İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 52 · 10 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 52

52

•

Zeynep'le bugün bir planımız olmadığı için erken saatlerde halamın yanına gitmek daha iyi olacaktı.

Asil kesinlikle beni bırakmamış hatta gerçek anlamda zorla arabaya oturtmuş kemerimi takmıştı.

Zorba.

Fakat yinede heyecanımı kaybetmemiştim. Klimayı açtığından dolayı ceketimi çıkartarak arka koltuğa atmıştım. Aramızdaki yükseltiye dirseğimi yaslayıp yanağımı avucuma koydum.

Uykum geldi.

-"İçme. Midemi bulandırıyor."

Henüz parmaklarının arasına aldığı sigarayı böylelikle geri bırakmıştı.

-"Mideni mi üşüttün? Basit bir soğuk algınlığı bu kadar uzun süremez."

Hamileyim ben hamile be adam!

-"Bilmem. İçmezsen ölmezsin."dedim gözlerim yoldayken.

-"Bana laf çarpıtıp durmaya devam etsen de eline bir şey geçmeyecek Lavin."

Omuz silktim.

-"Zevk alıyorum."dediğimde göğsünden yükselen gülme sesiyle içten içe gülümsedim.

Ne güzel gülüyorsun sen öyle.

Yüzümü yasladığım elimi çekip kaldırdı ve parmaklarımın üstünü öptü.

-"Seni çok özledim."

Bende.

-"Daha çok özleyeceksin." Elimi elinden çektikten sonra koltukta yan döndüm.

Rahat edemedim tekrar ona doğru döndüm. Arkadaki ceketi alıp az önce dirseğimi koyduğum yere yerleştirdim ve başımı koydum. Kemerimi açarak daha rahat bir pozisyona gelmiştim.

-"Niye kedi gibi kıvrıldın?" Soğuk elini omzumdan boynuma orada saçlarıma doğru okşayarak sürükledi.

-"Uykum var."

-"Sen bu sıralar fazla mı uyumaya başladın?"diye sorarken benimle eğleniyordu. Bir yandan fark edilir gücünü ve etkisini üstümde hissetmek çok mutlu ediyordu.

Elini gezdirdiği her noktam biraz daha hafifliyordu.

-"Olabilir."derken eline odaklanmıştım.

Yeniden belime kayan eli hafif hafif kalçama doğru gidince koluna bir şaplak attım.

-"Elleme beni."diye homurdandım.

Öyle şeyler yaparsan bana bir haller gelir! Gelmesin.

-"Tamam ya ne kızıyorsun?" Tekrar saçlarımı okşama noktasına döndüğünde ise ben kısa sürede uyuya kalmıştım.

Uyku öyle tatlı geliyordu ki gözlerimi açamıyordum.

Ne kadar süredir uyuduğumu bilmeden ve düşünmeden tek istediğim tatlı uykuma geri dönmekti. Aşina olduğum sıcak bedene biraz daha sokulduğum saniyelerde mırıltılarla uykuma devam ettim.

-"Geldik bebeğim." Kadife sesiyle göğsümde ruhumda bir huzur hissettim.

Sırtım yumuşak bir yere değdiğinde ise yan dönerek iyice kıvrıldım. Soğuktu.

Bilincim uzun bir süre sonra daha net açılmaya başlamıştı. Dışarıda kalan yüzümde soğuk hissedilirken bedenim sarmalandığı için sıcacıktı.

Sırtımda güçlü göğsünü hissediyordum. Ellerini karnıma sarmış yüzünü boynuma gömmüş benimle yatıyordu.

Zihnim olduğumuz yeri algılarken kalbimde düzensiz sıkışmalar meydana geldi.

Yatak odamız.

Gittiğim gece gözümün önüne geldi. Dönüşüm olmayacağına çok emin olduğumu zannederek paramparça gitmiştim.

Her şeyi unutup yatağın,kollarında olmanın keyfini çıkaracaktım ki dün gece ona gelmeyeceğim diye yaptığım tavırları çöpe atamayacak olmam aklıma geldi.

Hızlıca karnımdaki ellerini ittirdim.

Aferin Lavin.

-"Ne oluyor ya?"

Utanmadan uyumuş bir de!

-"Daha ne olacak? Ne işim var benim burada?"

Söylenerek yataktan kalktığımda evin soğukluğu karşısında vücudumdan ürperti geçmişti. Yerde duran botlarımı ayağıma geçirdim.

-"Yatağımızda olman kadar normal ne var? Uyuyordun uyandırmadım." Uykulu sesi bir nebze öfkemi kırmıştı.

Hatta çok tatlıydı pislik!

-"Seninle yola çıkan da suç. Gidiyorum ben. Çantam nerede?"

Başımı kaldırıp daha yeni etrafı inceledim. Ahşap sandalyeler yoktu. Ve gece ışığında uyuduğum abajurler yerlerinde yoktu.

Boylu boyunca yer kapladığı yataktan kalkınca dilimin ucunu ısırdım. Bir yeri de çirkin olsa bu kadar karşı koyulmaz olmazdı.

-"Gelsene şöyle."

Kendimi geri çekmeye fırsat bulamadan belimden tuttuğu gibi dizlerinin üstüne oturtmuştu. Öyle de sıkı tutuyordu ki kalkmama imkan yoktu.

-"Bırakmazsan bağıracağım."dedim boşa tehdit savurup.

-"Çok korktum." Yarım ağız gülerek boynuma doğru uzandı. Geri çekilmeye çalışıp elimi yüzüne koydum ve ittirdim.

-"Bırak beni diyorum! İstemiyorum anlamıyor musun?" İttirip çekiştirmekten nihayet kucağından kalkmıştım.

-"Utanması da yok hiç. Sanki her şey normalmiş gibi. Gidiyorum ben."

Yerde gözüme çarpan çantamı da almış odadan çıkmıştım. Merdivenleri inerken arkamdan sesleniyordu fakat dönüp bakmamıştım. Hemen savunmamı iptal ediyor. Hiç karşı koyamıyorum ki.

Yan eve geçmeden bahçede üşüme pahasına Luna'yı sevmeyi ihmal etmedim. Arka bahçe kapısından eve girdiğimde oturma odasından sesler geliyordu.

Kadınlar toplantısı var.

-"Günaydın!"dedim oldukça enerjik.

Haber vermeden geldiğim için bir hayli şaşırmışlardı. Yan evde görmediğim Hanife ablaları burada görmek beni mutlu etti.

Oturdukları masadan kalkıp sırayla bana kucak açmışlardı.

-"Sen gidince ne yapacağımızı şaşırdık. İnan ki oturdum ağladım."

Hanife ablanın hemen sulanan gözlerine karşı dudağım büküldü. Dayanamayıp tekrar sarıldım.

-"Üzülme. Böyle olması en doğrusuydu."

-"Otur da öyle konuşalım. Biz kahvaltıya geciktik biraz hala masadayız."dedi halam.

Masadaki yerimi alınca yanıma denk gelen Dilşah abla kolumu sıvazlayıp gülümsedi.

-"Sensiz evin rengi soluyor. Bütün neşemiz sen olmuşsun niye böyle oldu?"dedi hüzünle bakarak.

Omuzlarımı indirdim ve önüme koyulan çay fincanını aldım. Masaya yerleşen Nisa ve annesi Sakine hanıma baktım. Herkesi özlemiştim.

-"Kalabalık eğleniyor olmalısınız."dedim gülümseyerek. Ellerimi çenemin altında birleştirip hepsinde göz gezdirdim.

Yüzlerinde buruk bir ifade vardı. Buradan gitmemin onları bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim.

-"Asil beyim bizi istemediğini söyledi. Gidecektik ama Hale hanım bırakmadı. Başına kaldık öyle." Hanife abla gözünde biriken damlaları eşarbının ucuyla sildikten sonra halamın ona attığı kızgın bakışlarla kendini toplamıştı.

-"Niye öyle bir şey yaptı? Tartıştınız mı?"diye sordum.

-"Senin eşyalarını toplayıp gönderdiğimiz zaman önce çok kızdı. Biraz gözüne görünmedik. Ertesi gün evi ters düz etmişti. Temizlik yapalım dedik. Tepeden tırnağa temizledik. Özellikle yatak odasına girince bir haller oldu. Temizlenmiş görünce adamın gözü döndü."diye anlattı Dilşah abla.

Asil'in neyi niye yaptığına akıl erdiremiyordum.

Kadınların ne suçu vardı ki?

-"Aranızda aşamayacağınız bir sorun mu çıktı yavrum?" Halamla bakışıp başımı salladım.

-"Buraya birlikte geldik. Konuştuk ama bilmiyorum biraz kırıldığım yerler oldu."dedikten sonra masanın altından elimi karnıma koydum.

Emin olduğum tek bir şey varsa o da bu kadınların en çok sevineceği şey hamile olduğumu öğrenmeleri olacaktı.

Asil'e söylemeden daha fazla birilerine söylemek istemiyordum.

Bir zahmet ilk önce baba olacağını öğrensin.

Böyle söyleyince karnımda bir şeyler kıpırdanır gibi oldu. Kalbim sıkıştı.

-"Hayırlısı olsun. Düzelmeyecek bir durumsa kaderinizde o varmış. Ama gelip geçici bir şeyse birbirinizi çok yıpratmayın kuzum. Nasıl mutlu olacaksan öyle yap."

Bu konuşmanın peşinden onlara hevesle yeni başlangıcımızı anlattım. Çok mutlu olmuşlardı.

Uzun uzun sohbet ettik. Hatta akşam yemeğini birlikte hazırladık. Bu süre zarfında Asil yan evden durmadan bana mesaj atıyor ve yanıma gelmek istediğini söylüyordu.

Elbette hiçbirine yanıt vermedim. Daha çok bekler.

-"E bu akşam burada kalsana. Hanifeler hala müştemilatta kalıyor. Ama sizde bu akşam burada kalın. Ne güzel evim şenlendi."dedi halam. Yalnız kalmak onu çok üzüyordu farkındayım. Daha sık gelmeliydim.

-"Yani bilemedim ki."

-"Kalabalık etmeseydik."

Halam onlara kızarken dış kapı çalınmıştı. Sakine hanım bakmaya gittikten kısa bir süre sonra geri gelmişti.

-"Asil bey sizinle görüşmek istiyormuş."

-"Dayanamadıysa daha fazla." Hanife abla sessizce kıkırdayıp gülünce diğerleri de ona katılmıştı.

Verecek cevabım olmasına rağmen yinede içim el vermedi.

Ayağa kalktığımda bedenimde yorgunluk baş göstermişti. İlerleyip kapıya gelene dek kalbimde ne çarpıntılar depremler oldu anlatamam.

Tabiki soğuk görünerek aralık kapıyı biraz daha açtım ve pervaza yaslandım.

-"Evet ne vardı?"diye sordum kaşımı havaya kaldırıp.

Beni gördüğü an kapıya yaklaştı ardından elini kenara yasladı.

-"Gelmiyor musun geç oldu?"

Güler gibi bir ses çıkarttım.

-"Pardon anlamadım nereye geleceğim?"

-"Eve nereye olacak?"dedi anlamamazlığa yatarak.

-"Burada kalacağım. Başka sorun yoksa üşüdüm."

Sıcaklığı hissedilen bakışlarını yüzümde gezdirirken kapının eşiğine yaklaşıp belimden tuttu ve kendine çekti.

Yalnızca yutkunabildim.

-"Ne yapıyorsun?"Sesim fısıltıdan farksızdı.

-"Madem gelmeyeceksin sarılıyorum."Büyük elleri sweatin içinden belime doğru kayınca sıcaklığı karşısında gözlerimi kapattım. Çoktan saçlarımın arasına sokulmuş yüzünü omzuma yaslamıştı.

Aniden aklıma gelen durumla kollarını ittirdim.

-"Hanife ablaları nasıl kovarsın? O kadınların evi burası."

Yüz ifadesi umursamaz tavrına ani bir dönüş yaptı.

-"Sen gelirsen onlar da gelebilir."diyince göğsüne bir şaplak attım.

-"Dalga geçme."

-"Boşversene. Sen gel yeter." Sarılma çabasını geri püskürttüm ve içeri doğru adım attım.

-"İyi geceler sana.Bensiz."diyerek kapıyı kapattım.

Halamın verdiği pijamaları giyerek kadınların sıcak ortamına giriş yapmıştım. Bir yandan ara ara kızlarla mesajlaşıyordum.

Ne yalan söyleyeyim aklım Asil'de kalmıştı.

Kendimi hoş sohbete vermeye çalışsam bile bir hayli huzursuzdum. Herkes yattıktan sonra eski kaldığım odadan çıkmış alt kata inmiştim.

Biraz hava almak için bahçeye çıkmadan önce polar örtüyü omuzlarıma sarmış iyice örtünmüştüm. Bulunmaktan hoşlandığım ve sanırım beni biraz olsun iyi hissettirecek seraya gidecekken ön bahçeden gelen bir takım sesler dikkatimi çekti.

Konuşma seslerinden çok bariz bir hararetli iletişim halinde olan birileri vardı.

Ayağımda pofuduk terliklerle ıslak yerlere basmamaya ve sessiz olmaya özen göstererek evin duvarının yanından yürümeye başladım.

Ufak ufak süs ağaçlarıyla duvar dibi geçildiği için seslerin geldiği tarafı henüz görememiştim.

Asil'in sesi.

Nefes bile almayı kestim. Dalların arasında görünmeyecek şekilde durdum. Hafifçe eğildim.

-"Gidecek yerim yok diyorum hiç mi acımıyorsun? Senden başka kimseden yardım isteyemem. Yalvarırım ne olur yanında kalayım."

Bir ürpertiyle sarsıldım. Evin tam kapısının dışında Asil'in gömleğini tutan eller bir kadına aitti.

Bu kadın o fotoğraflarda gördüğüm kadındı.

Anna.

Amansız bir sancının girdiği karnıma yavaşça elimi yerleştirdim.

Asil kadını neredeyse bütün gücüyle geriye ittirmişti.

-"Gece gece kafama bela olmaya mı geldin? Yürü git bak elimden bir kaza çıkacak. Hala yanında kalayım diyor bir de!"

Arkasını dönüp eve girecekken kadın kolunu tutarak neredeyse ona yapışınca yere düşecek hale geldim.

Fakat Asil beni hayal kırıklığına uğratmadı. Elinin tersiyle kolayca ittirdiği kadını arabanın kaputuna doğru düşmesine neden oldu.

-"Asil yapma ne olur? Öldürecek beni. Her yerde arıyordur." Ağladığını yeni fark ettiğim kadın yerde diz çökünce kısa bir an kaşlarım çatıldı.

-"Kızım manyak mısın polise git bana niye geliyorsun? Bulaşma bana. Zaten her şey boka sarmış bir sen eksiktin! Kalk git birisi görecek uğraşamam seninle."

Daha fazla buna burada seyirci kalmayacaktım.

Soğuktan neredeyse donmuş yüzümde hiçbir mimik yoktu. Son kez,karnımı ısıtan elimi hareket ettirip çektim.

Normal bir hızda yürüyerek sola doğru döndüm. Kadının tekrar ayağa kalkıp Asil'in koluna tutunduğu an Asil bu yöne bakmıştı.

Galiba ilk defa onun yüzünde büyük bir değişim yaşandı. Hatta esmer yüzü karanlıkta beyaza büründü diyebilirdim.

Duymasam da dudaklarından fısıltı halinde ismimin çıktığını anlayabildim.

Kadını itekleyerek hızlıca yanıma geldi ve örtüyle sarılmış kollarımı tuttu.

-"Yemin ederim göründüğü gibi değil. Lavin...yemin ederim yalan söylemiyorum." Aynı anda başını sallarken dudaklarımda dilimi gezdirdim.

Arkasında kalan kadın iç çekip ağlarken gözüm ona doğru kaydı.

-"Güzelim-"

-"Tamam Asil inanıyorum."dedim. Fısıldayarak ona kızmıştım. Bayılacak şimdi karşımda.

-"Kendi gelmiş. Yardım ederim sanmış. Bende şaşırdım eğer onun olduğunu görseydim açmazdım kapıyı."dedi alelacele açıklayarak.

Başımı öylesine salladım.

-"Sorun ne?"diye sordum.

-"Boşver. Bizi ilgilendirmiyor. Sen ne yapıyorsun bu saatte neden uyumadın? Bir şey mi oldu?"

Gözlerimi devirdim.

-"Önce şu kadını gönderir misin?"

Durmuş konuşuyor ya.

Önce duraksadı sonra arkasını döndü. Uzakta kaldığım için sessizce söylediklerini tam olarak duymamıştım. Neyse ki kadın bahçenin kapısına doğru yürüyünce omuzlarım gevşedi.

Asil de telefonla konuşarak yanıma kadar gelmişti.

-"Bekliyorum acele et."dedi kapattı.

-"Kimi aradın?"diye sordum.

-"Ahmet'i. Gelip götürsün."

Başımı sallayıp kadına baktım.

-"Neden gelmiş?"

-"Bir orospu çocuğuyla birlikteymiş. Şiddet uyguluyormuş bende kadın sığınma eviyim sanki amına koyayım. Bana geliyor korunmak için."

Yani evet biraz üzüldüm gibi.

Aslında duygularım fazla hassaslaştığı için acıma duygum büyümüştü.

-"Nereye gidecek ki?"diye sorarken bir nebze içimde iğrenme duygusu belirdi. Ne olursa olsun sevdiğim adama dokunmuş olmasını sindirmek kolay olmuyor.

O esnada yanımıza koşarak gelen adam Hanife ablanın eşiydi. Müştemilatta kalıyorlardı.

-"Buyur beyim."

-"Şu kadını al en yakın karakola götür. İçeri girdiğinden emin ol."dedi Asil.

Asil'in arabasının yanında olan diğer arabaya yöneldiğinde kadın da anlayarak ona yürümüştü.

Bahçeden uzaklaştıklarında hafifçe titredim. Terliğin içinde olan çıplak ayaklarım donmak üzereydi.

-"Neyse ben gidiyorum. Belki başka kahramanlık işleri çıkar sana."

Arkamı dönmemle ayaklarımın yerden kesilmesi bir oldu. Yetmiyormuş gibi kucağına almıştı.

-"Ya terliklerim düştü!"diye hayıflandım.

-"Ben bir tek senin kahramanın olurum. Bu geceki görevim de seni yatağımızda uyutmak."

-"Çok beklersin." Yere inmeye çalıştıkça beni kucağında kolayca sarmış sanki normal bir insan bedenini tutmuyormuş gibi rahat davranıyordu.

Düşersem onu mahvederdim muhtemelen. Karnımda bebeği var!

-"Bırak beni. Saçmalıyorsun şuan. Zorla mı yanında tutacaksın? Asil. Bağıracağım. Bıraksana. Üstüne kusarım görürsün. Zaten midem ağzımda. Ya Asil bırak."

Çoktan evden içeriye girmiş kapıyı kapatmıştı. Hatta merdivenleri çıkıyordu.

Ben ona vurdukça o daha sıkı tutuyordu.

-"Sana tamamen hatrına düzgün davranıyorum. Ama sen sanıyorsun ki yalandan böyleyim. Beni zorlama. Seni affetmiyorum. Anlıyorsun değil mi? Beni yanında bağlayarak tutsan da bir işe yaramayacak." Tane tane konuşurken beni odada yere indirmiş kapının önüne geçmişti.

Soluk soluğa elimi alnıma koyup başımı eğdim. Bir fena oldum.

Adrenalin bana artık yaramıyor.

-"Affedene kadar yanımdan ayrılmayacaksın öyleyse."

Ona kaşımı kaldırıp ters ters baktım ve samimiyetten uzak güldüm.

-"Günlerdir aklın nerdeydi? Bence ikimizde ayrı kalmaya fazlasıyla alışmıştık."

-"Hayır sevgilim yanlış düşünüyorsun. Evet aramız kötü olabilir ama biz ayrı yaşayamayız. Beni senden ayırmaya dünyada kimsenin gücü yetmez. Ben yine gelir nefesimi senin yanında alırım bunu aklında tut. Şimdi sadece çok yorgunum. Günlerdir sensiz yatağa girmedim,uyumadım. İstersen dokunmam. Yeter ki varlığını hissetmeme izin ver. Yapamıyorum yaşayamıyorum."

Şefkatli avuçları yüzümü okşarken içimde titreyen bir parça yüreğimi sarmıştı. Ona rağmen zorla itiraz edecektim fakat beni tuttuğu gibi dağınık yatağın içine yatırdı.

-"Uzak dur o zaman. Herhangi bir temas istemiyorum. Yoksa bir daha yüzümü göremezsin."

Yatakta yana kayarken işaret parmağımı ona doğrultmuş tehdit ediyordum.

Üstümdeki örtüyü ayak ucuna doğru attıktan sonra kalın yorganın altına yerleştim. Beni duygu yüklü gözlerle izlediğini bilmeme rağmen zar zor sırtımı ona döndüm.

Bu gece içimde büyüyen mucizemizle birlikte geçireceğimiz ilk gecemizdi.

•••

Merhaba iyi geceler ❤️

Yakında burada daha sık bölüm paylaşacağıma inanıyorum.

Kısa bir bölüm oldu ama sizi bekletmek istemedim.

Bir sonraki bölümde görüşürüz sizi seviyorum ❤️🌸

Bölüm sonu

1 yorum