İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 32 · 11 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 32

32

•

Sabah sıcacık bir göğüse yaslı uyanmak paha biçilmez bir duyguymuş. Kıpırdandığım anlarda bedenimi saran kollar bollaşmıştı.

-"Günaydın."

İnsan hiç gülümseyerek uyanabilir mi?

Bu adam bana neler yaşatıyor böyle.

Teninin soludukça solumak istediğim köşesi olan boynuna dudaklarımı değdirerek uyanmayı reddettim. Çok mutluydum. Biraz daha böyle kalamaz mıydık?

-"Uyanmadım ki."Uykulu boğuk mırıltım göğsünde bir sarsıntı yaratınca tebessüm ettim.

Parmak uçları çıplak sırtımda boylu boyunca varla yok arası geziniyordu. Yaşadığım hiçbir gün böyle hislerin olduğunu bilmezdim. Fakat şuan bütün damarlarımda oluşan bir istek vardı. İstemsizce kadınlığım kasılırken soluklarım düzensizleşmişti.

Bu hale gelmemin utandırıcı bir yanı var mıydı emin değilim. Fakat kendime hakim olamıyordum. Sağlam dürtülerle vücut ısım yükselmeye başlamıştı. Kıpırdanarak hızlı soluklarımı boynuna vurmayı bıraktım ve dudaklarımı göğsüne doğru sürttüm. Sıcaktı. Fazlasıyla.

Tam bu anı yaşayabilmek..bu mucizevi hisleri öğrenebilmek için çok bedel ödedim.

Eğer aynı noktada karşılaşma şansımız olsaydı ben yine hayatımı feda etmeyi göze alırdım.

-"Bebeğim. Güzelim.." Başımı geriye çekip saçlarımı düzeltti ve dudaklarını dudaklarıma değdirdi.

-"Yanlış yerlerde geziyorsun."

Dudaklarını çekmediği için verdiği nefesi içime doldurdum ve iç çekerek dudağına uzandım. Çıkan sesler içimi gıdıklıyordu. Gözlerimi kapatarak elimi ensesine attım. Bacağını bacaklarıma dolamış bedenimi hareketsiz kılmıştı.

Yattığımız noktada kıpırdamadan dudaklarımızın hasret gidermesi için dakikalar geçirdik. Ateşi yüksek bir öpüşmeyle şefkatini eksik etmeden yüzümü okşuyordu.

Nefes ihtiyacıyla dudaklarından bir nefeslik mesafeyle ayrıldım.

-"Bütün gece kollarımda seni hissettim. Hayal gibiydin Lavin. Tamamen bana ait bir rüyasın." Dudaklarımda tadı varken nemli dudaklarına baktım. Uzanıp yanağıma uzun ve sert bir öpücük kondurdu. İçimde tutamayarak sessizce kıkırdadım.

-"Hemen tekrarını istemeyeceğini düşündüm. Ama sanırım sabah sabah benim gibi senin de canın çekmiş olmalı." Dilini dudağımda gezdirdiğinde soluğum göğsümde kaldı. Sesli bir nefes almak zorunda kalmıştım.

Beni sersemleştiriyor.

Aklım saniyeler içerisinde devre dışı kaldı. Sıcak bedenlerimiz örtünün altında yeniden birbirine sokulmuştu. Asil üstüme yerleşmiş göğüslerimin arasına yüzünü koymuştu. Minik minik öpücüklerle kalbimi hızlandırıyordu.

Birbirimize olan tutku dolu dokunuşlarımızla bir bütün olduğumuz o anlarda Asil'e sarılmış boyun girintisinde kendimi kaybediyordum.

Hissettiğim sızı,bana yaşattığı zevkin yanında çok sönüktü. Bacaklarımı okşayarak ağır ağır içimdeki hareketlerini devam ettiriyordu. İnlemekten dudaklarım kurumuş nefeslerim yetmez olmuştu.

Başımı geriye bıraktığımda dudağımı dudaklarıyla kavradı. Gevşeten bu öpücüğü beni içten içe daha da yükseltiyordu. Ellerimi sırtına atıp okşadım.

Öyle derin nefesler alıyordu ki göğsü inip kalktıkça onunla nefes alıyordum. Kendini sıkıyordu. Dakikalardır kadınlığıma gömülü haldeydi.

-"Asil.." Dudaklarından kopup dudaklarımı yaladım.

Bacaklarım aynı titreme ve zevk uyuşmasıyla karşı karşıyaydı. Haykırışlarım inlemelerim yükseldikçe Asil içimdeki darbelerinin sertliğini ve hızını arttırıyordu. Acımaya başladığı anlarda her girip çıkmasında kalçamı oynatıyor tırnaklarımı tenine batırıyordum.

Gözlerimin kaydığını nefeslerimin azaldığını hissettim.

Kıvrılmış bacaklarım güçsüzce koltukta düzleşti. Başım yana düşmüş kadınlığımda gerçekleşen sarsıntılarla gözlerim kapanmıştı.

Artık nefes almaya halim yoktu. Hırıltıları devam eden Asil boynumu öperek son bir kaç güçlü darbesini en derinlere ittirdiğinde gözlerim açıldı. Rahatlamasını boğuk bir sesle duyurdu. İçimden hızlıca çıkarak dün gecenin aksine üstüme boşalmadı. Bacaklarımı yana doğru ittirip kalçamın biraz aşağısına menilerini akıttı.

Gözlerim terden parlayan bedeninde gezindi. Gün ışığı altında birbirine karışmış tenlerimiz bir miktar utandırıcıydı. Fakat muazzamdı.

Asil'i böyle rahatlatabilmeyi ve zevkten gözünü karartmayı becerebilmek ruhumu okşuyordu. Sağlıklı bir erkekti. En önemlisi de harika bir adamdı. Ben yanında tecrübesiz toy bir kız kalıyordum.

Ama gözlerime öyle bir bakıyordu ki. Sanki kendini tutmasa bedenimi parçalayacak gibi.

Tutkulu şehvetli ve deli gibi seksi duruşu yüzünden zar zor yutkundum. Boşaldığı yerin üstüne altımızdaki çarşafın uç kısmını kapatarak kendini bacaklarımın arasına karnıma doğru bıraktı. Karnı bir nabız gibi atan kadınlığıma değerken elini göğsüme koyup usulca yoğurdu.

-"Sen beni böyle tüketirsin. Çalışmaya halim kalmaz."

Gülümsetti.

Yorgun yüzümde beliren gülümsemeyi silmeden saçlarının arasını öptüm. Onu çok seviyorum çok.

-"Keşke hep burada kalsak."diye mırıldandım istemsizce.

Bu kulübe bizim dönüm noktamız olmuştu.

Yüzünü yüzüme çevirdi.

-"İstediğin zaman tekrar geliriz. Artık gitme vaktimiz geldi." Belimin iki yanına ellerini koyarak yüzüme doğru eğildi. Öpülmek için can atan dudaklarımı acele etmeden yavaşça öptü. Çekildiğinde yüreğim bile titriyordu.

Belime sarılarak beni de kaldırdı.

-"Sen sürekli kalktın mı?"diye sorarken pembeleşmiş yanaklarımla iç çamaşırımı giyiniyordum.

Pantolonunun fermuarını çekip başını salladı. İki çekmeceli dolaptan bir tişört çıkarttı ve başından geçirdi.

-"Gece soğuk oluyordu. Üşürdün."diyerek yanıma geldi başımın üstünü öptü.

Yani bütün gece uyanarak sobayı yanık halde tutmuştu. Üzülmeden edemedim. Bir yanım ise beni böyle güzel düşündüğü için mutlu olmuştu.

Galiba ona hayran kalmadığım tek bir gün olmayacak.

Sessiz bir soluk alarak sütyenimi giyindim ardından hızlıca kazağımı üstüme geçirdim. Kulübeyi bir hayli dağıtmıştık. Etrafta pantolonumu ararken gözüm koltuktaki çarşafa kaydı. Belli belirsiz tonuyla beyaz çarşafta görünen lekeler tenimin ısısını çoğalttı. Hızla gözlerimi kaçırdım.

Yerde duran pantolonu almak için eğileceğim esnada belime sarılarak ayaklarımı yerden kesen adama sesli bir gülücük attım.

Kalçamı avuçlayınca düşmemek için boynuna sarıldım.

-"Ağrın var mı güzelim?"

Durmadan soracaksa ben utançtan ölürdüm ki!

-"Biraz."diye kısık tonda söyledim. Aslında vücudum bütünüyle ağrıyordu. Bana kalsa uzun süre yatmaya devam ederdim. Gecenin yorgunluğu vücuduma sinmişti.

-"Evde güzel bir kahvaltı yapalım. Sonra gün boyunca dinlen olur mu?"demiş dudağıma buse kondurmuştu.

Ensesini okşarken uzanıp yanağını öptüm ve uzaklaşmadan omzuna başımı koydum.

-"Sen?"diye çekinerek sordum.

Ayakta durmaya son veri. Kenardaki sandalyeye oturunca kucağında onunla oturdum.

-"Bugünü seninle geçirmek isterdim ama bir görüşmem var güzelim. Bağları ziyaret etmek için bir müşteri gelecek. Biliyorsun ihracat işleriyle uğraşıyorum."

Salladığım başımda yanaklarımı kavrayıp kendine çekince tebessüm ettim. Yanaklarımı birer birer öptü.

-"Akşam da bir davete katılacağım. Erken gelmeye çalışırım.

Davet mi? Asil ve davet?

O taşra görüntüsüyle aklımı yerinden çıkartan adamı bir salon beyefendisi görünüşüyle hayal edemedim.

-"Hımm..davet demek?"diye mırıldanırken dudaklarım yine dudaklarıyla buluşmuştu.

-"Sende benimle gelmek ister misin?"

Kaşımı havaya kaldırıp sırtımı dikleştirdim ve ellerimi göğsüne koydum.

-"Sanmıyorum..kalabalık yerler...bildiğin gibi."

Düşündüğümde onunla bir şeyler yapmak çok güzel olurdu. Yanında yer almak. Ona sahip olmak. Yapamazdım ki gidemezdim.

İçimden kopup gidenleri yüzüme hiç yansıtmadım.

-"Zamanla o konuyu da halledeceğiz güzelim sorun yok."

Boynuma derin yakıcı bir öpücük kondurarak sandalyeden kalktı. Kısa sürede üstümüzü giyinmiş kulübeden ayrılmıştık.

Opal'in üstünde gitmek ise adeta eziyetti. Asil her ne kadar beni kucağına almak istese de at çiftliğine o halde gidemezdim. Dişlerimi sıkmış yolun sonunda Asil'in yardımıyla Opal'in sırtından inmiştim.

Ofisten çantamı alarak arabayla çiftliğe döndük.

Beni bekleyen korumalarım avludaydı. Araba sesine halam kapıyı açtığında Asil'e veda etmek üzereydim.

Bakışları halama kaydı. Halam gülümseyerek baktı.

-"Günaydın. Kahvaltı yaptınız mı?"diye sordu.

-"Günaydın hala."dedim demesine ancak yüzüm ve sesim ne kadar normalse içim bir o kadar kötüydü.

Sevişmek dışarıdan anlaşılır mı?

Hah saçmalıyorum.

Asil düşüncelerimi görse muhtemelen benden koşarak kaçardı.

-"Yapmadık henüz."dedim sorusunu yanıtlayarak. Birlikte yapma planımız vardı elbette.

-"Sakine hazırlıyor buyrun gelin sizde Asil bey."

Düz ifadesiz yüzünü halama çevirdi.

-"Teşekkür ederim başka zaman mutlaka geleceğim." Dudaklarım haliyle düz çizgi halini aldı. Ayrılıyor muyduk?

-"Pekala nasıl isterseniz."dedi halam ve beni beklediğini belirterek içeri geçti.

Yanımda duran adama döndüm utana sıkıla beline sarıldım. Sanki az önce aynı yerde çırılçıplak değilmişiz gibi utanç hissediyordum.

-"Sonra görüşürüz."dedim ve kısa sarılmayı keserek geri çekildim.

Alnıma dudaklarını bastırıp yanağımı okşadı.

-"Görüşürüz güzelim."

Daha farklı ve sıcak bir veda bekliyordum. Maalesef olmadı. Asil sadece baş başa olduğumuz zamanlar aşık bir adama dönüşüyordu. Tuhaf bir şey.

Yanağımın içini ısırarak kalbimi heyecanlandıran bedenine,yüzüne son kez göz gezdirdim.

Eve girdiğimde halamın bahçede olduğunu Sakine hanımdan öğrendim. Bu elime geçen iyi bir fırsattı. Hemen duş alıp kahvaltıya katılacağımı söylemiş koşarak üst kata çıkmıştım.

Kesinlikle güne başlamak için duşa ihtiyaç duyuyordum.

Normal şartlarda bedenime kokusu sindi diye duş almak istemezdim. Fakat yaptıkları yaşattıkları duş gerektiren eylemler olmuştu.

Seviştik biz değil mi?

Ah tanrım muhteşemdi.

Al al yanaklarıma aynada bakmadan direkt suyun altına girdim.

Asil

Uzaklaşan arabadan gözlerimi çekip eve geri döndüm.

-"Kahve ister misin beyim?"

Merdivenleri çıkarken başımı salladım. Saatlerdir çalışma odasına girmiş bir türlü çıkamamıştım.

-"Takımım hazır mı?"diye sorarken peşimden geldiğini bildiğim için dönüp bakmadım.

-"Hazır tabi beyim.Ütüsünü de tekrar yeniledim."

Odama girerek tişörtümü çekip çıkarttım.

-"Banyoyu hazırlayayım isterseniz."

-"Çıkabilirsin Hanife." Pantolonumu indirdikten sonra odadan çıkmasıyla küvetin suyunu açtım. Ağırmaya devam eden başımı ovuşturmayı sürdürürken aklım Lavin'e gitmişti.

Gerçek anlamda büyük bir aptallık yapmıştım.

Lavin eğer bu yaşadığımız birliktelikten dolayı kendisini bana bağımlı hissederse,gün gelip pişman olursa bu gerçeğin altından nasıl kalkardım bilmiyorum.

Yani nasıl böyle bir iradesizlik yapabilirdim? Hayatında hiç ilişkisi olmamış bir küçük kız. Aramızdaki çekimin güçlü olduğunu inkar edemezdim. Lavin ne kadar kapıldıysa bende bir o kadar kapılmıştım. Ama ben buna engel olabilecekken mantığımı devredışı bırakmıştım. Bunun büyük sebebi elbette Lavin'di. Ona olan deli gibi tutkum.

Kısaca benim iradeli olup durdurmam gereken yerde ilk kaybeden olmuştum.

Karar verilmesi için erken bir karardı. Genelleme olarak değil söz konusu Lavin olduğundan dolayı erkendi. Onun hayatı için ben bunu yapmamalıydım. Önceliği hayatını kurmak olmalıydı ve ben müdahele etmiş gibi hissediyordum.

Ayakta dikilmeye son verip uzun denecek sürede küvetin içinde dinlendim.

Hayatımın muhtemelen en iyi yorgunluğunu yaşıyordum. Karşılaştırma yapabileceğim hiçbir tecrübem yoktu. Bilmiyorum ama galiba ona dokunurken bütün ruhumla dokunduğum için böyle eşsiz bir şey yaşamıştım.

-"Asil bey?"

Havluyu belime dolarken nefesimi üfledim.

-"Ne var?"

-"Telefonunuz çaldı."

İlerleyip kapıyı açtım ve elinden telefonumu aldım. Kaan'ın aradığını görünce açmadan banyoya ilerledim.

Dün geceden tamamen arınmış banyoda gelişi güzel saçımı kurutmuştum.

Kaan gereksiz sorgu suale gireceğinden ona dönmedim. Biraz merakta kalsın.

Bu tür davetlere katılmak tarzım değildi. Ancak söz konusu Kaan'ın ısrarı olunca ve davet değer verdiğim bir kadına,annesine ait olmasından dolayı katılıyordum.

Pantolonu bacaklarımdan geçirip beyaz gömleği de giyindim. İlikledikten sonra yakasını düzelttim ve ceketi üzerime geçirdim.

Açıkta duran bir kaç düğmeye aynadan bakarak öyle kalmasına karar verdim. Ayakkabıları giyerken Kaan tekrar arıyordu.

Yataktan alıp diğer elimi cebime soktum.

-"Söyle."

-"Niye açmıyorsun lan şerefsiz?"

-"Müsait değildim." Ses tonuma onu sinir etmenin keyfini yansıtmadan aynadan son kez saçımı düzelttim.

-"Başlarım senin müsaitliğine. Gelsene oğlum az sonra Zeynep ailesiyle gelecek. Duramıyorum yerimde stres oldum."derken de duramadığını anlıyordum.

-"Hem çoktan seni konuşmaya başladılar. İyi malzeme oldun."

Attığı kahkahaya göz devirdim. Cüzdanımı ceketimin iç cebine koyduktan sonra az olacak şekilde parfüm sıktım.

Uzun süredir etkilemek istediği kadının karşısında da böyle gevşek olacak mı merak içindeyim.

-"Gelmemem için söylüyorsan..?"dedim sinirlenerek. Konuşulmak en son istediğim şey olsa bile maalesef dahil olmaktan kaçındığım bu çevrenin en sevdiği şey konuşmaktı. Bir de kim olduğumu hemen hemen herkes biliyordu. İlgilerini çekiyor merak uyandırıyordum. Halbuki ben geçmişi tamamen geride bırakmaya yıllar önce karar kılmıştım.

-"Saçmalama oğlum hadi çık. Dağdan iniyorsun ancak yetişirsin."

Konuşmayı sonlandırdığımda hemen peşinden annem aradı. Davete katılacağımı duymuş teyit etmek istemişti. Sanki çok mühimmiş gibi.

Merdivenleri inerken kapının önüne Hanife geldi. Kapıyı açmadan ellerini açmış bir şeyler mırıldanıyordu. Son basamaktayken ensemdeki elimi indirdim.

-"Maşallah Allah'ım nazarlardan gözlerden korusun."

Gözlerimi kısmış yaptığına bakıyordum. Kısa boyuyla dibimde durmuş ceketimde olmayan tozları giderdi.

Başımı bıkkınca sallayıp göğsümü şişirdim.

-"Bir nazar duası okusaydım?"

Ciddi yüzüne öylece baktım. Tersime yakınlaştığını hissetmiş olmalı ki gergince güldü.

-"Ay beyim kızmayın. Vallahi göze gelirsiniz."

-"Abartma Hanife. Siz de erken çıkın."dedim dış kapıyı açtım.

Hava kararmak üzereydi. Tam şu sıralar biraz dinlenmek bana iyi gelecekken evimden çıkmak sinir bozucuydu.

-"Şuradan sigaramı versene."dedim geriye bakmadan. O aramaya gittiğinde arabanın kilidini açtım.

Kısa bir an avluyu saran gereksiz adamlara göz gezdirdim. Sonra Luna'nın bilindik keyif dolu havlamasını duydum. Ardından baş döndürücü hoş kahkaha.

Başımı çevirip iki evin arasına doğru baktım. Duvarın kenarından Luna'nın peşinden avluya çıkan küçük tatlı sevgilimi gördüm.

Dalgalı saçlarını yüzünden çekerek geriye savururken batan güneş ışıklarında nasıl bir görüntüye sahip olduğunu bilmiyordu. Kehribar gözleri yine aynı ışığında mutlulukla parlarken beni gördü.

Güzel bacaklarını açığa çıkaran kısa bir elbise giyinmiş üstüne ona fazlasıyla bol gelen bir hırka geçirmişti. Çok fazla sevimliydi.

Gülen yüzünde gülümsemesi küçüldü. Tatlı bakışlarına eşlik eden hızlı soluklarını dizginleyip bacaklarına dolaşan Luna'dan sıyrıldı.

Elim gömleğimin düzeltmekte olduğum kolunda kalmıştı. İndirip bedenimi ona çevirdim.

Yanıma yaklaştıkça gözümde canlanan pek de hoş olmayan görüntüler var. O küçük bedeninde zevkten delirdiğimi bilmek artık bu hisse sahip olmak beni başka bir adam yapacaktı. Bu çok belli.

-"Buyur beyim."

Hanife sağımda belirince ona bakmadan önüme uzattığı paketi aldım. Hızlıca eve geri gitmişti.

-"Gidiyor musun?" Hala benden çekiniyor. Hala...

-"Yol uzun. Erken çıkıyorum."Benden bağımsız dudaklarım kıpırdandı. Yine güzel yüzü beni kolayca dağıtmıştı.

Dudağımda usulca dilimi gezdirip başımı eğdim.

Şuan hareketlenmenin hiç sırası değil.

-"Baya önemli bir davet sanırım." Beni incelediğini gördüm. Kıskanç ufaklık.

Kollarını göğsünde bağlarken elbisesinin yakası süt gibi duran göğüs oluğunu açığa çıkarttı. İç çekmeden önce nefes alamadım.

-"Pek değil."diye mırıldanırken ona doğru bir adım attım.

Tenine bu kadar kısa sürede hasret kalmamalıyım.

-"Bir de olsaydı nasıl gidecektin kim bilir?"

Duymadığımı sanarak etrafa bakmış söylenmişti. Gülümsedim.

Yanağını kaşıyarak kollarını çözdü.

-"Git madem geç kalma." Arkasını döneceğini anladığımda refleks olarak bileğini tuttum kendime çektim. Aynı anda içimde yanmaya başlayan harlı ateşi söndürme isteğiyle dudaklarına uzandım.

Baldan yapılma olduğuna emin olarak tatlı dudaklarını bir kaç saniye öptüm. Kimsenin bakmadığını bilerek yapmıştım ama yinede kızaran yanaklarıyla içimden eğlenmeden edemedim.

-"Aklım burada seninle kalacak güzelim."Dudaklarımı dudaklarından çekmeden mırıldandığımda ellerimin altında titreyişi muazzamdı.

Minik ellerini göğsüme koyarak aramıza mesafe koydu.

Bir dakika önce saniyelik bile olsa onu etkilememişim gibi hızlıca uzaklaşmasını duygularının yoğunluğuna verdim.

-"Bence aklın başında olsun. Lazım olacak çünkü."

Düz çizgi halinde duran dudaklarım neredeyse sırıtma denecek şekilde kıvrıldı. Hatta dayanamayarak küçük bir kahkaha attım.

Ben güldükçe onun kaşları çatıldı. Ufak tefek bedeninde oluşan sinirin ne kadar gülünç durduğundan habersiz öfkesini gösteriyordu.

-"Gülmesene Asil. Komik mi? Ne çok neşelisin?"

Bütün keyfim ve dediği gibi neşem ondan ibaretti farkında değil mi?

-"Gülmüyorum güzelim kızma." Dudaklarımı zar zor birbirine bastırıp yüzünü kavradım ve güzel kokulu saçlarını öptüm.

-"Sende fazla sinirlisin sanki?"demekten kendimi alamadım.

Komik olan şu ki,beni kıskanmasından hiç almadığım kadar zevk alıyorum. Kalbinde böylesine yer edinmek göğsümü ısıtıyordu.

-"Hiç de bile." Omuz silkerek yine uzaklaştı. Suratındaki hoşnutsuzluğa içimden gülmeye devam ettim.

-"Bunu geldiğimde tekrar konuşalım."dedim.

Yalnızca başını salladı. Gönülsüz görünüşü yüzünden istemeyerek gidiyordum. Son kez yüzünü avuçlayıp alnını öptüm ve arabanın kapısını açtım.

Önce ceketimi çıkarttım yan koltuğa attım ardından koltuğa yerleşip yerde duran ayağımı içeri soktum. Hala güzel gözleri üstümdeydi. Hafifçe başımı eğip elimi kaldırdım.

-"Görüşürüz güzelim."

-"Görüşürüz."dedi düz bakışlarıyla.

Arabanın kapısını kapatıp kontağı açtım.

Sorunsuz gidip gelme planım olan daveti en az hasarla geride bırakmak ise tek şansım olacaktı.

•••

Selam millet 🌸

Biraz rahatsızım yazamayacağımı düşünüyordum ama pes etmeyip yattığım yerde tamamladım.

Bölümü beğendiniz miiii?

Bölüm sonu

2 yorum