İçeriğe geç

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 21 · 12 dk okuma

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 21

BÖLÜM:21

Ssssssseeeeeelllllllaaaaaaammmmmm

Çok içten bir giriş yaptım

Sınırımızı büyütelim dimi 60 vote 20 yorummmmm

Hadee iyi okumalar

Bu arada bir iki arkadaş için söyleyim 22. Bölüm ilklerini yaşayacaklar

Yani bir anda yazamam bir kaynaşsınlar ayol

İyi okumalar

Onur'un mesajından sonra adeta küplere binmiştim. Nereden öğrenmişti bilmiyorum ama çözecektim.

Umarım.

Şu an evde büyük çantama ihtiyaçlarımı koyuyordum. Minik bir valiz fena olmazdı. Sema hoca izin verseydi alırdım.

Makyaj malzemeleri, özel ihtiyaçlar, kıyafet derken çanta dolmuştu. İki çanta doldurmuştum. Bu yeterli.

"Selam!" Azra'nın sesi ile arkamı döndüm. Bizim eve gelmişti.

"Selam."

"Çantayı bırak olaylar oldu." Dedi ve yatağıma oturdu hızla yanına oturdum.

"Ne oldu?"

"Esra ve Özgür." Dedi.

"Ne olmuş?"

"Özgür Esra'yı bir kırmış anlatamam kız salya sümük ağlıyordu." Dedi.

"Ne! ne oldu?" Kim bilir dağ ayısı abim kıza neler demişti.

(Saatler önce)

(Esra'nın anlatımından)

Azra ve Cem ile arabada bekliyorduk beraber dışarı çıkmıştık. Cem arabanın sürücü koltuğundaydı. Özgür'ü bekliyorduk onunda bizimle gelmesi için Cem'e neler teklif etmiştim kim bilir. Tüm paramı almıştı it!

"Güzel miyim?" Dedim Azra'ya dönüp.

"Maşallah." Dedi göz kırpıp. Özgür görüş açıma girince heyecanla yerimde kıpırdandım. İçim kıpır kıpırdı. Arabaya bindi. Cem ile selamlaştılar.

"Selam abi." Dedi Azra Özgür ona döndü.

"Selam cadı." Ardından bana döndü benim burada olmamı beklemiyordu şaşırmıştı.

"Selam." Dedim.

"Selam." Onu sevgilim yapmazsam Benim adım Esra değil.

Araba yol alırken bara gitme kararı aldık. Cem'in babasına ait olan bir yerdi. Yol boyunca Cem ile Özgür kendi arasında konuştu. Azra'ya yaklaştım.

"Ne hakkında konuşsam ilgisini çekerim." Dedim fısıldayarak.

"Sen hangi üniversiteyi kazandın?"

"ODTÜ."

"He tamam başarı hakkında konuş." Yüzümü buruşturdum.

"Kim başarı hakkında konuşmak ister ki!" Bu adam böyle şeylerden konuşmazdı.

İlgisini çeken başka bir şey vardı. Öğrenmeliydim.

"Valla Özgür abi de böyle işliyor." Dedi.

"Ha bir de olabildiğince olgun davran." Dedi.

"Ben zaten olgunum."

"Olgunsun ama daha çok ol. Bak Özgür yaşa çok takık senin için iki rakam olsa da Özgür asla kendinden on yaş küçük biri ile olmak istemez." Biliyordum bunu. Özgür benim gibi aşka inanmıyordu.

"Eh öyle olsun." Dedim. Araba durunca arabadan indik. Azra ile Cem önde ilerlerken Özgür'ün yan tarafına geçtim. Göz ucuyla bana baktı ve yürümeye devam etti.

"Hangi üniversite de okudun?" Dedim iyi bir konu seçimi olabilirdi. Gönül isterdi rahat konuşmak ama önce ona çocuk olmadığımı kanıtlamalıydım.

"İstanbul." Dedi ve beni şaşırtarak devam etti.

"Sen yeni başlayacaksın değil mi?"

"Evet üniversite seçimimi yaptım."

"Hangisi?"

"ODTÜ."

"Hangi bölüm?" Kendimi sorgu da hissettim.

"Mimarlık."

"Çalışarak mı girdin?" Şimdi neden sorduğu anlaşıldı.

"Tabiki de! Asla hazıra konmam ben, itham ettiğin şey çok yanlış!" Tamamen kendi çabalarım ile kazanmıştım.

"Kusura bakma dışarıdan öyle durmuyorsun." Hiç üzgün durmuyordu.

"Sen de dışarıdan doktor değil serseri gibi duruyorsun ama ben sana söylüyor muyum?" Dedim.

"Haklısın kusura bakma."

"Bana bir şeyler ısmarla affederim seni." Dedim şaşırarak bana baktı.

"Öyle olsun." Dedi bence iyi ilerledik. Bar masasına yaklaştık bar sandalyesine oturduk Azra ile Cem ortalıkta yoktu.

"Alkolsüz kokteyl." Dedi barmene.

"Hangi aroma?" Barmenin sorusu üzerine bana bakmadan cevap verdi.

"Herhangi biri." Ağzım açık ona baktım. Hiç değilse neli içersin diyebilirdi.

"Sorsaydın alkollü isterdim." Dedim.

"En son aldığında ne oldu gördük."

"Ne olmuş?" Hatırlamıyorum.

"Boyundan büyük işlere bulaşma."

"Ben mi kısayım." Dedim gülerek herkesin dikkatini ilk çeken şey boyum olurdu.

"Evet."

Kokteyli içerken Özgür'ü kesen bir kız gördüm hatta bu tarafa hareket ediyordu. Bir tık fazla kıskancım.

"Dans edelim mi?" Yüzünü ekşiterek bana baktı.

"Hayır."

Kız çoktan yanımıza gelmişti. Bu kız Naz'dı eskiden yakındık ama Naz yerine backstabber desek çok yerinde olurdu.

"Selam Özgür uzun zaman oldu." Dedi tanışmışlardı... Özgür'ün ona karşı bakışlarını fark etmiştim.

"Evet." Dedi ve önüne döndü.

"Dans edelim mi?" İkisinin arasına girdim.

"Bana sözü var." Dedim ve Özgür'ü insanların içine çektim.

"Ne yaptığını sanıyorsun?" Sinirliydi sanki.

"Seni o kızdan kurtardım teşekkür etmen gerek."

"Kurtulmak isteyen oldu mu?" Dedi.

"O kızla kimse takılmak istemez-" sözümü kesti.

"Bak ergen hareketlerini kendine sakla. Senin saçma kıskançlıklarınla uğraşamam."

Dedi yanımdan gidecekken kolunu tuttum.

"Ben ergen değilim! Sözlerine dikkat et."

"Öylesin. Benim için bir çocuktan farkın yok. Annen nasıl çekiyor seni-" onu susturan suratına patlattığım tokat oldu.

"Kimse benimle böyle konuşamaz." Dedim ve bardan çıktım. Çok sinirliydim. Çok fazla.

(Şu anki zaman)

(Defne'nin anlatımından)

Ağzım açık dinlemiştim. Özgür böyle bir şeyi nasıl yapardı. Onunla konuşacaktım Esra duygusal bir kızdı böyle konuşamazdı.

"Ben Özgür ile konuşurum."

"Bir zahmet pislik adam ya. Erkolar aynı!" Demesi ile ona ciddi misin der gibi baktım. Erkolar aynı mı erko ne ya!

Özgür böyleydi bize karşı çok samimi olsa da dışarıya karşı buz gibi soğuktu.

Bir süre daha konuştuk ardından gitti. Bende telefonumu alıp Özgür'ü aradım.

"Efendim?"

"Özgür evde misin?"

"Sen Özgür diyorsan vardır bir bok." Dedi ve devam etti.

"Gel bekliyorum." Dedi telefonu kapatıp evden çıktım. Hastanede çalışmaya haftaya başlayacaktı bu yüzden evdeydi.

Sokakta ilerlerken evin önüne geldim. Zili üç defa çalışım ardından kapı açıldı. Merdivenleri çıktım. Özgür beni bekliyordu ona bakmadan içeri geçtim. Salonda ki koltuğa oturdum.

"Sen ne zaman ev Alcan ya?"

"Zamanı gelince." Dedi. O da karşıma oturdu.

"Dökül bakalım." Dedi.

"Hiç sana yakışıyor mu?" Dedim.

"Ne?"

"Esra'ya dediklerin! Yazıklar olsun." Ben büyüttüm onu(!)

Kadın dayanışması yaşasın.

"Çocuk çocuk davranmasın!" Dedi sinirle.

"Kızı dinledin mi dinelemeden götünden uyduruyon!" Ben de sinirle çıkmıştım.

"Ne dinleyecem ya takmış beni kafasına onunla mı uğraşacağım?"

"Abi senin kıymetli nazın ile Esra arkadaşmış belki kız bir şey biliyor." Esra bana naz ile arkadaş olduğunu tek anlatmıştı. Olayları bilmeden yargılayanlardan nefret ederdim!

"Naz yaşça büyük Esra'dan."

"Arkadaşlarmış işte kızı dinlemeden ne kadar kırdın haberin var mı?"

"Banane?" Bu adamı öldürmek vardı!

"Kızın gönlünü alacaksın!" Dedim.

"Halla halla paşama bak var mı başka isteğiniz?"

"Evet eğer ki almazsan teyzeme anlatırım Naz'ı-" eliyle ağzımı kapattı.

"Tamam sus halledicem ben!"

"Etmek zorundasın!" Sesim boğuk çıkmıştı eli yüzünden.

"Çek elini be!" Dedim.

"HADİ görüşürüz bol şans sana." Dedim ve evden çıktım. Bu iş halloldu biliyorum. Özgür söz verdiyse yapardı.

Lavinia: Bugün bana gelsene.

Lavinia: Makarna yaparız ;)

Defne: Ama benim başka bir planım vardı.

Bugün müze gezmek istiyordum. Yeni açılan bir müze vardı ve beş gün ücretsizdi. Müze sergi gezmeyi çok severdim ve bunu kaçıramazdım.

Lavinia: Benden başka ne işin olabilir?

Defne: Bir bilsen.

Lavinia: Güzelim inadına mı yapıyorsun?

Defne: Evet

Lavinia: İşin neymiş?

Defne: Müzeye gideceğim beraber gidelim mi?

Defne:

Lavinia: olur ne zaman alayım seni?

Defne: durakta buluşalım bir saat sonra.

Lavinia: Tamam güzelim.

Defne:tm

Lavinia: tm?

Defne: TAMAM AŞKIM BENİM.

Defne: :)

Lavinia: :(

Mesajlardan çıktım ve hazırlanmaya başladım. Bir saatin sonunda hazırdım. Açıkçası deli gibi ürküyordum ya biri görürse? Ne bok yerim. Allah'ım sen beni koru.

Annem Sevda ile oturmuş konuşuyordu. Onlara döndüm.

"Ben çıkıyorum."

"Nereye?" Dedi annem.

"Müzeye gideceğim." Dedim ve evden çıktım. Sevda bana acayip imalı bakmıştı. Arslan geldiğine dair bir mesaj attı.

(Kombin bu renkler farklı)

(Beğenmediyseniz 🥲)

Annem benim için bir sürü kıyafet almıştı. Annem için yarı çıplak çıkarsam sorun olmazdı. Annem çok isterdi ben sosyalleşiyim giyiniyim süsleniyim... Annem gençken çok deli dolu bir kızmış aileside zengin bir eli yağda bir eli balda. Ama bu şirret adamla evlenince. Kaçınca. Ailesi yüzünü çevirmiti ona. Asla anneannem ve dedemi tanımıyordum.

Arslan'ın arabasına bindim. Hızla dudaklarına bir öpücük kondurdum.

"Çok güzel olmuşsun."

"Sen de." Dedim bana iltifat edilince dağ ayısına dönüşüyordum.

"Ben de ne?"

"Anladın işte hadi gidelim." Dedim gülerek bir nefes verdi ve arabayı çalıştırdı.

"Çok korkuyorum."

"Neden?"

"Ya biri bizi görürse?"

"Bu ihtimalleri göz önüne alarak beraber olduk. Ayrıca ben böyle bir şeye izin vermem." Dedi sesi çok güven vericiydi ama dışarısı öyle demiyordu.

"Ezra ve Aria gibiyiz..." Dedi. Anlamayarak bana döndü.

"Onlar kim?" Gözlerimi kocaman açtım.

"Bilmiyor musun?"

"Hayır söylersen bilirim."

"Pretty little liars. İzledin mi?"

"İzlemedim." Dedi kim izlemezdi lan!

"Hemen izle hatta dur beraber izleyelim ben ikinci sezonundayım ama senin için baştan izlerim." Tek nefeste konuşmam onu güldürdü.

"Olur izleriz." Dedi ve bana baktı.

"Ezra ve Aria nın olayı ne?" Dedi göz kırpıp.

"Aria öğrenci Ezra öğretmeni onlarda ilişki yaşıyorlar işte." Ezra'ya hayrandım.

"Bekle." Dedim ve telefonumdan oyuncunun fotoğrafını açtım.

"Bak öğretmen olan bu çok iyi değil mi!" Dedim konu sevdiğim şeyse acayip konuşkan biriyim.

"Yok değilmiş." Dedi bu adam kör mü?

"Ne demek değil?" Dedim hayretle. Bir dakika doğru ya Arslan kıskanmıştı. Tatlı bir kıskançlık.

"Yani tabi benim aşkından ölüp bittiğim tek adam var." Dedim uzanıp yanağını öptüm.

"Defne kimse için ölüp bitme!" Dedi.

"Tamam." Dedim gülerek.

Müzenin önünde durduk ve indik elimi tutmaya çalışınca elimi geri çektim tedirgindim. Kaşlarını çattı.

"Biri görebilir." Dedim oflayarak önden girdi. Beraber giriş işlemlerini yapıp girdik bugün son günü olduğu için fazla insan yoktu.

"Ne hakkında?" Dedi.

"Mitoloji." Dedim kafasını salladı. Mitolojik tanrılara ait heykeller, resimlerin önünden geçerken ağzım açık kalıyordu. Büyüleyici.

"Çok seviyorsun." Dedi bana bakıp.

"Mitolojiye bir aram merak salmıştım." Dedim.

"Sen her şeye merak salıyorsun." Bu sözüne güldüm.

"Hızlı dönemlerimizdi." Dedim göz kırpıp ama o gülmemişti.

Hsisnsosnosnsisnsdjsjs

Beraber bir süre daha gezdik. Tüm eserlere hayran kalmıştım. Bir saat sonra müzeden çıktık. Bir saat boyunca Arslan'la mitoloji hakkında konuşmuştuk. Kaliteli sohbet. Aşığım bu adama ya!

💍

Eve gelmiştim. Yarın erkenden gidecektik çok heyecanlıydım. Fazla.

Araba sürmeyi öğretecekti Arslan. Ne zaman bilmiyorum ama bir gün olacak.

Her şey o kadar yolunda gidiyordu ki her an bozulacak gibi hissediyorum. Hissetmiyorum biliyorum da. Hep öyle olurdu her mutluluğun ardından bir üzüntü gelirdi.

İçimdeki karamsarlığı dağıttım ve odamdan çıktım. Annem ile Sevda dizi izliyorlardı. Yanlarına oturdum.

"Yarın gidiyor musun annem?"

"Evet dört gün yokum. Rahatsınız." Dedim.

"Aşk olsunn." Sevda n yi uzatarak söylemişti. Bu yapay ortamdan sıyrılıp odama geçtim. Esra'yı aradım.

"Alo?" Sesi iyi geliyordu.

"Naber?"

"İyidir sen?"

"Ben de iyi Özgür ile konuştun mu?" Dedim.

"Geldi ama onu geri çevirdim." Dedi.

"Neden?" O kadar uğraş boşuna mıydı?

"Ben dediği onca şeyi unutmadım." Kızda haklıydı.

"E ne yapacaksın?"

"Bak şimdi beni görünce bir kötü oldu. Anladı ne dediğini." Özgür abimin duygusal yanını kullanacaktı!

"Fazla naz yapma."

"Fazla naz aşık usandırır. Biraz üzülsün yeter bana." Dedi. Görmeyeceği halde kafa salladım.

"Bakalım bu işin sonu nereye gidecek."

"Evlilik." Bu dediğine güldüm.

"Hadi görüşürüz yatmalıyım." Dedim.

"Kimle?"

"Ananla!"

"Çok ayıp." Dedi yarın gezi vardı ve erkenden zıbarmalıydım.

"Hadi görüşürüz." Dedim ve telefonu kapattım.

Yatağa girdim. Tam huzurlandım diyorum aklıma Onur geliyor. Onunla konuşup halletmeliydim. Hatırladığım kadarıyla o da gelecekti.

Defne: Yarın okula bir saat erken gel konuşmalıyız.

Onur: Konuşuruz :)

Gülen yüzü bir yerine sokayım Onur!

(Sabah)

Çantamı koluma astım. Diğer çantamı elime aldım. Üstümde bir kazak altıma ise etek almıştım. Kazan inceydi varla yok gibi.

Annemler kahvaltı yapıyordu ama çıkmazsam geç kalacaktım. Annem ile Sevda bana baktı. Sevda beni süzdü. Pardon gözleri ile yedi ve yüzünü buruşturdu.

Tebrikler cadalozun düşmanısın.

"Ben gidiyorum." Dedim. Sanki ölüme gidiyormuşum gibi konuştum.

"Dikkat et annem. Öğretmenlerinin yanından uzaklaşma. Biri derse gel gezelim..."

Annemin başladı mesai. Hala konuşuyordu.

"Hadi ben gittim." Dedim.

Evden çıktım ve Azra'nın evinin önüne gittim. O da tam zamanında çıkmıştı.

"Neden erken gidiyoruz anlamıyorum. Uyuyacaktım ben!" Diye söylenmeye başladı.

"Onur'un derdini öğreneceğiz."

"Ay o vardı!" Dedi beraber sokağa girdik. Bizi Cem bırakacaktı ikimiz arabaya bindik. Azra öne ben arkaya geçtim. Cem Azra'ya bakıp sırıttı.

"Çok güzel olmuşsun birtanem." Bir tanem?

"Teşekkür ederim." Azra da cilveli bakmıştı. Sonra bana döndü.

"Sen de idare eder cadı."

"Cadıyı müsait bir yerine sokcam." Dedim. Bana ayıplar gibi baktı.

"Azra bu evde ne yiyor?" Dedi arabayı çalıştırmıştı.

"Biraz Azra'ya çeksene!" Dedi Cem.

"Sen de biraz Arslan'a çeksen!" Dedim.

"Neyim eksik Arslan'dan?"

"O nazik bir defa kibar!" Dedim gülmeye başladı sakasiz dakikalarca güldü.

"Arslan-" gülmeye devam etti.

"Cem önüne bak." Dedi Azra.

"Arslan mı nazik?" Dedi ve gülmeye devam etti.

"Evet." Çok nazikti.

"Allah'ım gülmekten canım çıkacak." Dedi. Onu takmayıp cama döndüm ve yolu izledim.

Okulun önünde durunca onlardan önce indim. Azra biraz daha Cem ile oturup gelecekti.

Bahçede ilerlerken Onur'u gördüm ağaca yaslanmış telefona bakıyordu. Yanına gittim ve kolumdan tutup sessiz ve görünmeyen bir köşeye çektim.

"Sonunda be güzellik." Dedi elini kaldırınca tuttum ve sertçe geri bıraktım.

"Derdini söyle." Çok sinirliydim.

"Ne derdi?" Anlamazdan geliyordu piç.

"Kıt mısın? Sabah sabah beni saçma şeyler yazıyorsun!"

"He o mesele." Dedi nefes vererek.

"Anlat."

"Defne biliyorum." Dedi.

"Neyi?"

"Anlamazdan gelme." Bir konuşsa neler anlatacak. Ona bir kaşımı kaldırarak baktım. Telefonunu çıkardı ve bir şey açtı. Telefonu bana döndürünce içimden kendime sövdüm. Arslan ile yakın olan fotoğraflarımız...

NİYE BİZİ RAHAT BIRAKMIYORLAR

BİRİ BİTİYOR DİĞERİ GELİYOR.

Bozuntuya vermeden ona baktım.

"Yani?" Dedim şaşırarak bana baktı.

"Hocanla sevgili olmak-" Şu an telaşlı görünürsem eline düşerdim. Gülerek ona baktım.

"Sevgili?" Dedim. Fotoğraflarda yakındık ama dudak dudağa değildik sonuçta.

"Evet." Dedi bu hareketlerime anlam veremiyordu.

"Ay keşke ama sevgili değiliz." Dedim gülümseyerek.

Korkudan götün titriyor.

"Bunlar ne?" Dedi.

"Sarılmak?"

"Böyle sarılmak olmaz!"

"Oluyormuş." Dedim.

"Bak dediklerimi yapmazsan bunları müdüre gösteririm." Dedi. Sıçtım.

"Of göster be banane? Ne sanıyorsun ay Onur lütfen gösterme istediğini yaparım dememi mi?" Dedim gülerek. Dizi mi çekiyoruz?

"Onur dizi de yaşamıyoruz bu taktikler eski de kaldı. Sal beni bak bin tane kız var. Salsana beni ben ne yapayım seni?" Dedim. Takıntılı manyağım eksikti. Arkamı dönüp bahçede çıkışa yürüdüm. Kalbim güm güm atıyordu. Cesaretli konuştum ama gösterirse biterim. Sığ bir köşede Arslan'ı aradım.

İlişkinizi duymayan bir cumhurbaşkanımız kaldı.

"Alo güzelim?" Dedi. Bu mu kibar değil yani?

"Arslan bir şey oldu."

"Ne oldu?" Dedi endişe ile. Ona olanları anlattım.

"Aferin küçük en doğrusunu yapmışsın." Dedi gurur dolu bir ses ile. Bu dışarıdan çok komik dursa da benim içimi pır pır ediyordu.

"Oraya gelince konuşup hallederiz." Dedi.

"Tamam görüşürüz." Dedim ve telefonu kapattım.

Önüme dönünce Onur yoktu. On dakika kadar sonra okulun dışındaki araba ile dışarı çıktım Arslan'ın arabası. Hızla bindim Arslan beni öpmek için yaklaşmışken geri çekildim.

"Ne yapacağız?"

"Bir öpseydim." Dedi.

"Boşver onu çocukta fotoğraflarımız var." Dedim.

"Hallederim." NASIL BU KADAR SAKİNDİ.

"Nasıl bu kadar sakinsin?"

"Güzelim benim elim armut toplamıyor ya hallederim ben." Dedi.

"İnşallah bir bok olmaz." Dedim. Bana döndü. Konuşamıyoruz da!

"Bir şey olmaz yani." Dedim cümlemi düzelterek. Arabadan indim ve bahçede oturan Azra'nın yanına gittim. Çantamı banka bırakmıştım.

Bir saat sonra herkes toplanmıştı. Sema hoca ve Arslan bizi bir yerde toplamışlardı. Geziye gelmeyen öğrenciler derse girmişti. Geziye gelen yaklaşık elli kişi vardı! İki servis tutulmuştu ve sadece iki gözetmen vardı.

"Arkadaşlar sıra halinde dışarı çıkalım ve servislere binelim." Dedi. Arslan'a baktım. Bakışlarım ile hangi servise binmeliyim der gibi bakıyordum.

Adam nasıl anlasın aq

Arslan gülerek gözü ile sağdakini işaret etti. Anlarmış. Azra ile çıkışa gittik ve sağdaki servise binip yan yana oturduk. Sema hoca diğer servise binmeden önce bizim servise bindi. Yoklama aldı ve Arslan'a döndü.

"Dikkat edin hocam bana lazımsınız." Dedi. Bu kadının mizahından nefret ediyorum. Öksürdüm. Burası bunların yeri değil demek istemiştim. Sema hoca boğazını temizleyip servisten indi. Arslan, hanımcı kocam ya...

Azra omzuma yaslandı. Ben de kulaklıklarımı taktım. Arslan da arkasına yaslandı birbirimize gülümsedik ve yolculuk başladı.

(İleride ortam böyle olur.)

Bölüm sonuuuuuuuuuuuuu

NABİYONUZ

sınav haftası yaklaştı bölümler gecikiyor...

Valla SOYLİCEK bişi bulamadım

Görüşürüzzzz

💪💪💪💪💪💪💪💪💪

Bölüm sonu

1 yorum