Yetişkin içerik 🔥
•
Soba sönmeye yüz tutmuş,aralık kapıdan içeriye sızan soğukla kollarım buz gibi olmuştu. Birlikte ısıttığımız yorganın altı az önceki kadar eşsiz hissettirmez olmuştu.
Yorganın üstünden kendime doladığım kollarımı içeriye soktum ve arkama bir yastık sıkıştırdım. Çıplak vücudum hala yaşadıklarını sindirememiş güçsüzce yorgun hissettiriyordu.
Sigara kokusu kesildi. Verandanın ahşap zemini adım seslerini duyurdu,sessizce içeri girdi. İlk başta karanlığa karışmış bedenime baktı. Sonra gözleri köz halinde kalan sobaya baktı. Yeniden kapıyı açmış odunlarla geri gelmişti.
Kulübenin alevlenen ateşin ışığıyla aydınlanması uzun sürmedi. Gerilmiş kaslarında göz gezdirirken kapıyı kilitlemiş küçük lavaboda ellerini yıkamaya gitmişti.
Omuzlarıma kadar çektiğim ince yorganı indirip göğüslerimi kapatacak şekilde tuttum.
-"Giyinmedin mi hala?" Derken?
Ters tavrı kırılmamı sağlarken gözlerimi kırpıştırdım.
-"Ne?"diyebildim.
-"Giyin gidelim."
Neydi bu üslubunun kırıcılığı?
Aklımdan türlü türlü şeyler geçti. Bütün olumsuz senaryoları tahmin etmeye çalışıyordum ama yinede bu davranışında mantık bulamıyordum.
Dilimi ısırmış konuşmamak için kendimi olabildiğince sıkarken ayaklarımı koltuktan sarkıttım. Örtüyü göğüslerime bastırmış ayağa kalkacak gücü arıyordum.
Önümde duran adımlarla eğik duran başımı kaldırdım. Bir anda çıplaklığımı örttüğüm örtüyü çekerek belimden tuttu ve ayağa kaldırdı. İki eliyle belime sarılmış boynuma başını yerleştirmişti.
-"Sadece sana zarar vermek istemiyorum. Kendimi kaybettim. Daha çok küçüksün." Saçlarımı öpüp kendi kendine konuşmayı sürdürdü.
-"Özür dilerim. Bir daha bana izin verme. Ne olursa olsun...sana böyle dokunamam izin verme. Küçüksün..masumsun."
Üstüme ağır gelen duygularla vücudumdan soğuk bir akım geçiyordu. Midemin kasıldığını hissettim.
Ben muhteşem bir an yaşamıştım. Şimdi onun böyle konuşması aklımı karıştırıyordu.
Heyecan ve öfke birbirine girdiğinde içinden çıkılmaz olurdu. Bende şuan heyecanımı içime gömmüş yaşattığı hayal kırıklığıyla öfke dolmuştum.
Yutkunarak çıplak göğsünü ittim.
-"Sen..senin bu davranışlarının tutarsızlığı benim sinirlerimi bozuyor!"diye bağırdım. Ağladı ağlayacakken ona arkamı dönerek mecburen koltuğa sindim ve vücudumu örttüm. Ellerimi saçlarıma geçirmiş hızlı soluklarla gözlerimi kapatmıştım.
-"Ne istediğini hala bilmiyorsun! Beş dakika önce dünyanın en mutlu insanıydım. Şimdi gelmiş neler saçmalıyorsun! Madem aklın sana oyun oynuyor bari gözlerime bakarak gerçeği gör!" Ellerimi çekerek ona haykırdım.
Delirtiyordu beni.
Bu çıkışımı beklemiyordu. Gözlerinin arkasında olan tutarsız kişiliği yine kendini kapattı. Usul usul yanıma oturunca örtü ağırlığı altında kalıp göğüslerimi açmıştı. Hiç umursamadım. Göğsüm inip kalktıkça benim ağlamam burnumun ucuna geliyordu.
-"Kafam karışıyor. Özür dilerim."
Nefesimi üfleyip saçlarımı geriye savurdum.
-"Karışıyor olması bana bunu yaşatacağın anlamına gelmiyor. Çırılçıplak seni bekliyorum ben. Gelip yüzüme bakmıyorsun! Burayı terk etsen daha az canımı yakardın."
Ağlayacağımı sesimin boğuklaşmasıyla anlayarak sustum. Bana ne olmuştu bilmesem de içimi dökmek sanırım iyi gelmişti.
-"Giyinmem için beni yalnız bırakır mısın?" Daha kısık tonda rica ederek omuzlarımı dikleştirdim.
Asil yanımda boynu eğik ona saydırmalarımı dinlemiş bu ricam üstüne ise başını kaldırmıştı. Ayağa kalktığında gideceğini düşünerek neredeyse hıçkırıklara boğulacaktım.
Ancak o pantolonunu sıyırarak beni şaşırttı. Bedenimi yana doğru itti ve küçük boşluğa yan şekilde uzanırken beni kolayca yatırarak bedenime sarıldı.
-"Bırak lütfen. Ben yoruldum gitmek istiyorum." Kollarını ittirmek için çırpındıkça gözlerimden istemsizce yaş süzülüyordu.
Ensemi tuttu yüzümü göğsüne yasladı. Diğer eliyle üstümüzü örttüğünde onu ittirme çabalarım devam ediyordu.
-"Lavin beni dinle. Özür dilerim. Sana öyle hissettirmek istemedim. Ben sadece...beynimi sikeyim! Öyle saçmaladım. Bedeninin masumluğu temizliği beni suçlu hissettiriyor. Sanki sana zorla dokunmuşum gibi suçlu hissettim. Özür dilerim. Gidelim dedim çünkü seninle baş başa kaldığımda hiç iyi niyetli düşünemiyorum."
Çıplak bedenim ellerinin altında gevşemiş olsa bile çok kırılmıştı. Bırakmayacağını biliyordum. Bu yüzden titrek bir iç çekişle ona sırtımı döndüm. Koltukla arasında yan yatarken elini karnıma doladı.
-"Sevgilim.." Burnunu yanağımı bastırıp dudaklarını değdirdi.
-"Özür dilerim."
Hayır Lavin yumuşama.
-"Beni anlamanı istiyorum. Her an seni üzmemek için düşünürken daha da batırıyorum. Kendime engel olamadığım için yine kendime kızarken sana yansıtıyorum. Hayatımın en güzel gecesi küçüğüm."
Benimde öyleydi. Bozana kadar.
-"Konuşmayacak mısın benimle?" Omzuma bastırarak sırt üstü yatırdı. Kendisi dirseğinden destek alarak yükselmiş yanağımı tutmuştu. Saçlarımı düzeltip şakağımı okşadı.
Ona küsemiyordum ki.
Küsersem kaybedermişim gibi hissediyordum. Ben babama bile hiç küsememiştim.Ama bunu bilmesine gerek yoktu.
Gözlerimi tavandan ayırmadan tepkisizliğimi sürdürdüm. Yanağımı öpüp başını omzumun üstüne koydu yattı. Geniş omuzları ve göğsüyle öyle can alıcı duruyordu ki istemeden de olsa durmadan vücudunu inceliyordum.
Biraz daha sokularak kollarını belime doladı.
-"Bazen gerçek olmadığını sanıyorum. Yada bir rüyada olduğumu. Öyle gerçek dışı bir güzelliğin var ki sana sahip olduğuma inanasım gelmiyor. Senin beni sevebilme ihtimaline de.."
Mırıldandığı cümle üstüne kaşlarımı çatıp kıpırdandım.
-"Şimdi de sevgime mi laf edeceksin?!"diye çıkıştım.
Halime minik bir gülümseme sunarak çenemin köşesini öptü ve biraz daha aşağı kayarak çıplak göğüslerime yattı.
-"Hayır. Sen bana baktığın zaman kendimi senin gözlerinde görüyorum. Kalbinin yansıması gibi. Ve oraya hakim olduğumu da biliyorum. Tıpkı senin bendeki yerin gibi güzelim. Çok güzeller..yumuşak..süt gibi beyaz."
Ilık nefesi meme ucumu sertleştirdiğinde konunun dönüp dolaşıp nereye geldiğine şaşırdım. Saniyesinde kadınlığım kasılmıştı.
Bu cinsel istek böyle sonsuz bir şey mi?
Dilini bastırarak pembelikte gezdirdiği an inleyişim bana ihanet etti. Dudağımı ısırarak belimi havalandırdım.
-"Yapma."dedim yap dercesine.
Bir eli sırtımla yatak arasında dururken diğer elini karnımdan bacaklarımın arasına kaydırdı. Refleks olarak bacaklarım aralanmıştı. Utanarak söylüyorum ki kadınlığım ışık hızıyla ıslanmıştı.
Kuruyan dudaklarımı yaladım. Yine aynı muhtaç his bedenimi sardı. Soluk soluğa yapacaklarını bekliyordum.
-"Lavin."
Diliyle damağı arasına sıkıştırıp emmeye başladığı göğsüm bana zevk dolu anlar yaşatıyordu. Diliyle meme ucumu ağzına dolu dolu sıkıştırıp çekiştirerek başını kaldırırken üzerime çıkmıştı. Gölgesi altında kirpiklerim arasından yüzüne baktım. Bakılası..tapılası yüzü.
-"Bana ne yaptın bilmiyorum ama...öl desen ölürüm." Dudaklarımı kavramadan hemen önce söyledikleriyle az önceki kırgınlıklarımı unuttum.
Asil'in içini,söylemek istediklerini ve asıl hissettiklerine dair inancım tamdı. Tereddütleri vardı çünkü normal bir insan değildim. Benim çok kolay kırılıp dağılacağımı düşünüyordu. Bu yüzden hep kendini suçluyordu. Sadece ben bunu yaptığı için kırılıyordum. Onu da öğrenecekti.
-"Teslim oluşuna bile..bitiyorum." Burnunu göğüs oluğuma dayayıp sesli bir soluk aldı.
-"Elimin altında nasıl güzelsin bir bilsen."
Aralanan dudaklarımı saçlarının arasına bastırdım. Öpüp elimi ensesine koydum ve sırtına kaydırarak tırnaklarımı gezdirdim.
Başını kaldırmış bedenini biraz daha bedenime hizalamıştı. Cüsse farkımız hatrı sayılır ölçüdeydi. Altında kayboluyordum. Ve bu halimize karşıdan bakarak hayran kalmak isterdim.
Ellerimi aramıza sokarak şekilli göğsünde karnında dolaştırmaya çıkardım. Ruhumla birlikte beni yönlendiren şehvetim doğrultusunda parmak uçlarım iç çamaşırının kalın lastiğinde gezindi.
Boğuk bir inleme çıkarttı.
-"Güzelim. Ah Lavin içine girmezsem ölecek gibiyim."
Çıplak kadınlığıma sertliğini öyle bastırmıştı ki başımı geriye atarak inledim. İsteğimle başa çıkamıyordum.
-"Asil..."
İçimde damarlarımda dolaşıp beynimi dolduran isteğe dayanamıyorum. Durmadan dizlerimi kırıp yeniden uzatıyor tekrar kırıyor ve yana aralıyordum. Hareketlerim şuursuzca hızlıydı. Bedeninin her noktasında ellerimi gezdirerek istemsizce sıkıyordum.
Kendini bastırıp çektikçe bedenim sallanıyordu. Yetmiyordu işte!
Lanet olsun.
Yutkunarak tırnaklarımı omuzlarına geçirdim.
-"Sikeyim! Yapma kızım!"diye acıyla inledi.
Gözlerim çok önceden kapanmıştı. Aralık dudaklarıma saldırarak deli gibi bir öpüşmenin başlangıcını yaptı. Dilim diliyle karışmış dudaklarım uyuşana dek kendimi ona sunmuştum.
Ayrıldığında boğazımı yakan bir soluk aldım.
Alelacele şekilde dizlerinin üstüne kalktı. Bacaklarımın arasında durduğu için tam olarak meydanda denebilecek kadınlığıma gözleri kaydı. Gözlerini kapatıp verdiği solukla omuzlarının düştüğüne şahit oldum. Bir şeyler mırıldanmış resmen kendinden geçmişti.
Ateşin yaydığı kızıllık tenimi sararken bir yanım utançtan kızarmıştı.
Saniyeler içinde gözlerini açıp fevri haline döndü. Aynı saniyelerde üstünden düşen son parça boxer oldu. Son anda gözlerimi tavana dikmiş o kalp sağlığı düşmanı görüntüye bakmadım.
Bir kaç hışırtı sonrası yeniden üzerime konumlandı ve örtüyü beline kadar çekiştirdi.
-"Lavin. Tam şuanda kalkıp gidebiliriz. Aksi halde seni bu halde asla bırakamam."
Belimden doğrularak ellerimi boynuna doladım ve dudaklarına uzandım. Geriye yatarken sağ bacağımı kalçasının üstüne uzattım. Sabit tuttuğu mesafe kasıklarımız arası sıfıra inmişti.
Belki de dışarıdan bile duyulacak yükseklikte iniltimiz çıkmıştı. Tahminimden daha fazla sert olan uzvu yapışkan bir sıvıyla kaplı kadınlığıma dayanmıştı. Titreyerek kalçamı hareket ettirdim.
Bedenlerimiz ateş parçasına dönmüştü. Terli göğsü göğüslerime çarparak sürtünürken dudaklarımdan koptu ve alnını alnıma yasladı.
-"Durabilirim. Çok zor ama yapabilirim. Lütfen emin ol."
Hala iki dudağım arasından çıkacak söze bakıyor olmasına tebessüm ettim. Yüzünü okşayarak başımı aşağı yukarı salladım.
-"Seni istiyorum."diye fısıldadım. Sesimden bile zevk akarken nasıl dur derdim?
Dudaklarını dudaklarıma bastırıp derin bir soluk aldı.
-"Seni seviyorum."
Verdiği karşılığa birlikte gülümsedik. Terden parlayan tenine sarıldım.
Sertliği hala durmadan kadınlığımın girişinde oyalanıyordu. Durup durup sürtünüyor hafif darbelerle soluğumu kesiyordu.
-"Canın yanabilir." Alnını yastığa yaslayıp kulağıma fısıldadı. Başımı ona doğru çevirince dudaklarıma kısa bir öpücük kondurdu.
Kasığımı tutarak bacaklarımı biraz daha araladı. Kalbim ağzımdan çıkacaktı sanki. Hiç korkmuyordum. Asil'e öyle çok güveniyordum ki sadece yaşayacağımız o eşsiz anı bekliyordum.
Birbirimize tamamen ait olacaktık.
-"Korkma. Kendini sıkma." Parmaklarını kadınlığımda gezdirirken bile bacaklarım uyuşuyordu. İnleyerek dudaklarımı ısırmıştım.
-"Evet gevşe. Yeterince ıslaksın..."
Islak olmam iyi bir şey miydi onu bile bilemeyecek haldeydim.
Elini çekti. Okşayan parmaklarının yerini sert uzvu aldı. Eliyle kadınlığıma doğru yaklaştırıp hafifçe bastırdı.
Ayak parmaklarıma dek kasılınca durdu. Nefes alamadım. Hala korkmuyordum sadece...tedirgindim.
-"Sakin ol sevgilim." Omzumu öpüp yeniden kalçasını oynattı.
-"Hazır olmanı bekleyeceğim. Korkma. Canın yansın istemiyorum. Gevşe kasılma." Nahif mırıldanmaları kendimi rahat bırakmamda yardımcı oldu. Boynumu öpe öpe resmen ses tonuyla tenimi okşamıştı.
Gevşediğimi hissettiğinde iki eliyle ellerimi kavrayıp başımın gerisine sabitledi. Büyülenmiş gözlerim gözlerindeydi. Gözünü hiç kırpmadı.
-"Yavaş olmak isterdim ama acısı hemen geçsin diye şimdi yavaş olamam güzelim."
Başımı belli belirsiz salladım. Her şey saniyeler içerisinde gerçekleşti.
Erkekliğini sertçe ittirerek acıdan gözlerimi kapatmama neden oldu. Acıyla çıkarttığım inleme onu korkutmuş olmalı ki kıpırdamadı.
Vajina kaslarım uğradığı etkiyle sıkışıp açılırken yoğun bir sızlama hissediyordum.
Ve müthiş bir doyum.
-"Geçecek. Özür dilerim. Kendini çok sıkıyorsun. Ah...Lavin..beni öyle bir hale getirdin ki şimdi boşalabilirim. Hareket edeceğim biraz acıyabilir."
Vajinam acılı travma sürecini atlattığı dakikalarda Asil içime tam olarak yerleşmiş erkekliği nedeniyle durmadan inliyor sık sık dinlenme ihtiyacı duyuyordu.
Gevşemenin önemini neyseki uzun sürmeden anladığımda sadece heyecandan kendimi sıkıyordum.
İçimde hareket ettikçe zevk çığlıklarım kısık kısık dudaklarımdan kaçıyordu. Neredeyse koltuktan düşecektim. Asil belimi kavramış beni sabitlemişti.
Yalnızca beş dakika daha içime yaptığı sert darbelerini sürdürdü. Bacaklarım yoğun bir titreme sonrası dümdüz oluverdi. Adeta vücudum tükenmişti.
Asil tam üstümde dişlerini sıkmış kasılmış yüzüyle tepkilerimi izlerken gözlerim kapandı. İçimden bir şeylerin aktığını hissederken hala sert uzvu tarafından zevk saldırısına uğruyordum.
Hassaslaştıkça inlemelerim çoğalmıştı. Vücudum o boşluğa süzülmüştü ve bir süre o anın tadına varmak istiyordu.
Kalın erkeksi inlemesi gecikmedi. Hızlıca içimden çıkmış karnıma doğru kendini bırakmıştı.
Bu yaptığına içten içe şok oldum. İri iri açılmış gözlerimle ona baktım. Bedeni muazzam görünüyordu. Kasları şişmiş soluklarıyla hızla inip kalkıyordu.
Sonra eliyle kavramış olduğu erkekliğine gözüm kaydı. Tanrım!
İlk defa gördüğüm bu şey yüzünden dudaklarım aralık kaldı. Tıpkı bedeni gibi iriydi. Ah bana bir şeyler oluyor.
Az önce o içimde miydi?
-"Üzgünüm bunu yapmak zorundaydım." Son damlasına kadar düşürdüğü sıvısına bakarak nefesini sertçe verdi. Sonra yere eğilip gömleğini aldı ve karnımı kabaca temizledi.
Gömleği yere attığı gibi yorgun bedeni üstüme devrildi.
Çıplak bedenlerimiz tatlı bir yorgunlukla çevrelenmişti. Ne yaşadığıma nasıl muhteşem bir ana şahit olduğuma inanamıyordum.
Beni ezmemek için hafif yan döndüğünde sesli soluklarımız odada yankı yapıyordu.
-"Tarifsiz bir şey yaşadım."diye fısıldadı. Tam olarak aynısını düşünüyordum.
-"Canın yanıyor mu?"
Utanarak başımı olumsuz anlamda salladım. Gevşek bedenim kendini serbest bırakmıştı. Toparlanıp yan döndüm. Heybetli vücuduna yer açılınca ona döndüğüm sırtımı öperek beni göğsüne döndürdü.
-"Doğruyu söyle güzelim. Yanabilir."
Yanağımı göğsüne sürtüp gözlerimi yumdum.
-"Acımıyor. Biraz sızlıyor o kadar."dedim mırıldanarak.
Saçlarımın arasını öptükten sonra üstümüzü örttü.
-"Aşığım her şeyine,her noktana,her hücrene."
İster istemez başımı geri çekerek ona baktım. Gözleri capcanlı bakıyordu. Çenemi kavradı ve dudaklarımı öptü.
-"Daha çok canın yanacak küçüğüm. Çünkü ben sana hiç doymayacağım. Ve..içinden çıkmamaya dair yeminler edebilirim."
Gözlerimin irileştiğini görünce dişlerini göstererek gülümsedi. Hızla üstüme çıktığı zaman benimle alay ettiği için göğsüne vurdum.
Ağırlığını vermeden üstümde duruyordu. Tek yaptığı göğüslerimi nazikçe şefkatle öpücüklere boğmaktı.
-"Üşüdün."dedi buz gibi olan tenimi öperken.
-"Biraz."dediğimde iç çekerek bacaklarımı birbirine bastırdım. Üstümden kalkar kalkmaz örtüyle çıplaklığımı örttü.
Peki ya onun çıplak bedeni?
Hiç aldırış etmedi. Ah!
Gözlerimi direkt kaçırdım. Duyduğum seslere göre sobaya odun atıyordu.
-"Acıktın mı?" Sorusu üstüne şaşırarak ona baktım. Yanıma gelmiş yere diz çökmüştü. Alnımı okşayarak tebessüm etti. Asil fazla mı mutlu bir adama dönüştü bana mı öyle geliyor?
-"Öyle bakma. Fazla enerji harcadım. Özellikle canını yakmamak için kendimi tutarken. Haliyle kurt gibi acıktım."
Sevimli haline dayanamayıp kıkırdadım. Açıkçası benimde midem süzülmüştü.
Yaşadığımız en özel anımızın hemen peşinden midemizi düşünen tuhaf bir çifttik. Yüzümden gülümseme eksilmezken yavaşça doğruldum ve koltuğun kol kısmına belimi yasladım. Kadınlığım ince ince sızı içindeydi. Belli etmemek için zoraki bir tebessüm sundum ve örtüyü göğüslerime kadar çekerek dizlerimi de karnıma çektim.
Asil dudaklarının arasına yerleştirdiği sigarayla koltuğa yaklaştı. Arkasını dönüp kendini bıraktığında bacaklarımın arasına uzanmış başı göğüslerimin üstüne gelmişti.
Huzur dolu bir soluk aldım. Ellerimi boynundan göğsüne uzatırken sertliğini koruyan erkekliği gözüme çarptı. Oh bu çok fena bir manzara..
Karnım büklüm büklüm birbirine dolandı. Yutkunamazken gözleri kapalı halde sigarasını içen adama baktım. Yüzü rahat huzurlu görünüyordu. Hatta hiç göremediğim kadar huzurluydu. Örtü ağırlığıyla birleşince iki yanında kıvrık duran bacaklarım açılmıştı. Sigara dalını dudaklarında bırakıp avuç içlerini bacaklarımda gezdirdi.
Elimi sakallarından okşayarak dudaklarına yaklaştırdım ve sigarasını yavaşça aldım. Gözleri aralandı. Elini kaldırıp bileğimi tuttuktan sonra tam olarak bilek içime dudaklarını bastırdı.
-"Yemek yemeyecek misin?"diye sordum.
-"Yeriz. Senin keyfini çıkarmak istiyorum."dediğinde dudaklarım kıvrıldı. Eğildim ve şakağına dudağımı bastırdım.
-"Ben hep yanındayım."diye mırıldandım.
Her zerrem her hücrem onunla dolmuştu. Gözlerimi çekersem rüyadan uyanacak korkusuyla ona dalmıştım.
Parmaklarımda tütmeye devam eden sigarasını alarak yan döndü. Ağırlığı karnıma ve göğüslerime baskı yaptığında gülümseyerek yanağını okşadım.
-"Biliyorum. İstesen de yanımdan ayrılamazsın." Hiç ister miyim?
Asil git gide tatlı ve yumuşak huylu bir adama dönüşüyor olabilir miydi?
Koltuğa tutunarak döndü ve dudaklarımı uzun uzun şefkatle öptü. Çekilirken alt dudağım dudakları arasında eziliyordu. Kısık sesle inleyerek okşadığım yüzünü kendime doğru çektim.
-"O güzel ellerini üstümden çekmezsen istemeyeceğin şeyler olabilir bebeğim."
Dudağımı ısırıp gözlerinin derinine baktım.
-"İstemeyeceğimden emin misin?"
Sırıtmamak için zor dururken Asil göğsünden çıkan bir hırıltıyla yüzünü boynuma soktu ve çığlık attıracak kadar acıtıcı bir ısırık bıraktı.
-"Asil!" Isırdığı yeri ıslak ıslak öpmesi acısını çoktan aldığında başımı geriye atmış öpücüklerinin tadını çıkarıyordum.
-"Beni kendinle sınama küçüğüm. Sana hiç karşı koyamıyorum." Son kez dudağımın kenarını öperek beni de kendisiyle birlikte kaldırdı.
Omuzlarıma örtüyü sararak yerde sobanın önünde oturmuştum. Asil neyse ki iç çamaşırını giyerek yanımdaydı. Soğumuş fakat hala lezzetli olan yemekleri yerken Asil kulübedeki dolaplardan birinden içki çıkartmış yudumluyordu. Acıktığını söylemesine rağmen az yemişti.
-"Sık sık alkol kullanıyor gibisin?"diye sorarken yediklerimizin kalanlarını çantaya geri koyuyordum.
Dirseğinin üstünde yere yan şekilde uzanmış beni izliyordu. Vücudunun bu görüntüsünden bahsetmeme lüzum yok diye düşünüyorum. Göğsünde yer alan tüyler bile ona çok ayrı bir seksilik katıyordu.
-"Kısmen."
Kaçamak cevabı üstüne ona baktım.
-"Sık sık yani."
Başını öylesine sallayarak yerden kalktı. Yemeklerin olduğu çantayı alarak kenara bıraktıktan sonra elini bana uzattı.
-"Azaltmaya çalışıyorum."dedi beni yanıtsız bırakmayıp.
Bu biraz tuhaftı işte. Kaşımı havaya kaldırdım. Bağımlı mıydı gerçekten?
-"Bakma öyle güzelim. Geçmişten kalan bir alışkanlık. Eskisi kadar çok değil. Az kaldı tamamen bırakacağım endişelenme."dedi ve burnumun ucunu öptü.
Asil'e karşı hiçbir konuda endişe duymuyordum. Ne diyorsa doğru geliyordu. Umarım bu güvenim hiç sarsılmazdı.
Küçük lavabo bölümünde sırayla ellerimizi yıkarken aynadaki yansımam yüz kızartıcıydı. Sanki yüzümden belli oluyordu.
Koltuğa geri döndüğümde rahatça örtüyü serbest bıraktım ve altına uzandım. Tenim kokusuyla harmanlanmış halde öyle güzel hissettiriyordu ki örtünün altında kıvrılırken gülümsüyordum.
Asil içkisini dolaba geri koymuş sobayı kontrol ediyordu. Onunla böyle bir tek göz odada bile yaşayacağımı bilse keşke.
Bir anda bana dönünce onu izlerken gülümser halde yakalandım. Yüzünde mimik oynamasa bile gözleri gülümsemişti. Utanarak örtüyü dudaklarıma kadar çekince yüzünde gülümseme belirdi.
Uzun adımlarla yanıma geldi. Hemen geriye kaydım. Açtığım boşluğa uzanırken belime sarılmış başımı çenesinin altına yerleştirmişti.
-"Güzelim..güzel sevgilim." Fısıldayışı saçlarımı öperken sessizce kayboldu. Gözlerimi yumdum. Ellerimi karnına bastırarak biraz daha sokuldum.
-"Uyu yoruldun."dedi kulağıma doğru.
Başımı biraz geriye çektim. Yüz yüze geldik. Dudaklarını dudaklarımla burnumun arasına bastırınca tebessüm ettim.
-"Seni seviyorum."
-"Seni çok seviyorum."dedi.
Kendimi uykuya bırakana dek sırtımı ve saçlarımı okşamıştı. Ben çoktan uyuduğumda ise saatlerce beni izlediğinden habersizdim.
•••
Merhaba ❤️
Nasıl bir bölüm oldu hiç bilmiyorum umarım beklentiniz karşılanmıştır 🙏🏻
Ateşli bölüm yazma yeteneğimi kaybetmediysem bu henüz başlangıç diyorum 🔥