Merhabalar 🌸
Mevani için bölüm yazmaya başladığımda hep Cem Adrian dinliyorum. Bu bölüm de bu şarkıyla tamamlanınca size bırakmak istedim.
Dinlemek isterseniz❤️
İyi okumalar❤️
•
Ciddi anlamda şirketi başımıza yıkmasından korkuyordum. Yüzüme kapattığım ellerimi indirip camın kenarından çekildim ve kapıya yürüdüm.
Kapı içe doğru açıldığında önümde etten bir duvar vardı.
Asil'i tutan yada tutmaya çalışan adamları saymıyordum bile. Gördüğüm kadarıyla çoğu çalışan koridora çıkmış karmaşayı izliyordu.
-"Çek lan elini! Lavin! Bana bunu yapma! Beni dinle!" Asil kapıyı açtığımı görmüş olmalı ki gür sesiyle binayı inletiyordu.
Kapıdaki korumaları ittirip görüş alanına girdiğimde ise babam koluma yapıştı.
-"Gir içeri. Delirmiş görmüyor musun? Sana zarar verebilir."
Odaya geri sokmaya çalıştığında ona inanamaz gözlerle baktım.
-"Ne zarar vermesi baba? Yapmayacağını biliyorsun. Gitmesi için konuşacağım." Asil'in bağırış çağırışları arasında bunları babama söylemiş kolumu bırakmasını sağlamıştım.
Bana yaşattığı büyük hayal kırıklığıma rağmen yine yüzüne bakarken kalbim burkuluyordu. Ben bunu hak etmemiştim ki.
Muhtemelen az önce yumruk savurduğu adam şuan ayaklarımın dibinde yerden kalkarken Asil'e doğru yürüdüm. İlk olarak Halil beye bakınca durdum.
-"Herkes işine dönsün lütfen."dedim kısık tonda.
Asil o an bana rahatça yaklaşamabilmesiyle fırsatı kaçırmadan ellerimi tuttu. Dağılmış üstü başı bir nebze içimi acıtıyordu. Dağılan sadece kıyafetleri değildi. Ruhu da gözlerine yansıyordu.
Ancak benim hissettiğimin yanından bile geçemezdi.
-"Burası bir iş yeri. Ne yaptığını görmüyor musun?"dedim kaşlarımı çatarak.
Koridordaki altın sarısı kaplamalı sandalyeler bile yerlerinden uçmuşlardı.
Korumalar o esnada çalışanları yerlerine göndermiş babamın odasına doluşmuşlardı. Koridor boşaldığında ellerimi Asil'den çekip hala açık duran kapıdan terasa çıktım.
-"Bak güzelim sana asla yalan söylemiyorum. Anna...o kadın ile buraya döndüğümde tanıştım. Onunla dışarıda,normal hayatımda söz edeceğim bir ilişki yaşamadım. Evet inkar etmiyorum. Öğrendiğin şekilde yaşadıklarım doğru. Sen hayatıma girdikten sonra asla-"
Elimi kaldırıp onu susturdum. Bir elimi belime koyarak diğerini alnıma koydum ve bir kaç saniye ona sırtımı döndüm.
Çok zorlanıyorum çok
-"Lavin...ben sana yalan söylemem."
Hala konuşmaya devam edince ellerimi indirip yüzüne ifadesiz bakmayı sürdürdüm.
-"Asil devam etme. Konuşma. Bir şeyleri açıklama. Ben sana yalan söylüyorsun demiyorum. Beni o kadınla aldattın da demiyorum. Çünkü ben bunları yapmayacağını biliyorum." Ellerim güçsüzlükle iki yanımda dururken yüzüm de değişmişti. Savunmamı yitiriyordum. Sesim titremeye başlamıştı.
-"Sorun.."diyip soluksuz kalınca yutkunup yaşlarımı geri göndermeye çalıştım.
Hayır ağlamayacağım.
Titrek bir iç çekişle geri adım attım. Bana yaklaşıyordu. Bunu istemiyordum.
-"Ağlama." Acı çeker gibi çıkan sesi burnumu sızlatırken gözlerimi kaçırdım.
-"Sorun bunlar değil."diyip başımı iki yana salladım.
-"Babam bile hayatında metres adıyla yer alan kadını öğrenebilmiş. Bunu başkaları da biliyordur. Sana dokunmuş...seni öpmüş..tenini ezberlemiş bir kadın var ortada. Ben bunu kaldıramam anlıyor musun? Geçmişini geçmişte bırakamıyorsan ben bunu sindiremem. Sana benim gibi dokunmuş o kadın gelip yine senin yanında durabiliyor. Bu çok iğrenç. Sana bakarken benim sende gördüğümü aklından geçiriyordur değil mi? Çünkü sana olan bakışları hiç de arkadaşça değildi."
Midemin fokurdayarak bulantı yaratması üstüne yüzümü buruşturmamak için büyük bir çaba sarfettim.
-"Lavin özür dilerim. Özür dilerim. Yanıma geldiğinde geçmişte kalan her şeyi silmiş atmış birisi olarak sadece dostça ona karşılık verdim. Yemin ederim."
Yüzümü tutacakken ondan uzaklaştım. Başını yenilgiyle yere eğdiğinde önümde onu böyle yıkılmış görmek ağlama isteğimi arttırıyordu.
-"Neyin nasıl olduğunu duymak istemiyorum. Sen eğer o kadını hayatından çıkarttıysan çıkardığın yerde kalmalıydı. Bir topluma senin kolunda girebiliyorsa...hayatındaki yeri belli oluyor. Daha fazla beni üzme. Gitmek istiyorum. Sende burada tatsızlık çıkartma."
Bedenimin farklı yerlerinde hissettiğim sancılarla artık ayakta duracak halim kalmamıştı. Onunla bu konuşmayı yapmak canlı canlı kalbimi yerinden sökmekle eş değerdi.
Keşke ölsem...ölseydim de Asil'le bu anı yaşamıyor olsaydık. Bu çok acıtıyor.
-"Hayır. Hayır Lavin! Baban yüzünden farklı düşünüyorsun biliyorum. Bak beni tanıyorsun. Benim gözüm senden başkasını görmüyor ki. Lavin sevgilim yalvarırım yüzüme bak. Bu böyle olmaz. Seni böyle bırakmam."
Yüzümü avuçlayıp yüzümün her yerini öperken gözlerimden yaşlar süzülüyordu.
-"Lütfen lütfen benimle gel. Özür dilerim. Haklısın hiçbir şekilde yaklaşmasına izin vermemeliydim. Ama sana yemin ediyorum ki geçmiş silinmiş olarak ona baktım. Asla gözümde farklı şeyler belirmedi. Sen gönlüme girdiğin anda ona artık hayatımda olmayacağını söyledim. Bunu o da biliyor. Sana böylesine bağlanmadan önce bile sırf sadece aklımdan çıkaramıyorum diye kimseye gözümü değdirmedim. Lavin beni affetmezsen ölürüm ben anlıyor musun? Artık sensiz yaşayamam."
Dudaklarımın üstüne konuşurken gitmemden korkar gibi kolları sıkıca bedenime dolanmış duruyordu. Şefkat ve özlem dolu bir öpücük dudaklarıma konduğunda ıslak kirpiklerim titredi.
-"Yapma."diye fısıldadım.
Ne söylerse söylesin bu çok başka bir meseleydi. Üstesinden gelebilmek için biraz yalnız kalmalıydım.
-"Bırakamam. Olmaz." Elini enseme atıp yüzümü göğsüne bastırdı. Saçlarımı öpüp koklarken gözümde yalnızca o fotoğraf kareleri beliriyordu.
Göğsünden onu ittiğimde bana hiç güç göstermedi.
Keşke hayatın bu yüzüyle hiç tanışmamış olsaydım. Şimdiye kadar çektiklerimi acıtıyor sanardım ama bunun acısı çok daha farklıydı.
-"Daha fazla konuşmak istemiyorum. Mümkünse bir süre seni görmek de.." Canımı yaktığı kadar onu yakmak isterken dilim hiç de ona vicdan göstermiyordu.
Arkamdan seslenerek benim gittiğim yerleri takip ediyordu. Onun sesiyle odasından çıkan babam bizi gördü.
-"Serdar. Eve gidiyoruz."dediğimde bana ait olan korumalarım diğerlerinden sıyrılıp geldiler.
-"Lavin hayır lütfen. Böyle gidemezsin böyle olmaz." Bana dokunmak için hamle yapan Asil'i ne yazık ki durdurmalarını isteyerek Koray'a baktım.
Onlar onu tutarken ben Ömer'le asansöre binmiş çoktan arabaya ulaşmıştım. Yürüyordum dik duruyordum ama ona sırtımı döndüğüm saniyeden itibaren gözlerimden damla damla yaşlar düşüyordu.
Sessizce ağlıyordum. İsyan edemiyordum. Ona da hiç bağıramadım. Bağırsam acımın dinmeyeceğini biliyordum. Zaten nasıl geçerdi ki?
Kendi kendime omuz silkerek yanaklarımı sildim. Daha şimdi geri dönmek her şeyi unutarak ona sarılmak istiyordum. Hayatımız hep böyle zor mu olacaktı?
Onda yeni kaybolmuştum. Kendimi onda kaybetmiştim. Böyle sırt çevirmek benim için o kadar zordu ki.
-"Hava almak ister misiniz?"
Ne kadar kötü göründüğümden habersiz Ömer'in bile dikkatini çektiğimde yaşlı gözlerle başımı kaldırdım. Bir sahil kenarında durmuş bana peçete uzatıyordu.
İster istemez dudaklarımdan kaçan hıçkırıklarımla uzattığı peçeteyi alarak ıslak yanaklarımı sildim.
Ayağa kalkmaya gücüm yoktu.
Sanki bunu anlayarak oturduğum tarafın camını otomatik olarak indirdi ve kendisi arabadan indi. Denizin esintisi aklıma dünü getirirken bükülen dudağımı ısırdım.
Kendimi bırakmamalıydım. Ailem tarafından daha büyük bir yenilgi alan ben kalbime yenik düşmemeliydim.
Bir şekilde üstesinden gelebilirdim. Yansam da kül olsam da ben artık değişiyordum.
Sadece biraz kendime ağlayacaktım o kadar
Daha ağlayamadan telefonum çalınca iç çekerek çantamı açtım. Halam arıyordu.
Açmazsam merak edeceği için mecburen açtım.
-"Efendim hala?"dediğimde ilk an sessizlik oldu.
-"Kuzum...ağlıyor musun sen?"
Alt dudağım titreyince dişlerimi geçirdim. Kesik soluklarımı biraz sakinleştirmeye çalıştım.
-"İyiyim iyiyim endişelenme. Sen neden aradın?"diye sordum.
-"Güzel yavrum benim. Kıyamam ben sana niye ağlıyorsun? Baban mı bir şey yaptı? Vallahi gider çekerim kulağını!"
Peçeteyi göz altlarıma bastırıp nazikçe burnumu çektim.
-"Önemli değil hala."dedim sormaması için.
-"Sen istediğinde anlatırsın biliyorum. Önder'i görmeye hastaneye gidiyordum gelmek ister misin diye aradım canım. Sen evde misin?"
-"Eve gidiyorum. Akşam gelmeye çalışırım."dedim titremeye devam eden ses tonumla.
-"Eve geçince gideriz kuzum. Sen dinlen hiçbir şey tatlı canından önemli değil. Hem Asil böyle ağladığını görse sana çok kızar." Alaya vurup güldüğü cümle benim göğsüme bir yumru oluşturdu.
Güler gibi ağladım.
-"Sonra konuşuruz olur mu?"diyip aramayı sonlandırdım.
Kendimi tutamayarak sarsıla sarsıla ağlarken yine yanımda Asil olsa da bana sarılsa diye hayal ediyordum.
Çünkü ondan başka sığınacağım birisi yoktu. Acıma en güzel şefkati onun kokusu veriyordu.
Arabanın yol tarafında olan kapalı camı tıklatıldı. İrkilip o yöne baktığımda yüzünü göremediğim kadını koşarak gelen Ömer engellemeye çalışıyordu.
Alelacele kapıyı açtım ve dışarı çıktım.
Hiç ama hiç beklemediğim bir yüz.
-"Ona zarar vermeyeceğim! Sadece konuşacağım. Lavin. Lütfen!"
Kafam iyice allak bullak oldu. Hiç görmemiş gibi arabaya geri oturdum. Onunla konuşacak herhangi bir kelimem yok.
-"Neler olduğunu duydum! Şirketin önünde senin çıkmanı bekliyordum. Ne olur biraz konuşalım." Basbas bağıran kadını Ömer zor zaptederken ağrıyan başımı ovuşturdum.
Yeniden arabadan çıktım. Ömer'i gözlerimle uzaklaştırırken bunu babam duyduğunda neler olacağını hayal edemiyordum.
-"Ne istiyorsunuz?"derken tükenmişliğin en dibinde olan bedenim isyan halindeydi.
Hayat bugün bana her yerden çarpıyordu.
-"O adamla birlikte olduğunu biliyorum. Az önce şirkette çıkan kargaşadan da haberim var. Konuşabilmek için seni takip ettim. Bana izin verdiğin için teşekkür ederim."
Son derece bakımlı saçları rüzgarda savrulurken ona hiç benzemediğimi düşünüyordum. Ki bu iyi bir şeydi.
-"Yani?"dedim tamamen hissiz mimiklerimle.
Artık karşımdaki kadın,annem benim en büyük yenilgim değilmiş onu anladım. Gözümde değeri olmayanlar canımı gerçek anlamda yakamıyormuş.
Yaktığını sanıyormuşum. Gerçek acıyı tadana dek.
-"Birliktelik yaşadığı Anna'yı tanıyorum. Bu çevrede herkes her şeyi bilir. Onunla yollarını ayırdığını da herkes biliyor. Seni bu kadar dağıtan bir sevgiye sahipsen ona olan güveninin de tam olması gerekiyor. İnan bana o davete kadar hiç kimse onları bir arada görmedi. Anna da zaten tamamen bittiğini söylemişti."
Bana tüm bunları niye anlatıyordu?
-"Bu konuyu sizinle konuşmayacağım."dedim net olarak. Araya ördüğüm duvarları asla ve asla yıkamazdı.
Fakat geri adım atmıyordu.
-"Benden istediğin kadar nefret edebilirsin. Ama ben senin iyiliğini istiyorum."
Eğer ki perişan bir halde olmasaydım bu söylediğine gülerdim.
Arabanın arkasından dolaşıp bulunduğum tarafa geldi.
-"Biraz yürüyelim mi?"
Kaşlarımı çattım.
-"Şaka mı bu? Gidiyorum ben." Ne sanıyordu ki?
Koluma elini koydu.
-"Bir şans ver."
Hızla kolumu çektim. Eğer normal şartlarda yaşıyor olsaydım en hassas anımda anneme sığınmak isteyebilirdim. Herkes bunu ister miydi bilmiyorum ama ben isterdim.
Fakat normal değildik. Bende kendimi büyüttüğüm gibi kendi acımı da geçirecektim.
-"Kimse bana o şanstan tanımadı. Özellikle ailem."dedikten sonra gözlerimi gözlerinden çektim ve arabaya oturdum. Kapımı kapatırken kenara çekilmişti.
Eve ulaştığımda ağlamaktan dağılmış yüzümü temizlemek yerine duşa girdim. İçimden geçenleri dışa vurmak hiç bana göre değildi. Yalnızca artık bunun beni yorduğunu anlıyordum.
Kim iyiliğimi istiyor kim beni bitirmeye çalışıyor anlayamıyordum.
Duştan çıktıktan sonra Asil tarafından meşgul edilen telefonumu tamamen kapattım. Üzerime rastgele bir pijama takımı geçirip yatağıma oturdum ve dizlerimi karnıma doğru çektim.
Düşündüm.
Hiç ağlamadım ama karşımda birisi olsa onu ağlatacak düşüncelerle kendimi sorguladım. Hiç babamın sözünden çıkmamış olmayı diledim.
Sonra hiç Asil'i tanımamış bir Lavin olmanın ne kadar basit olduğu aklıma geldi. Ben kalbimi de ruhumu da onu tanıdıkça şekillendirmiştim.
Hem iyi ki tanıdım diyor hem de keşke tanımasaydım diye elimi sıkışan kalbime bastırıyordum.
Yatak başlığına sırtımı dayamış ıslak saçlarımla yalnızca karşıya bakarak oturuyordum. Kapı sesi geliyordu fakat üzüntüden yorgun düşmüş bedenimi kaldıramıyordum.
Kapının sesini duymaz olduğumda sıcak havaya rağmen üşüyen bedenimde kollarımı bacaklarıma sarıp yüzümü dizlerime gömdüm.
Ağlama
Geçecek derken geçirmeyeceğini somut şekilde kanıtlayan adam odama giriverdi. Kapım o kadar ani açılmıştı ki ağzımdan küçük bir korku çığlığı kaçtı.
Asil sanki iyi olduğumu görmüş gibi endişeli yüzünü düzeltti ve göğsündeki havayı odama bıraktı.
-"Sana bir şey oldu diye aklımı kaçıracaktım."
Yatağıma yaklaşarak dizini bastırdı ve bir hamlede beni göğsüne soktu.
Yaşadıklarımızı görmezden mi gelecekti?
-"Asil..lütfen."dedim dudaklarımı zorla kıpırdatarak.
Sıkı sıkı sarıldığı kollarını ittirirken içim sızlıyordu.
-"Lavin oturup kendi düşüncelerinin seni,bizi bitirmesine izin vermeyeceğim. Benden gidemezsin. Böyle boktan bir mesele yüzünden buna izin vermem!"
Hiç cevap vermeden derin bir nefes aldım. Varlığını bu kadar yakınımda hissetmek ondan uzak kalmamı zorlaştırıyordu. Kokusu sıcaklığı en önemlisi derin bakışlarının yansımasını görmek...tanrım işimi çok zorlaştırıyor.
Gözlerimi kaçırıp yatakta yan tarafa kayarak aynı pozisyonuma geri döndüm. Ona bakmaktan kaçınırken tırnaklarımı çıplak bacaklarıma geçiriyordum.
O kadın ona dokunduktan sonra ben koynuna sokulup onunla uyudum.
-"Git buradan."dedim onu canlı canlı yaktığımdan bihaber.
-"Hayır seni bırakmayacağım. Lavin. Yapma. Uzaklaşma benden. Bunu kaldıramam." Kendi kendine konuşup başını salladığını yan gözle incelerken gözlerim dolmak için fırsat kolluyordu.
Yanak içlerimi ısırarak sertçe yutkundum.
-"Bende kaldıramayacağım şeyler yaşıyorum."dedim duygu barındırmayan sesimle.
-"Özür dilerim." Eğilip çenesini dizlerimin üstüne koydu ve başını yan çevirdi. Karnıma çektiğim dizlerim uyuşurken yüz yüze geldiğimiz anda boğazımı görünmez bir el sıkıyordu.
Yüzüne haykırmak hesap sormak ve onu parçalamak içimden geçenlerdi.
-"Konuşmayacak mısın benimle? İnanmıyor musun bana?"
Sakalları tenime batarken uzanıp onları okşamak istedim. Parmak uçlarım karıncalanıyordu. Nefesi yüzüme vuracak kadar yakın duruyorken benim özlemimden içimin yanması hiç adil değildi.
-"İnanıyorum. Ama konuşmak istemiyorum."dedim keskin bakışlarına dalıp gittiğimde.
Hafifçe kaşları çatıldı. Elini uzatıp karnımda duran ellerimin üstüne koydu. Sıcak eli elimi okşarken burnum sızlıyordu.
-"Beni affet Lavin. Biliyorum her seferinde hata üstüne hata yapıyorum. Özür dilerim. Yılların hatrı diye yanıma gelince tersleyemedim. Bu sadece arkadaşlığı içindi. Sana yalvarıyorum aklından başka bir şey geçirme. Onunla aylardır görüşmüyorum."
Başımı sallayarak başını dizlerimden ittirdim ve bağdaş kurup yastığımı kucağıma aldım. Yaklaşıp herhangi bir akıl karıştırıcı harekette bulunmasını istemiyordum.
-"O kadınla ilgili daha fazla bir şey duymak istemiyorum."
Dediklerinin hepsine inanıyordum. Yine de kendine yakınlaşan kadına izin vermesi beni çok üzüyordu.
Biraz da başka düşüncelere kahroluyordum. Ona dokunanın sadece ben olmasını dilerdim. Başkasının teninde gezinmemiş olmasını isterdim.
Fakat bu geçmişti. Ve Asil bana aşık olacağını bilemezdi. Şuna çok emindim. Eğer bunu bilseydi asla başka bir kadına dokunmazdı.
Kendi iç sesimle münakaşa ederken onu affetmeye başlıyordum.
-"Benim senden başka gidecek yerim yok. Bana git deme olur mu?"
Yaklaşıp belime sarılarak yüzünü boynuma gömdü. Nemli saçlarımı sesli bir şekilde koklayıp pijamamdan açıkta kalan köprücük kemiğimi öptü.
Yine kaybediyordum işte. Hep yeniliyordum.
-"Asil yapma. Gerçekten yalnız kalmak istiyorum." Hızlıca yataktan kalkarak onun da kalkmasını bekledim.
Onu daha önce böyle bitkin görmediğimi iç sesim bana fısıldıyordu.
-"Tamam." Kısık sesini zar zor duydum.
-"Nasıl istersen."
Ayaklarını sürüyerek odamdan,evimden gittiğinde arkasından olmadığı yere bakıyordum.
Yanaklarımdan süzülen yaşlar sanki hiç acıtmıyormuş gibi onlara takılmadan camın önünde durdum. Dışarıyı izleyerek kalbimin yüksek sesli atışını dindirmeye çalışıyordum.
Kolumda gezinen parmaklarım onun dokunuşlarını hatırlatırken dudağımın kenarını ısırıp bulanıklaşan gözlerimi kapatıp açtım.
Olmasa da hep yanımdaydı.
Henüz bedenimde bile izleri tazeydi. Birbirimize sırt çevirirken tenimde dokunduğu her yer yanıyordu.
Saatleri odamda geçirdim. Yatağıma uzanmış dizlerimi karnıma çekmiş halde yatıyordum. Karanlıktı. Işıkları açmamış sadece gittiği anı tekrar tekrar düşünüyordum.
Nasıl da yüzü düşmüştü.
-"Lavin? Nerdesin?"
Odamın açık duran kapısından sesini duyuran babam ışığı açınca gözlerim kısa bir an kısıldı.
-"Ne yapıyorsun?"
Gözlerimi ona çevirmedim.
-"Ne yapıyor gibi görünüyorum."dedim kısık çatallı tonda.
Ağlamaktan bitap düşmüştüm. Yine de içim yaşlarla doluydu. Yataktan kalkmak koşarak gitmek istiyordum. O kadar özlemiştim o kadar pişmanlık duyuyordum ki buna dayanamıyordum. Henüz bir kaç saat önce görmüş olmama rağmen yokluğuna sebep olduğumu bilmek beni ağlatıyordu.
-"Hayatın gerçekleri sandığın kadar keyifli değilmiş değil mi?"
Sessiz kaldım.
-"Halam aradı. Seninle konuşmak istiyormuş telefonunu aç."dedi.
İç çekerek yatakta doğruldum. Saçlarımı geriye atıp kalktım.
-"Konuşmak istemediğimi söylersin."dedikten sonra giysi odama girdim. Aldığım uzun hırkayı kollarımdan geçirirken babam beni izliyordu. Lastik tokayla saçlarımı tepeden bol bir topuz yaptım.
-"O adamın seni bu hale getirmesine izin mi veriyorsun?"diye ciddiyetle sordu.
Göğsümü havayla doldurup ona döndüm.
-"O adamı..sandığından daha fazla seviyorum. Aramızda geçen bu şey ise bizim aramızda baba. Senin müdahele etmeni istemiyorum. Benim hayatım,benim aşık olduğum adam. Gerekirse yine kapısına giderim...gerekirse buradan çeker giderim. Ama buna ben karar veririm. Şimdi canımı yakacak başka cümleler kurmadan önce yeterince canımın yandığını söyleyebilirim. Sana gerek yok."
Kenardaki krem renkli terlikleri ayağıma geçirerek konuşmasını beklemedim. Evden çıktım.
Peşime takılacak olanları durdurup bahçeden çıktım. Evin önündeki yolda yürürken saatin nasıl geçtiğinden habersizdim.
Kaldırımın kenarına çökmüş bir sokak lambası altında dalıp gitmiştim. Ne evde nefes alabiliyordum ne de dışarıda.
Asil'e git derken sanki ciğerlerimi sökmüş gitmişti.
Kaldırımdan popom acımaya başladığı için kalkmıştım. Hırkama sarılarak evin önüne geri yürüyordum. Yaklaştıkça kapıya bir kaç metre kala bir arabanın park ettiğini fark ettim. Farlarını söndürmüş kenarda duruyordu.
Ben çıktığımda yoktu. Ve araba Asil'e aitti.
Elimi alnıma atıp adımlarımı durdurdum. Neden böyle yapıyordu?
Nasıl geçip gidecektim şimdi? Ne zaman yaşlarıma hakim olsam yine karşıma çıkıyordu.
Arabaya yaklaştıkça kalbim ağzımda atıyordu.Görmemiş gibi geçsem olmaz mıydı?
Ayaklarım beni götürmedi. Normalde aşırı dikkatli olan adam beni görmemişti. Arabanın yanında durup içeri baktım. Sigara yakarken kaşları çatık koltuğa çökmüş haldeydi. Dalgındı beni görmüyordu.
Yutkunarak göz yaşlarımı geri gönderdim.
Bir gün içerisinde defalarca ona yaklaşıp uzak durmasını istemek kızgın ateşe basmak kadar acıtıyordu. Benimde hiç gücüm kalmamıştı.
Omuzlarımı düşürüp yürümek için adım attım. Bir kaç adım atmıştım ki arabanın kapısı açıldı. Görmesem bile apar topar arabadan çıktığını işitiyordum.
-"Lavin?"Şaşkınlık barındıran sesiyle bağırdı.
Aldığım solukla aşık olduğum sese döndüm. Ben bu sevdayı gömemezdim ki.
Gözlerim sızlarken kokusu burnumda tütüyordu. Ruhum çığlıklar içindeydi. Koş ve boynuna sarıl!
-"Git Asil."derken sesim boğuklaşmıştı.
Adımlarımı hızlandırıp kapıya ulaşma amacımı yerle bir etti. Belimden tuttuğu gibi beni kendine çevirdi ve sıkı sıkı sarıldı.
-"İnsan nefes almayı nasıl bırakır söylesene? Sen benim ölmemi mi istiyorsun?" Açıkta kalan boynumu koklayarak öpücüklere boğdu. Geri çekilip yüzümü gözleriyle taradı. Aynı özlem dolu bakışlarla ona bakıyordum.
-"Duramadım kızım delirdim anlamıyor musun? Sığamadım hiçbir yere. Sanki aramıza yollar girdikçe sen ellerimden kayıyorsun. Bu beni delirtir bitirir." Harareti cümlelerini sıralarken durmadan yüzümü boynumu ve şakaklarımı okşuyordu. Ara ara sarılıp şakağımı öpmeyi sürdürdü.
Kollarında ait olduğum yerde canımın acısını unutuyordum. Sadece o içimdeki kötü his beni kemiriyordu.
Gerçekler.
Acıması olmayan gerçekler.
Teninde zevkten kendini kaybeden bir kadın aynı cesaretle yanında gezebiliyordu. Hayatında benim olduğumu bilmesine rağmen.
Ben hayatın bu yüzüyle hiç tanışmamıştım. Hiç bu acılarla baş etmek zorunda kalmamıştım.
Asil beni göğsüne bastırdıkça onun kaybetmemek için yaptığı çırpınışları içime farklı bir his doğurttu. Adeta uzun süre soluksuz kalıp doyurucu bir nefes almak gibiydi.
Ona olan güvenim bir gram bile eksik değildi. Ne dese doğru olduğuna emindim. Asil öyle bir adam değildi. Onu geçmişiyle de suçlamıyordum. Suçlayamazdım da.
Yalnızca çok kırılmıştım. Kendisine yaklaşan bir kadını geri çevirmeyişi beni öyle yaralamıştı ki üzüntüden yolumu kaybediyordum.
Düşüncelerim arasında mecburen beni sıkıştırdığı kollarından ayrıldım.
-"Karşıma çıktıkça her şeyi daha çok çıkmaza sokuyorsun. Beni anlamaya çalış. Bana biraz zaman ver."
Tek yapmam gereken içimde beni kötüye sürükleyen tarafıma kapılmamaktı.
İçimde barınan iki farklı ruh vardı. Birisi bulduğu sevgiye sokulmak her şeye rağmen affetmek istiyordu. Çünkü hiç sevilmemiş olan çocuk ruhumdu.
Diğeri ise ailesini bile affetmeyecek kadar kırgın olan yanımdı. Ailesi yerine koyduğu adamdan aldığı darbeyle içine kapanan yanım.
-"Ya o zaman seni bana getirmezse?"diye sorarken yine aramızdaki mesafeyi kapatmıştı. Parmak uçlarıyla yanaklarımı okşadı. Yaklaşıp alnını alnıma yasladığında gözlerimiz aynı anda kapandı.
Bunu da atlatacağız.
İçimdeki hisse bütün ruhumla inanmak istiyorum.
-"Getirmezse...zaten hiç birbirimize ait olmamışız demek olacak."
Ellerini yüzümden indirip göğsümü sıkıştıran kokusunu son kez içime doldurdum.
Sırtımı döndüğümde aniden belime sarıldı. Karnımı tutan eli sıklaşırken yüzünü boynuma gömmüştü.
-"Ben seni tanıdıktan sonra kendimi bu dünyaya ait hissettim. Seni çok seviyorum Lavin. Benim için kendine iyi bak."dedi bırakmadan önce.
Sadece onun için kendime iyi bakacağıma dair içimden sessiz sözler verdim.
•••
Mutsuz ve iç karartıcı bölümler beni çok üzüyor
Ama böyle akıp gidince bir anda toparlayamıyorum acı çekmeleri zevk veriyor ahajskj
Beklentinizi karşıladı mı bilmiyorum ancak bence uzun bir bölüm oldu.
Umarım ki beğenmişsinizdir
Yorumlarınızı bekliyor olacağım ❤️❤️