•
-"Asil? Nerede kaldın oğlum bir saattir seni bekliyorum."
Kapının ardı ardına yumruklanmasıyla daldığım kısacık uykudan hızla ayrılmıştım. Aynı anda uyku sersemi halde Asil'in omzunu sarstım.
Boynuma sokulmuş uyumayı sürdürüyordu.
Kapıdaki Kaan ise gitmemekte ısrarcıydı. Asil söylenerek ayılmış kısa bir an gözlerime baktı.
-"Patladı sanki pezevenk."
Homurdanarak kalktığı yataktan şekilli kaslı kalçasını izlemeye daldım.
-"Asil!"Kısık seste gözlerimi büyüterek onu uyardım.
Durup döndü. Sesim soluğum kesilmişti. Kalbim ağzımdayken bayılmamak için kendimi tuttum.
-"Çıplaksın."dedim hem utanıp hem gülerken.
Eğilip kendine bakınca elimi dudaklarıma kapatıp kıkırdadım. Kayıtsız kalmayı sürdürünce yanaklarım kızardı. İlerleyip kapıyı açmıştı. Bedenini göstermediğini düşünerek yatağa sindim.
-"Ne var lan ne var?!"
Asil bir anda bağırınca yerimde sıçradım.
-"Yarım saat önce geliyordun güya. Hem çekilsene ne öyle kenardan bakıyorsun?"
-"Kaan bas git. Gelirim bir saate."dedi ve çat diye kapıyı kapattı.
Yatağın örtüsünü üstüme çekerken geri gelmişti. Bir hamlede yanıma uzandı,belime sarılarak beni de koynuna çekti.
Soluğumu içimde tuttum. Elim omzundan sırtına doğru kaydı ve göğsüm heyecanla yükseldi. Tenine dokunurken bile kalbim küt küt atıyordu.
Okşadığım sırtı sebebiyle hafifçe kıpırdanıyordu. Dudağımı ısırıp örtüden açıkta kalan çıplak bacağımı kalçasına doğru attım. İkimizde yan pozisyonda birbimize sarılı yatıyorduk. Başımı geriye çektiğimde sıcak kahveleri iyice koyulaşmıştı.
Yutkunarak dudaklarına baktım. Uzanıp ufacık bir buse kondurdum. Sonra yanağını öptüm. Bir tane daha öpüp kapattığı gözlerinin üstünü öptüm. Gülümsedim. Onu öperken göğsü huzurlu ve sakince inip kalkıyordu. Hoşuna gidiyordu.
Hala nemliliğini koruyan saçlarında elimi gezdirdim.
İçimi çoktan kaplayan şehvet mantığımı devre dışı bırakmıştı. Hareketlerim kendiliğinden gerçekleşiyordu. Kaslı omuzlarında gezdirdiğim elimi yanağına kaydırdım. Dudaklarımız birbirine değecekken beni üstüne çıkarttı.
Dudaklarımdan küçük bir şaşkınlık nidası kaçtı. Kasıklarına oturduğumda uzandı ve hala kollarımda duran bluzu çıkartarak yere attı.
Üst dudağını yaladığında ellerimi karnına bastırıp kalçamı sertliğine sürttüm. Belime baskı uygulayarak beni aşağı eğdi. Dudaklarımız birbirine yapıştığı an ağzımı araladım. Damağımda dilimde gezinen sıcak dili inlememi artırırken beni yönlendirmek istercesine kalçamı avuçladı. İleri geri sürterek çoktan ıslanmış kadınlığımın arasına yerleşti.
Sert erkekliği kasıklarımı sızlatıyordu. Dayanamayarak dudaklarından koptum ve kalçamı dizlerimden destek alarak kaldırdım. Asil aynı aceleci tavırla uzvunu kavrayıp sıvazladı. Bu görüntüye göğsüm gümbürdedi.
Kalçamı kavrayan diğer eliyle beni hizaladı ve tam olarak erkekliğine oturmamı sağladı.
Başımı geriye atarak bu eşsiz zevk karşısında titreyerek inledim.
-"Ah...güzelim...sen muhteşemsin."
Dudağımı sertçe ısırıp içimde göğsümü sıkan nefesimi üfledim. Kalçamı oynattıkça duvarlarımı zorlayan sertliği en hassas noktalara değiyor beni zevkten çıldırtıyordu.
-"Evet...hareket et böyle..çok iyi." Boğuk erkeksi sesi sanki beni daha çok tahrik ediyordu.
Hızlı düzensiz soluklarımla öne eğilip hafif tüylü göğsüne ellerimi dayadım. Aralanmış dudaklarını boğuk bir inlemeyle kapatarak başını yastıkların arasına yatırdı.
İki eliyle kalçamı tamamen kendine bastırdığında dizlerim dahi uyuşmuştu. Bu dayanılmaz bir zevkti. Ölüyor diriliyordum. Heryer beyaz ve bulutlarla kaplı gibiydi.
Yön verdiği kalçamı kendim oynatmaya başladığımda aşağı yukarı oturup kalkarak neredeyse zevkten bayılacak kıvama gelmiştim. Bir eliyle kalçamı sertçe sıkarken diğerini göğsüme getirdi. Eş zamanlı göğsümü yoğururken kalçamı da okşuyordu.
İyice eğildim ve beni öpmesi için dudaklarına uzandım. Anında kavrayıp yüzümü avuçladı. Dişlerimiz birbirine çarpmış dillerimiz birleşmişti.
Öpüşürken daha fazla ıslanabilirmişim gibi yoğun bir arzuyla kavruluyordum. Kalçam hızla içimde gidip gelmesini sağlayan uzvuyla hareket ediyordu. Bacaklarını kırıp kalçama ellerini yeniden koydu ve tatlı bir acı verecek kadar sıktı.
Dudaklarımız ayrılsa da alnımı alnına yasladım. Sesli hırıltılı solukları arasında teni terden parlamaya başlamıştı. Artık kalçamı kendisi oynatıyor sertliğini rahatça en derinime kadar yerleştiriyordu.
İsmini inleyen dudaklarım kurumuştu. Halim kalmamıştı çünkü yoğun zevke dayanamayarak ikinci kez boşalmıştım. Dizlerimin ağırdığını bedenimin zevk yorgunluğuyla kendini bırakmak istediğini hissettiğim o anlarda Asil kalçamı bırakmadan beni hızla üstünden yan tarafa bıraktı. Kendi karnına boşaldığında gözlerim ondayken yorgunluktan yatağa yığılmıştım. Yanağım koluna dayalı gözlerim yarı kapalı halde yatıyordum.
Kadınlığım kalp atışlarına sahipti. Uyuşuk ve hassastı. Kasılıp gevşiyor kendine gelmeye çalışıyordu.
Nefeslerim düzene girmeden doğrulup havluyu aldım. Asil kendini temizlerken geriye yattım.
Tenim yer yer kızarıktı. Sıktığı bacaklarım ve göğüslerim kızarmıştı. Derin soluğunu işittiğim adam yatakta sırt üstü yatarken kolunu gözlerinin üstüne kapattı.
Şekilli bedeni aklımı daha fazla almasın diye ona bakmayı kesip gözlerimi kapattım.
Bir kaç dakika öylece yattık. Asil benden önce enerjisini toplamıştı. Kendimi beklemediğim bir anda kucağında buldum.
-"Ne yapıyorsun?"diye mayışık sesimle sordum.
-"Duş alacağız."
Başımı omzuna atıp ofladım.
-"Yatsaydık.."diye mızmızlandım.
Banyoya girdiğinde omzumu öpüp ayaklarımı yere bastırdı.
-"Daha zamanımız var." Yüzümün her bir yanını öperek beni baştan aşağı büyülüyordu.
Uzun sürecek bir duş deneyimi için kabine girdiğimizde akan sudan yüzümü saklamak için göğsüne sokulmuştum. Geniş kolları sırtıma dolanmış okşarcasına sarılıyordu.
Duştan sonra kimsenin görmeyeceğinden emin olduğum için üstümde Asil'e ait bir tişört ve ayağımda terliklerimle kendi yan odama geçmiştim.
Saçlarımı kuruttuktan sonra kendi halinde düz bıraktım. Asil,Kaan'ın ısrarı üzerine bir yat kiralamak için marinaya gideceklerdi. Bu yüzden daha fazla vakit geçirememiştik.
Lobiyi arayarak Zeynep'in kaldığı odaya bağlamalarını istemiş onunla yarım kalan planımızı konuşmuştum. Mutluydum. Çünkü her şey yolundaydı. Artık bir hayatım vardı. Herkes gibi arkadaş ediniyor sohbet edebilme şansı buluyordum.
Bu benim için çok farklı bir duyguydu.
Öğleden sonrasına kalan planımızda geldikten sonra bu civardaki butiklerden aldığım bikiniyi giyindim. Üstüme tarçın tonlarında keten bir pareo giydikten sonra yanıma bir kaç eşya alarak dışarı çıktım. Asil muhtemelen gitmişti.
Zeynep'le kumsala yakın bir noktada bir araya geldiğimizde oldukça sıcak bir gülümsemeyle beni bekliyordu.
-"Şu tarafta daha boş oraya geçelim olur mu?"diye sordum.
-"Olur tabi bende pek kalabalıktan hoşlanmam. Özellikle yarı çıplaksam."diyince gülümsedim.
Üstümdeki yorgun his gözümde canlanırken utançtan kıpkırmızı olmuştum. Ah tanrım.
-"Ömer?"
Bir kaç adım geriden gelen adam sesimi duyunca başını kaldırdı. Geldiğimiz ilk gün o havale geçirtecek takım elbisesini giymemesini katiyen söyleyerek uyarmıştım. Beni korurken güneşten bayılmasını istemezdim.
-"Yan şezlonglar boş bırakılsın. Sende biraz geride kalabilirsin sorun yok."dedim utana sıkıla.
Zaten çoğu müşteri daha ün salmış sahil kulüplerini tercih ettiği için otelimizin sahili fazla kalabalık değildi.
Zeynep de en az benim kadar çekingen olduğundan üstümüzü çıkarırken birbirimize bakıp gülüşmüştük.
-"Neyse canım tatile geldik! En azından Asil bey olmadan rahatça güneşleneyim." Bikinisini düzeltip şezlonga oturmuştu ki bana dönüp mahcup bir tebessümle baktı.
-"Şey yanlış anlama yani..biraz mesafeli birisi olduğu için yanında çekiniyorum."derken yanakları kızarmıştı.
Gülümseyip gözlüğümü gözüme taktım ve oldukça rahat minderleri olan şezlonga oturdum.
-"Benimde çekindiğim zamanlar oluyor. Haklısın sıcakkanlı olmadığı da kesin."dediğimde kıkırdadı.
Geldiğim günden beri ilk kez böyle uzanıp dinleniyordum.
-"Önce denize girelim mi?"
Sorusu üstüne yeterince yüzme bilmediğimi söylemiştim fakat biraz ıslanıp geri çıkarız diyince itiraz etmedim.
Göğüslerimi geçmeyecek kadar suya girmiş bir yandan Zeynep'in ellerine yapışmıştım. O benim halime kahkahalar atarken bende ona bu yüzden kızıyor bir yandan da gülüyordum.
-"Su çok güzel."dedim istemsizce.
Ilık ve vücudu sakinleştiren hafif dalgalarla yorgunluğum gidiyordu. Kısa bir süre daha denizin keyfini sürmüştük.
Şezlonga geri döndüğümüzde Zeynep'in ısrarlarıyla sürdüğüm bronzlaştırıcı sonrası güneşin altında uzanıyordum.
-"Uyuyacağım sanırım." Mırıltısını duyup kapalı gözlerimle gülümsedim.
-"Kaç yaşındasın?"diye sordum merak ederek.
Yan dönüp bana baktı.
-"24 sen?"
-"Geçen ay 23 oldum."dedim. Doğum günlerim benim için anlamsızdı. Yani kutlama ve özel bir gün saymak gibi alışkanlıklarım yoktu.
-"Ya öyle mi? Öyleyse geçmiş doğum günün kutlu olsun."
Tebessüm ederek başımı salladım.
-"Teşekkür ederim."
Elini yanağının altına sıkıştırdıktan sonra kaşını havaya kaldırdı.
-"Asil beyle ne zamandır birliktesiniz diye sorsam özel bir soru olur mu?"
Başımı olumsuz anlamda sallarken Asil'i tanıyarak hayatımı nasıl renklendirdiğini düşündüm.
-"Çok uzun bir süre değil. Zaten Türkiye'ye geleli de 6 7 ay ancak oldu. İtalya'ya geri döndüğüm zamanlarda oldu bu yüzden biraz ayrı kalışlar yaşadık."derken o günler hafızamda canlandı.
-"Çok yakışıyorsunuz."
Bunu duymak kalbime ferah bir his yaşattı. Mutlulukla gözlerimin hafifçe nemlendiğini hissettim.
-"Siz de öyle. Kaan...iyi birisi olduğunu düşünüyorum. Seni mutlu ediyor."dedim gözlemlediğim kadarıyla.
Dudağını ısırarak omuz silkti.
-"Evet. Çabaları çok sevimli. Aylarca onu süründürmeme rağmen sınavını başarıyla tamamladı."
Kıkırdayarak belimi kaldırdım ve elimi yanağıma yaslayarak hafif bir kavisle durdum.
-"Nasıl yani?"
-"Yani...Kaan biraz maymun iştahlı bir adam. Elde edemezse vazgeçer mi yada zamanla sıkılır mı diye endişeliydim. Bu yüzden uzun süre onu reddettim. Ama artık benimde canıma tak etti ve onunla ilişki kurmayı kabul ettim. Yaz sonunda sözlenmeyi istiyor inanabiliyor musun?!" Dehşet dolu fakat heyecanlı yüzüne ellerini kapatınca sırt üstü dönerek sırıttım.
-"Demek ki gerçekten de aşık olmuş."dedim.
-"Evet sorma aklını almışım."
İçimde tutamadığım kahkahamı attığımda bana eşlik etti.
Sonra üstüme gölge düştü. Kaşlarımı çatarak geriye bakacaktım ki çıkarttığım pareo bedenime örtüldü.
Asil ciddi anlamda kaşla göz arası ışık hızıyla üstümü kapatarak yanıma dikildi.
-"Kızım sen beni katil mi edeceksin?"diye kısık tonda dişlerini sıkarak konuşmuştu.
Yan gözle baktığımda Zeynep toparlanmış oturma pozisyonuna geçmişti. Kaan'ı da arkamızda gülerken gördüğüm için iyice utanmıştım.
-"Ne yapıyorsun?" Asil'e ve üstümde varlığını koruyan ellerine baktım.
-"Bu siktiğimin kumaşlarının daha kapalı olanı yok mu? Her yerin ortada!" Kulağıma doğru küfürlerini sayarken güneş kremini o arada Kaan'a fırlattı.
-"Gülme lan! Çevir kafanı!"
Asil popomu kasıklarına doğru dayamış elleriyle pareoyu bana giydirmeye çalışıyordu.
Evet bikinin altı birazcık açık olabilir fakat onu bu kadar delirteceğini düşünmemiştim.
Beni evire çevire giydirip önümdeki kuşağını bağladığında hala şaşkındım. Biraz da mutlu. Söz konusu Asil olunca bu yaptığından rahatsız olmamıştım. Kıskançlığını hiç çekinmeden ortaya çıkarması beni güldürüyordu.
-"İşte bu yüzden denize açılalım demiştim."diyen Kaan'a kaşlarını çatarak baktı Zeynep. Ardından gözlerini devirmiş bana dönmüştü.
-"Bende gidip duş alacağım. Yemekte görüşürüz."dedi küçük bir tebessümle.
-"Olur görüşürüz."derken Asil kollarını belime sarılı unuttuğu için onu ittirip çantamı toparladım.
Kaan el sallayıp sevgilisinin peşinden koşmuştu.
-"Güzelim senin benim canıma kastın mı var? Şu güzel kalçanı ite köpeğe karşı açmış yatmışsın. Yani ağzımı bozmayayım diyorum ama şimdi şurdaki orospu çocuğunun gözlerini sikip geliyorum. Ömer! Lavin'e odasına kadar eşlik et."
Asil sinirden köpürerek yanımdan gidecekken önüne geçtim. Bir kaç metre ötede oturan erkek grubuna yönelmişti.
-"Asil delirdin mi?!"
Göğsüne koyduğum ellerimi indirip hiddetle inip kalkan göğsünü sakinleştirdi.
-"Kızım çık şu önümden."
Başımı sallayıp gömleğinin yakasına elimi koyup ona yaklaştım.
-"Asil...sevgilim saçmalama. Hadi gidelim."
Heybetli gövdesinden cılız bir soluk sesi çıktı. Çatık kaşları düzelirken tuttuğum gergin kasları gevşedi.
Gerçekten tek bir kelimeyle böyle mi oldu?
Bir yanım utanç hissine kapılırken diğer yanım kıpır kıpırdı. Etkilenmiş uslu bir adam olmuştu. İçimden gülmeden edemedim. Çantamı omzuma asıp elini sıkıca tuttum ve peşimden çekiştirdim.
Homurdanarak yanımda yürümeye başladığında onun üstünde olan etkime laflar söylüyordu.
-"Geri dönmek yok. Söz ver. Bu benim için büyük bir kaos olur. Çünkü ilk defa kendi başıma bir yerde söz hakkı sahibiyim."
Odalarımızın önünde onunla ciddi bir konuyu konuşmak isterken omuzlarımdan tuttuğu gibi beni kendine çekmişti.
Aklım uçup giderken dudaklarım dudaklarında ezilmeye başlamıştı. Alt dudağım tatlı bir yiyecek gibi emilirken dizlerimin titrediğine şahit oldum.
Uzanıp boynuna tutuldum ve dudaklarımı araladım. Dilimi dudağında gezdirip tadını olabildiğince ağzımda hissederken göğsü göğüslerimi daha fazla ezsin istiyordum.
Resmen çıldırmıştım!
Soluk soluğa dudaklarından kopup bir adım geri kaçtım. Hemen etrafa baktım. Görüş açısında olmasak da kontrollü olmamız gerekirdi.
-"Söz."derken dolgun dudağını yalayarak beni izliyordu. Karşısında kendimi çıplak hissetmeme sebep olacak kısık bakışları yüzünden nefeslerim hızlandı.
-"İyi...ben...gideyim. Sende git." Elimle odamı gösterip bocalamış yüzümü eğdim.
Gözlerimi son kez göz alıcı bedeninde dolaştırıp kapımı açtığımda hala beni izliyordu.
'
Akşam yemeğinden bir saat önce gözlerimi açtığımda duş sonrası uyuya kaldığımı fark etmiştim. Kendiliğinden kurumuş saçlarımı güzelce dalgalandırıp hafif bir makyaj yapmış en sevdiğim takımı giyinmiştim.
Artık yaptığımız aktiviteler ve günü böyle güzel tamamlamak bana heyecan veriyordu. Asil'i göreceğim anı beklerken bile kalbim ağzımdaydı.
Yemek bölümüne geçmeden Asil'in kapısının önündeydim. Yanağımın içini ısırarak kapısını tıklattım.
Açılmadığı için dudağımı bükmüş kapıdan uzaklaşmıştım.
Yürüme yoluna çıktığımda arkamdan ismim seslenince dönüp Minel'i gördüm.
-"Lavin! Hah şey gitmeden yakaladım. Biraz gelmen gerekiyor."
Soluk soluğa yanımda durunca kaşlarımı kaldırdım.
-"Ne oldu bir sorun mu var?"diye sorduğumda başını sallamıştı.
-"Yok yok. Adem'in sana bir konuda ihtiyacı varmış ama telefonuna ulaşamamış sanırım."
-"Şey acil mi? Yemek için beni bekliyor olmalılar."dedim.
-"Gidersin canım. Gel sen." Koluma girip elini koydu. Onun eşliğinde yönetim binasına doğru yürümeye başladım.
Güneş neredeyse batmak üzere olduğu için yine en sevdiğim saatlerdi.
-"Arkada bahçede oturuyorlardı."diyerek binanın çevresinde ağaçların yanından geçtik. Arka kısımda çalışanlar için mola verdikleri bir yer vardı.
İlk geldiğim gün orada Minel ile kahve içmiştik.
Beyaz duvarı dönmüştük ki kulağıma gelen konuşma sesleri üstüne merakla başımı çevirdim.
Hayatıma girip bana yeni bir hayata sahip olduğumu hatırlatan insanlar karşımdaydı. Daha yeni tanıdığım Serap otel kıyafetiyle elinde mumları ve maytapları yanan büyük bir pastayla yerinde duramıyordu.
Olan bütün neşesiyle kızlar hep bir ağızdan iyi ki doğdun Lavin diye bağırarak gülüşüyorlardı.
Gözlerim hepsinde dolaşsa da en geride kalmış sevdiğim adama gözlerim takıldı. Elleri cebinde belli belirsiz bir tebessümle bana bakıyordu.
Belki de ömrüm boyunca ilk defa böyle sevildiğimi ait olduğumu hissettim. Birileri benim için ilk kez bir şey yapıyordu.
Bu..bu çok tarifsizdi.
-"Size inanamıyorum." Ağız dolusu gülümseyişimle ve dolu gözlerimle onlara yaklaştım. Hala yanımda duran Minel'e baktığımda bana kollarını açarak sarıldı.
-"Geçmiş olsa da...bence bugün senin doğum günün olsun."diyince ona içtenlikle sarıldım.
Evet kesinlikle doğum günüm bugün olmalıydı.
-"Çok teşekkür ederim."diye mırıldandım.
Geri çekildiğimde bu fikrin altında olan Zeynep'e gülümsedim. Küçük adımlarla kollarını geriye açarak yanıma koşturdu.
Gülerek ona sarıldım.
-"Bu çok beklenmedik oldu. Sen inanılmaz birisin."derken kıkırdıyordum.
Ellerini sırtımda birleştirip küçük bir kahkaha attı.
-"Öyleyimdir biraz. Hem öğrendikten sonra kuru kuru kutlamak olmamıştı."dedikten sonra geri çekildi.
O kadar mutluydum ki göğsüm mutluluktan sıkışıyordu.
Serap elindeki pastanın mumlarını tekrar Adem'e yaktırıp yerinde sabırsızca kıpırdandı.
-"Ya önce dilek tutun Lavin hanım!"
Gülümseyerek ellerimi önümde birleştirdim ve yeniden Asil'e baktım. Sıcacık gözleri içimi ısıtıyordu.
Fazlasını istemiyorum en kötü günüm hep böyle olsun
Mumları üflediğimde gülerek alkışlamışlardı. Geriye kalan Adem'e ve Kaan'a nezaketen sarılmış muhtemelen insanların içinde yaklaşmaktan çekinen sevgilime yürümüştüm.
Diğerleri pasta kesip kadehleri şampanya ile doldururken kendimi Asil'in kollarında buldum.
Sıcak şefkat dolu bir sarılmaydı. Göğsüne yaslanmış beline kollarımı dolamıştım. Saçlarımın arasını öpüp sesli bir nefes aldı.
-"İyi ki doğdun güzelim. İyi ki o gün karşıma çıktın..kalbime sızdın."
Burnum sızlarken böyle güzel bir anı ağlayarak bozmayacaktım. Başımı hafifçe geri çekildim. Utanmadan çekinmeden uzanıp dudağının kenarını uzunca öptüm.
-"Seni çok seviyorum."diye fısıldadım.
Burnumun ucunu öptükten sonra belimi okşayarak alnıma sıcak dudaklarını değdirdi ve yeniden beni göğsüne çekti.
-"Bende küçüğüm..bende çok seviyorum."
•••