Yetişkin içerik 🔥
•
-"Asil?"
Sıkı sıkıya tuttuğu yanaklarımı dudaklarıma ulaşabilmek için bırakmayınca zorla ittirdim.
-"Asil! Ses geliyor."
Homurdanarak beni koltuğa bıraktı ayağa kalktı. Hava artık neredeyse kararmaya dönmüştü. Biz ise saatlerdir sohbet ediyorduk. Evet hep kucağındaydım. Kulübenin kapısının önüne çıktığında tül perdeyi aralayıp camdan dışarı baktım. Birisi at üstünde gelmişti.
Elindeki kutu benzeri çantayı Asil'e uzatıp bir kaç kelime konuştular. Ardından Asil içeri geri girdi ve elindekini dolabın üstüne bıraktı.
-"Akşam yemeğimiz."diyince koltuğa oturup kollarımı göğsümde bağladım.
-"Planlı bir geziydi demek.."dedim bundan hoşlanarak.
Başını aşağı yukarı sallayıp yanıma oturdu ve belime sarılarak boynuma sokuldu. Kocaman bedeniyle üstüme böyle sığamayacağını anlamış kendine rahat bir pozisyon arıyordu ki telefonu çalmaya başladı.
-"Bize rahat yok galiba." Cümlesinin yanında hatrı sayılır küfürlerle kalktı. Yeleğinin cebinden çıkarttığı telefonuyla yanıma geri geldi. Koltuğa gevşek bir oturuşla yayılınca ben göğsüne yattım.
-"Umarım güzel bir neden için arıyorsundur Kaan."Telefonu açış şekline sessizce güldüm.
-"Arkadaşım olmasan senin şu suratın çekilmez valla abi."
Karşı taraftan duyduğum Kaan'ın isyanıyla gülmemek için dudağımı ısırdığımda Asil sertçe kalçamı avuçlamıştı.
Gözlerim yuvalarından fırlayacak gibi oldu.
-"Ne oldu söyle?" Asil iyi ki bana da böyle davranmıyordu. Aksi halde her gün bir miktar ağlayabilirdim.
-"Vildan aradı...sizi mi görmüş ne yapmış..."
Kesik kesik kulağıma ulaşan sesi yüzümü ifadesizleştirdi. Ancak tepki vermedim. Yavaşça Asil'in göğsünden kalkıp koltukta geriye yaslandım ve dizlerimi göğsüme doğru çektim.
Asil ise her zamanki kayıtsız halindeydi. Gözleri boş bakıyor öylesine arkadaşını dinliyordu.
-"Bunun için mi aradın Kaan? Sorun yok takılma sen sonra görüşürüz."demiş telefonu kapatmıştı.
Ensemdeki saçlarımın arasını kaşıyıp elimi kucağıma geri bıraktım.
-"Acıktın mı sen?"diyerek bana dönünce başımı iki yana salladım.
Telefonu koltuğun yanındaki küçük sehpaya bırakıp bedenime yaklaştı. Bacaklarımı indirip beni kollarının arasına aldı,kolayca kucağına oturttu.
-"Lavin güzelim. Sormak istediğin bir şeyler olduğunda çekinme olur mu?"
Olmayacağını bilsem de uzatmadan başımla onayladım. Başımı tutarak boyun girintisine yasladı. O esnada yanağımı hafifçe öpmüştü.
-"Bilirsin kadınlar bu çevrede fazla gereksiz yakın ilişkiler kuruyor. Vildan da annemden dolayı bugün evimdeydi. Ben hiçbir zaman davet etmem."
Saçlarımı okşayarak diğer elini belime koydu. Sessizliğimi bozmadım. Hem ne diyecektim ki? Annene söyle bir daha getirmesin mi?
Ki annesi yokken de çoğu zaman o kadın onun evindeydi.
-"Bu tarz konuları konuşmak hiç bana göre değil. Hiç de hoşlanmam. Sadece için rahat olsun diye söylüyorum. Evet bir kaç kere yakınlaştık.Hoşlandığım bir kişiliği olmadığı için ona şans vermesem bile ailelerimizin baskısıyla kendisinin benimle geleceği olduğunu sanıyor. Bu süre zarfında da bana bir takım duygular beslediği için her kadın gibi kolay vazgeçemiyor."
Yüzüme nasıl bir ifade yayılmıştı bilmiyorum ama ilk defa şiddete sıcak bakıyordum. Bu şiddetin içeriği tamamen bu adamla alakalıydı.
-"Sağ ol içim çok rahatladı. İnanılmaz rahatladım!"
Göğsünden sertçe iterek kucağından kalktım ve uzattığı ellerine de vurmayı ihmal etmeden en fazla uzaklaşacağım koltuğun ucuna kaydım.
-"Dokunma Asil." Kaşlarımı çatıp ona hafifçe sırtımı döndüm ve sinirli hızlı soluklarımı dışarı verdim.
-"Ya güzelim söylesem ayrı dert söylemesem ayrı. Bilmen daha iyi değil mi?"
Belime sarıldıkça onu engelliyordum ama gücüne karşı gücüm yetersizdi. Sırtımı göğsüne yapıştırmış yan şekilde olduğumuz koltukta beni kendine sabitlemişti.
-"Senin hayatın beni ilgilendirmiyor."derken boğazıma yumru oturdu. Halbuki içim fokur fokur öfke kabartıyordu.
-"Bu ilgilendirmeyen hali mi?" Başımı arkaya çevirip atabildiğim en sert bakışı atıp önüme döndüm.
-"Kusura bakma. Canını sıktıysam."dedim kaşlarımı kaldırarak. Cama bakarak konuşuyor umursamaz görünmeye çalışıyordum.
-"Senin canını severim. Ben ona olmayacağını söyledim. Bunu bilerek bir şey yapamaz. Zaten herkes hayatımda senin olduğunu biliyor küçük sevgilim. Bana dön ve seni öpmeme izin ver."
Elleri arsızca karnımdan yukarıya göğüslerime doğru çıkmaya başlayınca benim yine bütün hakimiyetim kaydı.
Fakat renk vermedim. Ellerini tutup aşağı indirdim.
-"Nasıl bir yakınlaşma yaşadınız?"
Lanet olsun! İçime nasıl kıskanç bir kadın yerleşti?! Bu kim?!
Asil öfkemden gram etkilenmeden kazağımın üstünden omzumu öpüyordu.
-"Önemsiz şeyler. Sarılmak gibi falan." Mırıltıları üstüne Vildan'ın onun bedenini sarılarak hissetmiş olma hayaliyle beynime kan sıçradı.
Dizlerimin üstünde hızlıca ona döndüm.
-"Sen ona sarıldın mı?"diye hayal kırıklığımı sesime yansıtarak sordum.
Gözlerimi görmüş o dalga geçen hali gitmişti. Çenesini sıktı ve belimden tutarak beni kucağına çekti.
-"Hayır. Kendisi öyle bir saçmalık yaptı. Ben neden sarılayım?"
Göğsüne sokulduğumda başımı öpmüştü.
-"Benim sana sarıldığım gibi mi sarıldı?" Masumca içimden gelerek sordum. Dudaklarım istemsizce büzülmüş mutsuzluğa kapılmıştım.
Asil göğsünü indirip yeniden şişirdi. Ardından sırtıma sarılarak belirli bir güçle sıktı.
-"Hayır Lavin." Dokunuşları şefkatli sesi soğuk çıkınca yüz hatlarım donmuştu. İçime bir ürperti geldi.
Nefes almadan başımı göğsünden kaldırdım. Ruhsuz bakan gözlerinin içine bakarken burnum içten içe sızlıyordu.
-"Özür dilerim. Saçma şeyler soruyorum."
Karşımda benden yıllarca tecrübeli büyük bir adam varken çocuk gibi davranıyordum. Onu bunalttığım hatta belki de sıktığımı düşünerek içime koca bir pişmanlık oturdu.
Durumu düzeltmek için umursamıyorcasına davranmam gerekiyordu. Bunu tekrar yapmamalıydım.
-"Hayır güzelim sadece-"
-"Boşver gerçekten önemsiz. Galiba biraz acıktım." Gerçekçi olduğuna inandığım ama zoraki görünen tebessümle kucağından kalkarak gelen çantaya yürüdüm. Ulaşamadan önüme geçmiş yüzümü kavramıştı.
-"Önemsiz yada saçma değil. Bunları sorman merak etmen çok doğal bebeğim." Kendiliğinden büzülmüş dolgun dudaklarıma sıcacık öpücüğünü bıraktı.
-"Ben sadece kendime kızıyorum. Sen çok masum ve tertemizsin. Bir melek kadar güzelsin. Bende seni hak etmeyecek kadar kirli bir adamım."
Başımı itiraz edercesine iki yana sallayacaktım ki tutuşu buna müsaade etmedi. İki yanağımdan birer birer öperken hemen uzaklaşmadı.
-"Çok safsın Lavin. Duru bir saflık. Muhteşem bir saflık. Senin teninin her noktasına ilk kez dokunan bir adam olarak bundan zevk alıyorum. Sen...sen bir kadın bana sarıldı diye üzülecek kadar masumsun."
Devam edecekken yutkunarak başını çevirdi. Çenesi kasılmış alnındaki damar belirginleşmişti.
-"Asil. Ben...ben üzgünüm.." Ne söyleyeceğime karar kılamadım.
Hiddetle inip kalkan göğsünü sakinleştirip uzun saniyeler üstüne yeniden gözlerime baktı.
-"Lavin bir kadına sarılmaktan çok daha öte şeyler yaşadım. Bunları tahmin edebilirsin. Hatta bir çok kadınla! Bunu gurur duyarak değil aksine bok gibi hissederek sana söylüyorum. Sen böyle düşünerek üzüleceksen..ben..yapamam senin üzülmene dayanamam."
Kırgın gözlerime gözlerini sabitleyip yaklaştı ve alnını alnıma dayadı. Sıcak nefesi dudaklarımdaydı. Ben onun her özelliğine ayrı ayrı aşıktım. Böyle konuşmamalıydı.
Evet tüm bunları yaşamamış olmasını dilerdim. Hayalimde canlandırmak istemediğim hatta midemi bulandıran bu gerçekleri hafızamdan silmek istesem de onun geçmişinde kalmıştı.
Asil'e değil ona hayran kalacak kadar sıcaklığını hisseden kadınlara öfkeliydim. Halbuki hiçbirinin suçu yoktu.
Tanrım. Bir de kadınlar diyorum.
-"Senden ben özür dilerim. Kalbin kadar masum bir adam...belki de seni daha çok hak ediyordu."
Düşüncelerim, beynime üşüşen korkularım aklıma tuhaf ve canlı acılar gönderdi. Ne tepki vereceğimi şaşırarak Asil'in ellerini tuttum. Benden uzaklaşacakken ellerini sıkıca kavradım.
-"Şuan sen saçma konuşuyorsun. Ben tüm bunları bilerek senin yanındayım. Üzülebilirim çünkü...çünkü benden başka kimsenin sana dokunmasına anlayışla bakamam! Sen benim yanıma başka bir adamı yakıştıracak kadar anlayışlı mısın cidden?!" İstemsizce sesimi yükselterek ona bağırdım.
İkimizde allak bullak haldeydik.
Dudaklarını aralayıp gözlerini kaçırdı. Asil'i belki de ilk defa böyle yenik gördüm.
-"Önemli olan geçmişte kalması. Çocuk değilim. Bunları düşünerek depresyona falan girmeyeceğim Asil! Ama sen farklı düşünüp bir başkasıyla olmamı istiyorsan buyur gidebiliriz!"
Kendimden beklemediğim sertlikte konuşmuş mimiklerimle gayet gerçekçi davranmıştım. Arkamı bir hışımla dönüp yeleğimi sandalyeden aldım ve elimden geri bırakılışını izledim.
Belimden döndürerek göğüslerimin göğsüne çarpışıyla dudaklarım dudaklarına kavuşmuştu.
Sözlerimizin acısını çıkarmak isteyen bir vahşilikte dudaklarımı ezerek öpüyordu. Dilinin ıslaklığıyla nemlenen alt dudağım dudaklarının arasında uyuşmuştu. Geri geri giden adımlarımla beni kucağına kaldırdı. Gözlerim kapanmış ellerimi boynunda birleştirmiştim.
İnleyerek dudaklarımı araladım. Zevk oluk oluk kanıma damlıyordu. Kalbim son zamanlarda olduğu gibi yerini değiştirmiş kasıklarımda atıyordu.
Kısa süre içerisinde yavaş yavaş yere eğildi. Sırtımı yumuşak post halıyla buluşturdu. Bacaklarımı bacaklarının arasına alacak şekilde üstüme geldi.
-"Sana dokunacak adamı kendi kanında boğarım aklında bulunsun."
Gözlerinden geçen acımasız duygular soluğumu keserken halıya dağılmış saçlarımı elinin içinde topladı ve başımı biraz kaldırarak dudaklarıma uzandı.
Öfkesiyle tutkusu birleşmişti. Dudaklarımı içercesine öpüyordu. Davranışlarında olan sertlik gözümü korkutmadı.
Artık ona tutuşuyordum. Hiç bilmediğim hislerdi. Fakat nereye kadar süreceğini nerede doyuma ulaşacağımı arsızca merak ediyordum. Öğrenmek istiyordum. Kendini bana öğretsin, benimle dağılsın istiyordum.
Erkeksi isteklerinin sınırını öğrenmek isteyen bir kadına dönmüştüm.
Aynı istekleri yaşayacağımı hiç bilmezdim. Şimdi kasıklarım nabız gibi atıyor durmadan bacaklarımı birbirine bastırma isteğiyle doluyordum.
Karşımda 34 yaşında saf bir erkek duruyordu. Her yanından erkeklik hormonu salgılanan içimi hoplatan bir adam vardı. Hem ona sahiptim hem değildim.
Tanrım. Utanıyorum.
Böyle hissetmem günah mıydı?
Eğer öyleyse hiç umurumda değildi. Soluk soluğa dudaklarından ayrıldım. Koyulaşmış gözlerim gözlerine kaydı.
Solukları hızlı ve düzensizdi. Adeta beni parçalamak ister gibi bakıyordu.
Boynumda oluşan ter damlacıklarını hissettim. Dudağımı yalayarak bacaklarımı araladım ve onu kendi bacaklarım arasına aldım. Bu hamlemi sessizce kabul etmişti.
Dirseklerinden destek alarak yüzüme yaklaştı. Minik minik öpücüklerle yanağıma doğru ilerledi. Oradan kulağıma bir öpücük kondurdu.
-"Seni çıplak görmek istiyorum. Tenini hissetmeye ihtiyacım var."
Açıkça yüz kızartıcı bir cümle sarfetti. Alev ateş yanan yüzümde dudaklarım aralandı.
Elimi ensesine koyup başımı kaldırdım ve gömleğinden açıkta kalan boynunu derince öptüm. Nemli dudaklarım teniyle buluştuğu an dudaklarından hırıltılı boğuk bir inleme çıktı.
-"Bir daha benimle öyle konuşma. Yoksa.." Kulağına yaptığım fısıltılı konuşmamı yarıda keserek başımı geriye çekti ve dudaklarımı sertçe öptü.
-"Seni asla bırakmayacağım. Bırakamam."
Dilini dudaklarımda gezdirirken dayanamayarak dudağımı ısırdı.Gecikmeden kulübede duvarlara çarpan inlemem duyuldu. Zevk bütün bedenimdeydi. Bulutların üstündeydim.
Vücudumda gezinen elleri kazağımın eteğine gitti. Oyalanışı ve benim itiraz etmeyişim sonuçlandı. Delirten bir yavaşlıkta kazağımı yukarı çekiştirerek başımdan çıkarttı ve attı.
Balenli,yalnızca ince bir dantelden oluşan sütyenime baktı. Yattığım için yayılmış dolgun göğüslerime bakarken sesli biçimde yutkundu. Bakışları doğruyu söylemek gerekirse biraz korkutucuydu.
Eğilirken sık nefeslerle pek de iyi görünmüyordu. Önce boynuma ulaştı. Sağa doğru başımı yatırınca saçlarımı geriye atmıştı. Kulağımın altına dayadığı dudaklarıyla etimi sıkıştırdı. Kısık inlememi duyunca dilini dahil etti.
İstemsizce bacaklarım biraz daha aralanmıştı ve kalçamı tam önümde duran kasıklarına doğru kaldırmıştım. Ah tamamen istemsizce!
Yavaş bir yol çizen dudakları boynumun her noktasını emiyor ıslak ıslak öpüyordu. Göğüslerimin şişkinliğine değdiğinde vücudumdan şiddetli bir titreme geçti. Aynı titremeyi vücudunda gördüm. Bir elini bel boşluğumdan geçirip diğerini göğsüme koydu. Göğüs oluğumu öptüğünde aynı anda kısık kısık inledik.
-"Onları görebilir miyim?"
Fısıltısı üstüne yüzümde ateş dolu bir basınç hissettim. Kuruyan dudaklarımı yalayarak başımı aşağı yukarı salladım.
Omzuna sabitlenmiş elimi kaldırıp sütyenime getirdim. Parmaklarım heyecandan titriyordu. Sütyenin ortasında bulunan tek kopçayı açtım. Tık sesiyle esaretten kurtulan göğüslerim gözler önüne serildi.
Asil'in donmuş tepkileri kendine gelmesi uzun sürmedi. Sütyenimi resmen parçalayarak kollarımdan çıkarmış atmış meme ucumu ağzına yuvarlamıştı.
Gözlerimin geriye kaydığını hissettim. Belim yay gibi kıvrıldı. Büzüşen meme ucum sıcak ağzında diliyle oynaşırken emdikçe bu hislerin gerçekliğine şok oluyordum.
Göğüslerimden böyle etkileneceğimi bilemezdim. Belki de marifet tamamen şuan üstümdeki adamın ağzındaydı.
-"Asil...tanrım! Ah...Asil.."
Bu şekilde zevkten mi acıdan mı kıvranıyordum? Tek bildiğim kasıklarım çok sızlıyordu. Dayanılacak gibi değildi ve ben deliriyordum.
İnleyerek ensesini göğsüme bastırıyordum. Diğer göğsüme geçtiğinde dilini memenin pembeleşmiş yuvarlağında gezdirdi. Bu görüntü öyle tahrik ediciydi ki dilim damağım kurumuştu.
-"O kadar güzelsin ki...ne isteyeceğimi unutacak kadar dağıldım. Sen söyle?"
Çenesinden tutarak başını kaldırdım. Dudaklarım öpülme ihtiyacıyla aralanmıştı. İsteğimi geri çevirmedi. Ancak öperken göğüslerimi bırakmamış iki eliyle sertçe yoğuruyor okşuyordu.
Her nefesinde kasıklarını kasıklarıma vurup çekiliyor benim çıldırmamı sağlıyordu.
Ellerim kendiliğinden gömleğine kaydı. Sabah gördüğüm ve aklımı yitirmeme yetecek kadar muhteşem olan vücudunu tenini hissetmeliydim. Gömlek düğmeleri parmaklarımdan birer birer kayarken Asil durmadan dudaklarımı öpüyordu.
Gece karanlığı çökmüş kulübede sadece sobanın camından süzülen kızıllıklar vardı. Bu görüntü altında üst bedenini çıplak bıraktım. Teni neredeyse görünmeyen kulübenin içinde sıcaklığını yayarak göğüslerime sürtündü.
Boğazından erkeksi bir inleme dökülürken kendini kasıklarıma doğru ittirdi.
-"Sana çok ihtiyacım var. Tahmin edemeyeceğin kadar çok istiyorum. Artık delirebilirim.." Boğuk fısıltısı meme ucumu öperken çıktı. Diğer eli belimi sıkıyor bırakıyor ara ara acıtıyordu.
Birbirimize dayanamadığımız aşikardı. Bu nasıl geçecek?
Ellerimi çıplak şişkin pazularında dolaştırdım. Terlemişti. Kendini çok kasmıştı ve damarları patlatacak gibi duruyordu.
-"Asil..." Çaresizce ismini inledim.
Sanki bu yakarışımı anlamıştı. Alt dudağımı kavrayarak emmeye başladı. Yalnızca öpüşme sesimiz duvarlara çarpıyordu.
Parmaklarını pantolonumda hissettim. Düğmesiz tayt benzeri pantolonum belimden çekmesiyle kolayca aşağı sıyrıldı. Tenimi saran pantolonumu hızlı çekişiyle ince külodumda onunla aşağı kaymıştı. Fakat bir itiraz sunmadım. Boynuna sarılarak öpüşüne karşılık veriyordum.
Ayaklarımı hareket ettirip pantolonun geri kalan kısmını kendim çıkarttım ve çıplak bacaklarımın arasına girmesini bekledim.
-"Bekle."
Karanlıkta seçebildiğim kadarıyla dizlerinin üstünde doğrulmuştu. Fermuar sesi geldi.
Yutkundum.
Ayağa kalkmış pantolonunu çıkartmıştı.
Korkudan çok kalbim ağzımdan çıkıyordu. Çok heyecanlıydım. Çok çok.
Yerde sere serpe yatan bedenimin üstüne uzandı. Vücutlarımız henüz değmeden dudaklarımı kısaca öptü.
-"Yerden kalkalım mı?"diye usulca sordu.
Sadece başımı sallayarak yanıtladım. Ellerimden tutarak doğrulmamı sağladıktan sonra çırılçıplak halde ayakta durmak beni utandırmaya başladı. Neyse ki kulübe gerçekten çok karanlıktı.
Gördüğüm kadarıyla koltuktaki minderleri yere atmıştı. Koltuğun altındaki uzun ve derin çekmeceden iki örtü altı. Birini koltuğa öylesine serdi. Elimden tutup rahat koltuğa yatırdı. Kalın örtüyü üstüme atarken hemen koltuğun sırt kısmına sırtımı dayadım.
Asil heybetli gövdesiyle koltukta yanıma sıkıştığında altındaki dar iç çamaşırını hissettim. O da hissetti. Çıplaklığımı.
-"Lavin! Lanet olsun sen çıplak mısın?Tanrı aşkına aklımı tamamen yitirmemi mi istiyorsun güzelim?!"
Kendimi altında bulduğumda dudaklarıma vahşi bir saldırıda bulundu. Bir bacağımı kaldırıp beline doğru sardığımda öpüşmeye devam edemedi. Ateşe değmiş gibi kalçasını kaldırmıştı. Alnını omzuma yasladı.
-"Güzelim. Dayanamıyorum. İradem kalmadı. Devam etmeyelim."
Zorlukla yutkunarak altında kıpırdandım. Bedeninden ateş yayılıyordu. Olağanüstü bir sıcaklık derecesindeydi.
-"Neden?"diye fısıldadım. Onu durduran neydi? Ona muhtaç hale gelmiştim. Vücudum onu sayıklıyordu görmüyor mu?
Boynuna sarılıp omzunu öptüm. İç çekerek başını kaldırdı. Dudaklarıyla dudaklarım arasında bir nefeslik mesafe bıraktı.
-"Pişmanlığın olmak istemiyorum. Bir kere daha o sıcak kadınlığını hissedersem içine girmek,sıcaklığına gömülmek isteyeceğim."
Kalp atışlarım hızlanırken yanaklarım utançla kızardı.
-"Sen pişmanlığım olamazsın."Dudaklarımı ıslatacakken dudakları bunu yaptı.
Öpüşmemiz gittikçe harlanırken ellerini aramıza soktu. Hissettiğim şey iç çamaşırını çıkarışıydı.
Kulaklarım uğulduyor dış dünyaya kapalı halde bekliyordum.
Boğuk inleyişleri arasında sert ve sımsıcak erkekliği kasıklarıma değdi. Kısık bir haykırışta bulundu. Vücudu adeta sarsılıyordu. Demir gibi olmuştu. Sarıldığım bedeni kaskatıydı.
-"Yemin ederim çok zor duruyorum. Çok zor. Ah..bu kadar ıslanmış olamazsın. Siktir! Çıldıracağım Lavin..güzelim...beni delirttin."
Saçlarımın arasına başını koymuş kulağıma mırıldanıyordu. Hayatımda duymadığım bu tür erotik sözler inlememi arttırıyordu.
Kadınlığıma kayarak aşağı yukarı sürtünen erkekliği tarif edilecek gibi değildi. Bacaklarımdan aşağıya uyuşma hissediyordum. Kasıklarım bütünüyle kasılmıştı.
Vajinamın duvarları kasılıp kasılıp gevşiyordu. Bu yoğun istek delirtecek gibiydi. Nefeslerim artık göğsüme sığmıyordu. Sırtına yapışmış kadınlığımı büyük bir ihtiyaçla susadığım sertliğine sürtüyordum.
Kasıklarını uzaklaştırdığında aynı hızla dudaklarımı kavradı. Elini karnımdan aşağı uzatarak kadınlığıma kaydırdı. Dudaklarımız arasında boğuk inlemem kayboldu.
Sürekli sıçrıyordum ıslaklığıma bulaşan parmaklarıyla kendimi kaybetmiştim.
-"Sakin ol.Seni rahatlatmama izin ver bebeğim. Bu çok güzel olacak." Eğilip göğüslerimi birer birer emerek öptü ve yeniden dudaklarımla ilgilenmeye başladı. Erkekliği bacağımın iç kısmına değerken kadınlığımın ıslak dudaklarının arasında parmağını gezdirdi. Göğsü hareketlendi. Solukları güçlü ve tutarsızdı.
Daha önce böyle bir şey yaşayacağımı tahmin etmezdim.
Kadınlığımın başladığı küçük bir noktayı iki parmağının ucuyla ezmeye başladı. Bacaklarım irkilerek iki yana açıldı. Altından kaçmakla kendimi bırakmak arasında tuhaf saçma bir ikilem yaşıyordum. Sıkıca kollarına tutundum.
Okşadıkça titriyordum. Titredikçe bedenimin ruhumla kayıyordu.
Gözlerim sıkıca kapanmıştı. Ve hayatımın en güzel anını yaşadım. Bedenim hiç olmadığı kadar renklendi ve rahatladı.
-"Evet..bırak kendini..rahatla. Aferin küçüğüm."
Hiç olmadığı kadar titreyen bedenim ilk defa yaşadığı orgazmla bir ilki öğrenmişti. Zevk dolu bir boşalma oldu. Ellerini hassaslaşan noktamda bastırarak dolaştırdı. Az önce haykırış koparan dudaklarımı dişlerimle sertçe ısırdım.
Eline bulaşan sıvıyla hala bacağımda olan eşsiz uzvunu kavramıştı.
Beynim gerçeği yeni yeni kavrayarak kendini toparladı. İki üç dakika dünyadan sıyrılmıştım.
Elini gittikçe sertleşen uzvundan çekip üstümden de kalkacağını anladığımda omuzlarını tuttum.
Vücudum üşümüş ürpermişti.
-"Gitme."
Alnı kendini zorladığında belirginleşen damarıyla çaresizliğini gösteriyordu.
-"Yapamam. Sana bunu yapamam."
Yine kalkmak için hamle yapınca bacaklarımla beline sarıldım. Hemen yanaklarını tutmuştum.
-"Benimle rahatla. Sen bana yapabiliyorsan..sende yap."dedim çekinmeden.
Utanç beni ele geçirmeden bütün çıplaklığımızı yaşamalıydım. Çünkü bu en muhteşem anlardan biriydi.
-"Beni çok zorluyorsun."diye mırıldandı.
Aklıma girmeye çalışan bütün tedirginlik ve endişeleri bir kenara attım.
-"Seninle olmak istiyorum Asil."
Gözlerimi kırpmadan gözlerine bakarak söyledim. Ben artık hayatı yaşamakta geç kalmak istemiyordum. Ötelemek ve doğru zamanı beklemek diye bir şey yoktu. Anı yaşamalıydık. Çünkü zaman hiç geri alınmıyordu. Ve Asil'le yaşayacağım her an benim için hayatımdan daha değerliydi.
Asil isteğimin ciddiliği karşısında yüzümü inceledi.
-"Seni elimden sen bile alamazsın. Emin misin?"
Başımla onayladım. Parmaklarımı göğsünde boylu boyunca gezdirerek okşadım.
Dudağına uzandığım esnada bizi koparan Asil'in telefonu oldu. Durmak bilmeden çalıyordu ve kaşlarımı çatmama neden olmuştu.
-"Seni icat edenin ben.."
Bilmem kaçıncı çalışınca üstümden kendini kaldırdı. Az da olsa görünen çıplak devasa bedenine bakmamak için gözlerimi kaçırdım.
Korumalarım peşimizden gelemeyip benden endişe duydukları için babamı da ayağa kaldırmışlardı. Bu da beni gerçek dünyaya sertçe düşüren bir sebep oldu.
Beynimde zonklama yaratan utancımla örtüyü bedenime sarmış babamla zar zor hiçbir şey belli etmeden konuşmuştum. Asil'le yanyana oluşum onu delirtmeye yetse bile en azından güvendeydim. Babamın kapatmasıyla rahatlamıştım.
Ancak Asil hiç de huzurlu görünmüyordu. İç çamaşırını giyinmiş altına pantolonunu geçirmiş kendini yarı çıplak halde kulübenin önüne atmıştı.
•
Merhabaaa ❤️
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuuz?
Bu burada bitmez tabii otuz bölümdür bekliyoruz hajskdj
Ama bir sonraki bölümü hızlıca tamamlayabilir miyim emin değilim gecikirsem kızmayınız sizi seviyorum 🌸