İçeriğe geç

MEYRA

Bölüm 13 · 7 dk okuma

MEYRA

Bölüm 13

13.Bölüm

Ali'nin telefonu çaldı. Elinde ki çakmağı söndürdü, telefonu açtı. Gözleri bizi bulmuştu öfkeyle bakıyordu.

"Gel buraya" diyerek beni kendine çekti Behram.

"Ne yaptın?" dedim sessizce.

"Şimdi anlarsın"

Ali adamlara bağırdı;

"DURUN!"

"Ne oldu baba?" dedi Murat araya girerek.

"Behram Ağamız konağı benzinle yıkatmış!"

"Ne!?" diyerek Behramın kolunun altından sıyrıldım.

"Nasıl olur bu?" dedi Murat.

"Bu mahallenin taşlarına bile zarar gelse sizden bilirim Ali" dedi Behram aşağıya inerek.

"Sabır!" diyerek bağırdı Murat.

"Ne duruyorsun? Hadi yaksana Meyra'nın evini!"

"Gidiyoruz!" diyerek adamlarını topladı Ali.

Herkes gittikten sonra ağlayarak merdivenlere çömeldim. Az kalsın evimi yakacaktılar. Allah'ım ben bu kadar düşmanlık hakedecek ne yaptım?

"Nasıl yaptın?" diyerek başımı kaldırıp Behrama baktım. Anında bütün konağı benzinle bulayacak kadar vakti yoktu.

"Ben her zaman onlardan bir adım öndeyim hayatım."

"Nasıl ya? Sen burada benim dizimde uyuyordun"

"Ben sihirli bir adamım. Soru sorma"

"Pekala"

"Ee o zaman artık evine rahat rahat girebilirsin."

"Tamam" diyerek ayağa kalktım.

"Ha bide..." diyerek durdurdu beni Behram.

"Bide ne?" dedim arkamı dönüp.

"Şu Alper denen zibididen de uzak duruyosun. Ya da o uzak duruyor. Anlatabildim mi? Yanında nefes alıp veren karşı cins hiç bir şey görmek istemiyorum."

"Behram"

"Meyra?" dedi direterek.

"Of çok bunaldım gidiyorum ben" diyerek kapıyı açıp içeriye girdim. Behram da peşimden gelip içeriye girmişti. İstediğini kabul ettirmeye çalışıyordu.

"Tamam mı?" dedi ikaz ederek.

"Behram! Beni bu şekilde elinin altına alamazsın" diyerek çıkıştım. Maganda mısın her istediğini yaptırmaya çalışıyorsun sen ya!?

"İstersen direnme dün gece neler yapabileceğimi gördün. Daha fazlasını da yaparım, nikâhlı karımsın"

"Sakın! Sakın aklından öyle bir şey geçirme!"

"Neden? Sen benim değil misin?"

"Değilim"

"Karım olmayı kabul ettin ama" dedi bir adım atarak.

"BAŞKA ÇARE Mİ BIRAKTIN?" dedim öfkeyle.

"Haklısın bana mecbur bıraktım seni. Neden biliyor musun peki... Kejanlara mecbur kalmandansa benden nefret etmen daha cazip geldi. En azından güvendesin"

"Çık dışarı Behram!" diyerek kapıyı işaret ettim.

"Çıkmıyorum!" diyerek beni duvarla arasına almıştı

"Sen.... Sen neden anlamak istemiyosun? Git diyorum sana." diyerek omuzlarını güçlükle ittim.

"Gidemem, tekrar gelirseler burada olmam lazım."

Hiç bir seçenek bırakmıyordu. Delirmeme ramak kalmıştı. Her şey bu kadar üst üste gelirken birde Behramın bu halleri beni çileden çıkarıyordu.

"Tamam. Otur salonda"

"Sağol ya!" diyerek koltuklaradoğru gidip birine oturdu.

Gerilmekten soğuk terler dökmüştüm derin bir nefes verip banyoya koştum. Apar topar üstümdekileri çıkarıp banyoya girdim. Ben hep böyleydim bir şeyler düşünüp ağlamak istersem banyoya girer suyun altında uzun uzun otururdum. Ilık su saçlarımdan süzülerek akmaya başladı. Sırtımı fayanslara yaslamış bacaklarımı karnıma çekmiştim.

Uzun bir süre ağladım, son bir kaç haftadır yaşadıklarımı gözden geçirdim. İmkansızdı ya bu kadar belayı kısacık vakitte kendime çekmem imkansızdı! Peki ya babam? Beni hiç tanımadığım insanlara emanet ederken kızım da bunu bilmeli demedi mi? Gerçi küçüktüm bilsem de muhtemelen anlamayacaktım ama bir mektup? Belki bir vasiyet? Ya madem başına bir bela geleceğini tehlikede olduğunu anladın Behramın babasına mektup yazmak yerine bana iki satır bir şey yazamadın mı baba?!

Gözlerimden boşanırcasına akan yaşlar suyla beraber karışıp siliniyordu.

Annem peki? Biliyor muydu babamın bu yaptığını? Beni nasıl bir çıkmazın içine sürüklediğinden haberi var mıydı? Salonda oturan Behramın, babamın benim için seçtiği koca olduğundan habersiz miydi?

Kaçsam peki... Kaçsam kaçamam ki! Daha il sınırına ulaşmadan Behram enseler. Hayır dedim hayırdan anlamadı. Zorlaya zorlaya karısı yapacaktı. Yapmıştı da zaten. Kendime de kızamıyorum ki! Başka seçeneğim vardı da ben mi seçmedim!? Ya Behramın karısı olacaktım ya da ölecektim. Ölmesem de en iyi ihtimalle yaşlı bir bunak beni kuma olarak alacaktı ki bence bu ihtimal diğerinden daha kötü. Kendimi öldürmekte çözüm değildi. Ben neden ölüyorum ki! Bana kötülük yapan herkes ölsün.

"Meyra" diyerek kapıyı tıklattı Behram.

Cevap vermek istemiyordum. Suyu kapatıp ayağa kalktım. Su sesi kesilince Behram tekrar konuştu;

"Meyra cevap ver"

Behram hiç yokmuş gibi davranıp havluma uzandım. Güzelce kurulanıp havluya sarındıktan sonra sıra saçlarımı kurulamaya gelmişti.

"İyi o zaman bende bu kapıyı kırarım!"

"Kır" dedim ince sesimle.

Bir iki zorlamaya kapı zaten açılmıştı. Eski olmasından kaynaklı dayanıklılığını çoktan yitirmişti. Behram sinirli sinirli bana bakıyordu. Bende dolapları açıp kapatarak saç kurutma makinesini arıyordum.

"Sen insanı deli eder hastaneye yatırırsın!" diyerek kükredi. Hala kurutma makinesi arıyordum.

"Cevap ver bana" diyerek devam etti.

Saç kurutma makinesini alt dolapta şişelerin arkasında bulmuştum. Onu ordan çıkarıp prize taktım. Saçlarımda ki havluyu indirip kenara bıraktıktan sonra makineyi çalıştırdım. Daha çalıştıralı on beş saniye olmuştu ki Behram fişi çekti.

"Yüzüme bak Meyra. Yüzüme bak ve cevap ver sinirleniyorum kızım anlamıyor musun!"

Öylece bekliyordum fişi tekrar takmak için. Kafamı önüme eğmiş gözlerimi kapatmıştım. Gitmesini bekliyordum.

"Meyra" diyerek eliyle çenem dokunarak kafamı ona çevirdi. Boş gözlerle baktım yüzüne.

"Ne istiyorsun" dedim buruk bir sesle

"Neyin var?"

"Behram, lütfen. Konuşmak istemiyorum"

"Hayır bu halin ne? Gözlerim kıpkırmızı? Ağladın mı?"

Ağladın mı?.. Ağladın mı.... Uzun süredir bu soruyu kimse bana sormamıştı. Gözlerim de hep bu anı beklemiş gibi Behramın sorusuna yanıt verdi.

"Hayır" diyerek önüme döndüm. Dudaklarımı dişliyordum sesim çıkmasın diye.

"Yüzüme bak" dedi Behram yumuşak bir sesle.

Derin bir nefes alıp ona döndüm. Gözlerimden akan yaşlara aldırış etmiyordum artık.

"Sanane ya! Sanane canım ağlamak istemiş olamaz mı"

"Olabilir, ağlamakta bir duygudur. Neden ağladığını öğrenmek istiyorum Meyra"

"Keyfi olarak."

"Keyfi olaraksa durum daha ciddi demektir. Bir psikoloğa götürelim seni" diyerek ortamı yumuşatmak istedi.

"Defoluyor musun? Yoksa ben mi seni def edeyim?"

"Sen bana hiç bir şey yapamazsın" dedi kapıya yaslanarak.

"Haklısın, ben sana hiç bir şey yapamam." Ellerimi lavaboya yasladım. İçin için ağlıyordum.

"Meyra...."

"Bir kelime daha edeyim deme!"

"Sana yardım etmek istiyorum. Lütfen izin ver"

"Sen bana yardım etmiyorsun. Sen benim hayatımı zorlaştırıyorsun Behram!"

"Meyra bak lütfen-"

"Beni kendi halime bırak. Ben tek başıma iyiyim ya!"

"İŞTE BUNA HAYIR DİYECEĞİM!"

"NEDEN YA! NEDEN? BIRAK BENİ ARTIK"

"Seni bırakmam! Bırakamam Meyra anla beni."

"Neden? Neden... Neden" çaresizlikle sayıklıyordum.

Vücudum titremeye başlamıştı. Gücümün bittiğini iliklerime kadar hissederken Behramın beni göğsüne bastırması ağlamamı şiddetlendirmişti.

"Tamam Meyram, tamam geçti"

"Geçmiyor Behram" diyerek ağlamaya devam ettim.

"Geçti, geçecek. Her şey düzelecek sana söz veriyorum. Her şey daha güzel olacak"

"Ben her şeyin güzel olmasını istemiyorum. Beni yanlız bırakın"

"Sinirlerin bozuk senin. Yarın konuşalım tamam mı"

"Hayır"

"Yarın konuşalım. Ben şimdi seni yatağına götüreceğim. Sende güzel güzel uyuyacaksın tamam mı?"

"Hayır yatağıma gitmek istemiyorum"

"Sabaha kadar senin uyumanı beklerim başında"

"Deneme bile"

"Ne yaparsın?"

"SANA HİÇ BİR ŞEY YAPAMAM DEMİ!"

"Ee yani öğrenmişsin artık"

Behram beni kucaklayıp yatağıma yatırdıktan sonra üzerimi örtüp ayak ucuma oturdu. Dik dik bakıyor ciddi ciddi uyumamı bekliyordu.

"Tamam uyuyacağım git" diyerek ayaklarımla Behramı ittirdim.

"Sen uyu ben giderim"

Ağlamanın verdiği tatlı yorgunluk ve ılık duşun rahatlatmasıyla uykunun kollarına düşmeme az kalmıştı zaten. Bir iki dakika Behramı göz hapsinde tuttuktan sonra uyuya kalmışım.

Gece yarısı bir ara uyanıp yatakta oturunca Behramın olduğu yerde uyuduğunu farkettim. Yatak örtüsünü üzerine örtüp tekrar yatağıma uzandım.

Sabahın erken saatleriydi Behramın sesi beynimde yankı yapıyordu. Gözlerimi aralayıp açık kapıya doğru baktım. Hararetli bir şekilde telefon konuşuyordu. Yataktan kalkıp kapıya doğru gittim. Beni görünce ayaklarımı işaret etti. Ne anlatıyosun be?! Diyen yüz ifademle baktım yüzüne. Israrla odama gitmemi işaret ediyordu.

"Amcacım, çok ani oldu sizi çağıramadık biliyorum. Haklısında ama henüz düğün yapmadık zaten biliyorsun. Adını koyalım dedik koskoca Behram Ağa gönül eğlendiriyor diye dalga mı geçselerdi? Hem Meyranın da dedikodusu çıkardı."

Amca dediği kişi bağırmayı bırakmıştı. Sakin sakin konuştu. Behrama konuşma sırası geldiğinde dönüp bana kısa bir bakış attı.

"Ha şöyle amcaa, ben sizi gücendirecek bir şey yapmam bilirsin"

"......." Amcası konuşuyordu.

"Tamam amca geleceğiz en yakın zamanda ziyarete. Beş, on gün de kalırız tanışırsınız Meyrayla"

Gözlerimi kocaman açtım. Ne demek bana sormadan davet kabul ediyo bir de beni götürecek! Behram telefonu kapatıp bana döndü;

"Küçük bir bavul hazırla kahvaltıdan sonra yola çıkıyoruz"

"Bana fikrimi sormadın! Ben hiç bir yere gelmiyorum!"

"Geliyorsun benim müstakbel eşim"

"Gelmiyorum Behram!"

"Amcama söz verdim Meyra. Beni mahcup etme"

"Banene! Söz verirken bana mı sordun!?"

"Tamam haklısın, özür dilerim ama çok kırılmış bana. Lütfen bu seferlik uyum sağlasan. Söz veriyorum bende senin istediğin bir şeyi yapacağım."

Bu iyi bir fırsattı. Kabul ettim.

"Tamam ama ne istersem." diyerek teyit ettim.

"Ne istersen bücür" diyerek yanağımdan makas aldı.

"İyi yılışıklık falan yapma sevmiyorum"

"Sen git önce çoraplarını giyin bücür" diyerek ayaklarımla baktı. Bütün bir telefon konuşması boyunca işaret ettiği şey buymuş demek. Çoraplarımı giyinmemiştim.

"Üf tamam en bakıcı sensin"

"Ben kahvaltı hazırlamaya gidiyorum sende çoraplarını giyin gel." diyerek mutfağa yöneldi. Bende peşinden gidiyordum ki bir anda durup bağırdı;

"MEYRA ÇORAP!"

sinirle ayaklarımı yere vurdum. Odama doğru yürüdüm, çoraplarımı giyecektim.

"moyro uyu, moyro yemek ye, moyro çorap giy" diyerek fısıldadım kendi kendime. Onu taklit ediyordum.

"Moyro demiyorum yanlız canım!" diyerek seslendi mutfaktan. Her şeyi de duy anasını satayım!

Bölüm sonu

13 yorum