•
Gün üstümüze batmış benim hayatım için hiç olmadığı kadar güzel bir anı yaratılmıştı.
Diğerleri mecburen işe geri dönerken biz otelden dışarıya çıkmıştık. Yakınlarda denizin kenarında olan restorana yürüyerek ilerlerken Asil'in eline hapsolmuş elimi izleyip gülümsemeden duramıyordum.
Her şey çok güzeldi.
Yanımda yada uzağımda hiçbir korumam yoktu. Ancak kalbim çok güzel korunuyordu. Tıpkı ruhum gibi.
Sıcacık bir restorana gelmiş oturmuştuk. Herkes yüzünde tebessümle yakınlarıyla masaları çevrelemişti.
Hayatın bu yüzünü hiç görmemiştim. İnsanlar yaşamayı seviyordu. Duygularını en zirve noktalarına kadar yaşıyorlardı. Kahkaha atıp sevdiklerine sarılıyorlardı.
Elim sıcak bir elin içindeydi. Hafif bir baskıyla elimi uyardığında başımı çevirdim. Üstüme doğru eğilip kulağıma yaklaştı.
-"Huzursuz hissediyorsan gidebiliriz güzelim."
Gülümseyip başımı salladım ve sakallı çenesinin köşesini saniyelik bir dokunuşla okşadım.
-"İyiyim."diye mırıldandım onun gibi kısık tonda.
Yüzümü inceleyip şakağıma minik bir öpücük kondurdu geri çekildi. Karşımızda bize doğrultulmuş bakışlarla karşılaşınca Asil kayıtsız kalmıştı fakat ben utançtan gözlerimi kaçırmıştım.
Gülümseyerek bizi izleyen çift utandığımı anlayınca bir sohbet başlatmışlardı.
Aynı esnada sipariş verilen yemekler masaya geldi. Çok doyurucu ana yemekler olmadığı için gelenleri inceliyordum. Henüz hala Türk mutfağına alışmış ve öğrenmiş sayılmazdım.
Ortaya getirilen ufaklı tefekli bir sürü tabak vardı. En son olarak gelen şişeler bildiğim üzere rakı olmalıydı.
Alkol tüketmeyi sevmiyordum fakat şimdi tadına bakmak istemiştim. Asil'in gözlerini üstümde hissederken dönüp ona baktım. O esnada Kaan rakı bardaklarını dolduruyordu.
Asil sandalyemin arkasında olan elini ensemde saçlarımın arasına daldırdı. Eğilirken burnuma dolan erkeksi kokusu iç çekmemi sağlıyordu. Şimdi eğilip boynunu öpesim gelmişti.
-"İstemiyorsan başka bir şey söyleyelim?"diye sordu. Gözleri yüzümde gezinirken göğsü inip kalkmıştı. Nasıl oluyorsa aklından geçen edepsiz şeyleri hissedebiliyordum. Sadece nefes hızından bile anlar olmuştum.
-"Deneyebilirim."derken kucağımda duran elimi kaldırıp bacağının üstündeki eline koydum.
Masada Asil'in pek katılmadığı fakat Kaan'ın bizi bir hayli güldürdüğü sohbetler etmiştik. Bu esnalarda Asil'in su niyetine alkol içtiğini söyleyen Kaan'la ikisinin tersleşmesine şahit olmuş konuyu kapatmıştık. Asil bu konuda kendini sınırlamaya çalıştığını zaten söylemişti. Ona güvenmeyi seçiyordum.
Ve kısa sürede bu konuyu yeniden gündeme getirip daha detaylı konuşacaktım.
Otele dönüş yolumuzda akşam rüzgarı tatlı tatlı esiyordu. Asil'in koluna sarılmış başımı yaslamış halde yürürken dudaklarımda minik bir tebessüm vardı.
Sanki kulağımda dünyanın en güzel melodisi çalıyordu ve ben sonsuz mutlu bir filmin başrolündeydim.
-"Birer kahve içelim mi?"diye sordu Kaan.
Otel akşam sessizliğine bürünmüş en huzurlu saatindeydi.
-"Kumsalda içebiliriz."dedim sorarcasına.
Asil yanıtlamazken Zeynep kabul etmişti. Girişten kumsala dönerken elimi sıkıp sıkıp çekiştiren Asil bir çocuk gibiydi. Sıkılmış ve odaya gitmek isteyen.
Ona ters ters bakmaya çalışarak gözlerimle uyarmıştım.
Oturduğumuz takımda yorgun bedenim Asil'in kolları arasına yığılırken ellerini üst bedenime dolamış göğsüne çekmişti.
-"Ablam arıyor. Geliyorum hemen."
Zeynep çalan telefonuyla uzaklaşırken Kaan ile konuşmuştum. Geri geldiğinde kahvelerimiz de gelmişti.
-"Bir şey mi olmuş?"diye sordu Kaan Zeynep'e.
Zeynep otururken başını salladı.
-"Yok Yağız'ı gösterdi."dedikten sonra bana bakıp gülümsedi.
-"Yeğenim yeni doğdu. Kendim doğursam ancak o kadar severim."diyince seslice kıkırdadım.
Kaan sevgilisinin keyifli haline karşılık gülümseyerek beline sarılmış arkasına yaslanmıştı.
-"Hayatım sen yeter ki çocuk iste. Düzine düzine yaparız."dediğinde Zeynep utanarak onu ittirmişti.
Asil bollaştırdığı kolunu yalnızca belime kaydırmış gevşek bir pozisyonda oturuyordu. Diğer elinde sigarası gözleri yerdeydi.
-"Asil baba olmadan ben olmam zaten." Kaan onun dikkatini çekmek ve belli ki uyuzluk etmek için alayla gülünce Asil'den aldığı tepki kaşını kaldırıp sertçe bakmak olmuştu.
Asil ve baba olmak?
Gülümsememi bozmadan durmaya çalışırken içimi huylandıran bir düşünce oldu.
-"Herkes çocuk sahibi olmak zorunda mı sanki?"dedi Zeynep Kaan'a ithafen.
Aynı anda kahvelerimize uzanıp almıştık.
-"Değil tabiki. Ama gerekiyor bence. Ne bileyim aile olmak çocuktan geçiyormuş gibi geliyor. Şahsi düşüncem bu yönde. Evin neşesi çocuk olur."
Başımı belli belirsiz öylesine salladım. Bu konuda pek fikrim yoktu. Daha önce ne bir bebek ne de bir çocukla vakit geçirmemiştim.
-"Seni tanımasak doğdun doğalı aile babası olduğunu düşünürdük." Umursamazca ona konuşan Asil yeni bir sigara daha yakıyordu.
-"Evet bende tam onu söyleyecektim." Zeynep,Asil'e çekingen bir gülümsemeyle bakınca tebessüm ettim.
-"Geçmiş geçmişte kalır dostlar." Kaan göz devirip omuz silkti.
Kahvelerimiz bitene dek sohbetimiz sürmüştü. Odalarımızın önüne geldiğimizde artık gözlerim kapanıyordu.
Kapıya dayadığım elimi bırakmadan Asil'in tatlı öpücüğüne karşılık verdim.
-"İyi geceler güzelim." Son bir kez daha şefkatle öpüp şakağımı parmak uçlarıyla okşadı.
-"İyi geceler."dedim ve yorgun bir tebessümle ona baktım.
Bu yorgun tebessümüm hayatın bana kattığı en unutulmayacak yorgunluktu.
Kötü anıları birer birer sileceğime yeminler ederek odama girdim. Yatağa uzandığımda kıvrıldığım o an yüzümdeki gülümsemeyle uyuya kalmıştım.
'
Sabah her zamankinden biraz fazla uyumuştum. Ancak bedenim dinlenmiş mutlu uyanmıştım.
Hızlı bir duş sonrası banyoda saçımı toplarken kapı çaldı. Bornozumu düzelterek kapıya ilerledim. Araladığım kapıda başı yere eğik elleri cebinde bekleyen adamı görünce kalbim hızlanarak atmaya başladı.
Kenara çekilerek biraz daha araladığım kapıda göz göze geldiğimizde gözleri bir kaç saniye üstümde gezinmişti.
-"Günaydın."dedim gülümseyerek.
İçeri adım attı ve belime kolunu dolayarak boynuma uzun bir öpücük kondurdu.
-"Günaydın güzelim."dedikten sonra çekilmeden saçlarımı da öptü.
-"Hızlıca hazırlanacağım. Kahvaltıya gideriz."derken heyecanlı sabırsız gözlerim geniş göğsünde geziniyordu.
-"Olur acele etme." Uzanıp alnıma dudaklarını bastırdı.
İçime dolan rahatlamayla banyoya geri döndüm. Elimden geldiğince hızlı olarak hazırlanmıştım. Odadan çıkarken elim elinin içinde sıkıca tutulmuş haldeydi.
Kahvaltıya geldiğimiz masada bizi bekleyen çifti görünce onlara selam vererek oturduk.
-"Bugün denize açılıyoruz. İşin yok değil mi?"diye sordu Kaan.
Ağzımdaki lokmayı yutarken başımı iki yana salladım.
Asil çalan telefonuna bakmak için yanımızdan uzaklaştığında yan gözle onu izleyip bir yandan da karnımı doyuruyordum. Yürüyüp geçen kadınların onu alıcı gözüyle süzmesi iştahımı kesmekte bir hayli başarılı olmuştu.
-"Yüz ifadesi pek iyi durmuyor."
Kaan yaptığı yorumla düşüncelerimi yansıtıyordu. Asil sıkıntılı bir halde uzun bir konuşma yapıyordu.
Dakikalar geçtikten sonra geldiğinde artık kahvaltımız bitmişti.
-"Yemeyecek misin?"diye sordum çünkü direkt sigara yakmıştı.
Başını sallarken bana bakmamıştı.
-"Hayırdır birader?"
Kısık bakışları altında Kaan'a kısa bir bakış attıktan sonra bir şey olmadığını mırıldanmıştı.
-"Bir sorun mu oldu?"diye sorarken meraklanmıştım.
-"Hayır. Yediyseniz kalkalım."diyerek sigarasını söndürmeden ayağa kalktı.
Mecburen ayaklanmıştık. Canını sıkan her neyse söylemiyordu ama belli ediyordu.
-"Hazırlanalım madem." Zeynep kısık tonda bana yaklaşarak söylediğinde yürüyorduk.
-"Olur. Ararsın."dedikten sonra önden ilerleyen Asil'e yetişmek için adımlarımı hızlandırdım.
Dirseğine elimi koyup yavaşlaması için hafifçe sıktım.
-"Bir şey yok diyorsun ama olmuş belli ki."
-"Yok diyorsam yoktur Lavin. Boşver önemli bir şey değil." Ters tavrı karşısında kaşlarım çatılır gibi oldu.
Bir şey söyleyemedim. Açıkçası kırılmıştım.
-"Hazır olunca haber ver."dedi odanın kapısında.
Göğsüme sıkışan havayı dışarı üfledim.
-"İstemiyorsan gitmek zorunda değiliz."dedim mırıldanarak.
Bu gergin ve tahammülsüz davranışları sebebiyle havamız bir anda değişmişti.
-"Bekliyorum."dedi sadece ve sinirli halleriyle odasına girip kapıyı seslice kapattı.
Düşen omuzlarım ve yüzümle geniş bir çantaya bir kaç parça eşyamı koydum. Hiç gitmek istemiyordum. Hevesim heyecanım kaçmıştı fakat onlara da ayıp olur diye gitmem gerektiğini kendime söylüyordum.
Kapıya çıktığımda yanağımın içini ısırarak yan kapıyı tıklattım. Bir dakika içinde açtı.
Yan yana yürürken otelin girişinde diğerleriyle yüksek siyah bir arabaya bindik. Arabayı Asil sürüyordu. Sol dirseğini cama yaslamış sakalını sıvazlarken çatık kaşlarıyla yola dikkatle bakıyordu.
Marinaya varana dek kimse konuşmamıştı. Asil'in bu gergin hali hepimizi etkilemişe benziyordu.
Büyükçe bir yatın önüne geldiğimizde Asil yine tek kelime etmeden elimi tuttuğu gibi çıkmamı sağlamıştı. Önden yürüyerek yatın alt katına inmiştik. Orta boyda bir kamaraya girdikten sonra çantalarımızı yere koydu.
-"Burada kalacak mıyız?"diye sordum.
-"Bilmem bakarız. Bir görüşme yapmam gerekiyor. Uzun sürmez." Kamaradan çıkacakken yanımda durup saçlarıma belli belirsiz bir buse kondurdu ve çıktı.
Yatağın ucuna oturdum. Canını sıkan her neyse o sebepten nefret eder olmuştum.
Kara kara düşündüğüm esnalarda Zeynep gelmişti. Onun ısrarlarıyla kamaradan çıktım. Yatı çoktan denizin sularına ilerletmeye başlamış Kaan'ın yanına oturmak için üst kata çıkmıştık.
-"Takma kafana üzülme ya."dedi bir şey söylememiş olsam da.
Omuz silktim.
-"Ne olmuş olabilir ki?"derken sesim güçsüz çıkıyordu.
-"Asil bu her şeye sinirlenebilir. Geçer az sonra emin ol. Birisine yada bir şeye delirmiştir."
-"Umarım önemsizdir."diyip avucumu yanağıma dayayıp uçsuz bucaksız mavilere baktım. Bu güzelliğe bile doyamayacak kadar mutsuz olmuştum.
Zeynep soğuk içecek dolu bardakları getireli neredeyse yarım saat olmuştu. Asil hala yatın burun kısmına yaslanmış telefonla konuşuyordu.
Artık ciddi anlamda sıkıldığım için ikisinin yanından ayrılıp alt kata dikkatlice indim. Kenarlara tutunarak yürüyordum ki Asil de bana doğru geliyordu. Çatık kaşlarını düzeltip telefonunu keten şortunun cebine attı.
-"Bitti mi?"diye sordum bıkınca.
Başıyla onayladı.
-"Bir şey mi oldu?"
-"Seni merak ettim."
Beni parmak uçlarıyla okşayıp pamuklara sarar gibi seven bir adam varken karşımdaki bu buz kütlesi canımı sıkıp yakıyordu.
-"Sorun yok dedim ya endişelenme." Elimi kavrayarak geldiğim yolu geri döndürdü. Üst kata geri çıktığımızda ay şeklinde dönmüş koltuğa oturdu ve beni de yanına çekti. Önümüzde yatı kullanan Kaan ve yanında oturan Zeynep vardı. Bize kısa bir bakış atmış önlerine dönmüşlerdi.
Başımı çevirip Asil'e baktım. Ona baktığımda yaklaşarak şakağıma öpücük bıraktı.
-"Asma yüzünü. Çiftlikte bir problem var onunla ilgileniyorum."
Kolunu omzuma doğru atınca sırtımı göğsüne yaslayarak başımı geriye attım. Saçlarımı her zaman ki gibi öpüp kokladı.
-"Çözümsüz bir problem mi?"
Çıplak kolumda parmaklarını gezdirirken omzumu öpmüştü.
-"Olmaması için çabalıyorum."dedi kısa ve gizemli şekilde.
Büyük bir problem olmadığını düşünerek içimi rahatlatmaya çalıştım.
Kısa bir süre geçmişti ki Zeynep güneşlenmeyi teklif etti. Asil belki Kaan'la konuşmak ister diye ona sormadan Zeynep'le birlikte yanlarından ayrıldım.
Elbette denize girmeyecektim. Muhtemelen girdiğim an boğularak denizin derin sularına giderdim.
Kamaralarda üstümüzü değiştirmiş giydiğimiz mayolarla yatın güneşlenmek için yapılan yumuşak döşemeye uzanmıştık.
Neredeyse bir saat orada sohbet ettik. Bir kız arkadaşa sahip olmak meğer büyük bir ihtiyacımmış. Zeynep'i tanıyarak bunu öğrendiğim için de ayrıca mutluydum.
-"Lavin?"
Az önce kamarada aldığım duş sonrası odanın içinde dolanıyordum ki kapı çalmıştı.
Sesimi çıkarmadan kapıyı açmasını bekledim. Aralayarak beni gördü ardından içeri girerek kapıyı kapattı.
Devasa boyu ufak ölçülerde olan kamarayı iyice küçültmüştü.
-"Üstümü giyip gelecektim."diye mırıldanırken getirdiğim çantayı yerde alıp yatağa koydum. İçinden küçük makyaj çantasını çıkartarak tarağıma ulaştım.
Ufak banyoya dönmek için hamle yaptığımda peşimde dolaşan Asil'in kapanına yakalandım. Belime sarılır sarılmaz yüzümde gülümseme oluştu.
Ayaklarımı yerden kesti ve beni kendine döndürdü.
-"Yeterince yıkanmış görünmüyorsun. Bence bir kere daha suya girmelisin."derken banyoya yürüdüğünü anlamam uzun sürmedi.
Kızarmış yanaklarımla yüksek derecede heyecanlanarak ellerimi göğsüne koydum. Bir kaç düğmesi açık olan gömleğinin iliklerini çözerken ayaklarımı yere bastırmıştı.
Karşımda çırılçıplak kalması için yaklaşık bir dakika yeterli olmuştu. Kendimi tutamıyordum ve bana ait olan göz alıcı bedenini izliyordum.
Büründüğüm şapşalca tavır karşısında dalmış gitmiştim. Uzandığında ve havlumu çözerken kurumuş dudağımı ıslatıyordum.
Nefeslerimiz düzensizleşmişti. Belime dokunan elleri canımı yakmaktan kaçınır gibi tereddüt ederek dokunuyordu. Göğsü ara sıra inip kalkıyorken uzandım ve boynuna sarıldım. Hiç beklemeden avuçları kalçama kaydı ardından beni kaldırdı.
Cam kapıyı kaydırdıktan sonra girdiği kabin ikimiz için küçüktü. Fakat bu hiç önemli bir detay değildi.
Sırtımı mermere yasladıktan sonra bacaklarımı beline dolamamı sağladı. Hala ıslak olan saçlarımdan aşağı su akmaya başladığında boynuna sarılı kollarımı biraz daha sıkılaştırdım.
Göğsünü hiddetle sallandıracak bir nefes aldığında dudakları göğüslerime yönelmişti.
Göğüs oluğuma tane tane öpücükler kondurdu. Nefesimi tutmuş büyüleyici yüzünü izliyordum. Teni iyice koyulaşmış adeta parlıyordu.
Başını bir anda kaldırınca tebessüm ettim. Yüzünü çevirip kolumun içini öptü ve sonra boynuma sokuldu.
-"Lavin.Güzelim.."
Mırıltısına karşılık dudaklarım aralandı. Ses tonu bile aklımı başımdan alıyordu.
-"Hım?"
Elleri sertçe kalçamı yoğurmaya başladığı zaman dudaklarımdan titrek bir inleme kaçtı. Anında kadınlığım sarsıcı bir şekilde kasıldı.
-"Dönmemiz gerekiyor." Homurtusu boynumda kaybolup gitti.
Saçını okşadığı elimi çekmeden ona bakmak için başını ittirdim.
-"Dönmemiz mi?"diye tekrarladım.
Başını aşağı yukarı salladı.
-"Çiftlikte yolunda gitmeyen bir şeyler olabilir ve önlemem için orada olmam gerek. Seni de burada bırakmayacağım."
Konuşmak için ağzımı araladığımda sırtımı aşağı kaydırıp kasıklarımızı birbirine yaslamıştı. Düşünme yetimi kaybetmem için yeterli bir hamleydi.
-"Çalışıyorum."derken bunu kesinlikle düşünerek söylememiştim. Çünkü sıkıca tutuğu kalçamı fazlasıyla sert olan uzvuna sürtüyordu.
Başımı geriye yaslayıp soluğumu zorla verdim.
-"Sensiz duramam." Dudaklarından inlercesine çıkan cümlenin peşinden boğazından bir hırıltı yükselmişti.
-"O zaman gitme." Gözlerimi kapatarak tırnaklarımı omzuna geçirdim. Küçük kabin iyice daralmış buharla kaplanmıştı.
Kasları şişkinleşip belirginleşen bedenini biraz daha bedenime yasladı. Kadınlığımın ıslaklığı suyun altında dahi hissediliyordu. Kendini sürttükçe kasıklarım istekle sızlıyordu.
-"Gitmemiz gerek." derken sesi zor duyuluyordu.
Yaklaşıp dudağımın kenarını uzunca öptü. Ardından alt dudağımı kavradı ve içine çekercesine öpmeye başladı.
Henüz nefes almamıştım ki sert erkekliği içime aniden yerleşti. Bu sert hamlesiyle inleme sesim kabinde yankı yaptı. Sesli soluklarıyla hızlıca içime sert darbeler yapmaya başlamıştı.
Dudaklarımı sabırsızca bırakıp ıslak göğüslerime yaklaştığında sıkı sıkı omuzlarına tutunuyordum.
-"Gidelim."dedim. Tek bir kelimeyi zar zor söyleyebilmiştim. İnlemekten ve zevkten dudaklarımı oynatamıyordum.
Alnını omzuma yaslayıp soluğunu verirken kalçamı iyice sıkıştırmış bütün derinliklerime ulaşmıştı.
-"Benimle yaşamanı istiyorum."
Gözlerim geriye açıldı. Kendini geri çekip tam olarak çıkmadan tekrar içime yerleştiğinde sertliği küçük bir çığlık atmamı sağladı.
-"Ne..?"derken sağlıklı düşünemiyordum.
Ne demişti o?
Üst üste yaptığı sert gel gitleri sebebiyle sarsılarak zevkten gözüm dönmüştü. Daha fazla konuşamadan boynuna sarılıp ondan destek aldım. Vücudum deli gibi titriyordu.
Hala içimdeydi ve öyle hassaslaşmıştım ki kadınlığımı istemsizce sıkıyor aynı anda erkekliğini daha fazla kavramış oluyordum.
Kendime gelemeden içime akan sıcaklığını hissettim. Bu ilk kez oluyordu ve ben tamamen tükenmiştim. Yaşadığım uçsuz bucaksız zevkten kalbim sıkışıyordu.
İçimden çıktığı gibi belindeki bacaklarım çözüldü. Kendimi taşıyacak gücüm kalmadığından kollarına tutundum. Hemen bana sarılmıştı. Bir iki dakika birbirimize sokulmuş halde nefeslerimizin ve bedenlerimizin düzelmesini bekledik.
-"Asil?" İsmini fısıldadığımda boynuma sokulmuş duran yüzünü geri çekti.
Göz göze gelişimizde ona beklentiyle baktım. Hala göğsüm hızla inip kalkıyordu çünkü bedenim henüz toparlanmamıştı. Kadınlığım bile sızlamayı sürdürüyordu.
Yüzümü avuçlarının içine alıp dudaklarıma derin bir öpücük bıraktı.
-"İstemez misin? Ben hep etrafımda ol istiyorum."diye sorarken ara ara dudaklarıma öpücük kondurmayı ihmal etmiyordu.
Hafifçe tüylerle kaplı geniş göğsüne ellerimi dayayıp tenini okşarcasına sevdim.
-"İsterim...isterim de."diyip duraksadım. Bu düşündüğüm bir şey değildi.
-"Biraz uygunsuz olmaz mı? Ailen...babam?"dedim sorarcasına.
Başını salladıktan sonra ıslak gözlerimi birer birer öptü. Aramızdan akıp giden su ikimizi de rahatsız etmiyordu.
-"Sen istersen gerisi önemli değil güzelim. Sadece sordum...istemezsen sorun değil biliyorsun."dedi ve bedenime sıkıca sarılıp göğsüne çekti.
-"İstiyorum." dedim.
Ben artık zaman kaybetmeden mutluluğu yakalamak istiyordum. Sevdiğim adamla daha fazla anı biriktirmek onu her sabah ve her gece görmek istiyordum.
Aydınlanmış gözleri gözlerime değdiği zaman dudakları yukarı kıvrıldı. Mutlu oldu.
-"Ev seninle tam olarak evim olacak."dediğinde sanki kalbimin sevinci yüzüme vurmuş gibi kocaman gülümsedim.
-"Hani kalabalık bir ev sevmezdin?"derken boynuna sarılmış gülümseyerek ona bakıyordum.
Dudakları tebessümünü korurken dudaklarımı ıslak ıslak öptü.
-"Evin içine sen girdikten sonra yalnızlığım zor gelmeye başladı sevgilim. Senin kollarında başladığım günler istiyorum."
İç çekerek yakışıklı yüzüne baktım. Ardından sakalının çevrelediği yanağını öpüp çenemi omzuna yasladım. Sırtımı okşayarak beni kucaklamıştı.
-"Seninle bitecek geceler için sabırsızlanıyorum."
Utanmaz yanım kısa bir süre içimden çıkarken aynı anda yanaklarım kızarınca yüzümü boynuna gömdüm.
Hayatımıza yeni bir sayfa açıyorduk. Bize uğurlu geleceğine dair umutlarım vardı.
•••
Merhaba herkese ❤️
Neredeyse bir ay olmak üzereyken kısa da olsa bitirdiğim bir bölümle geldim.
Yıllardır buradayım ve ilk defa bu kadar uzun bir ayrılık oldu. Sizi çok beklettiğim için üzgünüm.
Söylediğim gibi iş yoğunluğundan dolayı hiç fırsatım olmuyor.
Umarım bir sonraki bölümü bu kadar bekletmeden bitiririm. Sabrınız için de ayrıca teşekkür ederim 🙏🏻