İçeriğe geç

MEYRA

Bölüm 7 · 4 dk okuma

MEYRA

Bölüm 7

7.Bölüm

Burnuma gelen koku ciğerimi sızlatmıştı. Gözlerimi açıp derin bir nefes aldım. Aldığım bu kokuyu içime hapsetmek istiyordum. Küçükken annemin yaptığı o müthiş poğaçanın kokusuydu bu. Gözlerim dolmuştu, yıllar sonra aynı koku ciğerimi dolduruyordu. Hani bir kokuyu unutursunuz da sonra bir yerde rastlarsınız. Bir anda bütün unutulmuşluklar önünüze serilir ya, işte öyle bir şeydi bu. Annem mutfakta poğaça yapmış bende şimdi yataktan çıkıp ona sarılacakmışım gibi hissetmiştim. Çoraplarımı giyinip kokunun geldiği yere, mutfağa girdim. Behram fırının önünde elinde ki tepsiyle bana bakıyordu. Uzaylı görmüş gibi ona baktım.

"Sen ne yapıyorsun burada?"

"Poğaça" diyerek tepsiyi uzattı. Üzerine susam dökülmüş poğaçalara baktım. Bir tanesi M şeklinde fakat üzerinde çörek otu vardı. Gülümsedim, Behrama baktım;

"Bu neden M şeklinde ve çörek otlu" annen öyle yaparmış hep. Kalbime bir ağrı girmişti.

"Nerden biliyorsun sen bunu?" diyerek ciddileştim. Behram elinde ki tepsiyi tezgaha bırakıp bana bir defter uzattı. Üzeri çiçekli siyah kaplı bir defterdi.

"Annenin yemek kitabında yazıyordu"

Kitabı elinden alıp Behramın gösterdiği yeri açtım. Sayfanın üst kısmında poğaçanın tarifi vardı. Sayfanın sonuna doğru not düşülmüştü.

"Meyra'm poğaçasının çörek otlu olmasını daha çok sever"

Notu okuyunca içim iyice bir kötü olmuştu. Bu yemek kitabını kaybetmişti annem. Her yerde aramış bulamamıştık. Bulunca o senin defterin olur demişti. Ama bu notu okuyacağım hiç aklıma gelmezdi. Böyle bir not yazdığını bilmiyordum çünkü. Ağlayarak tepsiye baktım. Behrama döndüm;

"Evet ben poğaçamı çörek otlu severim. Canım annecim bunu hiç unutmamış üstüne birde not almış." dedim gözümde ki yaşı silerek. Ortamı yumuşatmak için devam ettim konuşmaya;

"Ama M harfi yazmamış ki. Onu nerden uydurdun?"

"Bak ikinci bir not daha var orada" dedi Behram.

Defteri tekrar açtım. Evet başka bir not daha vardı. Annemin el yazısı değildi bu. Eciş bücüş yazılmıştı.

"Artık 'M' harfli ve üzerinde çörek otu olan poğaçayı daha çok sever" Behram Kara.

Notu okuyunca bir gülme almıştı beni. Deli mi ne ya!

"Bir sen eksiktin." dedim gülerek.

"Eee yemeyecek misin?"

"Çay yok mu?" diyerek defteri masanın üzerine bıraktım.

"Olmaz mı"

Behramın koyduğu çaya baktım. Çok açık bir çay koymuştu. Bardağı uzattım;

"Ben açık çay içmem" dedim.

"Niye bu kadar sinirli olduğun şimdi belli oldu"

"Ne alakası var çayla?"

"Çayını demli içen insanlar hep çok sinirli olur."

"Ben sinir seviyorum"

"Açık içiyosun hadi bakayım afiyet olsun"

"Of Behram!"

"Oflama"

Önümde ki poğaçadan bir ısırık aldım. Behram karşımda oturmuş beni izliyordu.

"Çok güzel olmuş eline sağlık" dedikten sonra çayımdan bir yudum aldım.

"Afiyet olsun"

Kahvaltıyı bitirince Behram gitmişti. Bende bulaşıkları toparlayıp yıkandıktan sonra ilaçlarımı alıp üzerimi değiştirdim. Dışarı çıkıp Behramı soruşturmak istiyordum. Kapıdan çıkar çıkmaz korumayla karşılaşmıştım bile.

"Hemen gelicem" diyerek kapıyı açtım.

"Olmaz efendim."

"Olur efendim."

"Behram ağamı arayıp izin aldıktan sonra olur"

"Ne izni ya! Ben istediğim yere giderim."

Telefonunu çıkarıp Behramı aramıştı. Uzun bir konuşmanın ardından bana izin çıkmıştı.

"Ne bu izin falan? Son olsun bu. Beni çıldırtmayın"

Bahçeye çıkıp bir taksi çağırdım. Sonra da merkeze yakın bir yerde indim. Behramı esnaftan dinlemeyi düşünmüştüm önce. Önüme gelen üstelik tanıdık olan bir bakırcıya girdim.

"Hoş geldin kızım"

"Hoş buldum. Ben bakır bir cezve alacaktım."

"Şu rafta kızım." diyerek karşı rafı işaret etti.

Cezvelere bakarken kısık bir sesle sordum;

"Siz Behram Ağayı tanıyor musunuz?"

"Tanımam mı kızım, tabiki tanıyorum. Onu burada tanımayan mı var?" diyerek yanıma geldi amca.

"Kimlerdendir bu Behram Ağa?"

"Kara aşiretinin tek varisidir."

"Ee ama ben hiç öyle birisini duymadım. En nüfuzlu Kejanları biliyorum ben"

"Kejanlar Behramın getir götürün yapar kızım."

"Ama ben ilk defa duyuyorum Behramı"

"Burada değillerdi, 4-5 sene önceydi Kara aşireti Almanya'ya göç etti. Bu günlerde geri dönmüşler henüz Behramı gören olmamış"

"Neden gitmişler?"

"Bilmiyorum ki kızım. Bir anda tası tarağı toplayıp gittiler"

"Peki teşekkürler. Bide ben şunu alayım." diyerek küçük bir cezve uzattım. Parasını ödedikten sonra dükkandan çıktım.

Kara aşireti geri döndüyse bu demektir ki Behramın ve ailesinin burada bir konağı var.

İyice çarşının içine girdim. Züccaciye ürünleri satan bir ablanın dükkanını gözüme kestirdim. Bu tarz yerlerde her zaman sağlam dedikodu olurdu.

"Merhabalar"

"Merhaba kızım. Ne bakmıştın?"

"Kanaviçe modellerine bakabilir miyim?"

"Tabiki çok güzel modellerimiz geldi bugün"

Kanaviçelere uzunca baktım. Birazcık da dantellerin olduğu yeri karıştırıp söze girdim.

"Behram ağa gelmiş diyorlar ama henüz gören olmamış"

"Ayy sen nerden biliyosun kız?" diyerek bir sandalye çekti abla. Bende heyecanla karşısına oturdum.

"Etraftan duydum" diyerek poşetimi yere bıraktım.

"Karalar geri gelmiş diyorlar ama gören olmamış. Konağın girişinde bir sürü koruma duruyordu"

"Sen gördün mü?"

"Gördüm tabi şehir çıkışında konakları. Pek de şaaşalıdır giriş kapısında iki koca aslan heykeli var. İşlemeli kapıları, işlemeli çeşmeler... Oradan geçen herkes görmüştür bu zenginliği"

"Sen tanıyor musun Kara aşiretini? Behramı"

"Tanımam mı. Behram onların tek varisi o yüzden şımarık yetiştirilmiş ama çok ağır başlıdır. Nerde ne yapması gerektiğini iyi bilir."

"Aynen çok ağır başlı!" dedim kısık bir sesle

"Anlamadım kız"

"Yok bir şey ya. Kejanlardan daha kuvvetliler sanırım."

"Karalar buradan gitti diye Kejanlar söz sahibi oldu. Kejanlar Kara aşiretinin yanında bir avuç insan"

"Neden gittiklerini biliyor musunuz peki?"

"Bilmiyorum kızım ama eğer Karalar geri döndüyse bunun altında büyük bir sebep vardır."

"Ne gibi?"

"Öğrenirsem söylerim." diyerek ayağa kalktı Abla.

Bende bulduğum bir danteli alıp dükkandan çıktım. Bu şekilde hiç bir şey öğrenemezdim ki! Herkes aynı şeyleri söyleyip duruyordu. Benim bildiklerimde aynı şeyler zaten. Karaların buraya gelmesi herkesi şaşırtmış anlaşılan. Neden geldiler acaba.

Tekrar bir taksi çevirdim, eve gidip öğrendiklerimi bağdaştırıp bir sonuca varmam gerekiyordu. Taksiyle 10 dakikada eve varmıştım. Kapıyı açıp elimde ki poşetleri ayakkabılığın üzerine bıraktım. Terliklerimi giyindikten sonra salona geçtim. Behram salonda oturuyordu. Onu görmeyi beklemiyordum.

"Behram"

"Beni başkalarından dinlemek hoşuna gitti mi?" dediğinde soğuk terler dökmeye başlamıştım.

Bölüm sonu

14 yorum