İçeriğe geç

MEYRA

Bölüm 2 · 5 dk okuma

MEYRA

Bölüm 2

2.Bölüm

Erkenden kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Bugün büyük gündü Heval konağından ayrılmak istediğimi Ali amcaya ve Murat abime söyleyecektim. Güzelce giyinip mutfağa indim. Evde ki hizmetli ablaya yardım etmeyi çok severdim.

"Günaydın Hatice Sultan!" diyerek girdim mutfağa.

"Günaydın benim kınalı kuzum" diyip gülümsedi Hatice abla.

"Sana yardım etmeye geldim." diyerek çayları doldurmaya başladım.

"Allah razı olsun senden kızım" diyerek sarıldı bana Hatice hanım.

"Hatice Sultan dur! Çaylar dökülecek" diyerek kıkırdadım.

Çayları doldurup avluya götürdüm. Herkes masada yerini almıştı. Hiç bir problem yoktu. Kahvaltı edildikten sonra önemli bir şey konuşmak istediğimi söyleyerek ayağa kalktım.

"Ali amca.. Murat abi sizinle bir şey konuşmak istiyorum."

"Buyur kızım seni dinliyoruz" dedi Ali amca konuşmamı beklerken.

"Üzerimde hakkınız çok Allah sizden razı olsun. Bu yaşıma kadar baktınız. Sizin de izniniz olursa ben artık kendi evime gitmek istiyorum. Kendimi bakabilecek yaşa geldim çok şükür"

"Abicim..." dedi Murat abim sessizce.

"Meyra güzel kızım ne gerek var böyle bir şeye?" dedi Ali amca.

"Böylesi daha iyi Ali amca."

"Meyra bizim aklımız sende kalır abicim." diyerek lafa girdi Murat abim.

"Bir şey olursa söylerim abi söz."

"Bak eğer söylemezsen çok kötü bozuşuruz." dedi Ali amca.

"Söylerim tabi Ali amcam" diyerek gülümsedim.

"Eee o zaman ilk misafirlerin de biz oluruz herhalde." dedi Harun.

"Olmaz mıı en güzel şekilde ağırlarım sizi. Nasıl ki benim bir evim buraysa sizin de bir eviniz orası olacak." dedim.

"Sağolasın" dedi Murat abim.

Hafize herkesten daha çok sevinmişti. Gözlerinin içi gülüyordu.

"Ama hani hiç bırakmazdın beni?" dedi Ceylin gözleri dolu dolu.

"Ee bırakmıyorum ki güzel kardeşim. Birazcık uzağa taşınıyorum diyelim."

"Peki öyle olsun ama unutma biz hep buradayız." dedi Ceylin.

"Unutmam" diyerek gözlerimdeki yaşları sildim.

Mutfağı toparlayıp odama çıktım. Sevinçten göz yaşlarımı tutamıyordum. Sonunda evime ailemin hatıralarına kavuşacaktım. Bitmişti Hafizenin bana yaptığı eziyetler. Allah'ım çok şükür. Küçük bir valizim vardı buraya ilk geldiğimde de o küçücük valizle gelmiştim. Şimdi gidiyordum ve yine o küçük valizle...

Çok eşyam yoktu. Bana ne alınırsa onu kabul eder hiç bir şey rica etmezdim. Çünkü bilirdim ki Hafize başıma kakacak bir şeyler illa ki bulurdu. Elbiselerimi ve diğer küçük eşyalarımı velize yerleştirip odadan çıktım. Ali amca beni bekliyordu. Yanında da Murat abim vardı.

"Hazırsan yeni evine götürmek isterim seni Meyra" dedi Murat abim.

"Hazırım Abi" dedim sevinçle.

"Tek başına gitmene içim el vermedi kızım. Abinle git içimiz rahat etsin." diyerek devam etti Ali amca.

"Teşekkür ederim ben valizimi alıp geleyim"

Valizimi ve çantamı alıp aşağıya indim. Murat abimin arabasına bindik ve evimin yolunu tuttuk.

Evimin anahtarı boynumda asılıydı. Daha küçükken almıştım bu anahtarı. Kalbime ne kadar yakın olursa inancımı bir o kadar taze tutacaktım gideceğime dair. Sonunda gidiyordum işte. Hiç ait olamadığım bir yerden ayrılıp kendi hayatımı kurma fırsatım vardı artık. Hafizenin attığı tokatlardan söylediği hakaretlerden ve koca bir konağın işlerinden kurtulmuştum. Ağlıyordum ama belli etmemek için başımı çevirmiş yolu izliyor gibi davranmakla meşguldüm. Evim konağa yarım saat uzaklıktaydı. Vakit buldukça sabah erkenden kaçıp eve gider bahçesinde oturur bir gün tamamen buraya geleceğim diye sözler verirdim.

Evimin önünde durduk. Kalbim hızlı hızlı atıyordu. Sessizce indim. Murat abim valizimi indirip bana uzattı. Benimle beraber bahçeye kadar eşlik etti.

"Eee burdan sonrasını da sen yaparsın artık. Bizi unutma her ihtiyacın olduğunda bize ulaşmaktan çekinme" dedi Murat abim.

"Tamam" diyebildim heyecanla.

Murat abim gidince heyecanla boynumda ki anahtarı çıkarıp evimin kapısını açtım. Böyle bir heyecan yoktu bayılmak üzereydim neredeyse. İçeriye girdim her şey bıraktığım gibiydi yavaşça kapattım kapıyı. Camları açmaya başladım. Birer ikişer derken bütün camları açıp evi havalandırmakla başladım işe. Daha sonra her yerleri silip süpürdüm. Tertemiz olmuştu ortalık. Annemle babamın odasına hiç dokunamamıştım. İçimde bir şeyler ağrı yapıyordu o odaya girince. Şimdilik öylece kalsın. Bu durumu aştığımda oraya girip en özel şekilde düzenleyeceğim orayıda.

Canım annemin çeyizinden kalan tabakları bardakları her şeyi öylece duruyordu mutfak dolaplarında. Hiç bir şey almaya gerek yoktu. Şöyle geniş çaplı bir alışveriş çok iyi olacaktı. Ellerimi yıkayıp çantamı aldım. Önce bankaya sonra ise çarşıya gidilecekti. Bahçe kapısını kilitledikten sonra bir taksi çağırıp çarşıya indim. Bankada ki hesabımı aktifleştirdim. Banka kartımın çıkması zaman alacaktı ama kartım çıkana kadar bana yetecek bolca nakit para almıştım bankadan.

Markete girdim; Şampuan, sabun bulaşık deterjanı, bakliyatlat, meyve, sebze... İhtiyacım olan her şeyi aldıktan sonra kasaya gittim. Ben kasadan geçerken tanıdık bir ses hemen dikkatimi çekti.

"Merhaba Meyra hanım. Sizi burada görmeyi beklemiyordum." dedi Alper.

"Me.. Merhaba Alper bey. Kendi evime taşındım burayada alışveriş için geldim."

"Ah! Hayırlı olsun"

"Teşekkür ederim."

"Poşetlerinizi taşımaya yardım edeyim ben. Çok fazla poşet var" diyerek elimde ki poşetleri aldı.

"Hiç gerek yoktu Alper Bey!" diye ardından bağırsamda durmadı.

"Taksi çağırayım ben." diyerek telefonumu çıkardım.

"Görüşmek üzere!" diyerek yanımdan ayrıldı Alper.

Taksiyle eve varınca poşetleri parça parça eve taşımaya koyuldum. Son poşeti taşımak için çıktığımda Alpere karşılaşmıştık tekrardan.

"Yok artık daha neler! Tövbe estağfurullah" diyerek içeri girdim.Yanlış görüyor olmalıydım. Urfa sıcağı başıma vurdu sanırım. Zil çaldı poşetleri olduğu yere bırakıp kapıyı açtım. Alperi karşımda görünce gözlerim kocaman oldu.

"Korkutmadım umarım sizi?"

"Korkmadım desem yalan olur" diyerek kapıya yaslandım.

"Ben sizi burada görünce çok şaşırdım. Yani tesadüfün bu kadarı!" diyerek güldü.

"Anlamadım?!" Dedim şaşkınlıkla.

"Ben yan komşunuz oluyorum" diyerek evini işaret etti.

O tarafa doğru baktım. Mavi boyalı bahçesi çiçekli bir evdi. O evde bir erkeğin yaşadığına inanmak çok güçtü.

"Gerçekten bu ev çiçekler falan sizin mi?" dedim hayretle.

"Evet benim. Çiçekleri çok severim" diyerek devam etti.

"Ne güzel"

"Bir şeye ihtiyacınız olursa ben hemen yan taraftayım. Bunu söylemek için gelmiştim." dedi Alper.

"Teşekkür ederim zahmet etmişsiniz"

Alper ile vedalaşıp kapıyı kapattım. Ne garip bir gündü! Poşetleri bir bir açıp her şeyi yerleştirdim. Oldukça yorulmuştum. Bir şeyler atıştırıp uyumak için yatağıma uzandım. Yarın da bahçe işlerini halleder iyice düzene sokardım ortalığı. Işığı kapatmadan uyuyacaktım. Çocukluktan beri huy edinmiştim. Işıklar kapalıyken uyuyamıyordum. Küçükken korktuğum için böyle uyurdum şimdi hiç bir şeyden korkmuyordum ama yine de ışıklar kapalıyken uyuyamıyordum işte...

Bölüm sonu

6 yorum