İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 41 · 9 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 41

41

•

Hayata attığım güzel ve sağlam adımlarla yeni yollarda ilerliyordum. Kendimden emindim. Korkmuyordum ve en önemlisi hayata karşı çekincem yok denecek kadar azalmıştı.

Aradan bir gün daha geçtiğinde otelde işim kalmadığı için, ki zaten yoktu ben üretiyordum bu yüzden gitmem de sakınca yoktu.

Eşyalarımı bavullara yerleştirirken yanımda Minel vardı. Gitsem bile görüşeceğimize emin olarak sıcak bir dost daha edinmiştim.

-"Lavin?"

Aralık kapıdan giren bedeni görünce diz çöktüğüm yerden ona baktım. Minel katlı kıyafetlerimi bana uzatıyor ben yerleştiriyordum.

-"Gelsene."dedim. Kahvaltıdan beri yaklaşık iki saattir görmediğim yüzünü özlemiştim.

Gözleri Minel'e kısa bir an kaydı. Minel de çekingen bakışlarla bana bakınca tebessüm ettim.

-"Sonra gelirim."dedi Asil içeri adım atmadan.

-"Gelin siz lütfen bende geçiyordum."diyerek oturduğu yataktan kalktı Minel.

-"Yok sorun değil siz devam edin. Kaan'la bir şeyler içeceğiz. Bittiğinde haber verirsin."derken yüzüne gözüne ve seksi mimiklerine hayranlıkla bakıyordum.

-"Olur."dedim başımı sallayarak.

Asil'in gidişiyle geri oturan Minel'e döndüm.

-"Yanlış anlamazsan...aranızda kaç yaş var diye merak ediyorum."derken zar zor sorduğu için gülümsedim.

-"Sorun değil. 12 yaş var."dediğimde kaşlarını havaya kaldırdı.

-"Az değilmiş ama biliyor musun hiç göze batmıyor. O kadar uyumlu ve birbirinize ait duruyorsunuz ki çok sevimli!"

Utanıp sessizce kıkırdadım ve başımı eğdim. Bavula koyduğum son parçayı yerleştirirken ikimizi dışarıdan bir gözle hayal ediyordum.

-"Pek sorun olmuyor."dedim.

-"Düğüne bir davetiye beklerim artık."dedi gülerek.

Küçük bir gülümseme gösterdim.

-"Evlenmeye nasıl karar verilir?"diye sorarken bu konuda değil konuşmak düşünmek bile utandırıcı ve bana uzak bir konuydu.

-"Ne yani hiç konuşmadınız mı?"

Başımı iki yana sallayıp dudaklarımı birbirine bastırdım.

-"Yani...nasıl desem her insan farklıdır tabii. Ama birlikteliklerde bu istek daima olur ve o yönde ilerlenir. Biz mesela...daha yeni tanıştığımızda bile Adem hep yuva kurma isteğini dile getiriyordu."

Kendilerini anlatırken normal insan olmadığımızı düşünüyordum. Evlilik hakkında fikrim yoktu. O yola nasıl girilir onu da bilmiyordum. Hiç gerçek bir evliliğe şahit olmamıştım ve kendimi evlenirken de hayal etmemiştim.

Karı koca olmak?

Nasıl olurdu ki acaba?

-"Evlilik güzel bir şey. Gözünü korkutmasın. Dışarıdan eş olarak görünmek,bir aile kurmaya başlamak...eğer doğru kişiyle olursa muazzam oluyor." Sesinden ve yüzünden akan mutluluk beni de gülümsetti.

-"Güzeldir eminim."dedim mırıldanarak.

Hiçbir eşyam kalmadığında Minel ile son kez vedalaşıyordum ki Zeynep gelmişti. İkisi de vedalaştıktan sonra otel görevlisi hepimizin bavullarını arabalara yerleştirmişti.

Herkesle son bir kaç söz konuşmaya özen gösterdim. Arabaya binerken biraz buruktum. Güzel anılar biriktirdiğim bu yerden yine hayatımın en güzel yanıyla ayrılıyordum.

Arabayı Kaan sürüyordu. Asil'i reddetmiş kendisi şoför koltuğuna atlamıştı. Bende o fırsatta Asil'i arka koltuğa çekince homurdanarak bile olsa ön koltuğu Zeynep'e bırakmış yanıma oturmuştu.

Gülümseyen yüzümle koluna yaslanmış şekilde yolculuk ediyordum.

-"Bence yaz bitmeden bunu tekrarlamalıyız. Yada biz evlenmeden. Evlenince baş başa tatile çıkacağız kusura bakmayın."

Kaan'ın sözleri üstüne Zeynep koluna ufak bir şaplak atarken bende kısık tonda kahkaha attım.

-"Evleninde artık ağzından kurtulalım."diye söylenen Asil dirseğini açık cama yaslamış sigara içiyordu.

-"Öyle söylemesene sevgilimi kızdırıyorsun abi." Kaan Zeynep'in elini tutmuş öperken Asil'in koluna sarılıp ona baktım.

Yakınlaşmam sonucu kolunu kaldırıp beni göğsüne çekti ve saçlarımı öptü.

-"Küçük kedim." Fısıltısını işittiğimde mutlulukla tebessüm ettim.

Mutluydum fakat bir yandan aklım bulanıktı. Tecrübesiz olsam dahi bilgisiz değildim. En son ki birlikteliğimizde yaptığı şey bir korunma gerektiriyordu. Bunu nasıl yapmam gerektiği konusunda emin değildim. Konuşacağım tek kişi Asil'di ama utanıyordum. Bir kereyle bir şey olur muydu?

Utancımdan sıyrılıp geç olmadan konuşmalıydım. Elbette müsait bir anımızda.

Havaalanına vardıktan sonra İstanbul'a geri dönüşümüz biraz yorucu olmuştu. Havanın sıcaklığıyla daha da bunalmış bir an önce eve kavuşmak istemiştim.

Geleceğimden haberdar olan babam gönderdiği arabayla korumalarımı indiğimiz havaalanına dizmişti.

Yollarımızın ayrıldığı Kaan ve Zeynep kendi arabalarına gitmeden sarılarak vedalaşmıştık.

O esnada Asil'in yüz hatları gergindi. Sıkıca elimi tutmuş bırakmak istemezcesine sıkıyordu.

-"Bende gideyim mi?"diye sordum çekinerek. Neyi nasıl ve ne zaman gerçekleştireceğimizi bilemiyordum.

-"Benimle gelmeyecek misin?" Önümde durduğunda diğer elimi de kavramış gözlerimin içine bakıyordu.

O böyle bakınca dünyayı mantıklı gözle göremiyordum.

-"Babamla konuşmalıyım." Her ne olursa olsun sorunun kaynağı babam olunca önce onu halletmem gerekiyordu.

Başını öylesine salladı ellerini ellerimden çekti.

-"Bekliyor olacağım. Eve gidince haber ver."

Alnımın köşesine minik bir öpücük bıraktı. Arabaya yerleşmemi bekledikten sonra kendisini bekleyen arabaya yönelmişti.

Eve varmam yaklaşık bir saat sürdü. Girer girmez duş almış ardından yatağıma uzanmıştım. Neredeyse akşam olana kadar dizi izleyerek dinlenerek keyif yapmıştım.

Göğsüm sıkışıyordu. Aklımı ve düşüncelerimi oyalamaya çalışıyordum.

Babamın geldiğinden emin olduğum saatte odamdan çıkarken heyecanlı endişeliydim. Yemek salonunda sandalyenin başlığına tutunmuş dudağımı kemiriyordum.

Dakikalar sonra gömleğinin manşetlerini düzeltir halde göründü. Beni görür görmez biraz öfkeli bir alaylı baktı.

-"Tatiliniz bitti mi Lavin hanım? Erkek arkadaşınızla güzel bir tatil geçirdiğinizi duydum."dedikten sonra masanın başına geçti.

Boğazımı nazikçe temizledim ve sandalyeyi çekip oturdum.

-"Evet güzeldi."dedim yalnızca.

Kaşlarını kaldırıp indirdi.

-"Yaptığını çabuk sindirmişsin. Beni şaşırtıyorsun."

Gözlerimi masaya çevirerek omuz silktim.

-"Ben değişiyorum. Asil'e de güvenim tam. Hayatımda olmasına istemesen bile alışmak zorundasın baba."

Ellerimi masanın üstünde birleştirip gözlerimi gözlerine çevirdim. Çorba servisi yapılırken beni izliyordu.

-"Senin hayatın senin kararların. Benim seni korumaya çalıştığımı geç olmadan anlarsın diye umuyorum."

Sesli bir nefes aldım. Bu soluğa ihtiyacım olacaktı. Henüz bir lokma yemeden sertçe yutkundum ve bir yudum su içtim.

-"Biz birbirimizin hayatına müdahele etme şansımızı sen beni terk ettiğinde kaybettik. Ölü numarası yapıp beni tek başıma bıraktığında her şey değişti. Hayatımı yeterince bitirdiğinizi sen ve o kadın iyice anlayın istiyorum. Artık kendi içimi dinleyeceğim. Kaybettiğim çocukluğumu ve hayatımı geri alamayacağım ama bundan sonrasını da senin insafına bırakmayacağım. İstersen beni reddet yada kapıya koy. İnan ki eksikliğini hissetmem."

Acımasız olduğuna emin olduğum cümlenin sonunda babama döndüm. İfadesiz halde beni dinliyordu.

-"Ben artık kayıplar vermek istemiyorum baba. Asil'le bütün kaybettiklerimi tamamlıyorum. Onunla mutluyum. Sen görmek istemiyor olsan bile ben mutluluğun ne demek olduğunu ilk defa öğreniyorum."derken sevdiğim adamı düşündüğümde bile sevinçten burnum sızlıyordu.

-"Aşkın mutluluk getirmediğini öğrendiğinde ne yapacağını merak ediyorum." Hayat ona kötü ve unutulmaz bir acı bırakmıştı. Babamı anlıyordum. Belki de onun yaşadığını yaşasam aynı şeyleri düşünürdüm. Büyük bir darbe yemişti.

-"Görmek istersen göreceksin. Hayat dolmuş olmam seni de mutlu etmeli." Dudağımı ısırıp duruşumu düzelttim ve yaşlanmış gözlerimle gözlerinin derinine baktım. Beni gerçek anlamda dinliyordu.

-"Çok mutluyum. İnan bana baba. Eğer hayata tekrar gelecek olsaydım yine Asil'e bütün hayatımı feda etmek isterdim. Hayattan başka bir şey istemiyorum. Hayatımı onunla birleştirmek istiyorum. Ben onunla yaşayacağım. Çiftlikte..oraya gideceğim. Mutlu olduğum yere."diye sözlerimi tamamladım.

Geriye yaslanıp ürkütücü bir kahkaha attı. Elini sakalında gezdirdiği esnada hala gülüyordu.

-"Bu kadar aptal olmamalısın. Birbirlerini gerçekten seven insanlar evlenmek ister yada ne bileyim daha fazla zaman geçirmek. Beyefendi buna bile tenezzül etmeden seni yeterince kullanmak için evine mi çağırıyor?"

Yüz hatlarım gerilirken dişlerimi birbirine bastırdım. Sessiz kaldım.

-"Kararını verdin yani. Bu sessizliğin buna işaret öyle mi?"

Başımı yavaşça sallayarak onayladım.

-"İstediğini yaşamakta özgürsün. Sadece buraya geri döneceğini unutma."dedi ve masadan kalktı.

Dokunmadığımız yemeklere bakarken dakikalar geçirdim. Yine bütün hevesim ve heyecanım kursağımda kalmıştı. Ruhum bütünüyle karanlığa karıştığında ayağa kalkacak gücü bulmam uzun sürdü.

Babam her zaman yaptığı gibi beni sözleriyle hayata küstürmeye çabalıyordu. Hevesimi kırıp mutsuzluktan yapamayacak hal bırakmamak istiyordu.

Neredeyse buna kapılmak üzereydim. Mimik oynatmadan ağlamaklı hassas halimle odamın yolunu tutmuştum.

Hiçbir şeye bakmadan direkt yatağımın içine girdim. Düşünmek yerine her zaman ki gibi uyumayı seçtim. Kötü düşünceler ruhumu çürütüyordu.

'

Sabahın erken saatinde uyandığımda gün açmış güneş sıcaklığını odama doldurmuştu. Saçlarımı tepeden yaptığım dağınık topuzla birlikte yere oturmuş orta boy bir bavula kıyafetlerimi diziyordum.

Düşünmeden etkilenmeden sadece her şeyin güzel olacağını söyleyerek eşyalarımı topluyordum.

Saat sabah dokuz civarına geldiğinde telefonum çalmaya başlamıştı. Dizlerimin üstüne yükselip komodinden telefonumu aldım.

-"Lavin?Dün o kadar aradım neden açmadın? Kalkıp gelmeme az kalmıştı."

Azarlayan endişeli ses tonuna karşı pişman olmuştum.

-"Özür dilerim haklısın. Yatıp uyumuşum. Sende erken kalktığına göre dolabında bana yer açtığını düşüyorum."diyip saatler sonrasında gülümsedim.

Soluğunu işitmek ciğerlerime rahat bir soluk indirdi.

-"Gelecek misin?"diye tek nefeste sordu.

Görmese de heyecanla başımı salladım.

-"Sensiz uyuyup uyanmak artık hoş olmuyormuş."dedikten sonra kıkırdamayı ihmal etmedim.

-"Sen gel bir de bana sor."

Sessiz bir iç çekişle gözlerimi yere diktim.

-"Önce halamla biraz vakit geçirmeliyim. Geldiğimden haberi yok. Sende çiftlikte misin?"

-"Evet. Sen babanla konuştun sanırım?"dedi sorarcasına.

-"Konuştum sorun yok. En azından şimdilik yok."dedim mırıltıyla.

-"Yanına geleceğim. Birlikte geliriz."

Gerek olmadığını söylesem bile ikna olmamıştı. Acele etmeden ve abartmadan eşyalarımın bir kısmını topluyordum.

Kahvaltı yerine kahve molası verdiğim esnada eve Nalan hanım geldi.

Kapıyı ben açtığım için direkt gülümsemişti.

-"Merhaba canım. Nasılsın?"

-"İyiyim sen nasılsın?"diye sordum minik bir tebessümle.

İçeriye adım atınca kenara kaydım.

-"İyiyim bende. Doğan bey dün göz gezdirmek için aldığı dosyayı evde unutmuş şirkete geçmeden uğrayıp alayım diye geldim."diye geliş sebebini açıklamıştı.

-"Kahve?" Kupayı hafifçe kaldırıp sordum.

-"Baban bugün biraz sinirli gibi işe geç kalmak istemem. Başka bir gün içelim."dedi mahcup şekilde.

Yanağımın içini ısırarak kapıyı kapattım.

-"Bana kızgındır."

-"Daha yeni gelmedin mi? Ne ara bozuştunuz bu ne hız?"diyince ağlanacak halimize kıkırdadım.

-"Asil ile birlikte yaşamaya karar verdim."derken çalışma odasına girmiştik.

Kapıda ağzı yuvarlak şekli almış halde bana döndü. Eliyle ağzını kapattıktan sonra gözleri irileşti.

-"Ve sen bunu Doğan beyle konuştun? Bundan sonra şirketten sağ çıkabildiğime şükretmeliyim. Tanrım! Delirmişsiniz!" Babamın masasını karıştırırken abartılı tepkilerine gülmeden edemiyordum. Artık duygularım da birbirine girmişti.

O sırada kapı tekrar çalmıştı. Nalan hanımı orada bırakıp kapıya ilerledim. Bir yudum kahve almıştım ki kapıda sevdiğim adamın heybetli bedenini görünce zar zor yutkundum.

-"Hoşgeldin."diyerek nefesimi üfledim.

Yaklaştı ve belime sarılıp boynuma eğildi. Sesli bir iç çekişin peşinden sıcak bir buse kondurunca gözlerim kapanmıştı.

-"Hoş buldum."dedi fısıltıyla.

Topuk sesi bizi ayırırken başımı geriye çevirdim. İkimizi gördüğünde yüzünde muzip bir ifade oluştu.

-"Aşk için babanın bütün aksiliklerine katlanacağıma söz veriyorum."diyip elini salladı. Ardından dosyayı kolunun altına sıkıştırdı.

Gülümseyerek arkamda duran Asil'e biraz daha sokulup göğsüne sırtımı yasladım.

-"Nalan hanım. Babamın asistanı. Asil...biliyorsun zaten."

Asil arkamdan çekilmeden Nalan hanımın uzattığı elini nazikçe sıktı.

-"Memnun oldum. Umarım her şey gönlünüzce olur. Gitmem gerekiyor bir şey olursa yada herhangi bir şeye ihtiyacın olursa mutlaka ara olur mu?"

Başımı salladım. Öne adım attığımda gülümseyerek bana sarıldı. Geri çevirmeden ona sarılarak karşılık verdim.

-"Teşekkür ederim."dedim.

Nalan hanımın gitmesiyle Asil'le birlikte odama geçtik. Dağınık duran yatağıma yan şekilde oturup sırtını başlığa yaslayınca o görüntüsüne dayanamadım ve heyecanla kucağına tırmandım.

Boynuna atıldığım gibi belime sarıldı. Ellerini çıplak bacaklarımda gezdirmeye başladığında boynuna sokulmuş mayışmıştım.

Her gece böyle kollarında uyuyacağım.

Beni göğsüne bastıralı yarım saat olmuştu. İkimizde kıpırdamadan hasret gidermiştik. Ki ciddi anlamda koynunda uyuya kalmama az kalmıştı.

-"Evimize gidelim mi?"

İçim kıpır kıpır hareketlendi.

-"Evimiz mi?"derken tabiri caizse otuz iki diş sırıtıyordum. Göğsünden kalkmadan kıpırdanıp karnına doğru sarıldım.

-"Evet güzelim evimiz." Şefkat dolu bir öpücük sonrası kendisiyle birlikte beni de yataktan kaldırmıştı.

Belki de hayatımın en güzel zaman dilimine attığım ilk adım bu olabilirdi.

•

Günaydıın merhaba herkese ❤️

Yine uzun bir ara oldu biliyorum ama yine söylüyorum ki hiç fırsatım yok

Bunun için çok üzgünüm çünkü yazarak mutlu olmayı özledim 😑

Kısa gelen bölüm için de anlayışlı olacağınıza eminim. Sizi seviyorum ❤️

Bölüm sonu

2 yorum