İçeriğe geç

MEYRA

Bölüm 9 · 8 dk okuma

MEYRA

Bölüm 9

9.Bölüm

"Ne bu! Alacaklı gibi kapı çalmak?" diyerek yataktan çıktım. Uykumun bölünmesinden nefret ederim. Kapıyı açınca karşımda bir kadın gördüm. Orta yaşlı olmasına rağmen oldukça bakımlı ve hanımefendi birisine benziyordu. Üzerimi düzelttim;

"Kime bakmıştınız efendim?"

"Meyra'ya bakmıştım ben kızım"

"Buyrun benim" muhtemelen kapıya gelene kadar söylediğim bütün o serzenişleri dinlemişti. Of Meyra!

"Ah! güzel gelinimi alıp alışverişe çıkarmaya geldim"

"Anlamadım!?" dedim gözlerimi ovuşturarak.

"Kusura bakma kızım Behram dün söylemiş olmalıydı söylemedi mi?"

"Hayır ne söyleyecekti ki?"

"Bu sabah gelip seni alışverişe çıkaracağımı"

"Söylemedi de siz kimsiniz?"

"Ben annen kızım."

"Anne mi?"

"Eh kayınvalide derler ama ben sana anne olmak istiyorum." diyerek sarıldı.

"Te... Teşekkür ederim de adınız öğrenebilir miyim?"

"Zeynep ama sen anne de olur mu?"

"Zeynep hanım desem daha iyi olur."

"Peki kendini hazır hissettiğin zaman söylersin."

"Teşekkür ederim"

"Ee hadi hazırlan. Bu akşam imam nikahınız var. Senin için en güzel elbiseyi seçmeliyiz"

"Ne nikahı!"

"Haberin yok mu nikah olacağından?"

"Yok. BEHRAM HER ZAMAN Kİ GİBİ KENDİ KAFASINA GÖRE BİR ŞEYLERE KARAR VERMİŞ!" diyerek bağırdım

"Bak sen şu eşek sıpasına! Dur sen kızım" diyerek telefonunu çıkardı Zeynep. Behramı arıyordu;

"Behram"

"Efendim annelerin bir tanesi Zeynep Sultan"

"Sen Meyra'ya bugün imam nikahınız olduğunu söylememişsin! Kızın hiç bir şeyden haberi yok"

"Sürpriz olsun diye şey ettim annecim"

"Hiç yakıştıramadım oğlum"

"Bu seferlik böyle olsun be anacım. Sen o inatçı gelinini al götür çarşıya. Dolaşır kıyafet bakarsınız"

"Kapat Behram kapat"

Zeynep telefonu kapatıp bana döndü;

"Sen bu sıpanın kusuruna bakma kızım."

"Estağfurullah Zeynep hanım. Lütfen kendinizi mahçup hissetmeyin. Behram hep böyledir zaten"

"O kadar kısa sürede nasıl anladın?"

"Ben anlarım. O kadar kısa sürede uzun uzun çektirdi bana" diyerek Zeynep'i içeriye davet ettim.

"Siz şöyle oturun ben bir şeyler giyinip geleyim."

Üzerime bir tişört bir pantolon geçirip hızlıca salona geçtim. Zeynep oturduğu yerde beni bekliyordu.

"Sizi kırmamak için geliyorum."

"Sağol kızım."

Beraber çıkıp dükkanları gezmeye başladık. Zeynep'in beğendiği bir şeyi alıp bir an önce eve gitmek istiyordum. Ama Zeynep neşeli neşeli elbise bakıyor hepsini denemem için diretiyordu. Beşe yakın dükkan gezdikten sonra elbiselerden birisini aldık.

Meyra'nın elbisesiii💫

"Kızım bu çok yakıştı sana" dedi Zeynep.

"Beğendiyseniz bunu alıp çıkalım." diyerek elbisenin fermuarına uzandım. Kolum yetişmemişti, ikinci defa uzandığımda bir el yardımıyla fermuarım yetişebileceğim yere kadar indi.

"Teşekkür ederim Zeynep hanım" diyerek arkamı döndüm.

"Zeynep hanım yok, Behram bey var sever misiniz?" dedi Behram sırıtarak.

"SEN! SEN NE ARIYORSUN BURADA YA?"

"Çarşıda işim vardı. Sizi de bu dükkana girerken görünce bakmak için geldim. Bu arada elbise çok yakışmış bücür" diyerek eteğimin ucundan tutup kendine çekti.

"Senden nefret ediyorum Behram! Çekil!"

"Ben sana çok aşığım zaten Meyra!"

"Madem aşık değilsin neden evlenmek için diretiyorsun!"

"Sanane Meyra."

"Senin ben!"

"Kızım dur sakin ol" diyerek araya girdi Zeynep.

"Zeynep hanım, düşündüm de neden kendinize ve oğlunuza daha iyi bir gelin adayı bulmuyorsunun?"

"Ayy tövbe de kızım! Tövbe Allah'ım"

Kabine girip elbiseyi üzerimden bir çırpıda çıkardım. Kabinden çıkar çıkmaz çalışanlardan birisi elbiseyi elimden alıp paket yapmaya götürdü. Bende çantama uzanıp kapıya doğru ilerledim. Tam çıkacakken kafam Behramın koluna çarptı. Kapıdan çıkmamam için kolunu pervaza dayamıştı.

"Zeynep hanım. Oğlunuz alır mısınız artık?" diyerek kafamı eğip geçmeye çalıştım. Behram kolunu aşağıya indirip çıkmama yine izin vermemişti.

"Alyans işini de halledelim sonra oğlumu alırım" diyerek güldü Zeynep.

"OF! OF OF"

"OFLAMA' dedi Behram kolunu çekerek.

Beraber Behramın arabasına binip kuyumcunun önünde durduk. Sanırım bu kuyumcu Karaların sürekli alışveriş yaptığı bir kuyumcuydu. İçeri girer girmez büyük bir ilgiyle karşılandık.

"Alyans modellerinize bakacaktık." dedi Zeynep.

"Buyrun bu modelleri sizin için özel getirttik." diyerek bir sürü alyans çıkardı kuyumcu. Hepside kaba saba yüzüklerdi. Altı üstü bir alyans ne gerek var bu kadar şatafata?

"Bu nasıl kızım?" diyerek bir model uzattı Zeynep.

"Efendim ben böyle şeyleri sevmem. Daha sade düz bir şeyler baksak olmuyor mu?''dedim yüzüğü yerine koyarak. Behram araya girip;

"Kendisi seçsin anne. Zaten bu evliliği istemiyor, en azından alyansı kendi istediği gibi olsun." dedi

"Bismillahirrahmanirrahim Behram!? Sen misin? İÇİNE ŞEYTAN GİRMİŞ BUNUN!' diyerek ittirdim Behramı.

"Aman çok komik!"

"Hahahaha tabi komik. Sen böyle düşünceli bir insan değilsin vardır altında bir şey bununda" diyerek gözüme kestirdiğim alyansları aldım. Zeynep aval aval yüzüme bakıyordu.

"Kızım bunlar ne? Çok düz." diyerek kendi elinde ki alyanslarla yan yana koydu benim seçtiklerimi.

"Anne, Meyra seçecek dedim" diyerek alyansları elimden aldı Behram.

"Bunlar paket olsun. Bir de benim seçtiğim tektaş yapıldı mı?" dedi Behram. Kafamı çevirdim, ne tektaşı be!

"Tektaş istemiyorum"

"Geç kaldın cicim! Çoktan yaptırdım" diyerek satıcıdan kutuları aldı. Konuşmadan Behramın peşinden gidip arabasına bindim. Eve gitmeyi dört gözle bekliyordum. Fakat araba benim evime gitmiyordu.

"Nereye gidiyoruz Behram?" diyerek Behrama döndüm.

"Konağa"

"Ne konağı ben o konağa gitmem! İndir beni"

"Kejanların konağına değil zaten, benim konağıma gidiyoruz" dedi Behram sakince.

"Oraya da gitmem. Beni evime götür!''

"Nikâh var Meyra. Seni evine nasıl götüreyim?"

"Bana nikâh isteyip istemediğimi sordun mu Behram?"

"Sormadım çünkü karım olmaya mecbursun Meyra"

"Mecbur falan değilim! İndir beni"

"Susacak mısın yoksa ben mi susturayım?"

"Neyle? Silahla mı! Ha ancak o silahına güveniyosun!"

"Silahla susturacağım demedim ki" diyerek gülümsedi.

"OĞLUM! TÖVBE TÖVBE. BEN BURADAYIM BEN!' diyerek araya girdi Zeynep.

"EDEPSİZ!" diyerek önüme döndüm.

Konağa gelince hizmetliler poşetleri almak için arabaya yaklaştı. Behram inip benim kapımı açtıktan sonra bagajda olan poşetleri indirip hizmetlilere verdi. Zeynep önden yürüyerek konağa girerken Behram da beni ite kaka konağa sokmaya çalışıyordu.

"Hadi içeri" diyerek bir iki adım arttırmaya çalıştı.

"Gelmek istemiyorum Behram"

"Ya kendi ayaklarınla gireceksin bu konağa, ya da seni kucaklar içeriye sokarım."

"Aman! Kendim girerim. Rezil etme beni"

"İyi o halde"

Behram önde ben arkada konağa girdik. Kocaman bir konaktı. Rahat üç katı vardı konağın. Eee bide kileri bahçesi falan. Dehşet büyüklükte bir yerdi. Kejanların konağı bunun yanında iki oda bir salon müstakil ev gibi kalırdı. Konak büyük olmasına rağmen çok sessizdi. Etrafta baktım, oldukça bakımlı ama eski olan bu konağın içi yeşilliklerle doluydu.

"Beğendin mi?" diyerek fısıldadı Behram.

"Güzelmiş konağın."

"Konağımız"

"Senin konağın Behram."

"Burası artık senin evin"

"Ben ev istemiyorum. Ben eş de istemiyorum Behram"

"Yine başa mı döndük Meyra."

"Behram."

"Üst kata çık. Senin için bir oda ayırdılar sana. Orada hazırlan. Ben seni almaya gelene kadar da sakın bir haltlar karıştırayım deme''

"İyi!"

Üst kata doğru ilerledim. Benim için hazırlanmış olan odanın kapısı ardına kadar açıktı. İçerde bir kız feryat figan ağlıyordu. Uzaktan izlemeye koyuldum. İçeri girmeye çekindim. Zeynepte içerde kızı teselli ediyordu.

"Azra bak kızım, Behram senin abin. Bundan ötesi olmaz." diyerek kızın gözyaşlarını sildi Zeynep. Demek bu kız Behrama aşıktı. Eee süper! Bana da bahane lazım. Odaya girdim, Azra denen kızın gözleri beni süzüyordu.

"Bu mu?" dedi Zeynep'e dönerek.

"Şşt! Bu denir mi hiç kızım? Meyramız o"

"Adı Meyra mı?"

"Şey evet. Memnun oldum" diyerek elimi uzattım.

"Azra bende." diyerek elimi sıktı.

"Siz neyi oluyorsunuz Behramın?" dedim Azraya.

"Azra abimin ve yengemin emaneti Meyra. Behramın kuzeni oluyo ama Azra bize geldiğinde çok küçüktü. Behramın kız kardeşi gibidir. Değil mi Azra?" dedi Zeynep

"Evet, öyle" dedi sakince Azra.

"Ben çıkayım siz kız kıza hazırlanın" diyerek çıktı Zeynep.

Yatağın üzerine bırakılmış olan elbiseye baktım. Giyinmek istemiyordum. Azraya döndüm;

"Şimdi giyinmesemde olur"

"Sen bilirsin. Ben Behrama bakacağım" diyerek çıktı Azra. Yatağın üzerine oturdum. Elimden hiç bir şey gelmiyordu. Behramı kabul etmek zorundaydım. Bu evlilikten en az hasarla kurtulabilir miydim bilmiyorum. Yaklaşık bir saat sonra hizmetlilerden birisi odaya yemek getirmişti. Tepsiyi alıp kenara koydum.

"Behram Ağam tepsiyi geri getirdiğinde tek bir kaşık yemek kalmamış olacak" dedi diyerek yemem gerektiğini söyledi hizmetli.

"Tamam, seni sıkıntıda bırakmam. Şimdi yiyorum"

Yemeği yedikten sonra artık üzerimi giyinmek zorundaydım. Elbisenin fermuarını açıp içine girdim. Belime kadar fermuarı çekip tıkanmıştım. Odadan da bu halde çıkamazdım.

"Zeynep hanım!" diyerek seslendim. Gelen giden olmadı.

"Zeynep hanııımm!'' diyerek bağırdım tekrardan. Kimse gelmeyince sırtım açık bir şekilde yatağa oturdum. Ağlıyordum, kapı açıldı. Behram gelmişti;

"Annem yemeklerle ilgileniyor. İstersen ben yardımcı olayım" diyerek içeriye girdi. Yaşlı gözlerimi Behrama çevirdim. Yüzü asılmıştı.

"Neden ağlıyorsun?"

"İçim daraldı. Bu zıkkımın kökü elbisenin fermuarı da çekilmiyor zaten!" diyerek ağlamaya devam ettim.

"Dert ettiğin şeye bak. Dön arkanı ben halledeyim hemen" diyerek beni çevirdi Behram. Fermuarı çekmiyordu. Uzun bir süre duraksadı ardından sırtımda Behramın ellerini hissetim. Kımıldayamadım, neden duraksadığını anlamıştım.

"Behram. Lütfen fermuarı çeker misin"

"Meyra"

"Ellerini de çekersen çok mutlu olurum."

"Sırtının hali ne Meyra? Bu morluklar, bu çürükler ne!?"

"Behram soru sorma. Çek şu fermuarı bak yoksa evlenmekten vazgeçerim!"

"Sen cevap veren kadar bu fermuar açık kalacak Meyra!''

"Vermeyeceğim!" diyerek yüzümü Behrama döndüm. Gözleri kızarmıştı. Artık Behramın sorgularından bıkmıştım. Konuşmaya başladım;

"Ben sana hiç bir şeyi açıklamak zorunda değilim Behram. Yeter artık soru sormayı kes"

"İyi! Tadımız kaçmasın diye sormadım say. Bu morlukların sebebini az çok tahmin edebiliyorum ama emin olduğumda herkese bunun bedelini ödetirim"

"Hiç bir şey yapamazsın. Beni ve benim hayatımda ki herkesi rahat bırakacaksın. Hem istediğin bu değil miydi? Seninle evlenmem. Al istediğin oldu! Evleniyoruz rahat bırak beni yalvarıyorum sana"

"Dön arkanı, fermuarı çekip gideceğim. Sende hazırlan"

Arkamı döndüm. Behram fermuarı çekip çıktı. Bende saçlarımı tarayıp önümde ki iki tutam saçı tel tokayla tutturdum. Ardından Zeynepin getirdiği namaz başörtüsünü taktım.

Yarım saatin ardından Behram kapıyı çaldı;

"Bizi bekliyorlar."

"Geliyorum" diyerek kapıyı açtım. Behram beni süzdükten sonra ancak konuşabildi. Anlaşılan üstümdekiler oldukça yakışmıştı.

"Çok, çok güzel olmuşsun Meyra"

"Teşekkür ederim."

"Koluma gir önce" diyerek kolunu uzattı. Koluna girdikten sonra merdivenleri inmeye başladık. Avluda ki kalabalığın sesi merdivenin başından duyuluyordu.

"Bana boka bakar gibi bakmayı kes!" dedi Behram gülümseyerek. Bende aynı gülümsemeyle cevap verdim;

"Dilimi tutabilirim ama mimiklerimi asla"

Bizi gören davetliler ayağa kalkmış alkış tutuyordu. Konağın içi o kadar kalabalıktı ki tanıdık hiç kimseyi görememiştim. Behramla avluya inip bizim için hazırlanan yere oturduk. Hemen karşımızda Zeynep ve Azra onların yanında ise Hafize, Ali ve Ceylin duruyordu.

Ceylinin iğrenç gülümsemesini görünce midem bulanmıştı önüme döndüm.

"Önce duamızı ardından da nikahı yapacağız çocuklar" dedi önünüzde oturan imam efendi.

"Tabi buyrun" diyerek cevap verdi Behram.

Önce kuranı kerim okundu ardından uzun uzadıya dualar edildi. Sıra nikaha gelmişti ki imam efendi sordu;

"Kızım Behram oğlumla mehir konusunu konuştun mu?"

Mehir hiç aklıma gelmemişti ki. Hem evlenmeyi bile zorla kabul etmişken mehir tantanası da nedir!

"Ha..." Hayır diyecekken Behram elimi sıktı. Gülümseyerek hocaya döndü;

"Konuştuk hocam"

"Eee neye karar verdiniz oğlum?"

Behramın elini sıktım. Hiç bir şey konuşmamıştık ki!

"Meyra'ma mehir olarak. Okuması için gerekli olan bütün masrafları ödeyeceğimi söyledim oda uygun buldu."

"İyi yapmışsın oğlum."

Ben daha bunun şokunu atlatamamışken Behram konuşmaya devam etti;

"Birde karıma Kejanların konağını mehir olarak aldım."

Bölüm sonu

5 yorum