•
-"Şöyle bakıp durmayın."
Artık çıldırma eşiğine gelmiştim.
Şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırıp neredeyse ağlama kıvamına gelen Minel'i Zeynep sakinleştirdikten sonra karşıma geçmiş beni izliyorlardı.
-"İyi misin sen?"diye yüzüncü kere sordular.
İyiyim sadece hamileyim.
-"Tabiki değilim. Ama birazdan da delireceğim."
Zaten bir nebze delirmiş kadar büyük bir sakinlikteydim. Uzun saatlerdir ağlama krizim tutmamıştı.
Doktorun söylediği gibi vücudum için yemeğimi yemiş yatakta ayaklarımı uzatarak oturuyordum.
-"Her şeyin farkındasın yani?"diye yüzüme baktı Zeynep.
Başımı salladım.
-"Peki ne yapacaksın? Yani bu..basit bir konu değil. Hayatınıza dokunacak bir gerçek."
Hiçbir şey düşünmüyordum. Sadece göğsümde pır pır eden içimde kıpırdanan hisse sahiptim. Sevdiğim adama ait bir parça.
Nasıl böyle kolay kabullenebilmiştim bilmiyorum. Sanki günlerdir bunu bekliyor gibi sakindim hafiflemiştim.
-"Hayatına karışmak kesinlikle bize düşmez. Ama gerçekten bir bebek istiyor musun?"
İlk defa bu kelimenin duyulmuş olmasıyla burnum sızlamaya başladı. Başımı eğerek kendimi tutmaya çalıştım.
Yine olmadı.
İki yanıma geçip sarılan kızların arasında içli içli ağlarken odaya Kaan girmiş bizi bu halde görünce gözlerini devirmişti.
-"Yarım saat yalnız bıraktım yine ağlama pozisyonu kurulmuş. Şu kızı üzmeyin demedim mi ben size? Bir çekilin."
İkisi büyük yatağın ucuna emekleyip geçtiğinde Kaan yanıma oturup omzuma sarıldı.
-"Lavin. Güzelim sence de tekrar konuşmamız gerekmiyor mu? Ne demek Asil bilmeyecek?!"diye sesini şaşkınlıkla yükseltti.
Yanaklarımı sildim başımı iki yana salladım.
-"Biz ayrıldık farkında değil misiniz?"dedikten sonra bunun acısı içimde cız edince duramayıp hıçkırdım.
-"Kapısına gidip ben hamileyim diyip ondan bir beklentiye girmeyeceğim!"dedim ağlaya ağlaya.
Saçlarımı okşayarak başımın üstünü öptü.
-"Canım benim beklenti hiç hoş bir kelime değil. Asil senin önüne paspas olur. İnan bana."
Başımı yeniden salladım.
-"Hayal kurma. Beni de kandırma. Bu dünyada bir tek ailem kendisi olduğunu bile bile beni burada yalnız bırakır mıydı? Söylesene bir kere bile gelip özür dilemez miydi? Bitti işte. Şimdi hiçbir şey yapmayacaksın. En azından şimdilik bilmeyecek. Asil'in ona ayak bağı olacak bir bebek istemeyeceğini biliyorsunuz. Ve ben asla aldırmayacağım. Aklınızda olan fikri silin. Ne yaşarsam yaşayayım bir cana kıymayacağım. O bizim..ikimizin mucizesi."
Ağlamaktan helak olmama rağmen yarım yamalak içimi dökmüş yataktan kalkmıştım. Kendimi bırakmamaya kararlıydım.
Banyoda elimi yüzümü yıkayarak odaya döndüğümde yine düşünceli düşünceli oturuyorlardı.
Onlara sırt çevirip camın önüne geçtim. Gerekirse yanlış başıma mücadele ederdim diye düşünürken Kaan'ın geniş kollarından sonra kızlar da beni sarıp sarmaladığında gözlerim sulanmıştı.
-"Biz yaşayacağın her zorlukta buradayız. Gerektiğinde hiç bilmesin bile istersen seni dünyanın öbür ucuna getiririz. Her kararında yanında olacağız."dedi Zeynep.
Zorlukla gülümseyip yanaklarımı yavaşça sildim. Yanımda dikilen Kaan omzumu sıvazlayıp sağ elini bir anlık karnıma değdirdi.
-"İyi olmanız için elimden geleni yapacağım. Sen kendini yalnız hissetme yeterli."
Ağlamam burnumun ucundayken bana böyle duygusal anlar yaşattıkları için yine çok zor toparlanabilmiştim.
O günü Zeynep ve Kaan'ın işi çıktığı için Minel'le geçirdim. Akşam olunca Adem de gelmişti ve otelin restoranında birlikte yemek yemiştik.
Ertesi gün için ise dükkana giderek mimarımızın fikirlerini dinleyecektik. İşini hızlı yapan birisiydi ve eminim ki bu ay her şey bitmiş olacaktı.
Sabah erkenden uyanmıştım. Ki fazla uyuduğum söylenemezdi. Ama daha dinç hissediyordum.
Özlemimi içimde büyüyen boşluğu düşünürsem kötü olacağımı bildiğim için hızlıca bir duş almıştım.
Gür kahve saçlarım artık kesilmeyi bekliyordu. Acele etmeden kuruttuğumda kendi doğal düzlüğüne bıraktım. Yüzüme bakıp geçeceksen biraz renklendirmeye karar verdim.
Ardından odaya koşmuştum çünkü telefonum çalıyordu.
Kaan arıyordu.
Hemen açtım.
-"Dünyanın en güzel ve en şanslı hamilesi. Nasılsın?"
Dudaklarım yukarı kıvrılırken yanaklarım ısındı.
-"İyiyim hazırlanıyorum. Sen nasılsın?"
-"Bende iyiyim. Seni şunun için aradım. Asil beni şaşırtarak aradı. Baya bok gibiydi doğruyu söylemek gerekirse. Kafayı yemiş ve daha dayanamıyor. Seni görmek istediğini söyledi."
Nefesim içime kaçmıştı. Kulaklarımda oluşan uğuldamayla yatağa tutunarak oturdum.
-"Sakin ol telaş yapma. Sana habersiz de yapabilirdim ama bilgin olsun istedim. Dükkanın oraya getireceğim. Yanına gelmesine tabiki izin vermem. Uzaktan görürse biraz daha delirir bizde bunu istiyoruz. Eğer olur da gözün çarparsa görmemiş gibi yap. Dağılma. Asil kırılmaya başladı daha sensiz kalamıyor farkındayım. Sende pes etmeyeceksin ve kesinlikle ağlamak yok. Söz ver."
Bunu söyleyene kadar ağlama aşamasına geldiğimi gördüm.
-"Söz."dedim boğuklaşan sesimle.
-"Ben yine haber veririm. Kendine dikkat et görüşürüz."
Hamileyim
Bilmiyor
Hiçbir bilgisi yok.
Öğrenirse ne tepki verirdi?
İstemezdi. Kesinlikle istemezdi.
Ağlamak yok diyerek kendime güç verdim. Yataktan kalktım dolaba yürüdüm. Kalbim göğüs kafesime sığmayacak derecede güçlü atışlarda bulunuyordu.
Ellerim titriyordu ve hiç iyi değildim. Ama bunu başarabilirdim.
Bana daha fazla inat edemeyecekti. Kapıma geleceğine adım kadar emindim.
İnadı kırılacak hatasını anlayacaktı.
Ben yalnızca o güne kadar bekleyecektim. Kendime ve parçamıza iyi bakacaktım.
Bornozu üstümden sıyırırken bedenimde gezinen elleri her seferinde gözümde canlanıyordu. Çok üstüne düşünmeden iç çamaşır takımı giyindim.
Yüksek bel siyah bir pantolon ve yakası açık ince bir kazağı üstüme geçirdim. Hava hem soğuk hem yağmurluydu.
Bu yüzden sıcak tutacak montla birlikte kalın tabanlı bot alarak giyindim.
Çantamı hazırladıktan sonra kızlara mesaj attım. Ömer arabada hazır bekliyordu. İlk önce Zeynep'i ardından Minel'i alarak dükkanımıza doğru yola çıktık.
Onlarda son gelişmeyi biliyordu. Sadece Ömer'in yanında konuşmamıştık. Babama yetiştireceğini sanmıyordum fakat bilmemesi iyiydi.
Biz daha dükkana ulaşamadan bizden daha yakın olan Adem oraya ulaşmıştı. Kapıda anahtarı sallayarak bize bakınca üçümüz birden artık sahibi olduğumuz iki katlı binaya baktık.
Yeni güzel başlangıçlara
-"Bence bize uğur ve şans getirmesi için kapıyı Lavin açsın."
Minel eşinden aldığı anahtarı bana uzatınca utana sıkıla aldım.
-"Besmele çek besmele." Zeynep arkamdan mırıldanınca kıkırdayarak anahtarı ahşap kapının deliğine yerleştirdim.
İçeriye girdikten sonra mimarımız bize katıldı. Bütün fikirleri çok güzeldi ve başlaması için çoktan anlaşmıştık. Görüşmelerini yaparken boşta kalacak olan üst kat için konuşuyorduk.
-"Aslında ben şöyle düşündüm."
Minel'e doğru baktım.
Adem sigara içerken kapının önüne çıkmış vitrinin önündeki hafif çıkıntıda oturuyorduk.
-"Eğer babanın yanına dönmeyeceksen..bence burayı sana göre tamamlamalıyız. İnan ki evli olmasam kendim yaşardım. Küçük sevimli sıcak bir yuva olur. Ne dersin? Hep otelde yaşayamazsın."
Hiç aklıma gelmeyen bu teklif karşısında şaşırdım.
-"Çok iyi olur. Hazır her şey yapılırken oraya da el atarız. İstemez misin?"dedi Zeynep.
Daha önce kendi kendime karar alıp gerçekleştirdiğim bir şey değildi. Ama sanırım zamanı gelmişti.
-"Katılıyorum."dedi Adem de.
Bu konuşmalar ve başlangıçlara eklenen yeni gelişmelerle heyecanlanırken uzaktan uzağa izleniyor olduğum gerçeğini unutmuştum.
Ta ki yanımıza Kaan gelene kadar. Bana göz kırpıp kapının kirişine omzunu yasladı.
Aşırı tepki vermemeye çalışırken hava soğuk olsa bile beni ateş basmıştı.
-"Benim Doğan beyle görüşmem var. Bir sorun olursa arayın gelirim." Adem, Minel'in yanaklarını öpüp bizle vedalaştıktan sonra gitmişti.
Üşüyen ellerimi montumun ceplerine sokup derin bir nefes aldım.
Bencil adam.
O beni görmek isterken benim de bunu isteyeceğim hiç mi aklına gelmiyor.
-"Karnım acıktı."dedim bir anda.
Bölünen sessizliğin ardından kızlar gözlerini büyüterek bana bakmış ardından kollarımdan tutarak yaslandığım camdan çekmişlerdi.
-"Ay hemen gidelim hemen!"
Abartılı tepkilerine gülmeden edemedim.
-"Tamam abartmayın ya alt tarafı acıktım dedim."
Kaan yanımızda sırıtırken kızları üstümden çekip beni de yanına çekti.
-"Bence de abartmayın çünkü yapması gerekeni yaparak kendine güzel bakacak. Yağmur çoğalmadan dağılalım. Siz geçin bende bir işimi halledip gelirim."
Ömer'in açtığı kapıdan biner binmez hemen gözlerimle etrafı kontrol ettim. Çok fazla park edilmiş araba yoktu fakat yakınlarda da göremiyordum. Benzer arabaların içinde Kaan'a ait olanı gördüğümde ise filmli camlardan içerisinin görünmüyor oluşu omuzlarımı düşürmeme neden oldu.
Hem çok yakınımda hemde uzaktaydı.
-"Bu akşam dışarıya çıkalım mı? Bence çıkmak için güzel bir gün." Zeynep yine aklına bir şey gelmiş olmalı ki gözlerinden imalı duygular geçiriyordu.
-"Akşama Adem'in ailesine yemeğe davetliyiz. Siz plan yapın ben sonra dahil olurum."dedi Minel.
-"Gece çıkarız. Yani hem Adem hem Kaan gelir."
Kaşlarımı havaya kaldırdım.
-"Ben? Gece?"diye sorduğumda Zeynep bana bayık bakışlar attı.
-"Evet canım sen. Eğleniriz ne var?"
-"İyi bir fikir olduğunu sanmıyorum."diye mırıldandım.
Ömer'in bizi getirdiği restoranın önünde inerek kahvaltı için sakin bir köşe seçmiştik. Serpme kahvaltıyla donatılmış masada hiç iştahım olmamasına rağmen yemek zorundaydım.
-"Asil'in istememesinden mi korkuyorsun?"
Minel'den gelen soruyla başımı kaldırdım. İsmini duyduğumda karnıma sancılar saplanıyordu.
-"Hamile olduğumu ondan gizlemek gibi bir hakkım yok. Bunu elbette öğrenecek. Sonra ister istesin ister istemesin umurumda değil. İstemezse kendi yoluna bakabilir." Son cümle dilimde soyut bir acıya neden olsa bile bu konuda ciddiydim.
-"Sadece henüz erken. Eğer..eğer gelecekse bu bebek için olmamalı. Bir süre daha sabretmem gerek. Kalkıp ona gitmemek için çok zor duruyorum ama bunu yapmam gerekiyor. Beni hayatında istiyorsa o gelmeli. Bilmiyorum kızlar...bu süreci onsuz geçirmek yeterince zor. Ve benim annelik hakkında bile tecrübem yokken hamilelik nasıl bir şey bilmiyorum."
Akmamakta ısrarcı olan gözlerim görüş açımı iyice kapattığında Zeynep'in uzattığı peçeteyi göz altlarıma nazikçe bastırdım.
Uzanıp elimi tuttular.
-"Bizde bilmiyoruz. Birlikte öğreniriz ne olmuş. Sende ilk defa anne olacaksın bizde ilk defa teyze."dediklerinde daha minicik olan varlığı böyle çabuk kabullenmemiz içimi ısıtıyordu.
Sanki hep olması gereken gelmesi gereken o gibiydi. Sanki karnımda mucize gibi belirmişti.
-"Neyse tamam seninle birlikte sulu göz olmaya başladık. Karnımızı doyuralım. Gidip bir sera bulmamız lazım."
Yapacaklarımızın listesi gittikçe uzarken restorandan yaklaşık iki saat sonra ayrıldık. Yan tarafta bulunan alışveriş merkezine kızların zoruyla girmiştim.
Artık kendime ait bir evim olacağı düşüncesi beni bir hayli meşgul ediyordu. Fakat mutlu etmiyordu.
Evim ve işim vardı. Hamileydim. Ve yalnızdım.
Rüyamda görsem gülerek unutacağım bir an olurdu.
-"Akşam yemeğini unutma. Yatağa girip uyumak da yok hazırlanıyorsun."
Zeynep beni tembihleyerek arkasını döndü. Bende arabanın kapısını kapattım. Ömer kısa süre içerisinde beni otele getirmişti.
Odadan içeri girdiğimde ise sakin olmak adına sağlam bir soluk almıştım.
-"Güvensizliği sebebiyle farklı bir otele geçmem gerekecek."
Babam camın önünde elleri arkasında bağlı halde duruyordu.
Çantamla montumu koltuğa bıraktıktan sonra ona doğru ilerledim.
-"Yaptığın işlerin saçmalığını dinlemeye geldim."diyerek yüzünü döndü.
Fazlasıyla kayıtsız durdum.
-"Saçma buluyorsan dinleme baba."diyip kollarımı göğsümde bağladım.
Kaşlarının ortası derince kırışmıştı.
-"Kendi başına aldığın kararların sonucu sence de bunaltıcı olmadı mı? Bana rest çekip peşinden gittiğin adam seni sokağa atmadı mı? Demek ki bir yerde hata yapıyorsun. Yada kendini sevdirmek için bu kadar efor sarfetmemelisin. Bazen olmayınca olmuyor."
Karşımda çoğu zaman acımadan canımı yakan bir babam olduğuna inanamıyordum. Hiç mi insafı yoktu. Bu kadar mı önemsemiyordu beni?
-"Aşağılamaların bittiyse gidebilirsin. Önünde ağlamayacağım."dedim başımı dik tutarak.
Ürkütücü gülüşüyle yaklaştı.
-"Dönüp sana geleceğini mi sanıyorsun? Parasını kurtarmak senden daha önemliydi hala anlamadın mı bunu aptal."
Dudaklarımdan serbest bıraktığım soluğumla birlikte odanın kapısına doğru yürüdüm.
-"Senin yaptığın gibi mi? En azından ölü numarası yapmadı."dedim ve gülümseyerek kapıyı açtım.
-"Canımı acıtma isteğiyle yanıma geleceksen hiç gelme ve bu sefer ben ölmüşüm gibi davran olur mu? Sanırım sen gerçekten baba olmaması gereken birisiymişsin. Hep iyi yanların olacağını umut ederek sana tutunmuştum. Dediğin gibi bu konuda aptalmışım. Git. Eğer bir gün baba olmak istersen şansını denersin."
Rüzgar estirerek ayrıldığı odamdan kapıyı tedirginlik yaşamadan kapattım.
Daha iyi hissedebilmek için bir kaç saat uyumaya karar vermiştim. Sonrasında yediğim yemek ve abartısız şıklığımda kendimi otelin önünde buldum.
Saat gece yarısına yaklaşırken basbaya gece kulübüne gidiyordum. Hamile halimle!
-"Kötü bir anne mi olacağım sence?"
Elim bir anda karnıma gidince ürperdim. Hızlıca elimi çektim.
Saçmalıyordum.
Önümde duran arabaya binmem kısa sürdü. Tamamen deliydim. Net.
-"Asil ağzıma sıçacak. Kazasız belasız gelsek. Hep senin başından çıkıyor. Uslu uslu oturup ağlıyordunuz." Kaan dönüp Zeynep'e kızınca gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
-"Ay habersiz gitseydik daha mı iyi? Yeğenimize müzik dinleteceğiz. Biraz oynar havası değişir."
-"Delirmiş bu ya."dedi Kaan ve tam sigara yakacakken dikiz aynasından bana bakıp geri bıraktı.
Neredeyse önü tıklım tıklım olan bir binanın girişinde durduk. Kaan valeye arabayı bırakıp Zeynep'in elini tuttu. Sonra bir elini benim dirseğime sardı ve yanına çekti.
-"Kenardan kenardan geçin. Başıma bela açmayın."
Özel giriş kapısından girerken yüksek sesli müzik ve durmadan değişen ışıklar yüzünden kaşlarım çatıldı. Hayatımda ilk defa böyle bir yerdeydim. Açıkçası kalabalık ürkütücüydü.
Buna rağmen Zeynep hafif hafif oynayarak ortama yürürken bile uyum sağlamıştı. Kaan onu dürtükleyip duruyordu.
Geldiğimiz kısımda yuvarlak dönmüş alçak koltuklar vardı. DJ kabinine yakındı ve en azından rahat görünüyordu.
Bir de çoktan gelmiş oturmuş olan Adem ve Minel çifti vardı.
Oturduktan bir süre sonra ciddi anlamda sıkılmıştım. Diğerleri buranın meyve sularından bile şüphe duyduğu için yalnızca su içiyordum.
İnsanların kokusundan ve dağılmış sigara dumanından dolayı midem hiç iyi değildi. Kızlar direkt yüz ifademden anlamışlardı.
-"Geliyoruz hemen."dedi Zeynep.
Kalabalık arasında gördüğümüz garsona lavabonun yerini sorarak hızlıca ulaştık. Neyse ki burada cam vardı ve esen soğuk havayla midem toparlandı. Camın önüne ellerimi dayayıp gözlerimi kapattım.
-"İyi misin kuzum?"
Minel sırtımı sıvazlayarak yüzüme baktı. Başımla onayladım.
-"Daha iyiyim."
Bir kaç dakika sonra lavaboların olduğu koridordaydık. Aramızdan geçen bir grup kız yüzünden yanlara doğru dağılınca koridorun çıkışında bir adama çarptım.
Anında elini belimde hissedince şoka uğradım.
-"Sen nasıl bir şeysin böyle ya?"
Kaşlarımı çatıp kolumu çektim.
-"Bırak beni ne yapıyorsun sen?!"
Bırakmadan üstüme doğru geldiğinde kızlara bakmak için döndüğümde adam üstümde çekilmişti.
Gördüğüm manzara karşısında ağzım açık kaldı. Aynı anda yanıma gelen kızlar benim yerime müziğin sesinde kaybolan çığlıklarını attılar.
Asil
Adamı barın duvarına yaslamış yüz göz vuruyordu.
Tanrım!
Ettiği küfürlerin haddi hesabı yoktu ve benim şimdi şuan yüreğime inecekti.
Zeynep Kaan'ları çağırmak için koşarcasına giderken adamın arkadaşları gelmişti.
-"Asil dur! Yapma!"diye bağırdım.
Ne kadar sesim ona ulaştı bilmiyorum fakat gözleri gözlerime değdiği gibi boşluğundan yararlanan birisi kaşına doğru bir darbe vurmuştu.
Bana vurulsaydı belki de bu kadar gerçekçi canım yanardı.
Ellerimi ağzıma kapatıp korkudan kıpırdayamadım.
Sanırım uçarak gelmiş olan Adem'le Kaan kavgaya karışınca zar zor güvenlik müdahelesi ile dakikalar sonra kavga son bulmuştu.
Artık yanaklarımdan yaşlar akıyor dizlerim titriyordu.
-"İyi misin? Ya ne yapıyorsun sen ya? Haline bak!" Asil'i kolundan çekerek kan içinde kalmış yüzüne ağlayarak baktım.
Sarsak tavırlarla önümde durdu. Soluk soluğa ben yüzümü incelerken ellerimin içi terlemişti.
Lütfen lütfen iyi bir şeyler olsun.
-" Bıraksaydım da seni mi elleseydi orospu çocuğu?!"
Otoparkı inletircesine bağırdığında yüzümü buruşturdum.
Islanmış yanaklarımı sildikten sonra konuşacaktım ki Kaan'ın yakasına yapıştığını görmemle dudaklarımdan çığlık kaçtı.
-"Lan puşt! Böyle mi göz kulak oluyorsun? Şerefsiz!"
Adem onları binbir güçlükle ayırmaya çalıştığında biz de araya girince Asil ancak öyle bırakmıştı.
Hepsinin üstü başı dağınık ve kanlıydı.
-"Adam olsaydın da sen göz kulak olsaydın."
Of Kaan of
Asil gözümün bile yetişemediği bir hızda Kaan'ın elmacık kemiğine sanırım bir miktar acıyarak yavaşça yumruk atmıştı. Bu yinede Kaan'ın yere devrilmesine yeterliydi.
Biraz daha ayakta durursam bayılacağımı biliyordum. Ellerimde dahil olmak üzere bütün vücudum titriyordu.
-"Şu halinize bakın Allah aşkına ya. Yürüyün gidelim bir şey yapalım."
Zeynep arabanın anahtarlarını Kaan'ın cebinden alarak arabayı açmıştı. Nefes nefese elimi göğsümden çekerek günlerdir hasretinden bitap düştüğüm adamı izliyordum.
-"Yürü lan pansuman yaptıralım."
Kaan Asil'in omzuna vurunca Asil ona tek bir vuruş yaptı. Kaan direkt arabanın kaputuna yapışmıştı.
-"Doğru konuş lan."diyen Asil'di.
Minel de o sırada Adem'i çekerek oturtmuş kendisi şoför koltuğuna geçmişti.
Ortamın beynimi uyuşturan havasından sıyrılıp ilk fark ettiğim şeye odaklandım. Asil'in kaşından oluk oluk kan akıyordu ve bunu yeni görüyordum.
-"Eczaneye gidelim Zeynep. Binin sizde hadi."dedim. Sesim bile hala titriyordu.
İkisi arkaya binerken ön koltukta ağzıma gelmiş yüreğime elimi koymuştum.
Neredeyse olabilecek her yere baksak bile nöbetçi eczane bulamamıştık. Kaan'ın evi de uzaktı ve hemen on dakikalık yolda otel vardı.
-"İlk yardım çantası vardır sanırım. Otele gidelim ne yapalım?"dedi Zeynep gözlerini yoldan çekmeden.
Belli belirsiz başımı salladım.
Az önce torpido gözünden bulduğum peçetelerden ikisine vermiştim ve kan akan yaralarına bastırmalarını özellikle bakmadan söylemiştim.
Çoktan kokusu burnumdaydı. Ağlamak için an kollayan vücudumu oldukça kasıyordum.
Hamileydim.
İçimde canımız vardı.
Bunu ruhu duymuyordu bilmiyordu.
Çok hassastım.
Camı indirip yüzüme soğuk havanın vurmasını bekledim.
Otelin önünde indiğimizde Asil'in gelmeyeceğini bile düşünmüştüm. Fakat az önce didiştiği Kaan'la birlikte arkamızdan uslu birer çocuk gibi bizi takip ediyorlardı.
Girişteki asansörden odamın olduğu kata bastım. Kocaman asansör birden ufalmıştı.
Gümbürdeyen kalbimi duymalarından çekiniyordum.
Odanın içine girer girmez elimde duran mont ve çantayı rastgele bir yere savurup topuklu botlarımı da hızlıca çıkarttım.
Banyonun dolabından bulduğum çantayı göğsüme bastırarak odaya geri gitmeden önce içimden dualar ettim.
-"Şunları ıslatır mısın?"
Hiç etrafa bakmadan pamuk paketini Zeynep'e uzattım. Tentürdiyot ve sargı bezini çıkarttıktan sonra yapışkanlı olduğunu tahmin ettiğim bandı alıp yatağın üstüne bıraktım.
Aldığım solukla camın önündeki koltukta oturan ikiliye baktım. Gözleri tam olarak üstümdeydi. Haliyle baştan aşağıya titredim.
-"Önce elimizi bir yıkayalım."dedi Kaan.
Saniyeler içinde gidip geldiklerinde Zeynep Kaan'ı tekli koltuğa oturtmuştu. Büyük odada biraz uzağımızda kalmışlardı.
Yutkunarak koltukta oturan Asil'in önüne yaklaştım. Kaşlarım olabildiğince çatık duruyordu. Elime aldığım ıslak pamukları yüzünde gezdirirken ölecektim!
O kadar çok özlemim var ki kelimelere sığmaz.
Bacaklarının arasına girmiş dururken sessiz sessiz nefes alıp verişini dinliyordum. Biraz ötede çekişen çiftin sesleri bile boğuk geliyordu.
Sertçe yutkundum. Ensemden ter damlaları düşüyordu.
Fazla bastırmadan yüzündeki kanları temizledim. Heyecandan elimi nasıl hareket ettireceğimi unutmuş vaziyetteydim.
-"Abi sen bizi mi takip ediyordun?" Kaan'ın seslenişi üstüne Asil başını çevirince sert bakışlar attı.
-"Sanane lan sikik. Seninle sonra görüşeceğiz!"
İstemsizce çenesini tutup başını çevirdim.
-"Yüzün gözün kandan görünmüyor hala ne bu sinir ya? Hem Kaan'ın bir suçu yok."diye kızdım.
Burnundan soluyarak gözlerime baktığı gibi göğsü sindi. Bakışları yumuşadı ve gözlerini göğsüme dikti.
Pamukları banyoya atıp geldikten sonra temiz pamuğa tentürdiyot döktüm.
Ellerim tenine dokunmak için can atarken yavaş yavaş yanağını tuttum ve başını eğdim.
-"Acırsa söyle."derken sesim zorla çıkmıştı.
Kaşına sürdüğüm an kaşları çatılır gibi oldu fakat toparlandı.
-"Acıdı mı?"dedim hemen.
Öyle büyük bir dikkatle yüzüme bakıyordu ki gerçek anlamda terlemiştim.
-"Hayır."dedi pürüzsüz kadife sesiyle.
-"Bizim işimiz bitti gidiyoruz. Sabah görüşürüz!"
Daha onlara itiraz edemeden nerdeyse koşarak odadan çıkışlarını izledim. İnanamıyorum.
-"İstemiyorsan giderim."diyen adama baktım. Dili başka dudakları başka konuşuyordu.
Heyecandan kuruyan dudağımı ıslatıp başımı salladım. Ardından işime devam ettim. Dudağı patlamıştı. Enfeksiyon kalmaması için yeterince temizlediğime emin olduktan sonra çantadan çıkan kremi yaralarına sürdüm.
Sanırım bu gece hayatımın en zor ikinci gecesi olacaktı.
•••
Hala uyuyor olsam da günaydın❤️
Ben çok tez canlı birisiyim bunu anlamış oldum ahajsk
Bütün gece oturup yazdığım bölümü diğerinin üstünden 24 saat bile geçmeden yayınlıyorum çünkü niye olmasın
Bir de siz okumadıktan sonra yazmamın ne anlamı var diye kendime bahane buluyorum ahsjsj
Hafta başı olduğu için yoğun olabilirim ve diğer bölüme başlamam zaman alabilir diye uyarmak istiyorum. Yinede elimden geleni yapacağım.
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz? Asil adeta yavru bir kediye dönüşmedi mi sizce de?
Bir de şunu sormak istiyorum. Hitap ettiğim kitle hakkında ne yazık ki çok bilgim yok. Üzülerek söylüyorum. Eğer çoğunuz okula gidiyorsa akşamları yayınlamaya devam ederim.
Bir sonraki bölümde görüşürüz okuduğunuz için teşekkürler ❤️❤️