Çoraplarımı giyinip mutfağa doğru yürüdüm. Behram masayı hazırlamış beni bekliyordu. Konuşmadan masaya oturup çaydan bir yudum aldım.
“Sohbetine de doyum olmuyo” dedi Behram dakikalar sonra.
“Ne yapmamı bekliyorsun?”
“Biraz daha mutlu davranabilirsin”
“Değilim” dedim sessizce.
“Karım olmak hoşuna gitmiyor olabilir”
“Aynen hemde hiç hoşuma gitmiyor”
“Ağlayarak günlüğüne yazarsın artık” dedi Behram gülerek. Gıcık adam ya!
“Bak gelmem seninle!” diyerek sesimi yükselttim.
“İstersen gelme zorla götürmem gerekir”
“Of! Off!”
“Oflama hadi ye yemeğini”
Kahvaltımı yaptım ve odama geçtim. Bir iki parça kıyafet alıp bavulu topladım. O sırada Behram mutfağı topluyordu. Onunda işi bitince kapıyı kilitleyip arabaya bindik. Behram bir yola bir bana bakıp duruyordu.
“Neye bakıp duruyorsun?” dedim merakla.
“Hiç”
“Peki… amcan bu vasiyet işini biliyor mu?”
“Ona göre mi davranacaksın?” dedi merakla. Tabiki ona göre davranacaktım.
“Evet”
“Bilmiyor ona göre davran. Karımmışsın gibi. Biraz pozitif ol lütfen”
“Üf sürekli bana ne yapacağımı söyleme. Bıktım bu durumdan”
“Gün sonunda benim istediğim oluyo ama”
“Behram!”
“Sus yola odaklanayım”
Susup önüme döndüm. Yol boyunca uyumuştum. Behram kapıyı açıp geldik hadi uyan demese bir o kadar daha uyurdum. Gözlerimi aralayıp Behrama baktım. Kemerimi çözüyordu, biraz geri çekildi yüzüme baktı. Ayılmaya çalışıyordum yüzüne baktım. Nefesini nefesimde hissettim. Hiç bu kadar yakın olmamıştı.
“Çekilir misin” dedim kendimi geriye iterek.
“Tamamm bitti zaten” dedi kemeri bırakarak. Arabadan indim üzerimi düzelttim. Kapının önüne geldiğimizde Behram elini belime atıp beraber içeri girmemizi sağladı. Ortalıkta şenlik havası vardı herkes biz geldiğimiz için çok sevinmişti.
Yürüyüp Behramın amcası ve eşinin yanına vardık. Behram amcasına sarılmış hasret gideriyordu. Elimi de bırakmamıştı sıkı sıkı tutuyordu.
“Behramım, aslanım amcasının yiğidi gelmiş!” diyerek sevindi Behramın amcası.
“Amcam” dedi Behram tekrar sarılarak.
“Birde benden habersiz evlenecektin ha! Eşek sıpası seni” diyerek güldü Behramın amcası.
“Ayıp ama amca, anlattım sana durumu. Bilirsin bizim oraları Meyranın namusuna laf gelmesini istemedim böylesi daha iyi oldu. Hem daha düğün yapmadım asıl o önemli” dedi Behram gülerek.
“Meyra mı ismi?”
“Evet amca bu Meyram, Meyra buda amcam Hasan ağa yanında ki de eşi yengem Asiye” diyerek bana baktı Behram.
“Memnun oldum Hasan ağam” diyerek elini öptüm.
“Amca diyeceksin güzel kızım. Bundan böyle amcanım buda yengen” diyerek karısını gösterdi.
“Öyle tabi kızım” dedi Asiye yenge.
“Sağolun çok teşekkür ederim” dedim Behrama sokularak.
Çok geçmeden ailenin diğer üyeleriyle de tanıştım. Hasan ağanın oğlu Aşır ve gelini Nazan çok şeker insanlardı. Aşır Behramın hem kuzeni hem en yakın arkadaşıymış anladığım kadarıyla. Aralarında 2 yaş vardı. Nazan da güzeller güzeli bir kızdı Aşıra bakınca gözlerinin içi gülüyordu. Anlaşılan çok aşıktılar. Evin en küçük üyesi 6 yaşında ki Elifti. Behramı görünce çığlık çığlığa koşup sarılmıştı. Sanırım bizim Behram en azından birisinin ilk aşkıydı.
Hep beraber sofraya oturmaya geçtik. Sohbet edip yemek yiyorduk. O kadar güzel ve sıcacıktı ki kendimi gerçekten bir ailem varmış gibi hissetmiştim. Yumuşacık bir hava vardı ortamda. Buruk bir tebessümle dalmış gitmiştim. Behramın elime dokunmasıyla kendime geldim.
“Hayatım gidebilir miyim?” dedi Behram.
“Anlamadım canım?” Dedim Behrama bakarak. Anlamıştı dalıp gittiğim için duymadığımı.
“Amcam ve Aşırla hana gidelim dedikte, gidebilir miyim diye soruyorum.”
“Tabi… tabiki hayatım” diyerek gülümsemeye çalıştım.
Nazan ve Asiye yenge bıyık altından gülüyorlardı. Hasan amcaya baktım şaşkındı.
“Gidelim amca” diyerek ayağa kalktı Behram. Saçlarımdan öpüp yola koyuldu.
Onlar çıktıktan sonra bir kahkaha patlattı Nazan ve Asiye yenge.
“Ne oldu ki?” dedim garip yüz ifademle.
“Ne oldusu mu var kız. Koskoca ağayı izin aldırdın ya. Bana da öğret nasıl yapılıyor bu?” dedi Nazan.
“Ha onu diyosun” dedim gülerek.
“Yeminle amcan bile şok oldu Meyra. O biraz eski kafalıdır bilirsin” dedi Asiye yenge.
“Hiç bir şey yapmadım aslında….” Dedim
“Bu bişey yapmamış halinse vay Behrama” dedi Asiye yenge “Aşıra da öğretsin bu huylarını nolur” dedi Nazan. Ben utançtan çay içiyordum hızlı hızlı.
“Sofrayı toplıyım da konuşuruz bunları, kahve de yaparız hem” dedi Nazan bardakları alarak.
“Yardım edeyim bende” diyerek ayağa kalktım. Beraber sofrayı toparlayıp avluda oturmaya geçtik. Kahvelerimiz önümüzde gülüşüyorduk.
“Anlat bakalım Meyra gelin. Memnun musun oğlumuzdan?” dedi Asiye yenge.
Memnun değilim desem neyi açıklıycam ki. Hiç uzatmaya gerek yok en iyisi memnunum diyeyim de uzamasın.
“Memnunum yengecim”
“Pek güzel. Canını sıkarsa bize bir telefon etmen yeter kızım.
“Sağolun yengecim”
“Eee düğün için heyecanlı mısın?” dedi Nazan.
“Hıı düğünnnn evet heyecan var” dedim geçiştirdim.
“Gelinlik falan düşündün mü? Benim ki çok taşlıydı baya ağır oldu taşıyamadım çok taşlı bir şey önermiyorum”
“Bende çok ışıltılı bir şey istemiyorum zaten ya”
“Bakarız modellere düğün ne zaman?”
Ne bileyim ne zaman ki. Ben evlenmek hiç istemedim ya of. Behramın da sağı solu belli olmuyor gelir düğün yarın der bütün hesap şaşar.
“Behramın işleri ne zaman hallolursa artık. Bilirsin pek belli olmuyo ne olacağı”
“Haklısın canım, ee bebek falan düşünüyor musunuz?”
Kahve boğazımda kalmıştı. Yutamıyordum
“O nerden çıktı?” dedim gülerek.
“Nerden çıktısı mı var kızım? Soruyoruz kadın muhabbeti işte” diyerek araya girdi Asiye yenge.
“Yanii henüz konuşmadık” dedim.
“Anne sıkıştırma kızı. Utanıyor baksana” dedi gülerek Nazan
“Hıhı utandım biraz” dedim konuyu değiştirerek.
“Ben kalkayım siz kız kıza konuşun o zaman. Hem yemek yapacağım daha” dedi Asiye yenge giderek.
Az da olsa rahatlamıştım. Sorgu tek kişiye düşmüştü.
“Azra ne oldu peki?” diyerek sordu Nazan kısık bir sesle.
“Bağ evine gönderdi Zeynep hanım”
“O fettan sana bir zarar vermedi değil mi?”
“Denedi de….” Lafımı kesti panikle.
“Uuuy Allah korumuş seni Meyra”
“Behrama olan hislerinden bahsediyorsan biliyorum. Kıl payı kurtuldum”
“Behramın hayatına giren kadınlara hayatı cehennem edip çocuğun bahtını kapatıyordu hep. Oda emanet diye kimse sesini çıkarmıyordu.”
“Aaa iblis mi bu ya” dedim hararetle
“ İblis valla, Behram ağa kimseyle evlenmeyince bari Azrayı alalım dediler. Her şey de çok iyi gidiyordu. Nişan hazırlığı yaparlarken siz nikah kıydınız”
Ellerim buz kesmişti, ne demek nişan hazırlığı yapılırken bana nikah kıydı!? O kıza da yazık değil mi düpedüz ümit vermiş kıza ya!
“Nasip” diyerek ayağa kalktım.
“ Ne oldu gelin kız?”
“ Yol yorgunuyum Nazan o yüzden herhalde. Halsizim biraz”
“Dur ben sana odanı göstereyim uzan biraz” diyerek ayağa kalktı.
“Teşekkür ederim”
Nazan beni üst kata odama çıkarınca kendimi yatağa atıp olanları düşünmeye başladım. Ne saçma bir durumun içine düşmüşüm ben. Aklımı kaçıracağım az kaldı azz! Bir sağa bir sola dönüp duruyordum. Telefonumu aldım uzunca baktım….. arayacak kimsem yoktu gülmeye başladım. Üzüntüden gülüyordum. Şu koca dünyada arayacak tek bir yakınım dahi yoktu ne kadar da kötü. Yatakta öylece rehberi karıştırıp dururken aklıma Alper geldi. En azından bir tane de olsa arkadaşım varmış diyerek aradım Alperi.
“Efendim Meyra?”
“Nasılsın Alper”
“İyiyim bir şey mi oldu?”
“Hayır….. seni merak ettim” gözümden süzülen bir damla yaşı sildim.
“Okuldan çıktım eve dönüyorum, sen ne yapıyorsun?”
“Ben mi? Hiç sormasan daha iyi.”
“Pekii sormadım diyelim”
“Ee çocuklar falan nasıl yoruyor mu seni?”
“Her zaman ki gibi fazla yaramazlar ama ben onları öyle seviyorum”
“Ne güzel.”
“O barzo rahatsız ediyor mu seni?”
“Boşversene benim için yorma kendini. İyirim ben”
“Pekala”
“Ben şimdi kapatıyorum yemeğe çağırıyorlar sonra tekrar ararım olur mu?”
“Tabiki afiyet olsun”
“Teşekkürler”
Telefonu kapatıp dışarı çıktım. Asiye yenge bana sesleniyordu.
“Geldim yenge!”
Avluya indim Behram amcası ve Aşır da ordaydı.
“Yemek hazır hadi bakalım” diyerek masayı işaret etti Hasan amca.
Sofraya geçtim, ağzımı bıçak açmıyordu. Behram yüzüme baktı boş boş bakıp yemeğe odaklandım.
“Behram oğlumla ve Aşırla hanı gezdik işleri kontrol ettik. Çarşı bugün pek kalabalıktı.” dedi Hasan amca
“Ee ne güzel. Behram için de güzel olmuştur” dedi Asiye yenge.
“Oldu yengecim. Eee siz neler yaptınız Meyrayla?”
“Sohbet muhabbet. Kahve”
“Düğün ne zaman onu konuştuk ama Meyra da bilmiyo sanırım Behram ağam” dedi Nazan araya girerek.
“Düğün mü?” dedi bana bakarak Behram. Bana kalsa bugün ama Meyra çok acele etmek istemiyor. Her şey çok aceleye geldi zaten. Diyerek devam etti Behram.
“Hayırlı işler bekletilmeye gelmez oğlum 1 ay iyidir. 1 ay sonra düğünümüz var.” dedi Hasan ağa.
“Emir büyük yerden” diyerek güldü Aşır.
Behram bana bakıyordu hissediyodum ama kafamı tabağımda kaldırıp bir kere yüzüne bakmadım.
“Bakalım amca benim işlerimi düzene oturtmam lazım önce. Malum uzun zaman sonra döndüm. Düzene oturtmak zaman alacak. Merak etmeyin ama düğün yapılacak” dedi Behram.
“İyi bakalım” dedi Hasan ağa.
Yemek yenildikten sonra çaya geçildi. Geri dönmek istiyordum. Hatta mümkünse annemin karnında olduğum zamana geri dönmeliydim.
“Meyra çayı açık içer Nazan” dedi Behram çayımı geri uzatarak.
“Ağam çok ilgilisin azıcık da Aşıra ders ver” diyerek güldü Nazan.
“Aşır öğren oğlum centilmen olmayı. Kızdırma yengeyi” dedi Behram Aşıra kızarak.
“Nazan başımıza iş çıkarma be hanım ya” dedi Aşır.
Çaylar da içildikten sonra herkes odasına çekilmeye başlamıştı. Hızlı adımlarla odama gidip uyumak istiyordum. Behramın da benimle geldiğini görünce dehşete düştüm.
“Nereye?”
“Odamıza”
“Burası benim odam”
“Meyra, bize ayrı oda verdiklerini düşünmen çok ince ama maalesef öyle değil. Biz evliyiz ya artık, ayrı odalar hazırlanmıyor bize. Bil diye söylüyorum”
“Olmaz öyle şey. Arabada uyu sen”
“Saçmaladın iyice”
“Ciddiyim Behram”
“Gir içeri hadi” diyerek beni itekleye itekleye odaya soktu kendi de girmişti.
“Onlar bizi evli sanıyor. Bozmayacağına söz verdin. Evliymişiz gibi yapacağız. Sem uyu yatağında, ben yerde uyurum.”
“Behram”
“Başlama istersen. Uyuyo herkes”
Mecburen kabullenip yatağa geçtim. Yastığını birisini Behrama verdim. Battaniyeyi de aşağıya atıp banyoya pijamamı giyinmeye gittim. Ben giyinirken telefonum çalmaya başladı.
“Geliyorum!” diyerek apar topar çıktım banyodan.
Behram telefonu elinde tutuyordu. Telefon çalmaya devam ederken bana baktı. Gözleri kararmıştı sanki. Onu hiç bu kadar öfkeli görmemiştim. Elinde ki telefonu arkamda ki duvara fırlattı. Korkudan kalbim duracaktı. Bacaklarım titriyordu yanıma düşen telefona baktım. Paramparçaydı, Behram hışımla beni kollarımdan tutup sarstı.
“O HERİF SENİ GECENİN BU SAATİNDE NASIL ARIYOR MEYRA!?”