Bütün gün evden çıkmamıştım. Camları açmadan yatağın içinde zombi gibi bekledim. Canım hiç bir şey yemek istemiyordu. Akşama doğru kapı çalınmıştı. Yataktan kendimi kazıyarak kapıyı açmaya gittim. Alper gelmişti, onun için her şey yolundaydı tabii.
"Nasılsın Meyra?"
"Eh işte, idare eder"
"İçeri girebilir miyim?"
Bahçe kapısına baktım. Koruma bozuntusu ortalıkta yoktu. Alperi içeriye alabilirdim.
"Tabi buyur"
Alper koltuklardan birine otururken bende kapıyı kapattım.
"Dün neler oldu burada? Okuldaydım dönünce mahalleliden duydum. Silahlar çekilmiş falan"
"Ceylin..."
"Bir şey mi yaptı?"
"Evet, yaptığı şeyde bir çok şeye sebep oldu"
"Ne gibi?"
"O gün buradan gittikten sonra Ali amcaya yalan yanlış bir sürü şey anlatmış. Aramızda farklı şeylerin olduğunu o gün sana yemeğe geldiğim yemek dışında başka şeyler yaşandığını ve daha bir çok şey."
"NE!? DELİRMİŞ Mİ BU"
"Sana söylemiştim Alper. Ceylini tanımıyorsun, yapacağı kötülükleri tahmin bile edemezsin. Bir şeyi istiyorsa hileyle hurdayla alır demiştim. Benim başımı yaktı."
"Ne yaptı? Söyle onun canına okuyayım!"
"Böyle söylediği için o gün Ali amcam Murat abim ve Ceylin buraya gelmiş. Mahallede ki tantana bundan kaynaklıydı. Ali amcam ya öleceğimi ya da evleneceğimi söyledi. Bende evlenmeyi kabul etmeyince.."
"Silahlar sana çekildi" dedi dehşetle.
"Sayılır, daha sonra Behram denen bir adam geldi. Tanımıyorum kim olduğu hakkında da bilgim yok. O gelince olayların seyri değişti. Ali amcam ve Murat abim ona itaat etmek zorunda kaldı. Oda benim öldürülmemem için müdahale etti sanıyordum."
"Ee müdahale etmiş zaten. Ne güzel"
"Öldürülmemem için müdahale etmiş ve beni kendine gelin olarak istemiş. Ali amcam da kabul etmiş."
"Evleniceksin yani!?"
"İstemiyorum, ama elimden hiç bir şey gelmiyor."
"Ne demek gelmiyor ya! Dağ başı mı burası?"
"Alper! Bak şu an burada olman bile çok tehlikeli."
"Saçmalama Meyra."
Kapı tekrar çalınca konuşma yarıda kesilmişti. Alpere baktım. Korkuyordum,
"Kim o?" dedi Alper.
"Ecelin" dedi Behram.
Alper koşup kapıyı açtı. Behram sakin bir şekilde Alpere bakıyordu.
"Hayırdır inşallah şekerim? Ne işin var burada" diyerek Alperi itti. Araya girmek için müdahale etsem de başarılı olamamıştım.
"Meyra benim arkadaşım! Onu görmek ya da buraya gelmek en doğal hakkım"
"Değil, değil yavrum." dedi Behram.
"Ne demek değil!? Eşkiya mısın sen"
"Diyelim ki öyleyim. Ne yapacaksın?"
"Polisi arayacağım!"
"Burası Şanlıurfa, benim çöplüğüm hiç bir polis bana müdahale edemez."
"Tamam o zaman insan gibi konuşalım. Ne istiyorsun Meyradan?"
"Seninle muhatap olmamasını"
"Tamam olmasın. Sende onun peşini bırak"
"Ohoo ben seni dinlemek istemiyorum. Haftaya düğüne bekleriz. Ee artık arkadaşına bir çeyrek takarsın ha?"
"Şimdi gidiyorum ama bu işin peşini bırakmayacağım!"
"Görürsem selam söylerim"
Alper çıkıp gittikten sonra Behramla salonda baş başa kalmıştık. Sinirli değildi sıradan bir hali vardı.
"Bu kertenkele bir daha gelmeyecek evine"
"Sen buna karışamazsın Behram"
"Karışırım, karışacağım ve karışmaya devam edeceğim"
"Sebep?!"
"Onun yüzünden bu duruma düşmedin mi? Ölüyordun az daha!" diyerek kapıyı sertçe kapattı.
"Nerde o günler! Nerdee!?"
"Allah'ım! Sen şunun dualarını kabul etme kurban olduğum rabbim!" diyerek ellerini havaya kaldırmış dua ediyordu.
"Allah'ım! Asıl sen bunun dualarını kabul etme!" diyerek araya girdim.
"Ben salak salak şeyler istemiyorum ki!"
"Belki benim canım salak salak şeyler istiyor! Sanane be adam"
"Allah'ım biz başbaşa bu konuyu konuşuruz senle" diyerek kollarını indirdi Behram.
"Ne bok yersen ye! Ben yatmaya gidiyorum" üzerimde ki battaniyenin yere sürünen tarafını toplayıp odama gittim. Yatağa uzandım. Umarım defolup gider!
Öylece beklerken uyuya kalmışım. Behramın sesiyle uyandım. Bir eli alnımdaydı.
"Meyra, kalk Meyra ateşin var"
"Iıııh git başımdan"
"Ateşin var ateşin! Yanıyorsun kalk"
"Hıhı" diyerek geliştirdim. Yataktan çıkacak kadar gücüm yoktu.
"Meyra diyorum! Havale geçireceksin"
"Hıhım"
Behram üzerimde ki battaniyeyi hışımla çekti.
"Ya bari uyurken rahat bırak ne olursun" diyerek ağlamaya başlamıştım. Gözlerimi açamıyordum.
"Doktora gidelim bırakıcam. Orada istediğin kadar uyursun."
"İstemiyorum doktor falan"
"Onlar seni çok istiyor zaten Meyra"
"Gelemiyormuşum, bide çok teşekkür edermişim öyle söyle onlara"
"İyi sen gitmezsen ben götürürüm."
Odadan çıkan Behramın ardından yerde ki battaniyeyi üzerime tekrar örttüm. Behram odaya geldiğinde çıldırmak üzereydi.
"DELİRİCEM ŞİMDİ!"
Behram beni yataktan kaldırıp dışarıda bekleyen arabanın arka koltuğuna yatırmıştı. Uyukladığım için karşı koymuyor Behram ne derse onu yapıyordum. Hastaneye vardığımızda acile alınmıştım. Doktor gelip baktığında üşüttüğümü o yüzden de ateşimin çıktığını söylemişti. Acile yatırıp serum takmışlardı. Şimdi daha iyiydim ama bu sefer de hastane beni bunaltmaya başlamıştı. Behramın tepemde dikilmesi de cabası.
Serum bitince hemşirelerden birisi çıkarmak için geldi. Kolumdan enjektörü çıkarır çıkarmaz Behram elinde ki pamuğu akmaya devam eden kanın üzerine bastırdı. Kafamı hızlıca çevirdim. Kan tutardı beni, birde baygınlık yüzünden burada beklemek istemiyordum. 1-2 dakika sonra kafamı çevirdim. Behram elinde ki pamuğu bırakmış kolumu inceliyordu.
"Bunlar ne?" diyerek morlukları işaret etti
"Hiç bir şey" diyerek kolumu kapatmaya çalıştım. Sol eliyle de diğer kolumu tutmuş sinirli sinirli bakıyordu.
"Bunlar ne dedim Meyra?"
"Çarptım"
"Nereye"
"Kapıya"
"Beş kez aynı kapıya farklı yerlerini mi çarptın?"
"Behram, sanane!"
"Meyra söyle dedim."
"Söylemiycem"
"Hafize demi" diyerek baktı yüzüme. Gözlerimi kaçırdım.
"HAFİZE DEMİ!?" dedi tekrardan dehşet içinde.
"Evet" diyerek çektim kolumu. Ayağa kalkıp üzerimi düzelttim. Bu sorgu da neydi! Doktorun verdiği ilaçları da alıp arabaya bindik. Yol boyunca Behram başımın etini yemişti;
"Dövdü mü seni?"
"Sanane"
"El kaldırdı sana demek!"
"Sanane"
"Kimse de sesini çıkarmadı mı?"
"Yaa sanane!"
"Sanane, sanane bıdı bıdı bıdı! Düzgün cevap versene kızım!" diyerek arabayı durdurdu.
"Belki seninle konuşmak istemiyorumdur. Belkide beni rahat bırakıp defolup gitmeni istiyorumdur ha ne dersin?"
"Rüyanda görürsün!"
Eve dönene kadar tek kelime daha etmemiştik. Eve girer girmez Behram ceketini çıkardı.
"Geç yatağına bücürük. Bende senin için çorba yapayım" diyerek mutfağa girdi. Bende peşinden gidip;
"Zahmet etme aç değilim sadece uyuyacağım." dedim
"Bütün gün yatağın içindeydin Meyra. Yeteri kadar uyumuştursun. Birazcık yemek yiyip vitamin alman gerekiyor." dedi Behram.
"Canım bir şey istemiyor Behram."
"Tamam o zaman canının istediği şeyi yaparım bende"
"Canım bir şey isterse söylerim. Yine de teşekkürler"
"Peki tamam. Ben salonda olucam farklı bir durum olursa seslenirsin."
"Yastık battaniye falan vereyim gitmeyeceksen."
"Alttan alttan laf sokmasan olmuyor değil mi? Gitmiyorum valla bir battaniye bir de yastık ver bana ordan yer cücesi" diyerek güldü.
"Arsız!"
Battaniye ve yastığı verdikten sonra odama çekildim. Behram Kara... Yarın ilk işim bu adamı araştırmak olacaktı. Kimmiş neciymiş öğrenmek istiyorum. Aslında Murat'a sorsam söylerdi ama bir daha o konağa adım atmak istemiyordum. En iyisi Behramı çok iyi tanıyan birilerini bulmaktı. Bu pek zor olmasa gerek, herkes tarafından tanınan birisi.
Deli gibi ne yapacağımı düşünüyordum. Hadi diyelim ki evlenmeyi kabul etmedim Behram da alın Meyrayı derse. Ali amca ve Murat beni burdan sürükleyerek Kejan konağına götürür. Daha iyi bir ihitmal çeker vururlar beni. En kötü ihtimalle de başka birisiyle evlendirirler. Bunları düşünürken susamıştım. Mutfağa gidip su aldım, yatağa dönerken salonun önünde durdum. Parmak uçlarımda yürüyordum. Behramı kontrol edecektim. Karanlık olduhndan hiç bir yeri görmüyordum. Elimdeki bardakla bir kaç adım atıp durdum.
"Kime baktın?" dedi Behram.
"Şey, karanlıkta nereye girdiğimi görmemişim. Yanlışlıkla oldu" diyerek geriye doğru bir kaç adım attım.
"Dur şu ışığı yakayım düşme." Behram daha ışığı yakmadan ben salondaki sehpaya çarpıp elimde ki bardağı düşürüp kırmıştır.
"MEYRA!" diyerek ışığı açtı Behram.
"İyiyim problem yok. Şu kırıkları alayım hemen"
"Elleme kırıkları, eline batar. Sakın kımıldama geliyorum şimdi" Behram beni cam kırıklarının arasından çekip almıştı. Çıplak ayaklarım cam içinde kaldığından ani bir hareket yapmamaya özen gösteriyordum. Behram kırıkları toparlayıp ortalığı süpürdükten sonra yatağıma geçtim.




