°
İki gün sonra sabah kahvaltıyı mutfakta etmiş sonra odaya geri çıkmıştım. Erken saatte görmem için avukatım tarafından gönderilen dosyalarla yatakta oturuyordum.
Halam bugün buraya davet ettiği arkadaşıyla bahçede oturuyordu. Ondan dolayı alt kata inmemeye özen gösteriyordum. Artı bir yabancıya daha tahammülüm yoktu.
Fakat iki saatin sonrasında oldukça sıkılmıştım. Yatağa dizdiğim dosyaları birer birer toplayıp ayağa kalktım.
Dağılmış saçlarımı düzgünce tepeden sıkıca toplayıp dışarı çıktım. Alt kata inerek halamın hala misafiri ile oturduğu bahçeye yöneldim.
Hava çok sıcak değildi ancak soğuk da değildi. Yine de üşüyen bedenimde ince bol bir sweat vardı. Altıma kısa tayt giyinmiş ayağıma peluş terlikleri geçirmiştim.
-"Canım gel bitti mi?"
Geldiğinde tanıştığımız kadın bana gülümseyince bende zoraki tebessüm ettim.
-"Bitti evet hava almak istedim."diye mırıldanarak tekli koltuğa oturdum. Üşümüş ellerimi bacaklarımın arasına sokup yan bahçeye göz attım.
-"Çay içer misin? Sakine getirsin."
Başımı iki yana salladım.
-"Sağ ol hala. Birazdan kahve alırım." Türk kahvesi içmekten hoşlanmadığımı anlayınca eve kahve makinesi almıştı.
-"Bende artık kalkayım. Bana da bekliyorum. Mutlaka gelin olur mu?"
Halam yolcu ettiği misafirinden sonra omuzlarına şal alarak yanıma döndü.
-"Az önce Asil beyin annesi Hümeyra hanım geldi. Evlilik yıldönümleri için bir davet verecekmiş. Burada çiftlikte."
-"Katılacaksın?"dedim sorarcasına.
Başını salladı.
-"Çok samimiyetimiz olmasa bile bir tanışıklığımız var. İyi bir kadın. Buraya geldiğinde ara sıra sohbet ederiz. Ayrıca birlikte katılacağız."
Gözlerimi büyütüp başımı salladım.
-"Hayır hala kesinlikle olmaz."dedim.
Kaşlarını çatarak bana baktı.
-"Bak yan evimiz. Hiçbir zararı yok. Davetlilerin hepsi tanıdık sosyete çevresinden. Çok mu bunaldın çıkar evimize girersin. Ama lütfen dene beni kırma olur mu? Gerekirse birlikte çıkarız. Sadece topluma karışmanı istiyorum. Bu senin için de atman gereken adımlardan birisi."
Ruhumun büyük parçası buna imkânsız gözüyle bakarken değiştirmek istediğim benliğim bu adımı atmak istiyordu.
-"Bilmiyorum."diye mırıldanıp omuzlarımı düşündüm.
Uzanıp ellerimi tuttu.
-"Sen bir Merhaz'sın. En önemlisi Doğan'ın kızısın. Her şeyin üstesinden gelirsin. Bu büyülü güzelliğini insanların görmesine izin ver."
Yanaklarımın ısınmasıyla istemsizce tebessüm ettim.
Konu hakkında daha fazla konuşmadık. Fakat yatana kadar düşünmüştüm. Düşündükçe göğüs kafesim sıkışıyor kalbim bedenimi zora sokuyordu.
Onca insanın içine girebilir miydim emin değilim.
Endişe dört bir yanımı sararken korkumun beni ele geçirmesine izin vermeyeceğime dair söz verdim.
Bunu da yapabilirim.
'
Davet konuşmasının üstünden geçen iki gün içerisinde halamın ısrarıyla bir şeyler almak için çıkmıştık.
Tanıdık bir dostunun butiğini bir günlük bizim için ayırması üstüne gitmekte çekinmemiştim.
Her şey o kadar iddialı ve cıvıl cıvıldı ki en az dikkat çeken elbiseyi bulmak benim için zor olmuştu.
Dün gerçekleşen bu etkinliğin sonraki günü yani bugün davet günüydü.
Yan ev hareketliydi. Büyük bahçeleri davet için hazırlanıyordu. Ben günlerdir o adamı hiç görmemiştim.
Her dışarı baktığımda gözlerimin onu araması iyi bir şey değildi. Fakat neden böyle hissettiğimi de bilmiyordum.
-"Son anda vazgeçmek yok değil mi?"
Halam odamın kapısında durup konuştuğunda ona yüzümü döndüm ve elimde tuttuğum telefonu bıraktım.
-"Direniyorum."dediğimde gülmüştü.
-"Başaracaksın eminim." Herkes benden çok bana güveniyordu. Galiba yapmalıydım.
-"Az kaldı. Duşa girsem iyi olacak."
Sabahtan beri heyecandan ellerim titriyordu. Sebebi hem kalabalığa girecek olmam hem de...neyse işte o kadar.
-"Elbette bende biraz süsleneyim."
Gülümseyip yanından geçtim.
Uzun sayılacak rahatlatıcı duşun ardından gür saçlarıma hoş kokulu yağlar sürdüm ve kuruttum. Fön çekercesine kuruttuğumda hem hacimli hemde dümdüz görünüyorlardı.
Kulaklarımın gerisine sıkıştırıp yüzüme nemlendirici sürdüm.
Sonrasında vücudumu vanilyalı losyonla nemlendirdim ve kurumasını bekleyerek odama geçtim. Dolap kapağında asılan siyah mini elbiseyi alırken kapıyı da kapatmıştım.
Havluyu yere bırakarak altıma giyindiğim siyah string külodun üstüne elbiseyi giyindim.
Önü dümdüz uzun kollu siyah bir elbise seçmiştim. Kumaşı saten gibi incecik rahattı. Dikkat çekmemek için seçtiğim bu sade elbisenin sırtı hakkında ne yapacağımı bilmiyordum.
Alırken düşündüğüm uzun saçlarımla kamufle etmekti.
Normalde takılacağım bir dekolte değildi fakat bu akşam hiçbir şekilde dikkat çekmek istemiyordum.
Sırt dekoltesine hayran kalarak aynaya baktım. Neredeyse kalçama kadar iniyordu.
Sesli bir soluk alıp saçlarımla dekolteyi kapattım. Banyoya geri döndükten sonra kahve tonlarında göz makyajı yaptım ve bolca maskara sürdüm.
Dudaklarıma yok denecek renkte ruj sürerek son olarak boynuma parfüm sıktım.
Odada tek bant siyah topuklu giyinmiş koridora çıkmıştım. Aynı anda halam odasından çıktı.
Yakası taşlarla işlenmiş siyah bir elbise giyinmişti. Bal rengi saçlarını dalgalandırdığını fark edince gülümsedim.
-"Çok güzel görünüyorsun."dediğimde beni hiç duymadan bana bakakalmıştı.
-"Sen kendi güzelliğinin farkında değil misin? Babanın seni bunca zaman neden sakladığını şimdi anlıyorum."
Espriye vurduğu bu duruma utanarak da olsa güldüm.
Abarttığı kadar muhteşem bir güzelliğe sahip olduğumu sanmıyorum.
Hoş sohbetiyle gerginliğimi dağıtmaya çalıştığının farkındaydım. Evden çıkıp yan evin kapısına geldiğimizde avluda o kadar çok araba vardı ki artık yollara park etmeye başlamışlardı.
Bir kaç adım arkamdan gelen Ömer'e güvenerek ahşap büyük kapının önünde durdum. Kapıda karşılayan Hanife hanım vardı. Evin çalışanı.
-"Ay hoşgeldiniz. Bu ne güzellik böyle?"dedi direkt.
-"Teşekkür ederiz canım nasılsın?"diye sordu halam.
-"İyiyim Hale hanım sizi sormalı?"
Bir kaç insan daha girmek için yaklaşınca içeri adım attım. Yüzüme yansımaması için fazlasıyla uğraştığım tepkimi içime sakladım.
Bu ev nasıl bir evdi böyle?
Dışarıdan da eski duruyordu ancak içeride böyle bir tarih yatacağını düşünmemiştim.
Biraz şeydi. Değişikti.
-"Ürkütücü mü göründü?"
Halam yanımda durup aradığım kelimeyi gülerek söylediğinde gözlerimi ona çevirdim.
Kesinlikle ürkütücü.
-"Biraz."dedim hala etrafı incelerken.
Karanlık koridorun her bir yanında ayrı işçilik vardı.
Ciddi anlamda filmlerde dizilerde izlediğimiz vampir evlerine benziyordu.
İçimden bu benzemeye gülerken bir yanım hayran kalmıştı.
Koridorda dümdüz ilerleyip ileri yürüyen insanlardan uzak durup alt kata inen merdivenlere gözüm kaydı.
Buradan daha fazla korkutucu göründüğü kesindi.
Tanrım.
Bu eve yalnız girilmez.
Kapının hemen yanında aşağı inen merdivenlerden korkarak sırtımı döndüm.
-"Aşağısı mahzen. Şaraplar orada saklanıyor."diye bilgilendirdi halam.
-"Bir an önce bahçeye çıkalım."dedim soluklarım hızlanınca.
Koridordan geçerken sağ tarafta açık kapıdan içeri baktım. Orası da aynı ürkütücü halindeydi. Loş ışığın aydınlattığı koca bir yemek salonuydu.
Sertçe yutkunup adımlarımı hızlandırdım. İnsanları bile bana unutturan bu evde yaşayan Asil bey görüş açıma girdi.
Benim dizlerim mi titriyor?
Bahçeye adım attığımız gibi önümüze çıkan bu adamla durduk. Normal insanlara oranla daha iri olan bedeninde siyah ince bir gömlek ve siyah pantolon vardı. Çiftlik havasına bürünen kıyafetlerinin sonrasında onu bu şekilde görmek farklı hissettirmişti.
-"Merhaba."diyen halam oldu.
Ben ise kendi içimde çelişen duygularım yüzünden ona bakmaktan utanıyordum. Arkasında kalan bahçeye bakmak istediğimde göğüs kafesime ağırlık çökmüştü.
Kalabalıktı ve insanlar iç içeydi.
Elim istemeden halama gitmişti. Parmaklarım kolunu sıkıca sardığında bana dönüp endişesini örten bir tebessüm sundu.
-"Biz şöyle tenha olan bir kenara geçelim."dedi adama hitaben.
Yürümekte zorluk çekerken dönüp gitmemek için zor duruyordum.
Halam tanıdığı insanlara selam vererek ev ve bahçenin karşılıklı olduğu bir konumda kokteyl masasına yaklaştık.
Gelene dek sırtımdan içime doğru ürperme yaşamıştım.
Sık düzensiz nefeslerimle yerleri incelemeyi sürdürdüm.
-"Seni ürkütmek istemiyorum ama herkes sana bakıyor."
Teşekkürler hala.
Gerginlik dolu bakışlarımı ona atıp nefesimi üfledim.
-"Bayılmam için söylüyorsan?"dediğimde küçük bir kahkaha atmıştı.
-"Boşver. Senin kim olduğunu sadece biz biliyoruz. Normal birisi gibi davrandığında kimse sana bakmaz."
Bahçenin köşesine kurulmuş alanda çello çalan kadına odaklanmaya uğraştım. İnsanları unutmaya kendimi oraya aitmiş gibi düşünmeye çalıştım.
-"Canım nasılsın?"
Bir kadın eşi olarak düşündüğüm adamla kol kola halama yaklaşınca onu tepeden tırnağa incelemiştim.
Sağ tarafımda bir adım gerimde sabit duran Ömer, çiftin ilgisini çekmiş önce ona sonra bana bakmışlardı.
-"İyiyim sizleri sormalı? Tatil yaramış gibi görünüyor."
Girdikleri sohbete kulak vermeyip bahçeye bakındım. Ailesi olarak geçen gün masada gördüklerim evden şimdi çıkmışlardı. Herkesle ayrı ayrı ailecek selamlaşıyorlardı. Neyse ki aralarında Asil bey yoktu.
Onlar bize yaklaştıkça benim kalbim git gide sıkışıyor ağrıyordu.
-"Hümeyra hanımlara da bir merhaba diyelim yine görüşürüz."diyen kadın yanımızdan uzaklaştı.
Elimi enseme atıp hafifçe kaşıdım geri indirdim.
-"İyi misin yavrum? Korkma tamam mı sana burada hiç kimse bir şey yapamaz."
Belli belirsiz başımı salladım. Dilim damağım kurumuştu fakat ileride görünen içki masasına gidemeyecektim.
Yan dönüp Ömer'e baktım. Hemen öne doğru eğildi.
-"Bana içecek bir şey getirir misin?"diye rica ettim.
Başını sallayarak kalabalığa girdiğinde yalnız kaldığımdan ötürü tedirgin olmuştum. Fakat bir kaç metre ötede halama ait olan bahçede diğerlerinin olduğunu biliyordum. Uzaktan dahi olsa beni izliyorlardı.
-"Gelmenize çok sevindim. Hoşgeldiniz !"
Hümeyra hanım ve ailesi iki üç adım uzağımızda durdular. Halam,Hümeyra hanım ve diğer iki kadınla yanaklarını değdirip çekildiğinde bana bakmışlardı.
Elimde değildi. Tek bir mimik oynatamıyordum. Soğuk ifadem onlara yansırken iki genç kadın beni küçümsercesine bakmaya başlamışlardı. İkisi de âdeta mücevher mağazası gibiydi. Boyunlarında ışıltılı mücevherler yetmemiş gibi kolları ve parmaklarında da vardı.
-"Hale senden bahsetti ama yüz yüze gelemedik. Davetimi kırmadığın için teşekkür ederim. Lavin'di değil mi?"dedi Hümeyra hanım.
-"Evet davetiniz için teşekkürler."dedim ve tebessüm etmeye uğraştım.
-"Biraz daha buradayız kahveye de beklerim. Tanıştırayım bu arada. Gelinlerim. Ece ve Şeyda."dedi eliyle işaret ederek.
İki genç kadın yapmacık tebessümlerle bana uzaktan öylesine baktılar. Bir tanesinin karnı şişkindi. Hamileydi.
Tebessüm etme gereği bile duymadım. İticiler. Tek kelimeyle.
-"Memnun oldum."diye mırıldandım nezaket gereği.
-"Hah Niyazi de geldi. Gel hayatım. Eşim Niyazi...Hale hanımın yeğeni Lavin."
Asil bey ile benzer yüzlü yaşlı adam sıcak bir gülümseme sundu.
-"Evimize hoşgeldin Lavin'cim."
O esnada Ömer elinde bir kadehle gelip parmaklarımın arasına bıraktı ve arkama geçti.
-"Teşekkürler."demiştim aynı anda.
-"Tekrar uğrarız iyi eğlenceler."dileyen aile yanımızdan uzaklaştığında nefesimi seslice üfleyip bedenimi halama çevirdim.
-"O kızlar gerçek mi?"dediğim gibi kocaman gülmüştü.
-"İnanmayacaksın ama neredeyse sosyetedeki bütün kızlar böyle. Fazla sonradan görme davranıyorlar. Bende pek hoşlanmadım."
Kaşlarımı şaşkınlıkla kaldırdım.
-"İnsanların hepsi böyle mi cidden?"
Başını salladı.
-"Gençlerin çoğu öyle. Hanımlar da biraz gösteriş meraklısı. Hümeyra hanım pek öyle değildir. Gelinleri nedense öyle oldu ama zaten oğulları da severek evlenmediler. İsmi duyulan sayılan ailelerle görücü usulü gibi evlilik yaptılar."
İki kardeş bunu yapmışken aklımda beliren Asil beyin de evli olma ihtimali var mıydı?
Yok canım.
Olsa burada görürdük.
Bananeyse.
-"En büyükleri Asil bey. Çok bilgim yok ama galiba evlenmek istemediği için Hümeyra hanım ona hiç bulaşmıyor. Zaten o bu cemiyet hayatını sevmez. Burada böyle davet vermeleri de kesin Hümeyra hanımın ısrarıyla olmuştur."
Halam anlattıkça içimden beni ilgilendirmiyor demek istiyordum. Ama ruhum dinledikçe öğrenmek istiyordu.
Niye bu adam hakkında her şeyi duymak istiyordum?
-"Hale hanımcım istediğiniz bir şey var mı?"
Hiperaktif enerjisiyle bir an önümüzde duran Hanife hanıma baktım.
-"Yok canım sağ ol. Çok durmayacağız."dedi halam.
-"Aa nedenmiş o? Bu arada söylemeden geçemeyeceğim oğluna kız bakan ne kadar kadın varsa hepsi Lavin hanımı konuşuyor. Buraya gelene kadar neler neler duydum!"
Hanife hanımın gülerek kısık sesle söylediklerine ben şok içinde baktım.
Ne?!
-"Ne dediniz anlamadım?"dedim hızlıca.
Bana yan yan baktı.
-"Ay doğruyu söylüyorum Lavin hanım ne öyle şaşırdınız? Sizi şimdiye kadar hiç kimse görmedi. Herkesin ilgisini çektiniz. Siyah kuğu gibi duruyorsunuz maşallah!"
Tükürür gibi tuhaf bir şeyler yaptığı zaman geri çekilip sırtımı dikleştirdim.
Kulaklarıma inanamıyordum.
-"Safiye beni çağırıyor. Kesin soracak bak."
Halam kalabalığın ortasında ona işaret eden kadına gülümseyip başıyla selam verdi.
-"Seni yalnız bırakmak istemiyorum."dedi bana dönüp.
-"Sorun değil hala gidebilirsin."dediğimde Hanife hanıma benimle kalmasını söylemişti.
Aldığım nefes ciğerlerimi doldurmaya yetmiyordu. Heyecandan terlemem bitmiş soğuk soğuk üşüme hissiyle titriyordum.
İnsanların uğultusu bakışları her şey üstüme üstüme geliyordu.
Ömer de şampanya getirdiği için ferahlatacak bir şey arıyordum. Alkolle hiçbir türlü aram yoktu. Hiç içmemiştim.
-"Şey...acaba su alabilir miyiz?"diye sordum yanımda etrafı inceleyen kadına.
Kısa boylu hafif kilolu haliyle sevimli bir kadındı.
-"Tabi mutfaktan getireyim." dediği gibi hafifçe koluna dokundum.
-"Bende gelsem?"dedim hızlıca.
Sessiz bir alana ihtiyacım vardı. Nefesim daralmıştı.
-"Elbette. Gelin gidelim."
Yanından geçtiğim herkes dönüp tekrar tekrar bana bakıyordu. Hiç biriyle göz teması kurmadan kapıya kadar geldim. Koridorda Ömer'e burada beklemesini söyleyerek Hanife hanımı takip ettim.
Bahçe kapısının sağ tarafından içeriye yönelmişti. Ben yine evin o değişik havasıyla büyülenmiş incelemeyle meşguldüm.
Girdiğimiz mutfak evin geri kalanından farksız değildi. Mimarisi tarihi yapısı eşsizdi.
Sol tarafa doğru baktığımda taşlarla çevrili bir taş ocağı bile vardı. Çok güzeldi.
Mutfağın boş olmasını beklerken neredeyse on kişi vızır vızır çalışıyordu.
Duraksayıp kapı eşiğinde kaldım.
-"Hanife hanım bir bakar mısınız?"
Çalışanlardan birisi seslendiğinde Hanife hanım bana bir bardak su verip o kişiye döndü.
Bir kaç adım geri gittim. En azından koridorda ve evin bu tarafında kimse yoktu.
Taş duvarların içinde küçük küçük bölmeler vardı. Minimalist heykeller koyulmuştu.
Farklı ve hoş görünüyordu.
Onları incelerken su bardağından bir yudum içtim.
Tarihi eser gibi bir evin içine girince aklım dağılmıştı. Ev şüphesiz yıllar öncesine aitti.
Neden bilmiyorum ama evin bu havası tam olarak Asil beyi andırıyor gibi hissediyordum.
-"Hadi lan ordan!"
Gelen sesle sıçrayıp elimdeki bardağı sıktım.
Asil beyin sesi.
Duvarın kenarından koridora bir bakayım dediğimde arkadaşı Kaan'ın omzuna vurduğunu görmüştüm. İkisi de gülüyordu.
O adamın donuk yüzünde gülümseme görmek karnıma bilinmedik bir sancı dolandırdı.
Gözlerimin birleştiği Kaan bey önce şaşırdı sonra gülümsedi.
-"Bende bir yerden ışıltı geliyor diyordum. Meğer sana aitmiş."
Bayık espri anlayışına içimden iğrendim. Asil bey de beni görmüştü. İfadesizleşen yüzüyle koridorda sabit kaldı.
-"Nasılsın? Sende bizimki gibi sessiz sakin yerler mi arıyordun?"Kaan bey gülerek Asil beyi gösterdi.
-"Su almıştım. İyiyim. Siz?"diye sordum.
Galiba ben gerçek anlamda insanlara alışıyorum.
-"Lavin hanım ben alayım onu. Kusura bakmayın yardım ettim."
Arkamda duran Hanife hanım elimden bardağı alarak mutfağa geri gitti.
-"Sana eşlik edelim. Buyur önden."dedi gülümseyen Kaan bey.
Yutkunarak yüksek topukların üstünde adım attım.
Sol tarafta bahçenin yönüne döndüğümde saçlarımın ne zaman önüme düştüğünün farkında değildim.
Sırtımdan serin esintiler geçiyordu.
İki adamın önünde bahçeye çıktığımda Ömer beklediği yerden hareketlendi.
-"Ne içersin? Arkadaşım yapıyor diye demiyorum ama şaraplardan tatmalısın."
İnip kalkan göğsümle başımı dikleştirdim. Gözümü kırpmadan önce Kaan beye ardından arkasında dikilen adama baktım.
-"İçki kullanmıyorum."dedim sadece dudaklarımı kıpırdatıp.
Göğsümü sıkıştıran adamın gözleri bana değmiyordu bile.
-"Tamam küçük hanım sana meyve suyu uyar mı?"
Alay eden sese karşılık ister istemez gülümsedim.
-"Zahmet etmeyin."dedim yine de.
-"Hemen geliyorum bir yere ayrılmayın!" dedi ikimize.
İkimiz?
Avuçlarım tekrar terlemeye başlamıştı.
Bir adım uzağımda yanımda duruyordu. Gelip geçenlere zoraki baş selamıyla karşılık veriyor sesli nefesler üflüyordu.
İstemeyerek durduğu belliydi.
Farkında olmadan aynı adımlarla ilerliyorduk. İçki masalarının olduğu yerde bahçenin en köşesinde çitlere yakın durduk.
Kaan bey yanında bir garsonla dönmüştü. Tepside duran viski bardağı babamdan tanıdık geliyordu.
Asil bey uzanıp alırken arkadaşı meyve suyu olduğunu tahmin ettiğim kokteyl bardağını bana uzattı.
-"Sen böyle bakan kızı gibi korumalarla mı geziyorsun?"dedi alayla gülerek.
-"Tedbir."dedim yalnızca omuz silkip.
Elindeki içkisini yudumlayıp masaya elini yasladı.
-"Doğan Merhaz'ın kızı olduğunu duydum. Onun getirisi herhalde."
Başımı öylesine salladım. Bardağı incelerken kendimi normal bir birey gibi hissetmeye zorluyordum.
İnsanlar tanışır,konuşur ve arkadaş olurdu. Böyleydi değil mi?
-"Bu arada yanlış anlamazsan kaç yaşındasın?"
-"Kaan." Uyarıcı ses tonu solumdan yükselirken kendimi ona bakarken buldum.
O sadece arkadaşına ters bakışlar yolluyordu. Rahatsızlık verdiğim hissiyle kendimi bir an kötü hissettim.
-"Tanışıyoruz ne kızıyorsun?Seni sıktığımı düşünüyor yanlış anlama. Sıkıyor muyum?" Kaan bey bana dönüp açıklama yaparken gülümsemişti.
Başımı iki yana salladım.
-"22 yaşındayım."dedim biraz çekinerek.
-"Hadi be o kadar küçük müsün?! Gerçi yüzün küçük gösteriyor ama ben daha büyük olduğunu sanmıştım."
Şaşkınlığının büyüklüğü karşısında huzursuz şekilde tebessüm ettim.
-"Ben 30 oldum. Sen 40 oldun mu birader?"
Kendimi tutamayıp gözlerimi büyütecek şok olduğumu gösterecektim ki zor durdum.
-"Yok 60."
Nihayet espri olduğunu anlayarak nefesimi üfledim.
Zaten niye böyle etkilenmiştim ki?! Banane canım.
Kaan bey yüksek sesle gülmüş bardağını bırakmıştı.
-"Asil de geçen ay 34 oldu. E abi kırka merdiven dayadın sonuçta."diyerek alay etmeyi sürdürdüğünde ben tepkisiz kalarak gözlerimi yere diktim.
Beynimden geçen düşünceleri sessize almıştım. Umursamamak istiyor ama aramızdaki bunca yaşa bir yanım tuhaf şekilde üzülüyordu.
Yanında neredeyse çocuk kaldığım adamın kalbimi sıkıştırması başıma gelebilecek en büyük şanssızlıktı.
°°°
Merhabaa
Yine yazarınız Zinhar'a odaklanması gerekirken kendini Mevani'de bulmuş bölüm yazmışmış 🙆
Bitince bekletmek istemedim hemen okuyun istedim.
Davetin geri kalanında neler yaşansın istersiniz? Ben daha farklı gelişmeler olsun diye hayal ediyorum ama hızlı da olsun istemiyorum. Hep arada kalıyorum.
Bir an önce araları alevlensin diye an kolluyorum jajskd
Nasıl buldunuz?❤
