•
-"İyi değilsen gidelim inat etme Lavin."
Omuz silkip örtüyü yüzüme kadar çektim.
-"İstemiyorum."diye tekrarladım.
Kapı tekrar çalınınca yatağa verdiği ağırlığını çekerek kalktı.
-"Çorba getirdim." Hanife ablanın sesiydi.
-"Hasta mı oldu? Neyi var?" Muhtemelen kapının önünden gelen ses içeri girmeden bakıyordu.
Niyazi beye karşı yatakta yatmak hiç uygun gelmese bile kolumu kaldıracak halim yoktu.
-"Ateşi var. Doktor çağıracağım." İtiraz etmeme kalmadan odadan çıktığını duyunca sırt üstü dönmeye çalıştım.
-"Arkana yastık koyayım rahatça iç olur mu?"
Başımı iki yana salladım.
-"Hiç aç değilim."dedim dudaklarımı aralayıp.
-"Ne yedin diye sormuyorum bile." Hanife abla itiraz istemez şekilde belime ve başımın arkasına yastık sıkıştırdı.
Bacaklarımın yanına oturup tepsiyi kucağına koydu.
-"O kadar kötü değilim."diye mırıldandığım esnada tepside duran bir kaç peçeteden üsttekini aldım ve hızlı bir zamanlamayla yüzüme tuttum.
Üst üste gelen hapşırık krizi Hanife ablaya yeterli bir cevap olmuştu. Ağzıma zorla kaşıkları sokuştururken yeniden çıka gelen Asil'e baktım.
Gözlerine değdiğimde bile göğsüme ağrılar saplanıyordu.
-"Yağmurdan dolayı biraz gecikebilir. Neredeydin sen? Hasta olacak kadar dışarıda ne işin vardı?" Sert ses tonu karşısında ağırlık çöken gözlerimi ondan kaçırdım.
-"Daha yemek istemiyorum."
-"Tamam gidip sana ıhlamur kaynatayım." Hanife abla Asil'den fazlasıyla çekindiği için hızlıca odayı terk etmişti.
-"Soru soruyorum Lavin?"
Rahatlamak amacıyla bir soluk almıştım ki sonu hapşırıkla bitti.
-"Islandım işte. Rahat bırak beni."dedim ve arkamdaki yastığı çekiştirerek düz uzandım.
-"Ne demek rahat bırak beni?" Geldi tepemde dikildi. Omzumdan çekince elini ittirip yan döndüm.
-"Halim yok."diyerek gözlerimi yumdum.
-"Örtme şu üstünü."
O çektikçe ben kapattım. En sonunda pes ederek örtüyü bıraktıktan sonra cenin pozisyonu alarak yattım. Üşüyordum fakat ona bunu söylemeyecektim.
Ayaklarımın ucuna oturup hala ısınmamış olan ayağıma elini koydu. Elinin sıcaklığı iyi gelirken dönüp ona bakmıyordum.
-"Nerdesin?"
Gözlerim kapalı olsa bile kulak verdim.
-"Başka bir zamana ayarla. Lavin biraz hasta gelemem."
Karnımı içeri doğru çekerek soluksuz kaldım.
-"Yok gerek yok."
-"Tamam Kaan konuşuruz."
Konuşmamak hatta ne konuşacağımızı bilmediğimden en iyi tercih uyumak gelmişti. İçimde tutamadığım bir hapşırık sonrası yastığa geri sindikten sonra karnıma kadar örttüğü örtüye elimi koydum.
Kısa bir süre içerisinde göz kapaklarım açılmamak üzere kapanmıştı.
•
Uyanışım şaşırtıcı bir biçimde hava aydınlıkken yaşandı. Yalnızca hayal meyal olarak hatırladığım tek şey gece uyurken koluma takılan serumdu. Gerisi tekrar derin bir uykuydu.
Yatakta elbette yalnızdım. Ancak bir kaç tıkırtı yalnız olmadığıma işaret ediyordu.
Vücudum ağrılarını bir bir hissettirirken yüzüme gelen kolumu çekerek odaya baktım. Asil ve geniş sırtı gözümün önündeydi.
Ses çıkarmayacakken içimde tutamadığım bir öksürük geldi. Anında yanımda belirip su uzatmıştı. Kuruyan boğazım ıslanınca rahatlayarak sırt üstü uzandım.
-"Nasıl hissediyorsun?" Yüzüme gelen saçlarımı eliyle ittirdi.
Beni yeniden görmesi için hasta mı olmam gerekiyordu?
-"Daha iyiyim sanırım."derken gözlerimi kaçırmak zorunda hissettim.
-"Gece yine ateşin yüksekti. Hep uyudun. Doktor bir kaç ilaç bıraktı."
Başımı öylesine salladım.
-"Alırım."diye mırıldandım.
-"Biraz işim var. Yani bir görüşmem. Gelecek kişiyi bekliyorum çalışma odasında olacağım. Sana kahvaltı hazırlamalarını söyleyip gelirim."
-"Olur."dedim yalnızca.
Aramızda bariz belli olan uzaklık canımı çok yakıyordu. Onu da acıtıyor muydu?
Yataktan zar zor kalkarak banyoda elimi yüzümü yıkamıştım. Geri döndüğümde üstümü tamamen çıkarttım. Çıplak kalarak dolabın önüne geçtim ve saçlarımı tepede bir topuz yaptım.
Hasta hissediyordum ancak biraz ayağa kalkmak iyi gelmişti.
Dolabın alt çekmecesini açtığım esnada odanın kapısı açılınca bir an başkası sanarak çığlık atacaktım. Fakat Asil'i görünce rahatladım ve çekmeceden iç çamaşır takımı çıkarttım.
-"Otur sen ben giydiririm."
Arkamda durup belime dokundu.
Başımı iki yana salladım.
-"Ben giyerim. Sen işine dönebilirsin iyiyim."
Bakmasam bile kaşlarını çattığını biliyordum. Öyle ki bakışlarının sertliği bile içime doğuyordu.
-"Ne bu tavır Lavin?"
Omuz silktim.
-"Tavır falan yok."diyip hafifçe öksürdüm.
Bacaklarımdan geçirdiğim külodu düzeltip sütyenin kopçasını da taktım.
-"Bu olmayan halin mi?"diyerek önümde durdu.
Kırgın bakışlarımı ne kadar anlayabilirdi bilmiyorum ancak özlemini çektiğim gözlerine anlatmak istercesine baktım.
-"Hasta olduğum için mi aklına geldim? Yada varlığımı şimdi mi hatırladın? İnan gerek yok çünkü alıştım."
Bedenini yana ittirip dolaptan uzun kollu kare yaka siyah bir bluz aldım giydim.
-"Lavin nelerle uğraştığımın farkında değil misin? Yıllardır verdiğim emeği kaybettiğimin farkında değil misin?"
Önümde durup bana hayal kırıklığıyla ve kızgınlıkla bakınca ona ciddi anlamda güldüm. Fakat neşeden fazlaca uzak bir gülmekti.
-"Bütün malını mülkünü kaybetmedin Asil. Evet bende üzüldüm hatta kendim çabalamışım gibi kahroldum. Sana ayrı üzüldüm verdiğin yıllarına ayrı üzüldüm. Ama günler oldu! Hatta haftalar geçti ay oldu ve sen bu evde seninle yaşadığımı unuttun. Ve ben ne yaşıyorum görmüyorsun bile..neyse boşver önemi yok."
Hiç yeri ve zamanı değildi. Asil de hiç anlayacak gibi bakmıyordu.
Yeniden dolaba yönelip hızlanan kalbimi sakinleştirmeye çalıştım. Bol paçalı bir eşofman tarzı pantolon aldıktan sonra giyinirken Asil karşımda binbir yüz şekliyle duruyordu.
-"Lavin sana kötülük yapmışım gibi bunları içinde mi biriktirdin? Ben emeğimi çabalarımı kurtarmaya çalıştım. Çalışıyorum! Sen basit bir ilgisizlik küslüğü mü yapacaksın?"dedi sesini gayet yükselterek.
Çatık kaşlarımla ona baktım. Başım cidden ağrıyordu ve ayakta kalma gücüm azalmıştı.
-"Basit bir ilgisizlik mi? Küslük mü? Asil sen farkında değil misin beni kapının dışına bıraktın! Yanında olmak istedikçe beni hep bu odada yalnız bıraktın! Ben bu evde mecbur olduğum için yada sana biat ettiğim için kalmıyorum! Yanında olmak istediğim için kalıyorum. Ben günlerdir burada kendimi yabancı hissediyorum. Öyle hissettiriyorsun."
Gözlerimin dolmasına engel olamamıştım. Sesim titriyordu ve ağlamam artık burnumun ucundaydı.
Bakışları sertliğini korusa da bir miktar değişmişti. Çünkü aynı onun gibi sesimi yükseltmiş içimi dışa vuruyordum.
-"Lavin saçmalıyorsun. Fazlasıyla saçma konuşuyorsun-"
Kalbim çığlık çığlığa atarken kapının tıklanmasıyla komodine doğru yürüdüm. Asil kapıya gitmişti. Bende biraz su içmek istemiştim.
-"Beyim şey rahatsız ediyorum ama..Lavin hanımın babasıyla Hale hanım geldiler."
Babam mı?
Babam buraya mı gelmişti?
Hızla kafamı çevirip bardağı yerine koydum.
-"Evde mi?"derken Asil'in yanından sıyrılıp kapının önüne çıktım.
Dilşah abla başıyla onayladı. Çıplak ayak olmama aldırış etmeden merdivenleri birer birer indim.
Koridora ayak bastıktan sonra konuşma seslerinin geldiği oturma odasına girdim. Beni ilk fark eden halam anında yanıma gelmiş kucak açmıştı.
-"Benim güzel yavrum. Yüzünün rengi solmuş. Nasıl hasta oldun sen? İyi misin?"
Yüzümü avuçlayıp yanaklarımı okşadı.
-"İyiyim hala biraz kırgınlık var üstümde o kadar."diye sessizce konuşurken gözlerim salonda geziniyordu.
Niyazi bey koltukta oturan eşinin arkasında dik şekilde ayakta duruyordu. Tekli koltukta babamı görmek bana gerçekten hayatımın büyük şokunu yaşattı. Asil'in evine gireceğini rüyamda göremezdim.
Halam ellerini indirdiğinde babama beklentiyle baktım. Ayağa kalktığında yanına doğru adımladım. Ancak herhangi bir hamleyi ikimizde yapmamıştık. Gözleri beni inceliyordu. Sonra arkama takılınca başımı yavaşça çevirip baktım.
Asil kapıya omzunu yaslamış elleri cebinde duruyordu.
-"Hoşgeldiniz."dedi durgun sesiyle.
Babam güler gibi bir ses çıkarttı.
-"Hoş şeyler göremiyorum."
Sertçe yutkunarak başımı önüme çevirdim. Babam yine Asil'e karşı sözlerini esirgemiyordu.
-"Gözünüze hoş gelmeyen ne oldu Doğan bey?"diye karşılık verdi Asil kayıtsız kalmayarak.
Babam göz ucuyla bana baktı. Öyle duygusuz bakmıştı ki günlerdir hissettiğim yalnızlık yine kendini sert bir rüzgar gibi hissettirmişti.
-"Lavin senin yanında hayat bulacağını söyleyerek gitmişti. Aslında bu baya gülünç."diyerek koltuğa geri oturan babam ürkütücü tebessümüyle sakalını sıvazladı.
-"Ama ne var biliyor musun? Kızımın çöktüğünü görmek beni biraz üzdü biraz mutlu etti."
-"Baba-" Elini kaldırıp beni susturdu.
Özellikle Asil'in ailesinin önünde böyle bir şey yaşamamalıydık.
-"Doğan canım sence de Lavin hastayken bunun yeri burası mı? Onu ziyaret etmeye geldik değil mi?"diye araya girdi halam.
Göğsüme baskı yapan ağırlığı nefeslerimle kaldırmaya çalıştıkça daha çok acı batıyordu.
Vücudum kırgındı.
Ruhum da öyle.
Herkese kırgın.
-"Kızınızı bu kadar önemsediğinizi bilmiyordum. Keşke gözlemlerinizi birlikte yaşarken yapsaydınız." Asil'e dönüp yapma demek isterdim.
Birbirilerine sarf ettikleri her sözle beni yaktıklarını görmüyorlar mıydı? Parçalara ayrılıyordum hissetmiyorlar mıydı?
-"Bana laf çarpıtmak yerine sende dönüp Lavin'in yüzüne bakarsan..haklı olduğumu anlarsın."
Babam dik bakışlarıyla Asil'e bakarken aralarında güçsüz bir yaprak misali sallanıyordum.
-"Beyefendi,madem kızınızın mutluluğunu bu kadar önemsiyorsunuz bir yabancının evine bırakmasaydınız. Hiç münasip-"
-"Anne!" Hümeyra hanım diliyle kırbaç gibi yaralamakta çekince duymayan bir kadındı. Ben bana sevgisi ve saygısı olmayan insanları önemsemiyordum fakat babamın surat ifadesi çok başka şeyler söylüyordu.
-"Ne bağırıyorsun? Yanlış bir şey mi söylüyorum?"
-"Hümeyra sus. Sadece sus."dedi Niyazi bey karısının omzunu tutarak.
Gözlerimi yere çevirdim. Omuzlarım düşmüş içime yine kırıklar batmaya başlamıştı.
İnsanlar gerçekten kötüydü.
-"Konunun sizi ilgilendirdiğini hiç sanmıyorum. Eşinize bunu iletir misiniz?" Babam direkt Niyazi beye bakarak söylemişti.
Niyazi bey kızaran boynu ve değişen nefesleriyle seslice öksürdü.
-"Karımın söyledikleri için kusura bakmayın ancak biz de dış kapının mandalı değil Asil'in ailesiyiz. Sözlerinize dikkat ederseniz sevinirim Doğan bey."
-"Sevmek,sevilmek,yuva falan böyle saçma tabirler kullanarak geldiğin yerde...mutlu musun ciddi ciddi soruyorum?" Babam iğrenircesine sorunca dilim damağım kurumuştu.
-"Siz ne amaçla geldiniz buraya?"
Babam bir hışımla ayağa kalktı. Asil ne zaman arkama gelmişti bilmiyorum fakat karşı karşıya geldiklerinde dizlerim titremeye başladı.
-"Daha kendi ailen benim kızımı aşağılarken,değer verdiğini söylediğin kızımı hor görmelerine izin verirken ne hakla adamım diye karşıma dikiliyorsun?"
Asil'in yakasına uzanmasıyla korkuyla aralarına girdim ve babamın göğsüne ellerimi koydum. Halamdan ayrı Hümeyra hanımdan ayrı çığlık kaçmıştı.
-"Lafını bil de konuş benim asabımı bozma! Kimsenin Lavin'i aşağılamasına izin vermiyorum."diye arkamda kalan Asil bağırmıştı. Beni kenara çekmeye çalıştıkça aralarında kalmak için bir hayli çaba sarf ediyordum.
-"Yeter baba lütfen! Tartışmayın yeter."
Babam muhtemelen ağzına geleni sayacakken göğsünü şişirip geri adım attı. Elini kaldırıp yüzüme baktı.
-"Kendine büyük bir kötülük yapıyorsun. Bu adam sana sevgi değil sadece unutamayacağın bir yara bırakacak. Pişman olduğunda seni bekliyor olacağım. O güne kadar kendine böyle bir eziyet çektirdiğin...benim kızım olarak kendine bunu layık gördüğün için gözüme görünme Lavin."
Babam evi güçlü esintisiyle terk ettiğinde göz pınarlarıma birikmiş yaşlarla kendimi yabancı hissettiğim evin ortasında kalmıştım.
-"Sen susmak nedir bilmez misin?! Kaç defa uyardım seni?! Sana yüzlerce defa Lavin'e karşı sözlerine dikkat edeceksin dedim anne!"
Asil gür sesiyle evi inletirken yerimde sıçrayıp ıslanan yanağımı sildim.
-"Ben senin annenim. Hevesin geçince bırakacağın bir kız yüzünden bana sesini yükseltemezsin! Kendine gel!"
Daha ne kadar kırılabilirdim bilmiyorum. Bir sınırım var mıydı emin değilim.
-"Hümeyra! Bu ne çirkin bir üslup?!"
Halamla kesişen gözlerimi kaçırdım. Kendisi de böyle bir ortamda olmaktan en az benim kadar utanıyordu. Gözleriyle izin isteyerek salondan çıkarken içinde bulunduğum bağırış çağırışı artık dinlemiyordum.
Bir aile benim yüzümden olan sesiyle kavga ederken tek yaptığım sessizce oradan çıkmak oldu. Koridora karşılaştığım şaşkın yüzlere öylesine bakıp merdivenlere yöneldim.
Sanki yerimde küçülmüştüm. Utançtan mı yoksa üzüntüden mi bilmiyorum ama içim çok sızlıyordu. Yaşlarım birer birer yanaklarımdan süzülse de hiç ağlamıyor gibi tepkisiz duruyordum.
Alışkını olduğum odadan içeri girdim ve yavaş yavaş üstümdeki fazlalıkları çıkartıp iç çamaşırlarımla yatağın içine girdim. Yanağımdan kulağıma doğru akan göz yaşlarımı silme gereği duymadan cenin pozisyonu aldım ve omuzlarıma kadar örtündüm.
Öyle yersiz yurtsuz kalmıştım ki artık hiçbir yere aidiyet duygum yokmuş gibiydi.
Sanırım sevilmemek lanetimdi.
Asil beni artık sevmiyor olabilir miydi?
Mecbur hissettiği için yanında tutuyor olabilir miydi?
Alt kattan sesler gelmeye devam ediyordu. Gözlerimi kapattım.
Çok sürmedi. Öfkeli adımlar sağlam basınç sesleri odada son buldu. Kapıyı sertçe üstüne çarparken ağzının içinden küfürler ediyordu.
Yattığım tarafa gelip yatağa oturdu. Elini yanağıma koyar koymaz gözlerimi açtım.
-"Özür dilerim. Az önce yaşananları unutamaz mısın?"diye sessizce sordu.
Dudağımı ıslatıp güçsüz bir nefes verdim.
-"Önemi yok."
Benim aksime güçlü soluklarla beni izliyordu.
-"Var. Tekrarı olmayacak."
Elini canımı yaka yaka ittirdim. Ne yaşananlar ne de hissettiklerim hiç ama hiç önemli değildi. Ben sevdiğim adamın bana karşı olan en ufak sözlerine bile binlerce parça olmuştum.
-"Lavin...o söylediklerin sadece saçmalık. Ben sadece...kafam çok dolu. Beni anlamalısın. İyi şeyler olmuyor ve bu günlerde anlayışlı olman gerekiyor. Sende böyle yaparsan-"
Sadece gözlerine bakmam susması için yeterli oldu.
-"Neyden bahsediyorsun sen? Asil...ne var biliyor musun hiç tartışacak halde değilim."
Kollarının arasına girmem gereken yerde onunla böyle olmak öyle can yakıcıydı ki.
-"Tartışacak bir şey olduğunu sanmıyorum. Sen önce biraz sakin ol."
-"Bence sen önce günlerdir nasıl birisine dönüştüğüne bak."diyerek yatakta doğruldum. Sıyrılıp bacaklarıma düşen örtüye gözleri takıldı. Ardından göğüslerimden yüzüme doğru yol izleyen gözlerine baktım.
-"Ne yaşadığımın farkında mısın?"diye sordu kaşları derince çatılırken.
-"Değilim! Değilim Asil! Farkında olmama müsaade ettin mi? Yada seninle en ufak bir sohbet etmeme iletişim kurmama fırsat verdin mi? Hayır! Çünkü tek yaptığın durmadan içki içmek ve eve gelmemek oldu!"
-"Oradan bakınca sadece böyle mi görünüyor?! Söylesene en son ne zaman emek verdiğin bir şeyi kaybettin? Ne zaman emeklerin elinde kaldı? Ne zaman çaresizce bekledin?!" Yataktan kalkışıyla,bana ses tonunu ayarlamadan bağırmasıyla sözcüklerim tükenmişti.
Gözlerime kırgınlığım yansımış mıydı bilmiyorum fakat beni iliklerime kadar kırmıştı.
-"Haklısın." Titreyen alt dudağıma dişlerimi geçirip yataktan ayaklarımı sarkıttım.
Benim hiç kaybettiklerim olmadı.
-"Boktan sebeplerle bana yüz çevirme! Bir kere kötü bir dönem geçiriyorum diye sırtını mı döneceksin?!" Önüme dikilmiş hararetle bağırmayı sürdürürken tartışmaya devam etmek istemediğim için ona bakmadım.
Yanaklarım gittikçe ıslanıyordu ve ben Asil'le böyle olmayı hiç sevmiyordum.
-"Konuyu farklı yerlere çekme. Beni kendinden uzaklaştırdığın için bu haldeyim bunu anlamayacak kadar kör müsün?!"diye aynı şekilde bağırdım. Yataktan kalkıp karşısına geçtiğimde bedenimden soğuk bir ürperti geçmişti.
-"Bunu kasten yapacak kadar kendimde olduğumu mu sanıyorsun? Durup Lavin'den uzaklaşma planları mı yapıyım diyorum? Aptalca mevzuları kafanda kurup durma! Konunun seninle hiçbir ilgisi yok. Hastasın ve şuan bunları tartışmak ciddi anlamda yersiz gereksiz."dedikten sonra sakinleşmek için derin nefesler almıştı. Dolaba yürürken ayakta içten içe titreyerek onu izliyordum.
Dudağımı ıslatan tuzlu göz yaşında dilimi gezdirip göğsümü gevşettim.
Kapağı sertçe vurduktan sonra tekrar yanıma geldi. Elindeki önü düğmeli geceliği kolumdan geçirince geri adım atıp elinden çektim.
-"Ben giyerim."dedim göz yaşlarım arasında soluk soluğa.
Havada kalan ellerini bir kaç saniye içinde indirip elini saçlarının arasından geçirdi.
-"Yatağa gir ilaçlarını iç."
Evi inletecek sertlikte kapattığı oda kapısı duvarları adeta sallamıştı. Odada kapalı olmama rağmen merdivenleri inlete inlete gidişini dinledim.
O gün boyunca yalnızdım. Ailesi sabahki olayların ardından evden gitmişti. Hanife ablanın anlattığına göre Asil onları göndermişti ve bu benim canımı sıkmıştı.
Akşam olduğunda da Asil yoktu. Ondan haber alamadığım için ve öylece ayrıldığımız için durup durup ağlıyorken Zeynep çıkagelmişti.
Biraz olsun aklımı dağıttığından dolayı ona minnettardım.
Fakat sorun hala somut bir şekilde bekliyordu.
Nasıl böyle dağılmıştık?
•••
Merhabaa ❤️
Umarım beğendiğiniz bir bölüm olmuştur. Düşüncelerinizi merak ediyorum.
Elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum ve ortaya nasıl bir şeyler çıkıyor hiç bilmiyorum.
Asil ve Lavin'i yazmayı seviyorum. Bu yüzden hikaye ne zaman nasıl finali bulur kestiremiyorum.
Okumayı sevdiğiniz sürece burada olacağım❤️