İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 51 · 12 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 51

51

•

-"Gerek yok önemli bir şey değil."

Bileğimi kavrayıp elimi indirince nefesimi üfleyip ona ters ters baktım. Dudağı çoktan şişmeye başlamıştı önemli bir şey değil diyor.

Yapıştırdığım sargı bezini yarasına dikkat ederek iyice yapıştığını kontrol ettim.

-"Lavin."

Konuşmak sesini duymak için canımdan can giderken tam şuan karşımdaydı. Ama şimdi de kalbim bu adrenaline dayanamayacaktı.

Heyecandan tir tir titrerken ayaklarım beni banyoya götürdü. Ellerimi yıkayıp nefes nefese aynadaki yansımama bakarken arkamda belirdi.

-"Özür dilerim. Allah benim belamı versin. Sensiz veriyor zaten. Lavin bir gün daha sen olmadan yaşayamam. Sürekli hata üstüne hata yapıyorum biliyorum ama yalvarırım affet beni."

Belimden tutup kendine döndürdüğünde günlerdir beklediğim o an gelmişti. Hiç konuşmasa da olurdu çünkü boynuna atlamama az kalmıştı.

Saçmalama Lavin.

-"Özür dilerim. Binlerce kez özür dilerim. Yemin ederim bütün önceliğim sensin. Ama aptal gibi davrandım. Sana vakit ayırmak yerine kendi derdime düştüm. Sensiz nefes alacak gücüm kalmadı. Beni kendinden mahrum bırakma. Seni çok özledim."

Hızlı hızlı konuşup nefesini hissettirecek kadar yakınıma girdiğinde soluğum içime kaçmıştı.

Diren Lavin diren.

Yanaklarımın içini ısırmaya son verip göğsümü havayla doldurdum.

-"Günler sonra mı yokluğumun farkına vardın?" Benim kadar özlemiş olamazsın.

Yüzümü bir anda avuçlarının arasına alıp sesli bir soluk çekerek alnını alnıma yasladı.

-"Lavin...Lavin seni öyle çok özledim ki."

Daha direnemeyeceğim.

Büyük duygusal bir buluta dönmüştüm. Durmadan göz yaşlarım sel gibi akıyordu. Yaklaşık bir saattir tutuyor olmama rağmen o an hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamam Asil'i bile şaşkınlığa uğrattı.

Duygusallığın hamilelikle yada Asil'le mi ilgisi vardı onu bilmiyordum.

Belkide ikisi birleşince benim bütün bağlarım kopmuştu.

-"Ağlama özür dilerim Lavin ağlama dayanamıyorum. Güzelim...her şeyim dökme yaşlarını. Sondu şerefim üstüne..sana olan sadakatim üstüne yemin ederim ki bir daha asla seni ağlatmayacağım."

Sarıp sarmaladığı bedenim yalnızca şefkatten değil sıcaklığından da yoksun kalarak eksilmişti. Bedenimin her yanını avuç içleriyle okşuyor saçlarımın arasına durmadan öpücükler konduruyordu.

Yüzümü özlediğim göğsüne gömmüş içli içli ağlarken ona sarılmamak için ellerimi acıtma pahasına sıkıyordum.

-"Bırak beni."dedim ağlayarak.

Göğsünü ittirecekken bileklerimi tutup aramızdan hava geçmesine bile müsaade etmeyecek yakınlıkta sarıldı.

-"Bırakamam. Nasıl bırakırım ben seni?"

Başımı tutarak eğildikten sonra yüzünü boyun girintime yerleştirdi. İç çekip avuç içlerimi şiddetle inip kalkan göğsüne bıraktım.

Varlığını gücünü hissetmek beni büsbütün yeniledi.

-"Yapmadığın şey değil."derken sesim oldukça kısık çıkmıştı.

Ellerine daha fazla ihtiyacım vardı. Saatlerce sarmalasa doyamazdım.

Sarılamadan ayrı düşmüştük.

-"İsteyerek yapmadım. Bu duruma geleceğimizi bilseydim yapar mıydım? Lavin seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun. Benim senden başka gidecek yerim olmadığını da biliyorsun. Beni sensiz bırakma. Gecem gündüze karıştı günlerdir ne yaptığımı bilmiyorum. Nasıl bu kadar sabrettim onu da bilmiyorum. Özür dilerim."

Göz altlarımı bastırmadan nazikçe sildikten sonra alnıma derin bir şefkat öpücüğü kondurdu.

-"Her seferinde aynı şeyleri söylüyorsun. Yine beni kolayca bırakıyorsun. Ben tekrar tekrar aynısını yaşayacak güçte değilim."

Banyodan çıkarken hiç durmadan arkamdan geliyordu. Camın önüne geçtikten sonra camı yana doğru kaydırdım. İçeriye giren soğuk havayla derin bir nefes aldım.

-"Son bir şans. Yaşamıyorum sensiz görmüyor musun?"

Bir hışımla ona döndüm.

-"Ben çok keyif alıyorum sanki! Sen içinde hissettiklerini bana yansıtmadığın sürece ben bir köşede oturup bana aşık olduğunu düşünmeyeceğim Asil. Hissettirmediğin hiçbir şeyin farkında olamam! Günler boyunca ne çektim haberin var mı? Ben her şeyi yok sayıp sana geldim. Sonra ne oldu?"

Önüne eğilen başını fırsat bilerek vücudunu izlemeye koyuldum. Sakalları uzamış sanki o heybeti hafiflemişti.

Çöktüğünü görmemek için kör olmam gerekirdi.

-"Haklısın. Ne desen haklısın. Ama yapamam Lavin. Hayatımda yoksan bende olamıyorum. Ne aldığım nefesten ne de hayattan zevk alamıyorum. İçim dışım her şeyim senden ibaret. Ben bir an...yanımda mutsuzluğa kapıldığın için kendimi suçladım ve gitmene engel olmadım. Bu düşünce beni mahvetti. Sonra aklım başıma geldi. Sensiz koca bir boşluğum ben. Özür dilerim."

Bu an yaşanana dek aklımda milyonlarca kere senaryo kurdum. Her defasında onu tamamen pişman ettirene kadar affetmeyeceğimi aklıma kazıdım.

Sorun ki yapabiliyor muyum?

Karnımda yeşeren varlığımız bana kendisini hatırlattı. Onun için yapacağım.

-"Beni ne kadar kırdığın hakkında herhangi bir fikrin var mı?"diye sordum sakince.

Esen rüzgarda saçlarım uçuşunda Asil elini arkama uzatmış cam kapıyı kapatmıştı. Camla arasında kalmak ruh sağlığım için hiç iyi bir durum olmadı.

-"Biliyorum. Gittiğin geceyi sen olmadan geçirdiğimde ben sensiz doğru düzgün bir adam olmadığımı anladım. Bütün kırgınlıklarını geçireceğime yemin ederim. Benimle evimize geri dön."

Ne dedi o?

Tam o dakika tüm savunma sistemim yıkıldı. Titremeye dönen dudağıma dişlerimi geçirip gözlerimi kaçırdığımda yine yüzümü avuçlarının içine alarak yüzünü yaklaştırdı.

-"Benim bir evim yok."dedim zar zor.

Nefesi göğsünden zorla çıkmıştı.

-"O nasıl laf öyle? Gerekirse beni affetme benimle konuşma ama orası bizim evimiz. Sen yokken ev değil. Gittiğinden beri bir kere bile yatağımıza giremedim. Sen olmayınca zindan gibi Lavin." Sulanan gözlerimin altını okşarken yaşlarım birer birer parmaklarına düştü.

-"Hayır. Gelmeyeceğim."diye direttim.

İyiden iyiye bitkin hissediyordum. Ayakta durmaya gücüm de kalmamıştı. Ve sanırım biraz uykum gelmişti. Şimdi olacak şey mi tanrı aşkına?!

-"Seni almadan gitmem."

Sıkıntılı bir nefes vererek sıkıştırdığı alandan yana kaydım.

-"Sen istediğinde gelmeyeceğim. Canın sıkılınca kırıp tekrar sıkıldığında özür dinlemeye iyi alıştın. Şimdi izin verirsen yatıp uyuyacağım yorgunum."derken boşluğuma denk geldi ve elim refleks olarak karnıma kaydı. Hızlıca çekip indirdim.

-"Kapında yatmamı istiyorsan onu da yapmaya razıyım." Yine yanıma sokulup güçlü kollarını belime dolayınca ittirmeye ne imkanım ne kuvvetim vardı.

-"Senden bir şey istemiyorum Asil. Günlerdir ne yapıyorsan onu yapmaya devam et."dedim. Ciddi anlamda zorlanıyordum. Yalan söylemeyi alışkanlık edinmediğim için dilim dolanıyordu.

-"Ne yaptığımı bilmiyorum ki. Kafayı yedim. Delirdim. Tükendim Lavin. Biliyorum çok üzdüm seni ama her gece yanına girip yatmak bana hayat veriyormuş. Ne olur gidelim. Seni burada bırakamam."

Boynumu ve saçlarımı durmadan öperken engellemeye çalıştıkça kendimden geçiyordum.

-"Gelmeyeceğim dedim! Sanki ben evde otururken çok geliyormuş gibi konuşuyorsun. Zaten sabahlara kadar gelmiyordun. Aynısı yap. Ben olmayınca mı kıymete bindim? Git Asil. Gece gece sinirlendirme beni asabımı bozuyorsun."

Sesimi yükseltirken ruh halimin değişme hızına kendim de şaşırıyordum. Odanın kapısını açarak kendimi banyoya attım. Elimi yüzümü yıkayıp döndüğümde aynı yerde duruyordu.

Ona yan gözle bakıp gözlerimi devirdim.

-"Gitmeyeceğim."dedi kararlılıkla.

-"Güvenliği çağırmamı mı istersin?"

Neredeyse çoğu bavulda olmaya devam eden kıyafetlerimin bir kısmı dolaptaydı. Bir pijama takımıyla iç çamaşır alarak kapattım.

-"Beni istemiyor musun?"

Sabır dileyerek banyoya girdim. Üstümü ağırdan ala ala değiştirmiştim.

Hala odada duruyordu.

-"Beni yalnız bırak. Sonra konuşalım tamam mı? Gerçekten kafam kaldıracak gibi değil."dedim kaşlarımı çatarak.

İstemeyerek başını sallamıştı. Yanıma yaklaştı ve beni kollarının arasına çekti.

-"Seni seviyorum. Unutma olur mu? Çok seviyorum."

Bende..çok.

Odadan çıktığında omuzlarım düştü. Duygularım birbirine girmiş darmadağın olmuştu.

Fakat uykum ağır basıyordu.

Düşünmeye bile fırsat bulamadan yatağa girdiğim gibi uyuya kalmıştım.

'

Sabah sıcacık yataktan berbat bir mide bulantısıyla fırladığımda saat yedi civarıydı. Bu bulanı neredeyse iki saat sürerek beni mahvetmişti.

Çok fazla kötü hissediyordum.

Gün gecenin özetini yaparak mutlu olmaya dakika kalmamıştı. Yatakta iki büklüm yatarken çalan telefonumu alana kadar kapanmış tekrar çalmaya başlamıştı.

-"Günaydın bebek. Yanına geliyorum uyandın mı?"

Tam olarak mide ağrısı ve bulantısından inleyip gözlerimi yumdum.

-"Midem çok kötü. Saatlerdir."dedim direkt. Artık ağlama raddesine gelmiştim.

-"Ay niye daha erken aramadın? Kaan getiriyor birazdan oradayız. Resepsiyonu ararım sana hafif bir şeyler hazırlatırlar."

-"Tamam sağ ol."dedim ve mecburen yüzüne kapatmak zorunda kaldım.

Koşar adım banyoya ulaştığımda su dahi olmayan midemde çıkaracak bir şey kalmadığı için boş boş öğürmekle kaldım.

Yeniden yatağa dönmeden önce terleyen saçlarımı sıkı bir topuz yapıp yatağın ortasına serildim. Kısa süre içerisinde kapı tıklatılmıştı.

Tabiri caizse yataktan sürünerek kalktım. Yatak bölümünü sağa dönüp koridorda yer alan kapıyı açtığımda otel görevlisi vardı. Hiç konuşmadan yatağa döndüm.

-"Çay alabilir miyim?"diye sordum. Zar zor yastıkları düzeltip başlığa doğru uzandım.

Adam başını sallayarak bana bir fincan çayı getirdi.

-"Kapı açık kalsın lütfen."dedim.

Zaten kapıda Ömer vardı ve kalkıp tekrar açamayacaktım.

Sıcak çay midemi bir nebze rahatlatmıştı.

-"Biz geldik. E sen yemiyorsun?"

Bacaklarımı kırıp dizlerimi yukarı doğru çektim.

-"Hiç yiyecek gibi değilim."derken açılan bacaklarımı örtüyle kapatıyordum.

Kaan kabanını koltuğa fırlatıp kendisi de yanıma çökünce çay bir an üstüme dökülecek sandım.

-"Boşver sen yemeği akşam ne oldu onu anlat."diyince yüzüne baktım.

Yer yer morarmış olan kısımları eğer iyi olsaydım beni güldürürdü.

-"Aşkım kız ne halde sen ne soruyorsun ya? Asil umurumuzda değildi hani?"

Kaan omuz silkip kolunu yatakla arama sokarak omzuma doğru sarıldı.

-"Yengem sonuçta. Kardeşimin sevdalısı. Önemli konu."diyince içimde tutamayarak kıkırdadım.

-"Kovdum onu. Özür diledi. Bende biraz daha dilemesi gerektiğini söyledim."

Zeynep de artık ilgisi çekince yatağa atlayıp dizlerinin üstünde oturdu.

-"Yürü be Lavin. Dağ gibi adama dağları deldirteceksin!" Kaan sertçe başımı öpünce gülerek karnına vurdum ve çaydan bir yudum aldım.

-"Çok üzüldüm ama dayandım."diye mırıldandım.

Geceki sarıp sarmalayan halleri gözümün önüne geldi. Çok seviyorum.

-"Aferin sana böyle devam."dedi Zeynep.

Yeniden çay içiyordum ki midem aynı şekilde alt üst olmaya başladı.

Ve aynı anda içeriye bir beden girdi. Kapı açık mı duruyordu?

-"Ne oluyor burada? Ne bu hal lan şerefsiz çek elini kolunu."

Hızlı adımlarla gelerek yakasından tuttuğu Kaan'ı yanımdan kaldırıp koltuğa savurdu.

-"Sen nerden çıktın? Ayrıca odama böyle giremezsin."dedim çatık kaşlarımla.

Yüzü gözü morarmış kesin ağrıyordur.

-"Ne demek giremezsin?"diye dik bakışlarını bana döndürdü.

-"Harbi sen nerden çıktın?"Kaan az önceki savrulmadan etkilenmemiş gibi ayağıyla Asil'in bacağını dürtüklemişti.

Asil düz bir ifade göstererek omuz silkti.

-"Karşı odayı tuttum."

Gözlerim irileşti. Şaka yapıyor olmalı.

Şok olmama sıra gelmeden midem ağzıma doğru yükseldi. Fincanı komodine sertçe bırakıp yataktan kalktım.

Bu hep böyle sürecek mi diye düşünürken banyonun kapalı kapısı açılmıştı. Kusarken yanıma kimin geldiğine bakmasam bile Zeynep olduğunu anlamıştım.

-"Asil geliyordu izin vermedim. İyi misin?"diye kısık tonda konuştu.

Eğilmiş olduğum klozetin başından kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Dişlerimi fırçaladıktan sonra tezgaha tutundum.

-"Öğürmekten bayılacağım. Hep böyle mi olacak?"diye sordum yüzümü buruşturup.

Eğer böyle olacaksa bütün süreci hastanede geçirmem gerekecekti.

Gözleriyle aralık duran kapıyı kontrol ettikten sonra havluyu uzattı.

-"Umarım geçer ama bazıları uzun sürüyor."

Başımı onaylamaz anlamda sallayıp iç çektim.

-"Şöyle bir kere daha gelirse dayanamayacağım."diye fısıldadım.

Karizmatik yüzü,boyu posu nasıl karşı koyulur ki?! Üstelik sürekli yanıma sokuluyorsa?!

-"Saçmalama yelkenleri suya indirmek yok."diye kızarcasına söyledi.

-"Yelkenleri mi?" Nasıl bir cümleydi o öyle?

Gözlerini devirip omzuma hafifçe vurdu.

-"Boşver sen pes etme yeter."

Başımla onayladım ardından banyonun kapısına yöneldim. Kolunu tutarak Kaan tarafından sabit kalan Asil vardı. Göz göze geldik. Kaan'ı ittirip yanıma geldi ve yüzümü avuçladı.

-"Hala iyileşmedin değil mi? Benim yüzümden daha kötü oldu. İlaçlarını içiyor musun?"

Ellerini yüzümden indirdim.

-"İyiyim ben. Sen neden geldin?"demek ciddi manada çok zordu.

-"Hiç gitmemiş ki."diyerek güldü Kaan.

-"Seni almadan gitmeyeceğim de."

-"Gelmek istiyor mu diye bir sor bakalım." Kaan bu defa çok kötü dayak yiyeceksin. Asil'i fazlasıyla tahrik ediyordu.

-"Zeynep şunu dışarı çıkart yoksa elimden bir kaza çıkacak."dedi Asil dişlerini sıkarak.

-"Bence siz ikiniz çıksanız daha iyi olacak. Lavin de kahvaltısını etsin çünkü bugün işimiz var."diyen Zeynep de Asil'in bakışlarından payına düşeni almıştı.

-"Hasta hasta hiçbir yere gitmiyorsun. Otur kahvaltını et. Hem bunlarla nasıl doyacaksın? Kaan doğru düzgün bir şeyler söyle getirsinler."

Asil kolumdan tutarak yatağa oturttuğunda dokunuşları kokusu aklımı başımdan alıyordu.

-"Daha sonra yiyeceğim. Aç değilim."dedim. Kahvaltılıkların arasında duran badem dolu kaseden iki tane alarak ağzıma attım.

Midem bugün ki fokurdamasına artık son vermeliydi.

-"Bence de şimdi zorlama."diye onayladı Zeynep.

-"Sen gidebilirsin. Durmana gerek yok."dedim Asil'e bakarak.

Odanın ortasında dikilince sinirlerim bozuluyordu. Ruh halim zaten karışıktı iyice ayarlarımı bozmuştu.

-"Gerek olup olmadığına neye göre karar veriyoruz?"derken gözlerini seksi seksi kısmıştı.

-"Günlerdir olmayışına göre."dediğim an Kaan'dan tuhaf gülme sesleri gelmişti.

-"Ben hep var olacağım merak etme."

Ona alay edercesine başımı salladım.

-"Neyse sen odaya kahvaltı iste. Yapmadınız değil mi?"diye sordum.

-"Altta yeriz biz."dedi Kaan.

-"Fark etmez benim için. Siz yerken bende duş alırım."dediğimde altta yemeyi tercih etmişlerdi.

Onların çıkmasıyla hala odada duran Asil'in karşısına geçip ellerimi belime koydum.

-"Özel bir çıkış mı bekliyorsun? Gider misin duş alacağım."

Uzun adımlarda yanıma ulaşınca ona kapılmamak için nefesimi tutmuştum.

-"Bana böyle davrandığında pes etmeyeceğim Lavin. Seni buradan alıp evimize götürene kadar burada kalacağım."

-"Gelmek istediğimden emin misin?" İfadesiz yüzüme aynı duygusuz yüzüyle baktı. Bir adım daha atarak nefesini yüzüme vuracak kadar yakınıma ilişti.

-"Sen zorla götüreceğimden emin olabilirsin."dedi ve bir anda dudaklarımı öptü.

Öpülünce bayılan ilk insan olarak tarihe geçmek istemediğim için bedenimi olabildiğince kastım.

Tek bir öpücükle bacaklarım sallanmıştı.

Hala geri çekilmiyordu. Benim fonksiyonlarım iptal olmuştu. Dudaklarının sıcaklığı,tadı her şeyiyle benimdi.

-"Çok emin olma! Çık odamdan. Bir daha da beni öpme!" Göğsünden ittirip hafif vuruşlarımla onu kapıya kadar sürüklemiştim.

Dışarı çıkarttıktan sonra ise yüzümdeki aptal sırıtmayla uzun uzun yıkanmıştım. Güne bütün olarak eksilerde başladığım için son günlerde olduğu gibi yine halsizdim.

Saçlarımı doğal haline bırakıp rahat olmak adına eşofman takımı giyindim. Bavulların içinde bot bakarken bir yandan elimi eşofmanın içine sokmuş çıplak karnımı okşuyordum.

Bu bir refleks mi oluyor?

Kendi kendime bile yüzümü ateş bastığı için elimi çekerek açık tonlarda bir postal aldım ve ayağıma geçirdim.

Bir peluş ceketle beraber çanta da aldıktan sonra odadan çıktım.

-"Senin gelmene gerek yok."dedim Ömer'e.

Asansörle giriş kata indim. Cam cepheden gördüğüm kadarıyla yine bahçede oturuyorlardı. Ayrıntı veriyorum Asil yanlarında.

Kalbim kanat çırpan kuş misaliydi. Otomatik açılan kapıdan çıkıp yanlarına yürürken heyecandan elim ayağım birbirine dolaşmıştı.

-"Gel sen yanıma." Zeynep hasır koltukta yan kayıp yanına çağırdı. Direkt oturdum ve ellerimi masanın altında kalan ısıtıcıya doğru eğdim.

-"İsterseniz içeri geçelim. Üşümeyin."Kaan bunu söylerken direkt bana bakıyordu.

-"İyi böyle çok soğuk değil."dedim ve istemsizce başımı Asil'e çevirdim. Tam karşımda oturmuştu. Göz göze geldiğimizde iç çekerek beni inceledi.

Sigara paketine uzandığında ısırdığım dudağımı serbest bırakıp oturuşumu düzelttim. Geriye yaslanırken zihnimde onu baba olarak canlandırıyordum.

Ne tepki verecek? Mutlu olacak mıdır?

Ya bu sorumluluğu almak istemezse? O zaman ben ne yapardım?

-"Bugün Çağla tadilata başladı. Zaten bina yeni. Sadece dekorasyonu halledeceğiz. Bir de işte üst kat var."

-"Sana da bir ara Lavin'in yeni evini gezdirelim ne dersin?"Kaan dirseğiyle Asil'e vurunca Asil her zamanki ters bakışlarına döndü.

-"Lavin'in bir evi var zaten."derken bana bakıyordu.

İçten içe başka bir eve gitmek istemediğimi biliyordum. Yada başka bir dört duvar arasına ev diyemeyeceğimi de öyle.

-"Orası için acele etmemize gerek yok bence. Burada rahatım. Önceliğimiz işimiz olsun."dedim.

Bu sözümle Asil'i mutlu ettiğimden habersizdim. Ancak onun gözünde oluşan pırıltılar benim yaşama dair umudum gibi oluyordu.

Kahvaltı sonra Kaan işine dönerken Asil yanımızdaydı. Bir yanım onu göndermek isterken diğer yanım halinden çok memnundu.

Fakat ben yapmam gerekeni yaptım.

-"Peşimizde dolaşmayacaksın değil mi?"dedim otelin girişinde dururken.

-"Gideceğiniz yere götürürüm."

Ona cevap verecekken Zeynep çalan telefonuyla yanımızdan uzaklaşmıştı.

-"Halamı ziyarete gideceğim. Kendim giderim."

Uzanıp elimi tuttu. İki eliyle anında ısıttığı elimi bırakmazken çekiştirip dikkat çekmek istemedim.

-"Birlikte gideriz. İtiraz etme."

Gözlerinin içine bakarken kırgınlıklarımı hatırladım.

-"İstemiyorum Asil. Etrafımda durarak bana geçirdiğim günleri unutturamazsın."

Diğer elimi de çekti ve beni kendine yaklaştırdı. Haliyle hemen suspus oluverdim.

-"Unutturacağım küçüğüm. Söz veriyorum. Bütün yaşattıklarım için özür dilerim." İnsanların imrenerek baktığı görüntümüzde dudaklarını alnıma değdirip çektiğinde bakışlarım yumuşamış ona sokulma isteğiyle dolmuştum.

-"Hiç kolay olmayacak."dedim duyacağı şekilde.

Dudağının kenarı yukarı kıvrılırken parmağını saçıma attı ve kulağımın gerisine sıkıştırdı.

-"Senin yaşatacağın her zorluğa varım sevgilim."

•••

İyi geceler ❤️

Çok çok içime sinen bir bölüm olmadı ancak üst üste zorlayınca benden de ancak bu kadar oluyor ahsjsj

Ayrıca daha fazla dram da çıkmaz benden haberiniz olsun. Ben aşk kadınıyım bilirsiniz.

Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuuuzz 🌸

Bölüm sonu

2 yorum