Valizime tıkış tepiş koyduğum kıyafetleri çıkarıp dolabıma yerleştirdim. Ardından duş almak için banyoya ilerledim. Buz gibi soğuk bir duş beni kendime getirmeye yetecekti. Soğuk su bedenimden aşağıya akmaya başlayınca tüylerim diken diken oldu. Sırtımı yasladığım fayanslar buz küpüydü sanki. Öylece kalıp olanları düşündüm. Abim dediğim insan bana silah doğrultmuştu. Tarif edilemez bir acı vardı kalbimde. Murat abimin silah doğrultması Ceylinin bana yaptığının yanında hiç kalırdı gerçi. İnsan kardeşine, dostuna bunu yapar mı? Üstelik ona yalvarmıştım.Bunu bana nasıl yapar!? Nasıl yaparsın Ceylin ha?
Duştan çıkıp odama geçtim. Soğuk suyla duş almama rağmen yüzüme ateş gibi yanıyordu. Aynaya baktım, gözlerim ve burnum kızarmıştı. Kurulanıp pijamalarımı giyindim. Saçlarımı taramak için annemin gümüş işlemeli tarağını aldım. Ah canım annem şimdi burada olsaydın saçlarımı sen tarasaydın keşke.
Saçlarımı taradıktan sonra salona geçip oturdum. Aralık olan pencere camından dışarıya baktım göz ucuyla. Bahçe kapısının önünde bir adam dikiliyordu. Apar topar bahçeye çıktım. Yanına yaklaşınca bana göz ucuyla bakıp önüne döndü.
"Sen kimsin? Ve ne işin var burada!"
"Behram ağa emretti."
"Ne emretti?"
"Burada kalıp seni korumamı emretti."
"Beni korumanızı istemiyorum. Ayrıca sizene ya! Siz kimsiniz?" diyerek sesimi yükselttim.
"Ben emir kuluyum efendim. Behram ağa sizi korumamı istediyse, sizi korurum."
"Aman ne yaparsan yap!"
Eve girip kapıyı çarptım. Kendi kendime konuşmaya başlamıştım;
"SEN KİMSİN YA!? BENİM EVİMİN ÖNÜNE ADAM DİKİYORSUN." Kapıyı yumrukluyordum.
"BEHRAM AĞA BEHRAM AĞA! NE YA BU PEYGAMBER Mİ? BİDE BANA BÜCÜR DEDİ ZATEN!" diyerek devam ederken kapının arkasından bir ses yükseldi.
"Bücür değil misin?"
"Değilim tabi! Aptal adam"
Hışımla cevap vermiştim ama kime cevap vermiştim? Hızlıca kapıyı açtım. Karşımda Behramı görünce dona kalmıştım. Elleri cebinde gülerek içeriye girdi.
"Bu kadar ağırına gideceğini tahmin etmemiştim. Hem bücürüksün işte. Şu boya bak cebime koysam sığarsın"
"Çık evimden!"
"Çıkmıyorum. Çıkar hadi"
"YETTİ ARTIK SENİN BU YÜZSÜZLÜĞÜN!" diyerek kolunu tutup çekiştirmeye başladım. Yerinden oynamamıştı bile
"Hem bücür hem çelimsiz" diyerek güldü.
"Ne istiyorsun benden ya! Derdin ne?" diyerek kapıyı kapatıp koltuğa oturdum.
"Bir derdim yok."
"Bir derdin yoksa neden bugün bana musallat oldun!"
"Seni seçtim Pikaçu"
"KOSKOCA ADAMSIN AMA ZEVZEKLİK YAPIYORSUN"
"Sanane be! Ben ne istersem onu yaparım."
"Şımarık şey!"
"Evet şımarığım. Bir problem mi var?"
"Yok canım. Ne problemi olacak! Burayı şahsi alanınmış gibi kullanabilirsin."
"Kullanacağım zaten."
"KULLANAMAZSIN! BU EV BENİM."
"SEN DE BU EVDE ARTIK BENİM!" diyerek ayağa kalktı.
"Ne saçmalıyorsun sen!?"
"Saçmalamıyorum. Olanları söylüyorum"
"Olanlar ne!?"
"Sözde abinle baban seni öldürmeyecek miydi? Ya da zorla evlendirilecektin değil mi?"
"Sanane"
"Öyle mi değil mi?"
"Öyle!"
"Canını bağışlayıp seni kendime gelin aldım" diyerek bacak bacak üstüne attı. Beynimden vurulmuştum.
"Onlar da bunu kabul etti öyle mi?"
"Kabul etmek zorundalardı. Ben bir şeyi istersem onu alırım. Gerçi ben almasam ölmüştün şimdiye."
"ÖLDÜRSELERDİ KEŞKE!"
"Al canım, öldür hadi kendini" diyerek belinden silahını çıkarıp uzattı. Bir saniye bile düşünmeden elinde ki silahı aldım. Tetiği çekip göğsüme doğrulttum. Anne ve babama gidiyordum. Daha iyi ne olabilirdi ki? Tetiğe bastım. Hiç bir şey olmadı, tekrar bastım. Behram ayağa kalkıp hışımla silahı elimden aldı.
"MANYAK KARI! YA DOLU SİLAH VERSEYDİM!"
"DOLU OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM İÇİN ALDIM ZATEN!"
"Sen harbiden manyaksın! Delirmişsin, kendini öldürmene izin verir miyim sandın!?"
"Senin iznine ihtiyacım yok"
"Bundan sonra yapacağın her şeyde benim iznime ihtiyacın olacak. Yerinde olsam böyle konuşmam"
"İstemiyorum seni"
"Olabilir, napayım? Öleyim mi?"
"Git evlenmek istemediğini vazgeçtiğini söyle. Sebebini sorarlarsa da bir şeyler uydurursun."
"Hayır böyle bir şey yapmayacağım."
"Bana yardımcı olmak istemiyor muydun sen? Bunu yap ve bana yardımcı ol"
"BEHRAM KARA'YA NE YAPACAĞINI SÖYLEYEMEZSİN!"
"MEYRA'YIM BEN! İSTEDİĞİMİ SÖYLERİM"
"İsmin çok güzelmiş bu arada bücürük" diyerek silahını beline yerleştirip tekrar koltuğa oturdu.
"Güzel falan değil! Sanane ayrıca ya! KOCAMAN URFADA BAŞKA KIZ MI YOK BENİ SEÇTİN?"
"Sorgulama işte seçtim beğendim aldım"
"Pazardan domates alıyor sanki!"
"1 kilo domates anca edersin zaten"
"ALLAH'IM ÇILDIRACAĞIM! ÇILDIRACAĞIM!"
"Hiç misafirperver değilsin Meyracım. Ben gidiyorum"
"Sağdan sağdan! Selametle"
Behram gittikten sonra Kejan konağına gitmek için yola çıktım. Koruma da benimle geliyordu. Konağa varınca kapıyı çalmak için elimi kaldırdığım an kapı açılmıştı. Avluda Ali amcam ve Murat abimle oturan Behramı görünce aklımı yitirdiğimi falan sandım. Hayal görüyorum sanırım diyerek gözlerimi ovuşturdum. Hayal değildi basbaya oturuyorlardı. Onlara yaklaştım;
"Ne işi var bunun burada?"
"Bu mu? Müstakbel eşin için"bu" kelimesini kullanmak sana hiç yakışmıyor kızım" dedi Ali amca.
"Ne eşi Ali amca!? Ben istemiyorum onu. Evlilik falan yok! Kendinize gelin ya"
"MEYRA!" diyerek ayağa kalktı Murat abim.
"ŞŞT OTUR YERİNE" diyerek bağırdı Behram. Murat abim yerine oturmuştu. Konağın balkonundan bizi izleyen Ceylin ve Hafizeye kaydı gözlerim. Yüzlerinden okunuyordu sevinçleri.
"SİZ! HELE SEN CEYLİN, YAZIKLAR OLSUN SANA!"
"Aman sanki ben sana dedim git Alperle fingirdeş diye!" diyerek bağırdı balkondan. Behram sandalyeden kalkıp Ceyline baktı.
"Hayırdır Ceylin, bu kadar emin olduğuna göre sende aralarındaydın?" dedi. Ceylin aldığı cevapla apar topar içeriye girerken Hafizenin suratı asılmıştı.
"YA SEN!? BU KONAĞI BANA ZEHİR ETTİĞİN YETMEDİ DEMİ. YEDİĞİM O DAYAKLARIN HAKKINI VEREMEYECEKSİN HAFİZE!" bugün yüzleşme günüydü. İçimi dökecek sonra da defolup gidecektim.
"Ya sen Ali amca? Seni babam yerine koydum ben. Babamı öldürmene rağmen seni affetmedim mi? SÖYLESENE?" gözlerimden yaşlar akıyordu.
"Murat abi? Kaç kez Hafizenin elinden kurtarmadın mı beni? Annene karşı koruyup beni nasıl vurmaya çalıştın?"
"Meyra yapma..." dedi Murat abim.
"Sen Ali amca, Hafizenin beni öldüresiye dövdüğünü bildiğin halde sessiz kalmadın mı?" Behram sessizce dinliyordu.
"Yazıklar olsun hepinize! Beni ailemden ettiğiniz yetmiyormuş gibi birde hayatımı zehir ettiniz! Hepinizin canı cehenneme! Hepinizden nefret ediyorum!" Arkamı dönüp bir adım attım. Ama söyleyeceklerim henüz bitmemişti. Behrama döndüm;
"Sende... Sende benden uzak duracaksın! Yemin ederim kendimi öldürürüm!"
"MEYRA! SAKIN, SAKIN AĞZINDAN BİR DAHA ÖLÜM LAFI ÇIKMASIN!" diyerek ayaklandı Behram.
Hiç bir şey söylemeden avludan çıkıp gittim. Eve gidene kadar bin tane plan düşünmüş hiç birinin işe yaramayacağını farkedip vazgeçmiştim. Tek çare uyuyup bütün bu olanların rüya olduğunu hayal etmekti.

