İçeriğe geç

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 31 · 7 dk okuma

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 31

Bölüm 31

Evetttt herkesin (iki üç kişinin) merakla beklediği bölüm

DEFNE'NİN SIRRI

teoriler turettiniz bakalim tutturdunuz mu

İyi okimalarrr

İşe yeni gelmiştim. Çok çok çok fazla utanıyordum. İlk sefer ki kadar olmasa da utanmıştım. Neden mi? AKILLI TAHTAYI KIRDIK. Arslan halledeceğini söylemişti.

Tüm siparişleri almıştım. Hafta başı olduğu için çok müşteri yoktu. Telefona art arda gelen bildirimler yüzünden telefonu aldım. Sınıf grubundandı.

12/D sınıf grubu

Ziya:Lan amk

Ziya: 12 lerde bir sınıfın tahtası kırılmış

Yasin: ben yapmadım

Nupelda: Yasin tahtayı kırdı

Sude: jddnissnissbjs

Ziya: olm dalga geçmeyin

Ziya: tahta çökmüş AMK

Ziya: kim yaptı ve nasıl başardı aq

Furkan: Yasin doğruyu söyle kızmıycam

Yasin: amk mal mısınız????

Nupelda: Klasik 12 Ler eglencez diye kırmışlardır

Ziya: herhalde ondan

Furkan: Hayır biri sikisti

Nupelda: Sen mi sikistin

Ziya: kim o kadar şiddetli sikisti

Sude: Yasin

Yasin: sizin amk

Nupelda: heosbsowbsow

Evet eğlencesine tahta kırdık! Utançtan kendimi yiyeceğim şimdi. Azra'dan gelen mesaj ile tekrar telefonu açtım.

Azra: TAHTA KIRILMIŞ

Azra: Kırana üzüldüm nasıl ödeyecek.

Defne: Evt ya kötü oldu.

"Bakar mısınız?" Müşterinin sesi ile telefonumu kapatıp işime devam ettim.

🎀

İş saatim bitmişti şimdi Arslan'ın yanına gitmem gerekiyordu.

Defne: Anne ben Azralardayım.

Defne: yemek yapadım.

Annem: tamam kızım dikkat et kendine.

Kafeden çıkmam ile Arslan'ın arabasını görmem ile durakladım. Zaten utanıyordum bir de almaya mı geldi! Gözlerimi ona değdirmeden arabaya bindim.

"Hal hatır sormak yok mu?" Dedi, soracak hal mi kaldı?

"Yok."

"Hm birileri utanmış." Arabanın camlarını kapattı ve beni bir anda kucağına oturttu.

"Utanmak yok dememiş miydik?" Bıkkınca ofladım.

"Ondan utanmadım, biz tahtayı kırdık Arslan!" Dedim, çenemden tutup ona bakmamı sağladı.

"O kadar sertmiymişiz ya." Gülerek söylemesi ile omzuna vurdum.

"Müdüre ne diyeceğiz!"

"Hallettim ben." Şaşkınca ona baktım.

"Ne dedin müdüre?"

"İki öğrencinin kavga sırasında kırdığını söyledim." Gülerek konuşmuştu. Son zamanlarda çok gülüyordu.

"Sormadı mı onlar kim diye? Tahta kendi kendini düzeltrmediğine göre öğrencilerden para almalılar."

"Parayı ben hallettim-" işaret parmağımı dudaklarına bastırdım ve onu susturdum.

"Hayır ben de kırdım. Ortağın olduğum için ben de ödemeliyim." Kafasını iki yana salladı.

"Kıran benim."

"Tahtaya çarpan benim."

"Seni siken-" onu susturdum.

"Tamam sus." Çok hevesliyse ödesin. Kucağından inip yanındaki koltuğa oturdum. Gülerek arabayı çalıştırdı.

Yol boyunca konuşmadık. Evine gelince derin bir nefes aldım. Sırlar aralanacak.

Beraber evine girdik. O mutfağa ilerledi ben de salondaki koltuğa oturdum. Mutfaktan çıkınca elinde bir kase çilek vardı. Çilek yeni yeni çıkıyordu!

"Çikolata sosun var mı?" Dedim, kafasını salladı.

"Buzdolabında." Kafamı salladım ve mutfağa gittim. Çikolata sosunu alıp Arslan'ın yanına oturdum ve çileklerin üstüne sosu sıktım.

"Soru Sor ben cevaplayım." Dedim. Özgür dışında ilk anlattığım kişi Arslan olacaktı.

"Sırayla gidelim: Baban seni nasıl öldürmeye çalıştı?" Derin bir nefes aldım.

"On yaşındaydım. Babam beni oldu olası sevmedi onun için sadece geleceğe bir yatırımım derslerim iyi ise bana karışmazdı. Kötü ise çok kızardı." Derin bir nefes aldım ve devam ettim.

"Okuldan gelmiştim ve sınavım kötü gelmişti." Beni durdurdu.

"Anlatmak zorunda değilsin." Dedi. Kafamı salladım belki rahatlardım anlatırsam.

"Annem evde yoktu o da notumu bir şekilde öğrenmişti. Bana hakaretler edip suda boğmaya çalıştı. O anda annem geldi beni tehdit edip yanımdan gitti." Dedim. Tabi ertesi günü onun bacağına yanlışlıkla (!) kaynar su dökmüştüm.

"Babanla en kısa zamanda görüşmeliyim." Dedi.

"Hayır hayatımdan çıktı zaten." Sadece kafasını salladı. Yapacaktı bir şeyler.

"Sıra bende: Annen seni nasıl öldürmeye çalıştı?" Derin bir nefes aldı ve başladı.

"Hikaye aynı seninle annem beni sevmezdi. Ablamı da beni de sevmezdi bir tek Atlas'ın üzerine titrerdi. Babam bunun farkındaydı ama işkolik olduğu için asla umursamazdı. Ablam yirmi, ben sekiz yaşındaydım."

"Ablam annemin yaptıklarına dayanamıyordu." Annesi tahmin ettiğimden daha çok yara bırakmıştı çocuklarında.

"Birine aşık olmuş, hamileydi. Anneme bunu söyledi. Evlenmek istediğini ve hamile olduğunu. Annem çok sinirlendi, meğerse ablam için bir damat adayı belirlemiş zaten."

(Yıllar önce)

(Yazarın anlatımından)

Genç kız kapının ardında korku ile duruyordu. Hamilelik testi pozitifti. Korkuyodu, annesinin vereceği tepkisinden. Büyümüştü ama hala korkuyordu. Derin bir nefes alıp büyük salona girdi. Annesi kendi kendine söyleniyordu.

"Neymiş öğretmen olacakmış!" Kardeşi Arslan hep öğretmen olmak istiyordu.

"Anne?" Annesi kıza döndü.

"Gel kızım." Birazdan böyle sakin olmayacaktı. Genç kız annesinin yanına oturdu.

"Derslerin nasıl Asel?" Asel üniversite öğrencisiydi. Babasının şirketi için işletme okuyordu.

"İyi gidiyor." Dedi Asel.

"Anne ben..." Annesi elindeki dergiyi bir kenara bırakıp kızına odaklandı.

"Söyle Asel."

"Evlenmek istiyorum." Sesi fısıltı ile çıkmıştı.

"Ne evlenmesi!" Asel derin bir nefes aldı.

"Ben... Hamileyim." Annesi yerinden kalktı elini kaldırıp kızına sert bir tokat attı ve omuzlarından tutup sarsmaya başladı.

"Ne demek hamileyim! Biz sen oku diye uğraşıyoruz!" Kız ağlamaya başladı.

"Aldıracaksın." Kız ağlayarak kafasını iki yana salladı.

"Hayır, ben cani değilim." Annesi kızını kolundan tutup kaldırdı.

"O zaman evlenirsin! Ama benim bulduğum adamla." Kız annesinin gözlerine baktı.

"Hayır! Sen nasıl bir annesin!" Kızı annesinden hiç değilse daha anlayışlı bir hareket bekliyordu.

"Sen fazla oldun." Kızının kolundan tutup bodrum kapısına ilerletti. Bir köşeden izleyen Arslan korktu. Bodruma cehennem diyordu. Annesi oraya kapatır çıkartmazdı. Bundan korktuğu için koşarak annesinin önünde durdu.

"Bırak ablamı." Annesi onu bir köşeye itti. Asel ağlayarak annesine yalvarıyordu.

"Şeytansın sen! Babama söyleyeceğim seni!" Diye bağırdı Arslan. Annesi Arslan'a doğru döndü. Kızını bırakıp Arslan'ın yanına gitti. Çocuğu boynundan tutup kaldırdı.

Arslan ablasına baktı. Bakışlarında kaç diyordu. Ablası arkasına bakmadan evden çıktı.

Kadın eline bir bıçak alıp çocuğa doğru tuttu. Kendini kaybetmişti annesi.

"Şimal!" Babasının sesini duyan çocuk derin bir nefes aldı. Babası kadının elinden bıçağı aldı. Şimal kendine gelince ağlamaya başladı.

"Asel gitti." Arslan bu göz yaşlarının gerçek olmadığını biliyordu.

Asel sevdiği adamın yanına gitmişti. Arslan ise o cehennemde tek başına kalmıştı.

(Şimdiki Zaman)

Ağzım açık kalmıştı. Arslan olayları bir defa daha yaşıyor gibi anlatmıştı. Neden bilmem ama gözlerim dolmuştu. Arslan'a sarıldım. Kollarını belime doladı.

"Annenle en kısa zamanda görüşmeliyim." Dedim bu onu güldürmüştü.

"Artık umrumda değil." Dedi, benden ayrıldı.

"Evet, anlat bakalım." Dedi Bismillahirrahmanirrahim başlıyoruz.

"On beş yaşındaydım."

(İki yıl kadar önce)

(Defne'nin ağzından)

Bıkkınlıkla evden içeri girdim. Teyzem olan Sibel'in eviydi. Her ne kadar gelmek istemesem de gelmek zorundaydım. Annem dedemler ile küs olduğu zaman Sibel teyzemde annemin yanında olmuştu. Yeni evlenmiş ve hamileydi. Kocası asker olduğu için başka şehirdeydi. Annem hamile kadın yalnız kalmasın diye beni göndermişti.

Kendisi gelmemişti. Evden içeri girdim. Sibel beni sevmezdi sıkıntı yok ben de onu sevmezdim. İçeri girince şişkin karnı belli olan ) kiSibel koltukta uzanıyordu.

"Sen mi geldin?" Dedi.

"He ben geldim."

"Bana yemek yapsana, patates kızartması olsun." Dedi koltukta oturur pozisyona gelmişti.

"Hayır." Buraya yanında durmak için geldim yemek yapmak için değil. Ayrıca mutfakta bir sürü annemin yaptığı yemek vardı.

"Aaa hanımefendiye bak!"

"Mutfak yemek dolu!" Dedim.

"Canım kızartma istiyor!" Ayağa kalktım.

"Kızartman batsın." Sessizce söylemiştim. Mutfağa gidip patatesleri çıkarttım. O da mutfağa gelip masaya oturmuştu.

"Yarın Sevda gelecek." Dedi. Sevda ile bff ler.

"Gelsin sana arkadaş çıkar." Dedim gülerek.

Hamile olduğu için onunla iyi anlaşmaya çalışıyordum.

"Cinsiyeti belli mi?" Dedim patatesleri yıkarken.

"Kız olacak... Sana benzemesin de." Her şey de laf sokuyor!

"Dünya ikinci bir beni kaldıramaz." Dedim saçlarımı hafif savurarak.

"Daha iyi anlıyorum." Dedi. Ona doğru döndüm.

"Neyi?"

"Baban seni dövmekte haklı. Sen biraz büyü evde durmazsın." Sinirle ona baktım. Benimle ne hakla böyle konuşurdu.

"İlaçlarımı versene." Dedi sinirden gözlerim dolmuştu. İlaçların olduğu dolaptan rasgele bir ilaç aldım. Su ile ona verdim.

İlaçları içti yaklaşık beş dakika sonra birden öksürmeye başladı ayakta duramayarak yere düştü. Ağzından köpükler çıkıyordu. Korkudan ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.

"Yar... Yard..." Öksürmeye başladı ve yerde hareketsiz yattı.

Bırak gebersin hak ediyor.

Şoka girmişcesine bir şey yapamıyordum. Bir saat boyunca sanırım bir ölü beden ile birlikteydim.

"Defne." Dedi Özgür abimin sesi. Bir süre seslendi en sonunda mutfağa girdi.

"Siktir." Sibel'in bedeninin yanında beni gördü. Hızla yanıma geldi.

"Defne iyi misin?"

"A-abi o öldü." Dedim ve ağlamaya başladım. Yanaklarımı tutarak beni kendine döndürdü.

"Bana bak sen yapmadın! Ben yaptım tamam mı! Sen burada yoktun." Dedi.

(Şimdiki Zaman)

Anlatırken ağladığımın farkında bile değildim. Arslan bana baktı. Gözyaşlarımı sildi.

"Şş ağlama. Senin suçun değildi." Göğsüne yaslandım.

"Arslan, hırsıma yenik düşüp ona yardım etmedim." Kendimden bile sakladığım O cümle. Ben şoka girmemiştim. Bilerek onu ve bebeğini ölüme terk etmiştim.

"Benden nefret edersen-" sözümü kesti.

"Senden nefret etmiyorum. Anlık bir duygu ile hareket etmişsin kaç yıldır bunun acısını çekiyorsun."

"Hepimizin pişman olduğu şeyler vardır." Dedi ve beni daha çok kendine çekip sarıldı.

O gün sinirden fark edemeyip hamile kadınlar için yanlış olan bir ilacı vermiştim. O ilaç kocasınındı zamanında müdahale etseydim. Yardım çağırsaydım olay büyümeden Sibel iyileşirdi.

Bilerek verdin.

Abim fark etmeseydi çoğu zaman intihar girişiminde bulunmuştum. Ceza evinde onu ziyarete gittiğimde bunu fark etmişti ve çok kızmıştı.

Bölüm sonu

Kısa oldu biliyorum ama Defne ve Arslan'ı biraz daha yakından tanıdık bu yüzden derin bir nefes alalım

Defne duygularına yenik düşüp iki canı aldı....

Sizceeee Defne haklı mı

Bu arada DİYONUZ halla halla değil Allah Allah diyeee

Benim ağzım alışmış halla halla diyicem ☺️

Haydi

Bay

Bay

Bay

Bay

Bölüm sonu

3 yorum

  • He bu kadar mıydı bunun travma.. yani çok kötü ama daha beter bişi bekliyordum ya

  • Ya ben normalde texting sevmem yari text olsada ama bu cok iyi tıkırindaa hizli tanistilar text ten sonra cok begendimm