İçeriğe geç

MEYRA

Bölüm 10 · 7 dk okuma

MEYRA

Bölüm 10

10.Bölüm

Şoka uğramıştım. Behram çok ciddiydi, fakat hoca da şaşkınlıkla kafasını Kejanlara çevirmişti. Gözlerim Hafizeyi bulduğunda içim ürperdi. Gözlerinden alev çıkıyordu. Ceylin de annesinden farksızdı. Ali amcanın hiç bir tepkisi olmamıştı ama olay çıkarmamak için zor durduğu anlaşılıyordu. Behrama fısıldadım;

"delirdin mi sen!? Neler söylüyorsun" Behram gülümsüyordu. Hiç bozuntuya vermedi.

"Abdullah oğlu Behram, Ziya kızı Meyra'yı karılığa kabul ettin mi?" dedi imam. Nikâha çoktan geçilmişti, gerçi burası da hesap sorulacak alan değildi ya.

"Ettim" dedi Behram.

"Ettin mi?" diye yineledi imam.

"Ettim"

"Ettin mi?"

"Ettim"

Adet böyleydi. Üç defa sorulurdu bu soru. İmam bana dönerek aynı soruyu sordu;

"Ziya kızı Meyra, Abdullah oğlu Behram'ı kocalığa kabul ettin mi?"

Behrama döndüm. Yüzüme bakıyordu, etrafa baktım herkes ağzımdan dökülecek kelimeleri dinlerken ben terler içinde kalmıştım. Bu işin geri dönüşü yok Meyra. Bugün buraya kendin oturdun. Behramın karısı olmaktan başka çaren mi var sanki ha?

"Ettim" kelimesi döküldü dudaklarımdan.

"Ettin mi?"

"Ettim"

"Ettin mi?"

"Ettim"

"Bende sizi yüce mevlamın katında birbirinize helal kıldım." diyen imam ayağa kalktı. Herkeste onunla birlikte ayağa kalkmıştı.

"Hadi hayırlı uğurlu olsun"

İmam çıkarken herkes neşeliydi. Kejanlar ve ben dışında. Behram yavaşça belime dokundu;

"Ben hocayı uğurlamaya gidiyorum. Bir yere ayrılma."

"Tamam"

Behram hocayı uğurlarken aşırı stresten dilim damağım kurumuştu. Zeynep'i bulup mutfağın yerini sordum.

"Merdivenlerin solunda ki kapı kızım. Zaten orada hizmetlileri görürsün."

Zeynep'in söylediği gibi ilerleyip mutfağı buldum. Kana kana soğuk suyu içince kendime gelmiştim. Mutfaktan çıkınca kalabalığın yemek yemesi için sofra kurulduğunu gördüm. Behram deli gibi beni arıyordu. Mutfağın kapısında bulunca durup soluklandı.

"Yemek verilecek. Senin için burası çok kalabalık olur. Eğer istersen odana çıkıp dinlenebilirsin." dedi Behram.

"Çok iyi olur. Yeterince kendimi kötü hissetim zaten"

"Kocan oldum diye mi?" diyerek güldü Behram.

"Evet Behram. Kocam oldun diye"

"Karım olmasan kırılırdım."

"Aman ne komik!"

Odaya çıkmak için merdivenlere yöneldim. Giyindiğim oda ardına kadar açıktı. İçeriye baktım, Azra yatağın üzerinde oturuyordu. Bir kaç adım atıp içeriye girdim.

"Bir şey mi oldu Azra?"

"Ellinin körü oldu!"

"Anlamadım?" diyerek elinde ki makasa çevirdim bakışlarımı. Çıkardığım kıyafetlerimi paramparça etmişti.

"KIYAFETLERİME NE YAPTIN SEN!?" diyerek bağırdım.

"Az bile yaptım." diyip güldü.

"Sen delirmiş olmalısın! Bunun başka bir açıklaması olamaz ya! Delirmişsin"

"Behram benim hakkımdı!" diyerek yataktan fırladı.

"Bak Azra, inan bana ne Behram ne de aşkın umrumda anlıyor musun beni! Behram benimle zorla evlendi. Sen sanıyor musun ben memnunum!?"

"KES BE! KES. SENDEN KURTULANA KADAR BU EVDE BANA RAHAT YOK"

"Ne diyorsun sen ya!" Azra elinde ki makasla üzerime doğru geliyordu.

"Azra! AZRA DUR YAPMA!" İkazlarımı dinlemiyordu.

"Bu kalabalığın içinde seni kimse duymaz boşuna bağırma" kaçacak yerim kalmadığından sırtımı soğuk duvara yaslamıştım.

"BEHRAM!" diyerek bir çığlık attım. Azra hızıyla makası kaldırdığında gözlerimi kapatıp dizlerimin üzerine çöktüm. Hiç bir şey olmamıştı. Azranın sesi de çıkmıyordu. Gözlerimi açtım, Behram Azranın kolunu havada yakalamış dik dik bakıyordu.

"Behram, şükürler olsun yetiştin. Allah'ım çok şükür" diyerek ayağa kalktım. Behram kolumu tutup beni arkasına almıştı.

"Azra! Sen ne yaptığını sanıyorsun ha?" diyerek kükredi Behram. Azra ağlıyordu;

"Hiç" diyerek elinde ki makası yere fırlattı.

"Sakın! SAKIN BİR DAHA MEYRA'NIN ETRAFINDA DOLAŞMA."

"Emrin olur Ağam" diyerek dışarı çıktı Azra.

Korkudan tir tir titriyordum. Ölümle burun buruna gelmiştim az önce.

"İyi misin?" diyerek döndü Behram.

"İ-"

"Benim ki de soru amına koyayım! Makasla parçalanacaktın az önce nasıl iyi olabilirsin ki"

"Yok iyiyim" dedim sakince.

"Yok yok burası gerçekten senin için güvenli değil!"

"Evime götür beni Behram."

"Şu misafirleri bir gönderelim. Götüreceğim"

"Tamam"

Behram yatağa doğru ilerledi. Paramparça olmuş kıyafetlerime baktı.

"Şunların haline bak! Azra!" diyerek dışarıya çıktı Behram. Bende peşinden çıktım.

Bütün misafirler gidene kadar ne Azra ne de Behram çıt çıkarmamıştı. Herkesi uğurladıktan sonra etraf temizlenip düzenlendi. Herkesle tek tek vedalaşıp uğurladıktan sonra konakta ben, Behram, Zeynep ve Azra kalmıştı.

"Anne" dedi Behram avlunun ortasına yürüyerek.

"Efendim oğlum?"

"Biricik abinin oğlu Azra, Meyrayı odasında öldürmeye kalktı! Yetişmeseydim. Allah'ım sen koru"

"NE!" diyerek Azraya döndü Zeynep.

"Doğru mu bu duyduklarım Azra!?"

"Hala ben... Ben öfkeden ne yaptığımı bilmiyorum."

"SANA İNANAMIYORUM AZRA!" diyerek bağırdı Zeynep.

"Ya Meyra'nın sesini duymasaydım!?" diyerek Azranın omuzlarından tutup salladı Behram.

"Özür dilerim, lütfen affet" dedi Azra Behramın ayaklarına kapanarak.

"Sen kendini iyice aştın! Düğün yapılana kadar bağ evine gidiyorsun Azra" dedi Zeynep sinirle.

"Hayır! Hayır bağ evine gönderme beni hala"

"TEK KELİME DAHA EDERSEN SENİ KÖY EVİNE GÖNDERİRİM!" diye bağırdı Zeynep.

"Hala"

Zeynep'in kararı kesindi. Hiç istifini bozmadan Behrama döndü;

"Şoföre söyle arabayı hazırlasın. Azrayı bağ evine götürecek bu akşam."

"Tamam anne" Behram şoföre haber vermeye giderken Azra da olduğu yerden kalkıp odasına doğru yürüdü.

"Bavulunu topla!" diyerek bağırdı ardından Zeynep.

Çok geçmeden Azra elinde bur bavulla aşağıya indi. Şoför Azranın elinde ki bavulu alıp arabaya yerleştirdi. Kimse Azrayla tek kelime etmiyordu. Sessizce arabaya binip gitti Azra.

"İyisin değil mi kızım?" dedi Zeynep omuzlarıma dokunarak.

"İyiyim Zeynep hanım."

"Ee gidip yatalım artık geç oldu."

"Behram beni eve bırakacak Zeynep hanım. Size iyi geceler." diyerek Behrama baktım.

"Olur mu kızım hiç öyle. Geç oldu bu saatte yola çıkılmaz. Hem yorgunsunuzdur yat dinlen yarın gidersin evine." diyerek beni içeriye soktu.

"Behram götüreceğim dedi ama" diyerek durdum.

"Düşündüm de gerçekten de yorgunum bu gece kalsak yarın ben seni erkenden eve bıraksam nasıl olur?"

"Ama Behram"

"Amasını boşver şimdi kızım. Hem hizmetliler çok güzel yaprak sarması yapmış senin için. Yemedin de, valla çok gücenirler sen gel hem onu ye hemde bu gece gitme işini ertele." Zeynep'in ısrarı üzerine mecburen kalmayı kabul ettim. Benim için hazırlanmış olan yemekleri yemek için avluda bir köşeye oturdum. Zeynep yemekleri getirmek için mutfağa girdikten sonra Behram sallana sallana yanıma gelmişti.

"Yine ne var?" dedim gözlerimi devirerek.

"Bende aç olamaz mıyım?" diyerek oturdu yanıma.

"Git mutfakta ye"

"Yoo karımın dizinin dibinde olmam lazım."

"Bana karım diyip durma!"

"Karım değil misin karım?"

"SUS"

"Karım, karım,karım"

"Bak sus diyorum şimdi çökücem tepene"

"Tamam canım karım"

"YA SABIR!"

"Kızma karım."

"Buyrun bakayım" diyerek önümüze iki tabak sarma bıraktı Zeynep. Tabağı görünce bir açlık hissi çökmüştü mideme. Behramla didişmeyi bırakıp yemek yemeye koyuldum. Karnımı doyurduktan sonra üzerimi çıkarmak için kalmıştım ki yatacak kıyafetim olmadığı aklıma geldi. Zeynep'e seslendim;

"Zeynep hanım! Bir bakar mısınız acaba"

"Buyur kızım" diyerek geldi yanıma

"Pijamama yokta... Nasıl halledebiliriz?''

"Azranınkilerden getireyim kızım dur." diyerek gitti. Zaten bu durumda da başka seçenek yoktu. Zeynep elinde pijama takımıyla geri döndüğünde içim rahatlamıştı. En azından giyecek bir şeyler bulmuştum. Zeynep'in uzattığı pijamaları alıp odamın yolunu tuttum.

"Kızım" diyerek seslendi Zeynep.

"Buyrun?"

"Ee nereye?"

"Odama"

"Behramın odası orada değil ki. Sol tarafta''

"Behramın odasına gitmiyorum ki zaten."

"Olur mu kızım öyle şey. İlk günden ayrı mı yatacaksınız?" diyerek serzenişte bulundu.

"Ne demek ilk günden ayrı mı yatacaksınız?"

"Güzel kızım sen Behramın nikâhlı karısı değil misin artık. Münasip olanı aynı odada kalmanız"

"Yok ben kalamam"

"Kalırsın kalırsın"

"Kalamam"

"Kızım hem senin odadanda ki dağınıklığı toplamak gerek. Yarına kaldı o iş."

"Ben toparlarım hiç mühim değil."

Arkamı dönüp odaya çıktım. Zeynep arkamdan söyleniyordu.

"Şimdiden böyleyse düğün olunca ne yapacağız oğlum!"

Odaya girip başımda ki örtüyü çıkarıp katladım. Odada ki aynanın önünde bıraktığım lastikli tokayla saçımı topladım. Pijamaları doğru ilerlerken elbisenin fermuarını açmadığım aklıma geldi. Of! Akıl mı kaldı ki bende. Hayatımın bütün aksiyonunu bir günde yaşadım. Odadan çıkıp Zeynep'i bulmaya gittim. Ortalıkta yoktu. Behramın ışığı yanıyordu. Oraya doğru gidince Zeynep'in de orada olduğunu farkettim.

"Zeynep hanım. Rica etsem elbisemin fermuarını açar mısınız. Tamamen çıkmış aklımdan odaya girince farkettim."

"Kızım ben yatmaya gidiyorum çok uykum var. Behram açsın olur mu. Bende odama geçeyim"

"Peki, size iyi geceler" Zeynep oturduğu yerden kalkarken bende içeriye girdim. Behrama arkamı döndüm, fermuara uzandığı anda Zeynep kapıyı kapatıp üzerimize kilitlemişti. Beynimden vurulmuştum ayağa kalkıp kapıya koştum.

"Zeynep hanım! Açın kapıyı"

"İkinize de iyi oldu valla. Oturup güzel güzel konuşun. Ben ikinizden de bıktım. Çocuk musunuz evladım siz"

"Anne hadi aç kapıyı gerçekten çok yorgunuz Meyra da gidip yatsın" diyerek kapıya yaklaştı Behram.

"Açmıyorum, güzel güzel yatın uyuyun."

"Anne!" diyerek zorladı kapıyı Behram.

"Zeynep hanım bu yaptığınız hiç hoş bir şey değil!'

"Behram oğlum. Bak eğer düğünden önce kıza yanaşırsan kemiklerini kırarım!"

"ANNE BEN SAPIK MIYIM!?" diye bağırdı Behram.

"Nefistir oğlum şeytana uyarsın falan Allah korusun"

"Şeytana uymaya ne hacet!? Şeytanın yeryüzünde ki elçisi senin oğlun!" dedim kapıya tekme atarak.

"Duydun beni Behram. Güzel güzel oturun konuşun. BAŞKA BİR ŞEY YOK." diyerek uzaklaştı Zeynep.

"He bide düğünden önce olmaz" diyerek seslendi giderken. Sanki birbirimize bayılıyoruz da!

"Bana bak Behram, kır şu kapıyı çıkalım" diyerek arkamı döndüm.

"Şeytanın yeryüzünde ki elçisi derken hiç öyle demiyordun Meyra hanım" diyerek yatağa uzandı.

"SAÇMALAMA KIR ŞU KAPIYI!"

"Yok canım hiç istemiyor. İyi oldu bu ceza sana. Çeneni birazcık tutmayı öğrenirsin."

"BEHRAM!"

"Behram değil karıcım. Şeytanın yeryüzünde ki elçisi"

"PİSLİKSİN!"

"Öyleyimdir"

Kapıya döndüm. Zeynep'in gitmemiş olmasını dileyerek kapıyı açmasını sayıklıyor kapıya yumruklar atıyordum ta ki Behramın nefesini ensemde hisseden kadar.

Bölüm sonu

5 yorum