ayağa kalkarken yüzünü yere eğdi, saçlarının arkasından içinden alaycı bir şekilde gülümsüyordu: Zeki bir adamsın Karahan, ama konuşmadan da seni parmağımda oynatabilirim.

Vera üstünü başını düzeltti bilgisayara takılı olan flash belleği Arda'ya çaktırmadan aldı tam kapıya yönelmişken, Arda’nın gözleri masanın üzerinde açık kalan bilgisayar ekranına kaydı. Ekran aniden dondu, ardından tüm sistem siber bir saldırıyla kan kırmızıya döndü. Tarikatın isimsiz, şifreli ağından sisteme sızan bir mesaj ekranda büyük harflerle belirdi:

"Kalkanın seni koruyamayacak, Arda Karahan. İçerideki köstebek saatini kurdu."

Arda odadaki soğuk havayla birlikte donakaldı. Bakışları bilgisayardan aniden Vera’ya döndü. Gözlerindeki o acımasız, tekinsiz mafya karanlığı tüm çıplaklığıyla geri gelmişti. Silahının namlusunu saniyenin onda birinde yeniden Vera'nın göğsüne doğrulttu ve namluyu tenine bastırdı:

"İçerideki köstebek... Bu mesajı sen mi gönderdin? Cevap ver bana!"

Artık kaçış yolu kalmamıştı. Arda namluyu dayamış, onun konuşmasını emrediyordu. Vera, o korku dolu, sakar Ayla maskesini tamamen bir kenara fırlattı. Yeşil lenslerinin arkasındaki bakışları aniden bir jilet gibi keskinleşti ve buz tuttu. İlk kez kendi gerçek, pürüzsüz, ürpertici ve ölüm kokan o soğuk seri katil sesiyle konuştu:

"Benim saatim çoktan kuruldu Karahan. Ama o saat senin ölümün için değil, bizi bu cehenneme kapatanların sonu için işliyor. Vuracaksan vur, ama o tetiği çektiğin an bu odadan canlı çıkamayacağını ikimiz de çok iyi biliyoruz."

Arda, kızın sesindeki o ani, akılalmaz ve korkutucu değişimle kelimenin tam anlamıyla sarsıldı. Karşısındaki ses artık o sakar, kekeleyen, korkudan dili tutulan kıza ait değildi; buz gibi işleyen, milimetrik ve ölümcül bir profesyonelin sesiydi. Arda'nın metronom zihni kızın bu şaşmayan, kusursuz ve bir makineyi andıran konuşma ritmini ölçerken gözleri tehlikeyle parladı. Karşısında avı değil, gerçek bir avcı duruyordu.

Arda bir adım öne çıktı. Silahını indirmek yerine, Vera'nın herhangi bir suikast hamlesi yapmasına fırsat tanımadan inanılmaz bir fiziksel hızla gövdesine atıldı. Güçlü kollarını, Vera’nın kollarını tamamen kilitleyecek şekilde onun beline ve sırtına doladı. Kızı büyük bir güçle kendi sert göğsüne bastırarak adeta bir mengene gibi kilitledi.

Bu asla duygusal bir aşk sarılması değildi; karşısındaki dünya çapındaki bir suikastçıyı tamamen hareketsiz bırakmak, elini silahına götürmesini engellemek için atılmış ölümcül bir mafya kıskacıydı.

Vera, Arda’nın bu sert ve beklenmedik fiziksel hamlesiyle kaskatı kesildi. Kollarını milim hareket ettiremiyordu, ceketinin altındaki susturuculu silaha uzanması imkansız hale gelmişti. Arda’nın sıcak ama sert nefesi tam kulağının dibindeydi, sesi ise bir bıçak kadar keskindi:

"Ritim sıfır hata... Ses tamamen pürüzsüz," diye fısıldadı Arda, kızı daha da sıkarak göğsüne sabitleyip nefesini keserken. "Beni yukarıda VIP odada vuran sendin. Aşağıda otoparkta o adamı kör noktadan indiren de sendin. Maskenin arkasına saklanan o küçük kız nihayet gerçek sesini çıkardı."

Vera, Arda’nın kollarının arasında nefes almakta zorlansa, kaburgaları baskıdan sızlasa da içindeki o vahşi katilin soğukkanlılığını ve gücünü kaybetmedi. Kafasını hafifçe geriye atıp, yeşil lenslerinin arkasından Arda’nın kömür karası gözlerine dik dik baktı. Kendi doğal, ürpertici sesiyle adamın yüzüne doğru fısıldadı:

"Güzel hamle Karahan. Beni bu şekilde kilitleyerek silahımı engelledin. Akıllıca."

"Beni buna mecbur bıraktın. Kimsin sen?"

Vera bir süre sessiz kaldı

Arda yine kükredi

"Kimsin sen!!"

Vera tehlikeli bir şekilde, adeta ölümle alay eder gibi gülümsedi.

"Asla tanımak istemeyeceğin biri Karahan"

Arda onun üst gövdesini ve kollarını sabitlemişti ama Vera ayaklarını kullanmakta tamamen özgürdü. Dizini yavaşça yukarı doğru hareket ettirip Arda'nın dengesini anında bozacak ve kasık kaslarını kilitleyecek o zayıf noktaya baskı yaparken fısıltısını sürdürdü:

"Ama unuttuğun çok büyük bir detay var. Bir suikastçıyı bu kadar yakınına alır ve gövdeni ona yaslarsan... Onun nefesi bile senin o çok güvendiğin zihinsel ritmini sonsuza kadar bozmaya yeter."...

Bölüm sonu

2 yorum