İçeriğe geç

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 20 · 10 dk okuma

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 20

BÖLÜM:20

SelAammmmmmm

Nasılsınızzzzzzzz

Bu aralar bölümler gecikebilir çünkü dolu bir hafta beni bekliyor...

Bölüm sınırı 50 vote 20 yorum olsun bari

İyi okumalar aşklar

Okul iş falan hepsi bitmişti eve girmiş yemek yapıyordum. Arslan'ın son jestinden beri yüzümde aptal bir sırıtış vardı. Çorbayı karıştırırken kapı açılma sesi geldi. Ayak seslerinin ardından mutfağa giren bir adet Sevda vardı.

"Kuruyemiş var mı?" Dedi yüzüne bakmadan cevap verdim.

"2. Çekmece." Dedim. Eline bir avuç fındık aldı. Gözlerini üzerimde hissediyordum. Gözlerini çıkarıp eline veresim var.

"Özür dilemeyecek misin?" Dedi fındığı ağzına atarken.

Pardon biz mi özür dileyeceğiz?

"Özür dilemesi gereken sensin."

"Bana karaktersiz dedin!"

"Hak edene hak ettiği söylenir."

"Seni patavatsız!" Dedi onu durduran akraba olmamız yoksa ikimiz çoktan saç baş girerdik.

"Sağol." Dedim. Yanından geçecekken kolumdan tuttu.

"Anlamadığımı mı sanıyorsun?" Dedi.

"Neyi?"

"O adama bir şeyler hissediyorsun ben yanaşınca da sana bakmaz bana bakar diye korktun." Dedi Sevda böyleydi beni dış görünüşüme göre yargılayacaktı.

Benim dışımda kimse yargılayamaz!

"Ben senin gibi karaktersiz değilim."

"Kıyamam korkma almam elinden hocanı." Kendini beğenmiş biriydi.

"Sevda ne kadar güzel olursan ol iş burada biter ." Dedim işaret parmağımı ile kafasına vurup.

"Saçma oyunlara girme beni de küçük düşürmeye çalışma." Şu ana kadar ona hep anlayış göstermiştim.

İş beyinde biter bu aptal sarışın Zeki değil. Aptal.

"Halletmem gereken bir kariyer var. Bazılarının aksine hazıra konmak yerine çalışmalıyım." Dedim babasının çevresi vardı ve zengindi puanı yetmemişti. Torpil ile hazıra konmuştu. Ağzı açık bana baktı ama ben gülümseyerek odama geçtim.

Birazdan Arslan özel ders için gelecekti. Odamı toparladım. Yatağıma oturup beklemeye başladım.

İçimden bir ses o kolu çatlayan kız yüzünden başın belada diyordu.

Ben diyorum içindeki ses benim salak.

Kız anne babası tarafından çok şımartılan okulun pick me kızıydı. Atıp tutardı ama bir bok yapamazdı.

En fazla ne yapabilir ki bir bok yapamaz. Telefonun bildirim sesi ile elime aldım.

Lavinia: kapıyı açar mısın?

Defne: Kocam gelmiş hoş gelmiş

Defne:



Hızla odamdan çıktım. Sevda salonda televizyon izliyordu. Ancak ye iç yat zıbar.

Kapıyı açtığımda Arslan karşımda sırıtıyordu.

"Hoş geldiniz hocam." Dedim evde biri olduğunu anlayınca sessizce ofladı.

"Hoş buldum öğrenci." İçeri geçti odama ilerlerken Sevda'nın sesini duyduk.

"Aa Arslan?" Hep benim inadıma yapıyor!

Arslan sadece gülümsedi ve odama girdi. Sevda bozulmuştu ama belli etmedi bana baktı.

"Neden geldi?"

"Özel ders." Dedim ve bende odama girdim. Kapıyı bilerek kapatmadım. Sevda anneme yalan şeyler yetiştirebilirdi.

"Defterini ver bakalım." Defterimi ona uzattım ve iki saatlik dersimiz başlamış oldu.

Ders boyu Arslan'a Sevda görür diye yaslanamamıştım ve ders cehennem gibi geçmişti.

"Yordum mu seni?" Dedi gülerek.

Hepimizin aklına aynı şey geldi.

Edepsiz düşüncelerini kendine sakla Hera.

Benim de aklıma geldi.

"Kendimi Bursa gezisi ile avutuyorum." Dedim fısıldayarak konuştu.

"Çok eğlenceğiz." Dedi imalı bir şekilde ona baktım.

"Diyorsun." Dedim piç sırıtışı ile.

"Güzelim çok ayıp." Deyip cıkladı. Gülerek önüme döndüm. Saat 21.00 e geliyordu. Açılan dış kapı ile annemin geldiğini anladım. Ben çıkınca Sevda anneme bir şeyler söylüyordu.

"Olmaz Sevda." Dedi ayıplar gibi bakıyordu sevdaya.

"Ya nolur Gültenim birazcık seviyorsan beni." O sırada Arslan da çıktı odamdan. Sevda'nın anneme attığı bakış ile annem Arslan'a döndü.

"Öğretmen bey nasılsınız?"

"İyiyim efendim." Dedi.

"Geç oldu. Gelin bizle yemek yiyin öyle gidin." Dedi annem. Anladım şimdi Sevda istemişti bunu.

"Halletmem gereken işler var-"

"Lütfen diyorum hadi siz geçin salona ben geliyorum." Dedi ve gözden kayboldu. Arslan da zoraki salona gidip koltuğa geçti.

Sevda ile mutfağa geçip yemekleri tabaklara koyduk ve masaya yerleştirdik. Annemde Arslan hoca ile konuşuyordu.

Sevda nereden çıktı başıma çok merak ediyorum. Sevda'nın üstünde beyaz diz üstü bir elbise vardı. Benim üstümde ise tişört ve eşofman. Bilerek giyindi böyle kendisi benimle çocukça savaşlara giriyordu.

Hepimiz masaya kurulduk. Masada dört sandalye vardı Arslan ile ben yan yana Sevda ile annem yan yana karşımızda oturuyordu.

"Ellerinize sağlık çok güzel görünüyor." Dedi Arslan.

"Ben yaptım umarım beğenirsiniz." Dedi Sevda. Hepsini ben yapmıştım. Neyse sakinim. Sakinim...

"Ben yaptım hepsini." Dedim fısıldayarak Arslan'a. Güldü.

"Tüm tabağımı bitireceğime emin olabilirsin." Dedi ve çorbadan içmeye başladı.

Annem Sevda ve Arslan arasında sohbet dönüyordu. Arslan olabildiğince kısa cevaplar veriyordu. Canım kocam ya!

"Ee Defne okulda nasıl?" Dedi annem. Zaten benim derslerime gelmese konu şaşarım.

"Defne derste çok aktif. Çok sevdiğim bir öğrenci." Dedi.

O kadar çok sever ki bizi si-

Sus konuşma.

"Defne mi?" Dedi Sevda.

"Evet duymadın mı?" Dedim ona bakarak. Sevda gülerek Arslan'a döndü.

"Kusura bakmayın. Defne biraz tembel bir kızdır." Dedi ve devam etti.

"Eskiden hep benim ödevlerimi götürürdü. Asla kendi yapmazdı." Annemle beraber güldüler. Anamı düşman mı belli değil?

"Adı üstünde küçüktüm." Dedim sinirle.

Arslan elini bacağıma koydu ve sakinleştirmek için okşadı.

"Defne'nin derece yapacağına eminim. Kendi çabaları ile." Dedi. Ona Sevda'yı azıcık anlatmış olabilirim.

Azıcık.

Tamam dedikodusunu yaptım ve sevdaya resmen gönderme yapıyordu.

Canım kocam.

"İnşallah." Dedi annem. Ben de derece bekliyordum.

"Sibel'e çekmiş." Dedi annem bu ismi duymam ile buz kestim.

"Sibel kim?" Dedi Arslan. Sevda söze atladı.

"Gülten'in kardeşi." Dedi masadaki herkes üzgündü. Arslan ise ne olduğunu anlamamıştı.

"Öldü." Dedi annem açıklayarak.

"Özgür yüzünden." Dedi sessizce Sevda.

"O birşey yapmadı ağzına hakim ol!" Dedim. Elimi masaya vurmuştum.

"Savunma o adamı." Dedi Sevda.

Bilerek olmadı.

Bilerek olmadı.

Bilerek olmadı.

Gözlerimin dolduğunu hissedince masadan kalktım ve odama geçtim. Kapıyı kilitledim yere çöktüm.

Ben bir şey yapmadım.

Sen bir şey yapmadın.

Ama o susmuyordu.

Siz yaptınız katiller!

Sessizce olduğum yerde çökmüş halde ağlıyordum.

"Defne iyi misin?" Arslan'ın sesiydi bu.

"Gider misin?" Dedim. Sesimi ağlamamış gibi çıkarmayı başarmıştım. Evde annemler vardı bir şey yapamazdı.

Yarım saat kadar odadan çıkmadım. Arslan bir kaç şey söylemiş ve gitmişti. Annem ve Sevda'da parka bir kaç komşu ile oturmaya gitmişti. Odamdan çıktım ve montumu alıp dışarı çıktım. Tek iyi gelecek şey gecenin sessizliğinde yürümekti.

Evden çıkınca sokakta yürüdüm. Gözlerim şişmişti. Kesin çok çirkinim şimdi. Cebimde bıçağın sivri ucunu hissediyordum.

İyice keko oldun.

Babam sağ olsun. Sessizce sokakta ilerldim. Çam ağaçlarının kokusunu içime çektim. İleride iki tane kürdan keko oturuyordu. Bir ellesem kırılacaklar.

Yanlarından geçerken yüzümü buruşturmama engel olamadım. Sigara içiyorlardı. Nefret ederim.

"Sıkıntı mı var?" Dedi.

"Yok bir şey." Dedim. Bakışları vücudumda dolaşınca benim bir haftalık sinir damarlarından fışkırdı.

"Gözlerine hakim ol alıp götüne sokarım." Dedim.

"Ne yaparsın?" Dedi gülerek.

"Gözlerimi-" dedi diğer arkadaşı ile gülmeye başladılar. Benden günah gitti. Bir saattir gözüme iliştirdiğim. Kırılmış kaldırım taşını alıp çocuğa tüm gücümle yakın mesafeden fırlattım. Kafasına denk gelirse bir bok olabilirdi. Allah'tan koluna geldi.

Bugün kol kırmaya ant içtin herhalde.

"Orospu gel lan buraya." Dedi arkadaşı.

"Gelsene canım." Dedim bıçağı çıkarıp. Bıçağı görünce kuzuya döndü. Tabi ki salak saçma bir şey yapmazdım. Eşkıya değilim. Hiç değilse her kıza sallayan bir çocuğa ders verdim.

"Tamam lan sakin ol." Dedi.

"Olamıyorum." Dedim arkadaşının kolundan tuttu ve çekti.

"Görüşcez seninle." Dedi. Kolu kırılan.

"Olur beklerim." Dedim ve gözden kayboldular. Bu tip olaylara alışmıştım babamla az kavgamız olmamıştı.

Amına koyduğum bir yerinde rahat dur.

Sinirle eve dönüş yolunu yürüdüm. Gerçekten belayı çekiyordum. Karanlık sokakta tanıdık plaka ile durdum. Arslan. Camlar içeriyi göstermiyordu. Camdan elini çıkarttı ve gel der gibi işaret yaptı. Arabaya ilerledim ve kapıyı açıp içeri girdim. Sessizce arabayı hareket ettirdi. Tek ihtiyacım olan azıcık Arslan'dı.

"İyi misin?" Dedi.

"Hayır." Dedim. Sustu konuşmadı araba evinin önünde durdu. Arabadan indik.

"Esra evde mi?" Dedim.

"Hayır Cem ile." Dedi kafamı salladım. İçeri girdim. Salonu kocamandı. Salona girdim ve kendimi koltuğa bıraktım. Gömleğinin kollarını sıvayıp yanıma geldi.

"Aç mısın?" Dedi.

"Yok."

"Anlat." Dedi yanıma oturup bana doğru döndü.

"Neyi?"

"O kadının adını duyunca ifadeni gördüm." Sessiz kaldım.

"Oyunda anlatmadığın sır bu." Dedi yine sessiz kaldım.

"Defne güzelim anlatır mısın? Sen anlatmadan ben sana yardımcı olamam." Dedi elleri saçlarıma çıktı.

"Yok sır falan. Sadece çok severdim. Adını duyunca kötü oldum." Dedim çok iyi yalancıydım. Valla ben beni dinlesem inanırım.

"Defne kendini kandırabilirsin ama beni kandıramazsın." Dedi. Başımı önüme eğdim.

Anlatsam bana aynı bakmazdı belki soğurdu benden. Gözlerim istemsiz dolmuştu. Beni bir anda kendine çekip sıkıca sarıldı. Onun sarılışı ile gözyaşlarım boşaldı. Kafamı boynuna gömüp sessizce göz yaşı döktüm.

"Seni zorlamayacağım hazır olunca anlatırsın." Dedi. Özel günümdeyim adam yapma şöyle şeyler.

"Teşekkür ederim." Dedim. Bir süre ondan hiç ayrılmadım.

(Arslan'ın anlatımından)

Minicik bedeni kucağımda göz yaşı döküyordu. Bir şey yapamıyordum. Bir şey olmuştu ama anlatmıyordu. Bunu ona yapan şeyi yok etmek istiyordum. Nefes alışları aynı ritimdeydi. Uyumuştu. Kucağıma alıp merdivenleri adım adım çıktım.

Aşk bu muydu? Onu tüm herşeyi ile kucaklamak isterken tek dokunuşumda kıracak gibi hissediyordum. Dokunmaya kıyamıyorum.

Yatak odama girince onu yatağıma bıraktım. Dolabıma ilerleyip gömleğimi çıkarttım ve bir tişört geçirdim. Eşofman alıp banyoya geçtim. Odaya geri girince hala yatıyordu. Yanına girdim. Yatağa uzanmam ile bana yapışması bir oldu. Koala gibiydi. Bu halini çok seviyordum.

"Uyumuyorsun değil mi?"

"Hayır." Dedi gülerek. Saçları ile oynayınca vücudu gevşiyordu. Ellerim saçlarına çıktı.

"Arslan bana ailenden bahsetsene."

"Dedektiflik mi yapacaksın?"

"Merak ediyorum." Dedi merak edilecek bir ailem yoktu.

"Anlatılacak bir şey yok." Dedim. Bir anda sert bir tonla konuştuğumu fark ettim.

"Yani öyle normaller."

"Peki." Dedi bu peki demesi ile her şeyi yaptırabilirdi.

"Babam işkolik bir insan genelde odasından çıkmazdı." Dedim.

"Annen nasıl biriydi?" Annem varla yok arasındaydı varlığında yokluğunu hissetirirdi.

"Annem beni fazla sevmezdi onunla hiç anım yok." Kafasını aniden kaldırdı ve bana baktı.

"Nasıl sevmez?" Dedi.

"Sevmezmiş."

"Neden?" Dedi çok hayrete düşmüştü.

"Kural dışı oynuyordum." Onlara uymazdım uymadığım için ailede yerim yoktu. Ailede olmamın tek sebebi başarımdı.

"Ah bilirim." Dedi. Gözlerine keder inmişti.

"Bana anlatmadığın çok şey var." Dedim. Neler saklıyordu kim bilir.

"Babam ile biraz..."

"Kavgalısın." Dedim onu tamamlayarak.

"Evet."

"Bir anlaşma yapalım." Dedim merakla bana döndü.

"Senin bana sorduğun her soru da benim sana soru sorma hakkım var. Cevaplamak zorundasın."

"Varım. İlk ben başlıyorum." Dedi.

"Annen ile hatırladığın ilk anın. Yalan yok." Dedi bu kadar hızlı başlayacağını tahmin etmemiştim. İç çekerek konuşmaya başladım.

"Beni öldürmeye çalışmıştı."

"NASIL?" diye bağırdı. Sesi ile yüzümü buruşturdum.

"Soru sırası bende." Dedim ofladı ve soruyu bekledi.

"Baban?"

"Babam?"

"İlk anını anlat."

"Dişe diş diyorsun." Dedi gülerek.

"Evet." Dedim gülerek.

"O da beni öldürmeye çalışmıştı."

"Nasıl?" Bu sefer şaşıran taraf bendim. Yarın ilk iş o adamı gebertecektim.

"Soru sırası bende." Dedi.

"Gönder gelsin."

"Şu hayatta sana gelse mutlu olacağın şey nedir?"

"Sen." Dedim utanarak kafasını çevirdi.

"Benim dışımda hani böyle sana gelse çok seveceğin bir şey."

"Ne işler çeviriyorsun?"

"Arslan kurallara uy."

"Tamam... Hayatta senden sonra saatlere takıntım var." Koca bir koleksiyonum vardı.

"Bir de anlamlı olan el yapımı şeyler." Sevdiğim biri, Defne'nin, yapacağı her şey mutlu ederdi.

"Ne gibi?"

"Bu kadar merak yeter." Dedim ve gözlerimi kapattım.

"Ya Arslan?"

"Uyudun mu?" Dedi.

"Evet uyumaya çalışıyorum." Dedim bana doğru sokuldu elimi beline götürdüm ve kendini uykunun kollarına bıraktı.

(Defne'nin anlatımından)

İlk defa kabus görmeden rahat bir uyku çekmiştim.

Bu filmlerde olmuyor muydu?

Arslan bana çok iyi geliyordu. Onu kaybetmekten deli gibi korkuyordum. Yakın bir zamanda onun için özel bir şey yapmak istiyordum. Eve gidince detaylıca el yapımı derken neyden bahsetmek istediğini araştıracaktım.

Yarın Geziye gidecektik içim pır pırdı. Arslan'la biraz olsun Bursa'da gezebilirdik. Burada mümkün değildi.

Arslan yanımda değildi. Banyoda elimi yüzümü yıkayıp aşağı indim. Arslan mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Arkasından sarıldım.

"Hamaratlısın seni kendime alcam." Dedim.

"Ben seni almalıyım." Dedi gülerek.

"Ben mal mıyım almak falan?" Bana doğru döndü ve elime tabak tutuşturdu.

"Masaya yerleştir öğrenci."

"Peki öğretmen bey." Dedim salona giderken.

"Defne!"

Tabağı masaya bıraktım. Telefonuma gelen bildirim ile telefonu açtım.

Azra'm: annene bende kaldı dedim.

Azra'm: nerdesin

Defne: Arslan'dayım.

Defne: teşekkür ederim beni koruduğun için gülüm.

Azra'm: görevimiz. Enişteye bu jestimi söyle sözlüleri yüksek bekliyorum.

Gülerek cevap yazacakken Onur'dan gelen mesaj bildirimi ile mesajını açtım.

Onur: Oo Defne.

Onur: Olgun seviyorsun demek.

Defne: Ne diyorsun be.

Onur: Olgun diyorum. Neden bana bakmadığın anlaşıldı.

Ruh hastası beni takıntı yapmıştı.

Defne: Onur siktir git.

Onur: Öğretmenin ile hiç yakışıyor mu Defne?

Bölüm sonuuuuuu

Verdim bombayı gittim.

Onur piç biri arkadaşlar.

Ama neyseki Arslanim çok güçlü o halleder. İnşallah

Sizce Defne'nin o sırrı ne?

Arslan'ın anası ile macerasını ileride okuyacaz

Orucunuz kabul olsun

Bir dahaki bölümde geziye gidecekler sonra fan fin fon

Doasnosnsosndkd

Hadi bay

Bay

Bay

Bay

Bölüm sonu

34 yorum