•
Huzursuz bir uyku uyumak yanımda Asil varken gözüme imkansız gelirdi. Fakat gece tam olarak huzursuz geçmişti.
Kendimi ona eşlik edemediğim için yetersiz ve kötü hissettiğim saatlerin sonrasında üstüne bir de teninden gelen kadın kokusu beni iyice çökertmişti. Düşünmekten belki de delirmeye yakınlaşmıştım.
Güveniyordum.
Sadece o kötü his içime dokunuyordu. Şeytan mıydı dürtükleyen neydi bilmiyorum ama içim rahat değildi. Muhtemelen kuruntu yapıyordum.
O olağanüstü görüntüsü ile yalnız başına bir davete katıldığı için kıskançlık yapıyordum. Hepsi bu.
Asil gibi bir adamı kim kıskanmazdı ki? Bütün kadınların başını döndürürken ben evde oturuyordum. Ne güzel.
-"Günaydın."
Dalıp gittiğim yerden irkilerek gözlerimi çektim. Asil uyanmış yüz üstü yattığı yerde başını bana çevirmişti. Göz ucuyla gerilmiş üst bedenini kaplayan kaslarını süzdüm. Yan dönerek elimi yanağımın altına sıkıştırdım.
-"Günaydın."dedim uykulu çıkan sesimle. Gece doğru düzgün uyuyamamıştım.
Gözlerini kapatıp ayılma anlarında bana güzel bir şölen sundu. İşte hemen sıcacık oldum.
Karnımda duran elimi kaldırıp yanağına koydum. Gözünün altını okşayarak hayali bir çizgi çizdim. Sakallarıyla dudağının altını okşadım.
Yüzüne huzur dolu bir ifade yayılmıştı. Bedenini döndürüp belime sarıldığı gibi yüzünü boynuma soktu.
İşin içine aşk karışınca ne güzel oluyor her şey.
Yabancı bir adamla aynı yatakta uyanmak bu kadar güzel olmazdı mesela.
-"Senden önce nasıl uyanıyordum ben hatırlamıyorum."
Tebessüm edip ensesine elimi koydum. Tenlerimiz birbirine temas ettikçe soluklarım hızlanır olmuştu.
-"Gitmem gerek."dedim gerçek dünyaya dönerek.
Halam sabah kahvaltısı için babamı buraya çağırmıştı.
-"Biraz daha." Mırıltısıyla zaten kalkıp gidemezdim.
Gözlerimi kapatıp geniş omzuna kolumu sardım. Fakat uzun süre yatmak gibi bir lüksüm yoktu. Babamla tartışma yaşamak ve halamı meraklandırmak istemiyordum.
Asil'i uyuyor sanarak bedeninden yavaşça uzaklaştım. Yataktan ayaklarımı sarkıtmıştım ki belime kolunu doladı.
-"Gidiyor musun?"
-"Halam uyanmadan gitsem iyi olur." Elini ittirip kalkacakken atik bir şekilde yatakta doğruldu ve elime yapıştı. Dağılmış saçlarıyla ve uykulu yüz ifadesiyle olduğundan daha da baş döndürücüydü.
-"Bana baksana."
Geri çektiği gibi yatağa sırt üstü düştüm. Karnımın yan tarafına elini bastırınca altında hapsolmuştum.
Yüzümün her yanına dudaklarını birer birer dokundurdu.
-"Neden güzel yüzün durgun bakıyor?"diyerek yanağımı okşadı.
Dudağımda dilimi gezdirip göğsümdeki havayı dışarı üfledim.
-"Yok...şey uykum var hala ondan."diye geveledim.
Parmağı tenimi okşarken eğilip dudaklarıma hatrı sayılır bir şefkatle öpücük kondurdu.
-"Uyuyalım sevgilim."
Ayakta olsaydım bu ses tonu karşısında dizlerimin titremesi muhtemeldi.
Burnunu şakağıma dayamış dudaklarını değdirmişti.
Gitmem gerektiğini bildiği için tekrar ısrar etmeden yataktan beni kaldırdı. Pijamalarımla kimseye görünmeden çıkmam ne kadar kolay olacaktı bilmiyorum fakat Asil'in gelmesini istemeden evinden ayrıldım.
Neyse ki bahçeden bahçeye koştururken kimseye görünmemiştim. Evden içeri girdiğim an kendimi sakinleştirdim.
İlk olarak rahatlatıcı bir duş aldım. Kalbim hala hızlı atıyordu.
Banyodan ayrılmadan saçlarımı kurutup kendi düz halinde bıraktım. Yüzümü renklendirmek için hafif bir makyaj yaparken göğsüm sıkışıyordu.
Bir şeye üzüldüğüm yada kafamı taktığım zaman tümüyle mutsuz birine dönüşüyordum.
Takılmamaya ve unutmaya çalışarak odaya döndüm. Etrafı biraz toparladım. Beyaz tül bir iç çamaşır takımının üstüne kırık beyaz tonlarında ince bir elbise giyindim.
Ayağıma terliklerimi geçirip saçımın bir tutamını kulağımın gerisine sıkıştırdım. Evdeki hareketlilikten halamın uyandığını anlıyordum. Sanırım ben duş alırken uyanmıştı.
Mutfakta Sakine hanımla birlikte bir şeyler yapıyordu.
-"Günaydın."dedim dikkatlerini çekerek.
İkisi de aynı anda bana dönüp tebessüm ettiler. Aynı karşılığı aldığımda yardım etmek için sormuştum fakat istemediler. Bende Nisa ile birlikte masayı kurmasına yardımcı oldum.
Uzun servis tabağını doldurmuş börek dilimlerinde göz gezdirirken acıktığımı hissediyordum. Masanın ortasına bırakıp çekildiğimde dışarıdan araba sesleri geldi.
-"Ben bakıyorum."diye seslendim.
Halam az önce evin çaprazında kalan ufak bahçesinden roka almaya gitmişti.
Açtığım kapıdan çıkmadan elimi pervaza yasladım. Babam şoförünün açtığı kapıdan inmiş gömleğinin manşetlerini düzeltiyordu.
Tuhaf olabilir ama gerçekten eskisi gibi olmadığımızı düşünüyordum. Yaşadıklarımız şaka gibi şeylerdi fakat daha fazla baba-kız ilişkisine girdiğimizden emindim. En azından artık beni önemsediğini biliyor bununla mutlu oluyordum.
Korumalarım kenara dizilmiş babamın onlarla konuşmasını dinliyorlardı.
Yaklaşırken gözlerini üstüme dikmişti.
-"Hoşgeldin."
Başını salladı.
-"Her şey yolunda mı?"diye sorarken ayakkabılarını çıkartıyordu.
-"Evet."diye mırıldandım kollarımı kendime sarıp.
Kısmen diye içimden ekledim. Azıcık biraz canım sıkkındı.
Yüzümü inceleyerek tuhaf tuhaf bakmıştı. Kapıyı kapatarak babama banyoyu gösterdim. Ellerini yıkamış gelmişti. Salona geçerken halam geldi.
-"Ne iyi ettik böyle bir araya geldik. Kızmayacağını bilsem Asil beyi de davet ederdim."
Halam sevdiğim adamın ismini söyleyince kalbimde ufak çaplı bir sıkışma yaşandı. Babamın hoşnutsuz homurdanmasıyla buna sıcak bakmadığı belliydi.
-"Hiç söylenme. Ailemizin damadı sayılır." Halam keyifle kıkırdayınca küçük bir tebessüm ettim.
Fincana uzanıyordum ki halamın telefonu çalmaya başladı. Sabah sabah kimin aradığı konusunda söylenerek masadan kalkmıştı.
Babamın göz hapsindeydim. Biraz daha bakarsa kıpkırmızı olacaktım. Sanki yüzüme bakınca yaptıklarımı görüyormuş gibi geliyordu.
Yüce tanrım!
Nefret ettiği adama kendimi teslim etmiştim.
-"Ne?! Ne diyorsun sen Sarper?!"
Halamın feryadıyla babamla masadan fırladık. Tamamen apar topar gerçekleşen bir olayla kendimizi çiftlikten ayrılırken bulmuştuk.
Dedemi hastaneye kaldırmışlardı. Evlerinin önünden bile geçmemeye niyetli olan babamın gözünde gördüğüm endişeyle arabada gözlerim dolu oturuyordum.
Halam kardeşi için ağlıyor ben ise sessizce hüznünü izliyordum.
Aile olmak böyle miydi?
İçimden geçen bir dilek vardı. Keşke benim için üzülecek,sevinecek bir kardeşim olsaydı.
Hastaneye vardığımızda insanları rahatsız etmemek için korumalar bahçede kalmıştı. Üçümüz yan yana girdiğimiz binada gözlerim insanların üstündeydi.
Çok rahatsızdım. Nefeslerim sıklaşmış terlemeye başlamıştım. Göz göze geldiğim her bir insanda nabzım yavaşlıyordu.
Babama doğru yaklaşırken vücudum oksijensiz kalmış gibi uyuşmaya başlamıştı.
Koridoru dönüp asansöre bindiğimiz an başımı eğdim. Savunmasız ve tehlikede hissediyordum. Bana bakan herkes bana zarar verecek gibi geliyordu. Ve yanımda beni çevreleyen korumalarım yoktu.
Hastane kalabalıktı. Ben savunmasız.
Yoğun bakım yazılı koridora girdiğimiz zaman kalabalık bir grup daha göründü. Yüzünü daha önce görmediğim insanlar bize doğru baktıklarında dokunmaya çekindiğim babamın koluna elimi sardım. Eğer tutmasaydım yere düşecektim.
-"Lavin?"
Babamın endişeyle ismimi söylediği saniyelerde nefes alamadığım hissiyle boğulurcasına bir panik atak krizi geçiriyordum. Gözlerim kapanmış babamın kollarına yığılmıştım.
'
Gözümü aralamak yaptığım en zor iş olmalıydı. Alnımda,yanağımda tüy kadar hafif baskılar hissediyordum.
Ciğerlerime rahatça nüfus eden oksijeni iliklerime kadar yaşayarak çektim.
-"Bebeğim."
Hafifçe aralanan gözlerim yeniden kapandı. İkinci defa aralamaya uğraştığımda gerçekten görülmeye değer bir yüz yanıbaşımdaydı.
-"İyi misin güzelim?"
İyi olmama büyük ölçüde yardımcı olan yüzüne baktım. Ardından gözlerim beyaz tavana çevrildi.
-"İyiyim." Çatallı sesimi duyduğunda avuç içime dudaklarını bastırmıştı.
Ne zaman ve nereden öğrenip gelmişti ki?
-"Dedem?" Aklıma dank eden gerçekle göğsüm sıkıştı.
-"Dedem nasıl?"
Omzuma bastırıp kalkmaya yeltenmiş bedenimi geri yatırdı.
-"Kontrol altında. Bir kalp spazmı geçirmiş. Şuan daha iyi."
Elimi kaldırıp yanağına koydu. Sakinleşerek yanağını okşadım.
-"Sen gerçekten iyi misin? Doktora uyandığını haber vermeliyim."
Başımı aşağı yukarı salladım. Ne saçma bir insandım böyle?
-"Sanırım sadece...korktum."diye fısıldadım.
Başını hafifçe eğerek diğer elini yanağıma koydu.
-"Neyden korktun güzelim?"
Kurumuş dudağımda dilimi gezdirdim.
-"İnsanlardan." Aynı savunmasız korkuya düştüm. -"Eve gitmek istiyorum."derken sesim titremişti.
Beni inceleyen gözlerinden gözlerimi kaçırdım.
-"Kimse sana zarar veremez. Herkes kendi halinde. Kim sana neden zarar versin ki? Bu korkuyu aklından atmalısın Lavin." Yaklaşıp dudağımın kenar çizgisine dudaklarını değdirdi.
Kapı sesiyle başını kaldırmış geriye bakmıştı. İçeriye giren babam çatık kaşlarıyla Asil'in yüzümde olan eline bakınca bende elimi onun yanağından indirdim.
-"Nasılsın? Doktor vücudunun bir takım atak geçirdiğine dair bir şeyler söyledi. Sabah gayet iyiydin."
Yatağın diğer yanına gelen babama bakarken Asil yanımdan kalkmıştı.
-"İyiyim."diye mırıldandım.
-"Kızınızı eve kitleyerek büyüttüğünüz için böyle şeyler yaşaması çok normal." Göz ucuyla baktığım Asil kollarını göğsünde birleştirmiş dik bakışlarıyla babama bakıyordu.
-"Ne saçmalıyorsun?"
-"Dışarı çıkamıyor. Bu da saçmalık değil mi?"diye ters bir karşılık verince yüzüm düştü.
İkisi arasındaki söz tartışmasına müdahele etmedim. Kendime üzülürken onlara da dertlenemezdim. Problem benim kayıp giden hayatımdı.
İtalya'ya döndüğümde aldığım psikolojik tedavi işe yaramamıştı. Ancak şansımı tekrar denemeli miydim?
-"Beni yalnız bırakır mısınız?"
Güçsüz sesim ikisinin nabzını düşürdü. Bunu babama kolayca söylerdim. Fakat Asil'i de içine katmak şuan bana zor gelmedi.
Babamla tartışması gereksiz değil miydi? Geçmiş hiç değiştirilir mi?
-"Duydun kızımı. Köyüne dön."
Babama göz devirip nefesimi üfledim.
-"Baba lütfen. Ayrıca kalkmak istiyorum. Dedemi merak ediyorum."dediğim esnada odaya halam girmişti.
-"Burada kalma. Birlikte gidelim mi?"Asil yanımda durmayı sürdürmüş dakikalar sonra bunu sormuştu.
-"Ben burada korkuluk muyum? Sana mı kaldı götürmek?"
-"Kızınızı çok düşünseydiniz bu durumda olmazdı Doğan bey."
-"Ben kızıma küçük bir boşluk yaratmamış olsaydım sen burada olmazdın."
-"Yeter ama artık!"diyerek doğruldum. Aynı saniyede içeri giren hemşire serumu çıkartınca yataktan kalktım.
-"Aa çocuk gibisiniz."diyen halam koluma girdi ve banyoya ilerletti. Islattığım ellerimi boynumda gezdirdim.
Ciddi anlamda öyle davranıyorlardı.
-"Hala dedem iyi mi?"diye sordum.
Başıyla onayladı.
-"Daha iyi olacak inşallah. Bu sıralar çok üzüldü."
-"Görme şansımız yoksa ben gitmek istiyorum."dedim yalnızca halama duyurarak.
-"Olur kuzum. Git dinlen. Bütün endişelerini geride bırakmaya çalış olur mu? Kendin için yap." Ellerimi sıkıp yorgun bir tebessüm etti.
Başımı aşağı yukarı salladım. Geriye baktığımda Asil direkt gözlerini üstüme dikmiş hiç hareket etmeden beni izliyordu.
-"Baba istersen sen burada kal. Asil beni eve bırakır."derken babama bakıyordum.
-"Gerek yok."
-"Doğan annenin sana ihtiyacı var."dedi halam doğrudan.
Babam kaş çatar gibi oldu.
-"Beni ilgilendirmiyor hala."dedi acımasızca fakat haklı bir tarafla.
-"Olsun yavrum. Büyüklüğünü sen yap. Bırak geçmişi. Şimdi söz konusu babanın sağlığı."
Halamın babamı ikna edişiyle Asil sessizce yanıma geldi. Belime yaptığı hafif dokunuşla onun yanında hastaneden çıktım.
-"Sen neden geldin?"diye sorarken arabasına binmiştim.
Bana yandan ters bir şekilde baktı.
-"Gelmese miydim?"
Başımı salladım.
-"Nereden öğrendin yani demek istedim."
-"Seni aradım. Hale hanım açtı o söyledi."
-"Anladım."dedim büyük bir yorgunluk hissettiren ses tonumla.
Ruhsal bir yorgunluktu.
-"Çiftliğe gitmek ister misin?"
-"Eve gitmek istiyorum."diye kıpırdandı dudaklarım. Biraz yalnız kalmak düşünmek istiyordum.
Dizinde duran elini yavaşça bacağıma koydu. Elbisemden açıkta kalan tenime değen eli dokunduğu yerde bir karıncalanma hissi yarattı.
-"Biraz hava alalım bence."
Aklım dokunuşuyla bulanıklaşmış ona bir yanıt verememişti.
Yol uzadıkça nefeslerim düzensizleşiyordu.
Araba durduğunda arkamızda takipte olan araba da durdu farlarını söndürdü.
Asil indi ve önden dolaşarak oturduğum kapıya geldi. Açtıktan sonra elini uzattı. Düşünmeden uzattığı eline elimi bıraktım.
Dalgaların kayalara çarpma sesini işittiğim bu sahilde huzurlu bir rüzgar yüzüme değdi.
Batmakta olan güneş üstümüze tatlı kırmızılıklar yayıyordu. Manzaranın güzelliğine dalıp gitmişken Asil yanımdan ayrılmış geriye gitmişti. Yüzüme gelen saçlarımı ittirip ona baktım.
Adamlara kısa denecek cümleler kurmuş olan heybetiyle bana dönmüştü. Üstünde onunla yaratılmış gibi duran kusursuz kıyafetleriyle,muhtemelen hiç uğraşmadan modellere taş çıkartacak şekilde yürüyordu.
Korumalarım Asil'in sözlerinin etkisine kapıldığı için mi gidiyorlardı?
-"Kızma hemen baş başa kalmak istedim. Zaten onlara ihtiyacın yok." Bir elini belime diğer elini şakağıma koydu,dudaklarımı kısaca öptü.
Anın etkisiyle yalpalar gibi oldum.
Daha önce hiç güneş batarken deniz kenarına gelemezdim. Halbuki günün en sevdiğim saatleri olurdu. Şimdi en sevdiğim anı en sevdiğim insanla paylaşıyordum.
Mutlu bir soluk aldım. Mutlu olunca aldığımız soluklarda duygu içerebiliyor.
-"Seni seviyorum."dedim güne başlarken yaşadığım huzursuz zamanları silip atarak.
Anı yaşıyorduk. İhtimallerle yada geçmişle üzülüp gelecek anları mahvetmemeliyiz. Çünkü tekrarı olmuyor.
Bir an durdu. Şakağımı okşayan parmağı hayali bir çizgiyle kulağımın altından saç diplerime ulaştı. Başını eğmiş alnını alnıma yaslamıştı. Dudaklarında belli belirsiz huzurlu bir tebessüm gördüm. Gözlerimi kapattım.
Tenimde güneşin vurduğu sıcaklık,kulağım denizin dalga sesleri ve burnumda aşığı olduğum o mistik koku.
Ruhuma yaşattıkları ise kelimelere sığmaz.
-"Seni o kadar çok seveceğim ki..bütün kırgınlıkların iyileşecek. Sadece biz olacağız. Bütün güzel anıları hayatına katacağım. Gerekirse ailen olacağım küçüğüm. Seni çok seviyorum."
Hiç şüphem olmadığını söylesem?
Gülümsemem büyürken göğsünde duran ellerimi kaldırıp boynuna doladım.
Parmak ucumda yükselmiş saçlarını okşuyordum ki ellerini elbisemin eteğinde hissettim. Homurdanarak aşağı çekiyordu.
-"Daha kısası yok muydu uzun olmuş bu güzelim?"
İstemsizce kıkırdadım.
-"İstersen daha kısalarını da giyerim."derken başımı geriye atmıştım. Kaşını kaldırıp yalandan sinirli bir bakış attı.
Kimse yoktu. Fakat hiç mi hiç düşünmüyordum. Deniz kenarında kimse yoktu. Ki zaten sadece kayalıklardan oluşuyordu. Yalnızca yoldan arabalar geçiyordu.
Asil yanımdaydı. Galiba o yanımda olunca artık dünyadan hiç korkmuyorum.
-"Evde giyebilirsin tabi...hatta hiç giymesen de olur."
Küçük bir kahkaha attım. Belime bastırdığı eliyle beni kendine yasladı ve dudağımın kenarına minik bir buse bıraktı.
-"Gülüşüne can vereceğim."diye fısıldadı boğuk sesiyle.
Gülümsemem solmadan soluğum kesilir gibi oldu. Dudaklarım nefes alma ihtiyacı ile aralandı. Bunu fırsat bilerek alt dudağımı kavradı. Diliyle destekleyerek kısa sürede beni şehvete sürükledi.
Boynuna sarılı duran ellerimi sıklaştırın kısık sesle inledim.
Ateşe değer gibi dudaklarımızı ayırıp geri çekildi.
Elini saçlarından geçirerek yüzünü denize çevirdi.
-"Beni hemen baştan çıkarıyorsun. Bu hiç etik değil."
Homurdanması sahil boyu yankılanan bir kahkaha atmamı sağladı.
-"Hiç de bile! Sen başlattın."
Gülerek sahil kenarındaki beton yola adım attım. Kayalıkların yakınında durduğumda arkamdan sarılmıştı.
Kısık sesli mırıldanışlarla göğsüne sokuldum. Tenimi okşayarak bana dakikalar boyu sarıldı.
Ayakta durmaktan yorularak kayalıkların düz bir yerine oturma kararı kıldık. Kendisi oturup beni önüne oturtunca sırtımı göğsüne yaslamıştım. Bacaklarının arasında oldukça huzurlu bir alan yarattı.
-"Asil?" Denizin eşsiz maviliklerinden gözümü çekmeden karnıma sarılı ellerini tuttum.
-"Hım?" Oturduğumuzdan beri burnu saçlarımın arasında geziniyor sıcak dudakları ara ara öpücüklerle saçlarımı taçlandırıyordu.
-"Nasıl bir çocuktun?"diye sordum hayallere dalıp.
Karnımı okşayan eli bir saniye durup yeniden devam etti.
-"Babaannesinin çiçekleri arasında büyüyen bir çocuk."diyince gülümseyip dudağımı ısırdım.
Minik Asil.
Kim bilir ne kadar güzel bir çocuktu.
-"Ya! Ne güzel."diyip ona bakmaya çalıştım. Anında uzanmış dudaklarımı öpmüştü.
-"Evet güzeldi."dedi kuru tonda. Tekrar önüme dönüp başımı omzuna doğru yatırdım.
-"Ailecek birlikte mi yaşıyordunuz?"
-"Hayır. Yaşadığım çiftlikte dedem ve babaannem yaşıyordu. Haftasonları yanlarına giderdim."diyerek yanıtladı.
Gözlerim irileşti. Ne yani sevdiğim adam gezindiğim bahçede,evde mi büyümüştü?
-"O zamanlardan seviyordun demek ki. Peki neden...neden farklı şeylere bulaştın?"diye sordum kaşlarımı çatıp.
Sesli bir soluk aldı.
-"Gençlik hatasıyla bulaşıp zor ayrıldım diyelim boşver güzelim." Başımın tepesini öpüp çenesini koydu.
-"Mutlu bir çocuk muydun?"diye hoşlanmadığı kısmı geçerek merak ettiğimi sordum.
Başını yavaşça salladı.
-"Mutlu olacak şeyler yapardım. Annem şimdiki gibi eskiden de davet meraklısıydı. Bizimle çok ilgilenmezdi. Daha çok babamla zaman geçirirdim. Beni çiftliğe getirirdi. Ata binmeyi ondan öğrendim. Babannemle büyüdüm sayılır. Ev de onların hatırası,hiç bozmadım. Onlar öldüklerinde kendi ailemde aynı sıcaklığın hiç olmadığını fark ettim. Dahil olmayı reddettim."
Hiç olmazsa sevgiyle büyümüş bir çocuk olmasına ıslanan bakışlarımla tebessüm ettim.
-"Peki ya kardeşlerin? Onlar da seninle gelir miydi?"diye sordum. Pek yakın olmadıkları belliydi. Aslında Asil kimseyle yakın değildi.
-"Hayır. Onlar daha farklı büyüdüler. Ortamlar partiler falan baba parasıyla pezevenge dönüştüler."
Ettiği küfürle önce yüzüm kızardı ardından kıkırdadım.
-"Çok ayıp."dedim haliyle.
Omuz silkti. Eğildi saçlarımın arasından boynumu öptü.
-"Peki ya benim güzel kızım nasıl büyüdü?"
Kalbim içinde sakladığı acılarla sızlarken ben o acılara tebessüm ettim.
-"Bir bakıcım vardı. Evde sadece ikimiz olurduk. Yedi yaşıma kadar yatılı olarak kalıyordu. Ama o da benimle çok ilgilenmezdi. Sessiz bir çocuktum bu yüzden onu bunaltırdım. Yemek yemezdim erken uyumak istemezdim. Biliyor musun oyun oynamayı bile sevmiyordum."
Geçmişe dalan zihnim bulanıkken mavi dalgalara takılı kalan gözlerimde bulanıklaşmıştı.
-"Neden?Ne yapardın ki başka?"diye sordu omzumu öperken.
-"Evin merdivenlerinde kapıya bakacak şekilde otururdum. Televizyonda izlediğim çocukların ailesi vardı. Bende uzun süre annem gelecek diye bekledim. Babama da soramıyordum çünkü hep sinirli olurdu ve beni görmek istemezdi. Ama ben hep oturdum. Hep babam geldi. Her gece babam gelirdi annem gelmezdi. Sonra kabullendim. Televizyondakiler gerçek değildi. Benim sadece babam vardı. Annem hiç gelmeyecekti."
Dilim ilk defa yara kabuklarımı acıtıyordu. İlk defa birine anlatıyordum. Yüküm hafiflemiyordu ama eskisi gibi de ağır gelmiyordu.
-"Ne zaman öğrendin? Gelmeyeceğini..?"diye nahif bir tonda sordu. Sanki beni incitmek istemez gibi.
-"On iki yaşımda. Türkçe öğrenmem için gelen Türk bir öğretmenim vardı. Bir dersimizde telefonu çaldı. Kızıyla konuştu,ona onu sevdiğini,geldiğinde lunaparka götüreceğini söyledi. Biliyor musun o gün o kadar çok ağladım ki dersimizi bitiremedi. Saçlarımı ilk defa o kadın okşadı..bana üzüld-"
Devam edemeyip hıçkırarak ellerimi yüzüme kapattım. Omuzlarım sarsılacak şekilde ağlarken dudaklarımı ağlamamı bastırmak istercesine ısırıyordum.
O akşam babama haykırmıştım. O akşam en kırık olduğum akşam annemin hiç olmayacağını söylemişti. Beni doğduğum gün bıraktığını küçücük bedenime acımadan söylemişti.
-"Güzelim. Özür dilerim. Şşt ağlama...ağlama ne olur? Gel bana."
Aynı kırgınlıkla savrulmuş bedenimi kucağına çekerek yüzümü boynuna bastırdı.
-"Sormamalıydım özür dilerim." Saçlarımı okşarken beni sanki mümkünmüş gibi daha fazla sarmalıyordu.
Geçmişin zedeleyen hatıralarından ustalıkla sıyrıldım. O günleri atlatacak ve üstesinden gelecek güce sahip olmuştum. Fakat bir anda sesli dile getirmek zorlamıştı.
Elimin tersiyle gözlerimi silip titrek bir iç çektim.
-"Önemli değil. Geçti."dedim fısıltıyla.
Alnımı öpüp yeniden sarıldı.
-"Keşke elimden gelse de çocukluğuna sarılabilsem."
Yorgun bir gülüş dudaklarıma peydah oldu. Sözleri bile yetiyordu.
Anında ağrı çöken gözlerimi kapatıp elimi boynuna attım.
-"Hala içimde aynı çocuk var. İkimizede sarılıyorsun."dedim kısık tonda.
Başını geriye çekerek yaşlı gözlerime baktı. Muhtemelen kızarmış burnumun ucunu öptü.
-"Seni,sana olan sevgimle yeniden büyüteceğim sevgilim. Bütün eksiklerini tamamlayacağım. Elin hep elimde olacak. Söz veriyorum."
•
Merhaba herkese ❤️
Sizi fazla fazla beklettim bunun için çok üzgünüm 🙏🏻
Biraz dinlenme dönemindeydim. Hiçbir şekilde ilham bulup kendimi buraya veremedim.
Umarım bir sonraki bölüm sizi bekletmem.
Eğer yazım hataları kusurlar varsa üzgünüm kontrol etmeden hızlıca yayınlıyorum🙏🏻