İçeriğe geç

MEYRA

Bölüm 3 · 5 dk okuma

MEYRA

Bölüm 3

3.Bölüm

Öyle güzel uyumuştum ki tarifsizdi. Yıllar sonra ilk defa bu kadar huzurlu bir güne uyanmıştım. Yatağım cam kenarındaydı gözlerimi dışarıya diktim. Mis gibi bir hava vardı. Biraz kalıp dışarıyı öylece izledim. Anın tadını çıkarmak buna denirdi. Daha sonra yataktan kalkıp camı açtım. Odam havalanırken yatağımı topladım. Ardından çay demlemek için mutfağa geçtim. Annemin beyaz üzerinde minik çiçekleri olan çaydanlığını indirip ocağı yaktım. Su kaynarken de etrafı süpürdüm. Ev tertemiz olunca kahvaltıya geçtim.

Yediğim her lokma baldan tatlı geliyordu. İçim huzurla dolmuştu. Kahvaltımı bitirdikten sonra Ceylinin yanına uğrayıp onu görmem gerekiyordu. Muhtemelen oda beni çok özlemişti. Kahvaltımı bitirdikten sonra hazırlanıp yola çıktım. Sokaklar çiçeklerle süslüydü. Bizim evimiz zaten merkezin biraz daha dışında kalıyordu. Bu yüzden de cennetten bir köşe gibiydi. Sessiz sakin...

"Kim o?"

"Ben geldim Ceylin!" diyerek heyecanla bağırdım.

"Meyra!"

Kapı açıldı. Ceylinle sıkı sıkı sarıldık. Özlemiştim onu.

"Hoş geldin, çok özledim ya sensiz bu konak hiç çekilmiyor. Aklımı yitirecektim" dedi Ceylin beni içeriye alarak. Konakta hiç bir şey değişmemişti her şey aynıydı. Tek bir eksiklik vardı oda bendim. Bana sorarsanız iyi ki de ben eksiktim. Ceylinle beraber avlunun bir köşesine oturduk. Çok geçmeden Hafize de gelmişti.

"Oo Gülcan hanım, teşrif etmişsiniz" dedi Hafize. Ceylin kahve yapmak için mutfağa giderken yavaşça yerimden doğrulup Hafizeye yaklaştım. İçimde ki kini artık tutamıyordum.

"Gelmem de bir sakınca mı var Hafize?" diyerek tısladım.

"Senin dilin çok uzamış belli! Hafize diyen dilini kopartırım!" diyerek elini kaldırdı. Fakat ben ondan hızlı davranıp elini havada yakalamıştım.

"SAKIN, SAKIN BANA BİR DAHA ELİNİ KALDIRMA"

"Kaldırırsam ne olur!? Seni küçük besleme"

"ELİNLE BERABER KOLUNU DA KIRARIM"

Ceylin elinde tepsiyle görününce Hafizenin elini sertçe bıraktım. Yerime otururken yüzüme bir gülümseme yerleştirdim.

"Ah Ceylin ne gerek vardı. Biraz oturur giderdim ben."

"Olmaz öyle şey Meyra."

Oturup kahvelerimizi içmeye koyulduk.

"Şu senin öğretmen çocuk." dedim sessizce.

"Ee ne olmuş ona"

"Benim yan komşummuş haberimiz yok"

"Oha ciddi misin!?" diyerek heyecanlandı Ceylin.

"Evettt!" dedim bende heyecanla.

"Bu çok iyi oldu, istediğim zaman onu görebilirim artık!"

"Ne zaman istersen gelebilirsin" diyerek oturduğum yerden kalktım. Eve dönmem gerekiyordu.

"Dur ben seni geçireyim" dedi Ceylin peşimden gelerek.

"Bak yarın mutlaka bekliyorum. Sıra sende artık" diyerek gülümsedim.

"Yarın kesin ordayım." dedi sarılarak.

Vedalaşıp konaktan ayrıldım. Yolda canımın istediği gibi çarşıya girdim dükkanları dolaştım. Okulun önünden geçerken yine Alperle karşılaşmıştık.

"Meyra!" diyerek seslendi.

"Efendim"

"Nereye böyle?"

"Eve"

"Beraber gidelim hem yolda arkadaşlık edersin"

"Şey, ben yürümeyi tercih ediyorum. Hava da çok güzel siz gidin. Çok naziksiniz teşekkür ederim yinede."

"Bende yürüyerek gideceğim bugün. Arabam arızalı"

"Peki, öyle olsun" yolu da sahiplenip gelme diyecek halim yoktu. Yürümeye başlamıştık. Sessizce etrafa bakıyordum. Alper böldü sessizliği;

"Şimdi sen yeni taşındın. Komşuluğun görevlerindendir yeni taşınan kişiyi yemeğe davet etmek. Akşam yemeğine davet edebilir miyim seni?"

"Ben yeni taşınmadım ki, orası zaten hep benim evimdi"

"Nasıl yani?"

"Çok uzun mevzu ya, boşver"

"Eee geleceksin o zaman"

"Reddetme ihtimalim var mı?" diyerek sordum.

"Tabiki de yok" diyerek güldü.

"Hiç mi?"

"Hiç"

"Çok kısa kalırım o zaman"

"Hay hay sen nasıl istersen"

Eve varmıştık. Alperden ayrılıp eve girdim. Sıcaktan sırılsıklam olmuştum. Hemen duşa girdim güzelce yıkandım. Ardından televizyon karşısına geçip sevdiğim programı açtım. İzlerken yorgunluktan olsa gerek uyuyup kalmışım. Kapının çalmasıyla uyandım.

"Kimsiniz?"

"Alper"

Kapıyı açıp uykulu gözlerle Alpere baktım.

"Uyuya kalmışım kusura bakma"

"Ne kusuru bende daha yeni hazırladım yemeği zaten"

"Beş dakikaya geliyorum" diyerek kapıyı kapattım.

Üzerimi değiştirip saçımı toparlayıp evden çıktım. Bahçe kapısından Alperin evine 7 adımda varmıştım. Balkona kurduğu sofra çok şirin gözüküyordu. Belli ki çok özenmiş. Merdivenleri geçip masaya doğru yaklaştım. Alperin de buyur etmesiyle masaya oturdum.

"Yemekten pek anlamam ama çok güzel bir yaz çorbası yaptım. Eminim çok beğeneceksin" diyerek önüme kaseyi bıraktı. Yoğurtla yapılmış bir çorbaydı. Daha önce yememiştim ama soğuk olması çok iyiydi. İçinde fasulye buğday ve mısır vardı.

"Eline sağlık çok güzel olmuş." diyerek son kaşığı da almıştım. Alperin yüzünde bir gülümseme belirmişti.

"Beğenmene çok sevindim. O zaman buna da çok bayılacaksın. Kime yaptıysam bunu çok beğendi"

"Ne ki bu?" diyerek önümde ki tabağa baktım. İçinde tavuk çeşitli sebzeler ve değişik bir baharat vardı.

"İsmi yok, kendim uydurdum"

"Uyduruk yemek olsun o zaman adı" dedim gülerek.

"Olsun bakalım."

Yemek yedikten sonra sofrayı kaldırıp eve geçmiştim. Yarın Ceylin geleceği için hazırlık yapmam gerekiyordu. Erkenden yatıp sabah 7 için alarm kurdum.

Sabah erkenden Ceylin gelmişti. Beraber kahvaltımızı yapıp bahçeye oturmak için çıktık. Haftasonuydu Alper de evde olduğundan Ceylinin ısrarı üzerine onu da bahçede oturmak için davet ettik. Bizi geri çevirmeyip kabul etmişti. Bahçede hem sohbet muhabbet ediyor hemde bir şeyler içiyorduk. Ceylinin mutluluğu gözlerinden okunuyordu.

"Ee Alper sen nelerden hoşlanırsın?" dedi Ceylin konuşmayı Alpere yönelterek.

"Kitap okumayı yemek yapmayı çok severim"

"Bende çok severim" diyerek ekledi Ceylin.

"Hatta istersen Meyra sana ne kadar güzel yemek yaptığımı söylesin. Dün akşam tadına baktı"

Ceylinin gözleri bana çevrilmişti. Hiç arkadaş canlısı bakmıyordu.

"Şey yani ben çok ısrar ettim yemeğe gelmesi için, hatta evden yaka paça çıkardım diyebilirim" diyerek devam etti Alper. Fakat Ceylin duyması gereken kısmı duymuştu.

"Ondan hoşlandığımı bile bile onunla yemeğe mi çıktın!"

diyerek ayağa fırladı Ceylin. Sinirden kıpkırmızı olmuştu.

"Ceylin, ben öyle bir niyetle gitmedim sakin ol"

"Sen benden mi hoşlanıyorsun!?" diyerek ayağa kalktı Alper. Ortalık iyice karışmıştı.

"Evet! Seni ilk ben gördüm, ilk ben aşık oldum. O da bunu biliyor ve bilmesine rağmen seninle..."

"ONUNLA NE CEYLİN!" diyerek girdim araya. Kötü hiç bir şey yapmamıştım. Arkadaşımın sevdiği çocuğa yan gözle bakacak kadar rezil bir insan değildim. Ceylin benim dostum, kardeşimdi. Ona bunu asla yapmazdım.

"Bak Ceylin, sen bana karşı bir şeyler hissediyor olabilirsin ama ben sana karşı kardeşlik duygusu dışında bir şey beslemiyorum. Çok özür dilerim" dedi Alper.

"Ceylin yemin ederim kötü bir niyetle gitmedim ben Alperin yanına. Seni asla ezip geçmem. Hem ben Alpere karşı bir şey hissetmiyorum. Lütfen beni kötü biriymişim gibi görme." diyerek tekrar girdim araya.

"Sus! Tek kelime daha edeyim deme!" diyerek itti beni Ceylin. Geriye doğru sendelemiştim. Alper araya girerek;

"Ceylin,Lütfen ona kızma. Bu durumun bir suçlusu yok."

"Alper ne diyosun sen?" Dedi Ceylin

"Bu durumun bir suçlusu yok diyorum! Sen benim hayatıma karışamazsın. Kimsin ki? Arkadaşlarıma böyle davranıyorsun ha!?"

"Arkadaşımla böyle konuşamazsın Alper " diyerek Ceylinin yanına geçtim.

"Duydun Meyrayı!" diyerek bağırdı Ceylin. Alper hışımla bahçeden çıkıp gitti. Ceylinle baş başa kalmıştık.

"Ceylin, lütfen bu konuyu kapatalım olur mu? Bak ben zaten onu sevmiyorum. Asla da olmaz. O senin, nolursun kimseye bir şey anlatma." Ortamı yatıştırmaya çalışıyordum.

"Tamam"

Ceylin apar topar evden çıkıp gitti. Olanlar hiç hayra alamet değildi. İçim içimi yiyordu.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Yeni eserin çok güzel. Normalde Gülcan adını kitaplarda fazla görmem ama senin eserinde görünce yüzümde küçük bir gülümseme oldu. Emeğine sağlık

    1Yanıt