İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 33 · 11 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 33

33

•

Dikkat çekmemek istedikçe çektiğim bütün dikkatleri umursamadan yanıma gelenlere katlanmaya çalışıyordum. Ufak ufak kesintili sohbetler eşliğinde nihayet kaçabildiğim bir kuytuda Kaan ile birlikte sigara içiyordum.

-"Lavin de gelseydi keşke iyi olurdu."

Omuz silkip ceketimden telefonumu aldım. Geleli bir saate yaklaşmıştım.

-"Başka zaman."diye geçiştirdim ve mesaj bölümüne tıkladım.

-Ne yapıyorsun?'

Ekranı kilitleyip cevap gelmesini beklerken yeniden ceketime attım.

-"Merhabalar. Geciktim galiba?"

Ön bahçedeyken arabaların arasından yürüyerek yaklaşan kadına baktım. Muzip yüz ifadesini bozmadan bana göz kırpıp gülümsedi.

-"Merhaba."diye mırıldandım kısık tonda.

-"Hoşgeldin Anna."dedi Kaan da.

Fazla göz teması kurmamak isteyişimin tek sebebi vardı. Bunu yapmam gerçeklerin üstünü örtmezdi ama içimi rahat ettirebilirdi.

-"Birileri araya mesafe koyunca görüşemez olduk." Yanıma yaklaştığında ona bakmak mecburiyetinde kaldım. Ciddi olmadığını bilecek kadar tanıyordum. Sadece beni iğneleyerek eğleniyordu.

-"Biliyorsun."dedim ve sigaramı söndürdüm.

Kaşlarını kaldırıp oldukça kırmızıya boyadığı dudaklarını yukarı kıvırdı. Ardından eldivenli elini koluma doladı.

-"Biliyorum tabii. Duyduğuma göre Vildan bile geri adım attıysa senin küçük sevgilin bir hayli önemli."derken adımlarıma ayak uydurmuştu.

Kaan diğer tarafımda yanımda yürürken sırtım gerilerek dikleşti. Her ne kadar bana temas etmesini istemiyor dahi olsam onu ittirerek kırıcı olmak istemedim.

Türkiye'ye geldiğimden beri tanıdığım dostumdu. Hem gündelik hayatımda bir yeri vardı hem de farklı bir dostluk. Aylar öncesinden sonlardırdığım bir dostluk.

-"Asil'i aşık edecek bir kadın. Sence de önemli olmaz mı?"

Anna, Kaan'a şuh bir kahkaha attı. Benimle alay ediyorlar.

-"Bu pek uygun olmasa da inan bana o kızla tanışmak isterdim."

Ona inanamaz gözlerle yalnızca tek bir bakış attım. Sırıtıp çıplak omuzlarını düşürdü.

-"Şakaydı bakma öyle huysuz. Ama seni özlediğimi söylemeliyim. Ah annen! Bak şimdi ne kadar eğleneceğiz."

Koluma sarılı eliyle beni annemlerin yanına sanki tesadüf gidermişiz gibi çekiştirirken nefesimi dışarı üfledim.

Anna asla hiç kimseyi umursamazdı. Sadece kendini nasıl mutlu hissederse onu yapardı. Ukrayna'da doğmuş buraya çalışmaya gelmişti. Bir oyun kulübünde buraya ilk geldiğim yıl tanışmıştık.

-"Hümeyra hanım. İyi akşamlar hanımlar.Ne kadar şık görünüyorsunuz? Parıltınızdan gözlerimiz kamaştı."

Annem dik tuttuğu başında kaşlarını çatarken Ece ve Şeyda,Anna'nın laf sokmasını anlamamış gülümsemişlerdi. Ailemizin gelinleri olarak biraz saf ve lüzumsuzlar.

-"Küpeni mi düşürdün?" Anna yine Ece'ye bir şey söyleyince gülümsememek için başımı başka yere çevirdim.

-"Ah hayır takmadım neden?"diye sordu Ece.

Anna diğer elini havada savurdu.

-"Pardon canım. Boş görünce şaşırdım."

-"Seviyesiz sohbetinizden yalnızca siz ikiniz hoşlanıyorsunuz." Annem gözleriyle işaret verince zaten kalmak istemediğim için yanlarından uzaklaştım. İnsanların basbaya açıkça inceleyen gözleri altında Kaan ve Zeynep'in olduğu kokteyl masasına geçtim. Yürürken Anna'nın elini ittirmiş dokunuşundan kurtulmuştum.

-"Ne tatlı bir çift. Ben Anna."

Zeynep ve ikisi tanışırken Kaan yanıma yanaştı.

-"Birader yanlış anlama ama biraz saçma olmuyor mu? Hani kesmiştin muhabbeti."

-"Saçma sapan konuşma Kaan. Kör müsün o geldi."diye dişlerimi sıkarak ona kızdım.

-"Tamam da millet öyle anlamıyor. Neyse sen bilirsin."

-"Ee demek sizde çift olma yoluna girdiniz. Sizin adınıza sevindim. Önce Asil'i kaybettik. Siz kız arkadaşıyla tanıştınız mı?"

Pek konuşmadığım Zeynep bir bana bir Anna'ya baktı.

-"Hayır. Belki bir gün. Ayrıca biz sadece birbirimizi tanıyoruz henüz çift olduk denemez."dedi Zeynep.

Kaan utanmasa fenalık geçirecekti. İki aydır peşinde koşuyordu.

-"İçecek bir şeyler?"diye sordu Kaan.

Yanımızda beliren garsondan bir viski bardağı alıp bana uzatan Anna'ya başımı eğerek kısaca teşekkür ettim.

Üstümde net olarak hissettiğim gözlere baktım. Annem karşıdan seyiren gözleriyle beni izliyordu. Anna'dan hoşlanmıyordu. Bu çok da umrumda değildi çünkü aramızda bir şey kalmamıştı.

Dirseğimi geriye masaya yaslamış etrafa bakarken kolumun yanına kolunu yaslayan Anna'dan yavaşça uzağa kaydım.

-"Yine can yakıcı olmuşsun. Hiç yaşlanmayacak mısın?"Arkamda kalan Kaan ayağıyla bacağımı dürtükleyince onu dövme isteğiyle dolmuştum.

-"Anna. Bunu konuştuk. Lavin'i üzecek bir şey yapmak istemiyorum."diyerek kolumu çektim ve sakalımı kaşıdım.

-"Sohbet bile mi edemeyiz? Hadi ama aylardır uzak duruyorum. Yıllar boyunca birliktelik yaşayacak kadar sadık kaldık. Şimdi de kararına saygı duyuyorum ama özledim işte anlasana."

Önümde durup gözlerini gözlerime dikti. Neredeyse otuz yaşında olmasına rağmen mimikleri çocuk gibiydi. Elinden oyuncağı alınmış bir çocuk.

-"Anna. Seni kırmak istemiyorum uzatma."

Lavin'i tanıdıktan sonra oluşan pişmanlığıma Anna da dahildi. Uzun zaman yatak birlikteliğimiz olmuştu. Bu ilişkide onun da suçu yoktu çünkü ikimizde ihtiyaç gideriyorduk. Sadece yatak dışında ara sıra dostça takılıyorduk o kadar. Onun dışında rahatlamak istediğim her an Anna'nın yanına gittiğimi inkar edemem.

-"Bana şöyle kaşlarını çatma. Dikkat çekiyoruz."dedi mırıldanarak. Yine yakınlaşınca rahatsız olarak ofladım. Büyük bir yudum aldığım içki bardağını masaya bıraktım. Bir de karşımda Kaan tıpkı annem gibi bana bakıyordu.

-"Neden buraya geldin?" Ellerimi masada birleştirmiş bir anda Anna'ya dönmüştüm.

Gülümsedi.

-"Davetiye geldi."

Yüzümde oluşan ifade onun için yeterliydi. Duruşunu düzeltti.

-"Seni görmek için bahanem olmuştu. Tamam sinirlenme."diyip ellerini yukarı kaldırdı.

Başımı onaylamaz şekilde iki yana salladıktan sonra kalan viskiyi bitirdim.

Lavin'den öncesini yakmak sadece onunla olduğum anlardan ibaret olmak istiyorum. Şimdi yaşadığım her şey çok iğrendirici geliyordu.

-"İçeride konuşalım mı?"diyerek evin bahçe kapısını gösterdi.

-"Söz üstüne atlamam."diyip sırıttı.

Yüzümde mimik oynatmadan ceketimi düzelttim ve başımı salladım.

-"Hayır Anna lütfen."dedim son olarak.

Ofladıktan sonra muhtemelen Zeynep duymasın diye üstüme gelerek konuştu.

-"Gerçekten o kadar bile hatrım kalmadı mı? İnsanlar hala beni senin metresin dostun olarak görüyor. İki kelime edemeyecek hale mi geldik?"

Ona istisnai davranmam benimle böyle konuşacağı anlamına gelmiyordu. Kaşlarımı çatarak farkında olmadan dirseğine elimi sardım.

-"İnsanların içinde ne konuşacağını bil. Sana zaten hatrın için böyle davranıyorum tüketme. Kapa çeneni."

Oradan ayrılıp yeniden ön bahçeye yönelmiştim ki Kaan arkamdan sesleniyordu. Gidip arabamın kaputuna kalçamı yasladım ve bir dal sigara yaktım.

-"Asil."

Kaan kenara çekilince nefesimi üfleyip ağzımın içinden kendime hoş küfürler saydım.

-"Tamam özür dilerim. Hırçınlaştım. Sana olan alışkanlığım vardı. Bir anda sensiz kalmak sandığın kadar kolay değil."

Anna önümde durduğunda titreyen sesini duysam da yüzüne bakmadım. Göğsümün üstünde titreyen telefonumu almak için ceketime elimi attım.

-Akşam yemeğine ineceğim'

-Sen ne yapıyorsun?'

Giderken ki yüz ifadesi gözümde belirince içimden gülümsedim.

-"Seni sinirlendirecek yada Lavin'i üzecek bir davranışta bulunmam. Kötü ayrılmayalım."

Sesli bir iç çekerek telefonu cebime attım.

-"Anna bu şekilde yine milletin ağzına laf vermiş oluyorsunuz."dedi Kaan içimden geçeni söyleyerek.

Kaldı ki çok umrumda değildi. Yinede Lavin için bunları düşünür olmuştum.

-"Ben mi saçma düşünüyorum? Söyler misiniz? Yeterince iyi huylu davranmıyor muyum? Hiç yoksa bu tavrı hak etmiyorum."

Dudaklarımdan sigarayı çekip başımı kaldırdım.

-"Hak etmiyorsun ama sınır koymayı da bilmelisin. Yaşadıklarımız yaşandı bitti. Birbirimize bir şeyler vaat etmedik."

Yaslandığım yerde dikleşip üstten ona baktım. İfadesiz yüzünde duygu belirtmeden göğsüme bakıyordu.

-"Hayatımdaki kadını üzecek kıracak hiçbir davranışta bulunmayacağım. Bunu aklına sok çünkü yollarımız aylar önce ayrıldı."

Evin kapısında beliren Hanzade hanım sinirli bakıyordu ancak onunla göz göze geldiğimde gülümsemiş yanına çağırmıştı. Kaan direkt annesinin yanına yürümek için hareketlendi.

Son kez Anna'nın kırgın gözlerine bakıp yanından uzaklaştım.

Hanzade hanım nazikçe elini dirseğimin içine yerleştirdi ve evin içine yönlendirdi.

-"Neden tekrar o seviyesiz kadınla görüşmeye başladın?"diye sordu.

Evet sosyete böyle. Seks yaptığınız kadınlarında dedikodusu dönüyor.

-"Siz davet etmişsiniz."diye karşılık olarak söyledim.

-"Evet ancak...o farklı bir durumdan ötürü. Bir dostumun eşiyle söylentisi çıkmış bunu teyit edebilmek için beklerken senin onunla yakınlaşacağını aklımdan çıkarmışım."

-"Anne ne kadar yersiz şeyler söylüyorsun. Asil'in Lavin'le birlikte olduğunu biliyorsun."

İç geçirerek bir an önce evime dönmeyi düşlüyordum. Bu kadar odak olmak hiç bana göre değil.

-"Bu konuda konuşmayalım. Sandığın gibi değil."dedim Hanzade'ye uyarıcı tonda.

-"Sandığımız gibi olmasaydı koluna tatlı sevgilini takarak gelebilirdin hayatım."

Yaşlı yüzünün sevimliliği ona ciddi konuşmama engel olurken sıkıntıyla soluk aldım.

Bahçeye giriş yaptığımızda babam kalabalık bir grubun yanında bana seslendi.

-"Müsaadenle."dedim ve elimi elinin üstüne koyarak kolumdan kaldırdım.

Yarım saattir sıkıcı iş konuşmalarına dahil olurken yine kendimi Hanzade'nin yanında buldum. Daha doğrusu o beni bulmuş peşinde sürüklüyordu.

-"Hümeyra aramızın iyi olmasına bir hayli deliriyor."diyerek anneme güldü.

-"Genel hali öyle."dedim homurdanarak. Sıkılmıştım. Ufaklığa olan özlemim ağır basıyordu. Üstüne dün geceden sonra dinlenmek için tenine ihtiyacım vardı.

-"Merhaba hanımlar. Nasıl gidiyor?" Hanzade kolunda beni gezdirirken amacını biliyordum. Çok nadiren katıldığım bu tip davetlerde kendisinin önemli olduğunu ve bu yüzden geldiğimi meraklı yüzlere kanıtlıyordu.

Konuştukları samimiyetsiz sohbeti dinlemezken ismimi duyunca baktım.

-"Daha önce tanışma fırsatı bulamamıştık." Önüme uzatılan ele ve yüzüne yavaş yavaş baktım. Esmer genç bir kadındı.

-"Asil pek davetleri sevmez. Beni kırmadı sağ olsun."

Bir şey söylemeden uzatılan eli parmak ucumla öylesine nezaketen tuttum ve hızlıca çektim.

-"Halbuki aramıza çok yakıştınız." Kadınlar ve bakışları bazen korkutucu olabiliyor.

Kadına bakmadan Hanzade'ye başımı çevirdim.

-"Kaan'a bakacağım."dedim ardından göz hapsinden kurtuldum.

Kalabalıktan uzakta bir yerde içkimi yudumlarken gözlerim karşıdaydı. Görünmediğini sanarak uçkurunun peşinde olan şerefsiz kardeşime bakıyordum.

İkiside böyle kansız olabildikleri için ve iyi ki aynı huya çekmediğim için kendimi iyi hissediyordum.

Belki de annemin zoruyla evlendikleri için böylelerdi. Acımıyordum çünkü Ece ve Şeyda da eşleri tarafından çokça aldatıldıklarını bilmelerine rağmen göz yumuyorlardı. Ben kendi kanımdan olmalarına rağmen onlardan haz edemiyordum.

-"Kaçalım mı buradan? Zeynep de gitti benim işim bitti."

Yanıma gelen Kaan'a hafifçe güldüm.

-"Eve geçeceğim."dedim.

-"Hep evdesin zaten abi. Ha yok Lavin'i özledim diyorsan orası ayrı."

Omzuna bir tane patlayıp boş bardağı kenara bıraktım. Yeniden kalabalığa karışmak istemediğimden direkt çıktım. Tabi peşimden Kaan'la birlikle.

Geldiğimiz sahil kenarında arabadan çıkmadan ceketimi çıkarmış gömleğin kollarını kıvırmıştım.

-"Bu hafta boşluğum var. Kaçalım mı bir yerlere?"

Tavlanın pullarını dizerken omuz silktim.

-"Bir kaç gün olabilir."

Aslında Lavin'i alıp bir yer gitme fikrim vardı. Her şeyden herkesten uzaklaşma isteğiyle onu götürmek isterdim ama gelir miydi bunda kararsızım.

-"Ya baksana ben Zeynep'i ikna etsem. Sende Lavin'i nasıl olur?"

Alttan alttan ona baktıktan sonra kaşımı hava kaldırdım.

-"Ne için?"

Bana abartıyla göz devirdi.

-"Kaynaşırız. Vakit geçiririz. Gelmez mi?"diye sordu.

Zarları avuç içimde yuvarlarken masadaki pakete uzandım.

-"Pek sanmıyorum. Ama sorarım."diyince başını salladı.

-"Önce sen sor. Ona göre Zeynep'i davet ederim."

Aklım daima olarak Lavin'deydi. Bir saat zar zor oturmuştum. Saat akşam on olmak üzereyken arabaya bindim. Yaklaşık iki saat içerisinde çiftliğe varmıştım.

Eve girmeden yan taraftan bahçeye yürüdüm. Ev karanlıktı. Masanın olduğu tarafta durarak balkonuna göz attım ve telefonumu çıkarttım.

Diğer elimde ceketim omzumdan aşağı tutmuş aramamı yanıtlamasını bekliyordum.

-"Efendim?"

Uykulu sesi.

Yüzünü görmüşüm gibi güzel bir his verdi. Çıktığım yapmacık dünyadan sonra ait olduğumu hissettiğim yer burasıydı işte. Aşığı olduğum küçük kızın yanı.

-"Uyuyor muydun? Bahçedeyim."derken heyecanlanmama kendi kendime göz devirdim.

-"Uyuya kalmışım."diye mırıldandı.

-"Sabah görüşelim öyleyse."dedim bir daha kalkıp gelmesine kıyamadım.

-"Geliyorum bekle."

Omuzlarımı düşürüp tuttuğum nefesimi verdim. Burnumda tütüyordu.

Telefonu kapatıp pantolonumun cebine sıkıştırdım. Ağacın altından seraya doğru ileri geri yürürken beş dakika geçmişti.

Adım sesleri işittiğimde arkamı döndüm. Dağılmış saçlarını başının üstünde toplamış omzundan düşmekte olan hırkasını düzeltiyordu.

Tebessüm ettim.

Doğal güzelliği öyle etkileyici ki. İçimden içim gidiyor.

Ceketimi ferforje masaya bıraktıktan sonra ona doğru ilerledim. Yaklaştığı an ince beline sarılarak onu göğsüme çektim. Kokusu burnuma dolar dolmaz gözlerimi kapattım. Pijamasından açılan boynuyla omzu arasını doya doya öptüm.

-"Üstünde kadın kokusu mu var senin?" Az önceki uyku mahmuru hali gitmiş çatılmış kaşlarıyla beni ittirmişti.

Haliyle yüz ifadem değişti.

-"Ne kokusu güzelim? Saçmalama."

-"Parfüm kokusu sinmiş. Yakınlaşacak kadar kadınlarla sohbet içerisine mi girdin?"

Hayda

Bu kızın kıskançlık damarları yeni mi geldi?

-"Lavin. Ciddi misin?"diye sordum gerilerek.

-"Normal bir soru soruyorum. Neden sinirleniyorsun ki?" Kendi tavrından haberi yoktu sanırım. Çünkü ben değil kendisi sinirliydi.

-"Galiba iyi dinlenemedin biraz gerginsin. Aksi halde böyle saçmalıklar söylemezsin güzelim." Yüzünü tutacakken başını çevirdi.

Havada kalan elimi sıkıp indirirken canım da sıkılmaya başlamıştı.

-"Haklısın. Gidip dinleneyim." Gerçekten de sırtını dönünce hızlı davranıp belinden yakaladım. Sırtı göğsüme dayalı ittirme çabalarını boşa çıkarttım.

-"Güzelim bir sakinleş. Kalabalıktı. Üstüme bir sürü koku sinmiş olabilir. Niye kendini üzecek şeyleri düşünüyorsun?" Baş döndüren bedenini okşayarak onu sakinleştirdiğimde direkt olarak ileri bakıyor o minik burnunu dik tutuyordu.

Duygusal açıdan hassas bir gün olma ihtimali yüksekti. Üstelik onu bugün yalnız bırakmıştım. Dün geceden sonra ona daha fazla ilgi göstermem gerektiğini bilmeliydim.

-"Uykudan uyanınca saçmaladım haklısın." Yüzünü bana çevirdiğinde sözlerine inanmadım fakat üstelemedim.

-"Hadi gel birlikte uyuyalım. Bugünü telafi etmek istiyorum." Elini kavradığımda başını sallamıştı.

-"Halam sabah merak eder."

-"Erken uyanırız sorun olmaz." Bana kırgın olduğu için istemediğinin farkındayım. Ancak onu böyle kırılmış bırakıp rahatça uyuyamazdım.

Eve girerken sessizdi. Odama girdiğimizde yüzünü avuçlayıp alnını öptüm.

-"Yatağa gir. Duş alıp geleceğim. Yoksa belli ki beni koynuna almayacaksın." İstediğimi başardığımda dudağının kıvrılmış yerine minik bir öpücük kondurdum.

Kısa bir duş almış odaya girmiştim. Saçlarımı kuruladığım havluyu sandalyeye atarken camın önünde bekleyen Lavin'e kısa bir bakış attım.

Bana ait bir çatının altına girdiği her an burası bir eve dönüşüyordu.

Huzurla aldığım soluğu dışarı üfleyip belimdeki havluyu çıkarttım ve dolaptan bir boxer çıkarttım. Yanına ulaştığımda vakit kaybetmeden bedenini kucaklayıp yatağın içine yatırdım. Ve bende yerime geçtim. Yanına uzanıp yumuşak göğüslerinin üstüne başımı koydum,beline sarıldım.

Dünyam buradan ibaret olmuş.

-"Yarın eve gideceğim. Babam geliyormuş."

İnce sesini duyurduğunda başımı biraz daha yerleştirip yakasının açık kısmını usulca öptüm.

-"Gelsin. Seninle ne işi var?" Sanki aylarca kızını bırakan o değilmiş gibi.

-"Onu gelince babama sorarsın."

-"Sorarım ne olmuş?"derken gözlerim yorgunluktan kapanıyordu.

-"Uyuyacak mısın?" Sesimden anlamış elini saçlarıma koymuştu.

-"Evet küçük bir kadın yüzünden bütün gece uyanıktım." Nefes alışından bile utandığını hissederken başımı yukarı kaydırdım. Yastığa yattıktan sonra ısınmış bedenine kollarımı dolayarak onu bir hamlede üstüme çektim.

Uykumdan sıyrılıp saatlerce içine gömülmek ve onu zevkten inletme arasında gidip geldim.

Ancak elbette ki onu daha ilk günden zorlayamazdım. Böyle bir yakınlıkta hiçbir erkeğin kendini tutması mümkün değildi. İster istemez dürtülerim hareketleniyor kasıklarıma sızı süzülüyordu.

-"Sen gel. Uyu." Üstümden yana kayıp kolunu açınca davetini reddetmedim. Koynuna sokularak tenini nazik nazik öpücüklerle donattım.

Bugün geçmişteki pişmanlığım tazelenmişti. Bu yüzden vicdanım rahat değildi. Kalbiyle ruhuyla saf temiz bir kız çocuğuna aşık olmuş kirli bir adamdım. Ondan uzak durmayı başarabilseydim bu vicdan azabım olmazdı.

O güzelliğini görmeden gözlerinde huzura erişmeden yaşayabilmek artık seçeneklerim arasında yoktu. Sadece kirli geçmişten tamamen arınmam ve olmamış gibi devam etmeliydim.

Bu kolay olacaktı. Çünkü ne zaman kokusunu alsam kendimi dünyanın en iyi adamı olarak hissediyordum. Ona sahiptim. Kalbine sahiptim. En önemlisi saf sevgisiyle hayatıma girmişti.

Bana her baktığında yeniden doğuyordum. İyi bir adam oluyordum. Ve sadece ona ait olduğumu hissediyordum.

•••

Merhaba iyi geceler ❤️

Asil'in hayatı için beklenmedik şeyleri öğrendik. Siz ne düşünüyorsunuz🤷‍♀️

Bu olay onu patlatır mı dersiniz 🙄

Biraz kaos gözyaşı olsun derseniz buyrun olağanüstü fikirlerinizi benimle paylaşın çünkü en anlamadığım konu kaos bilirsiniz hajskdk

Bir sonraki bölüm gecikebilir gecikmezse bittiği gibi de yayınlarım görüşürüüüz ❤️❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.