İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 21 · 12 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 21

21

•

Babaannem ve dedem yıllardır görmedikleri oğullarına kavuşmak için yöneldiğinde bunu yapamadılar.

Babam elini kaldırarak onları kendinden uzak tutmuş diğer elini bana doğru uzatmıştı.

-"Gidiyoruz Lavin."dedi.

Düzensiz korku dolu soluklarımla tek gördüğüm Asil oldu.

-"Doğan. Otur lütfen." Halam babaannemleri geri çekerek babamın önüne geldi.

-"Oğlum bir konuşalım. Biz neler yaşadık ne kadar üzüldük haberin var mı? Böyle iş mi olur? Ölümün yalanı mı olur?"diyen dedemdi.

Babam yalnızca gözlerini çevirerek onlara baktı.

-"Tamam önce bir otursun konuşuruz."diyen halam babamın kolundan tutarak onu koltuğa yönlendirdi.

Ortamın içinde duyulan telefon sesiyle Asil salondan çıktı. Bunu fırsat bilerek arkasından bende kaçtım. Onu takip edecekken vazgeçtim. Telefon görüşmesi yaparken rahatsız olabilirdi. Bu yüzden yönümü mutfağa çevirdim. Mutfakta ada tezgahın etrafında oturan çalışanları görüp duraksadım.

Sakine hanım ayağa kalktı.

-"Lavin hanım iyi misiniz?"diye sorarken hepsi yüzümü inceliyordu.

Haliyle öldü bilinen fakat geri dönen babam yüzünden beni merak ediyorlardı.

-"İyiyim."dedim güçsüz şekilde. Alışagelmiş halde dilim aynı şeyi söyleyebiliyordu.

-"Rahatsız olmayın siz."diyerek yanlarından geçtim ve balkonun cam kapısını iterek dışarı çıktım. Ardımda kapattıktan sonra ellerimi demir trabzanlara yaslayarak başımı eğdim.

İçeriden çoktan sesler yükselmeye başlamıştı. Duymak ve dahil olmak istemiyordum. Her şeyin tam ortasında olmama rağmen büsbütün sıyrılıp kaçma isteğim vardı.

Ne yana döneceğimi bilmeden devam ediyordum. Babamın yeniden var olmasına sevinecek miydim? Yoksa beni buradan koparacak diye üzülmeli mi?

-"Lavin?"

İsmimi telaffuz eden pürüzsüz sese doğru bakmak için bedenimi çevirdim. Elini yasladığı cam kapıdan çekip dışarı adım attı. Ardından mutfaktaki meraklı bakışlar eşliğinde kapıyı kapatarak yanıma geldi.

-"Üşüyeceksin. Niye çıktın?"

Çocuk gibi omuzlarımı silktim.

-"Hava almak istedim."

Geniş göğsünü havayla doldurup indirdi. Önümü bedeni ile kapattığında kalçamı trabzanlara yasladım. Ellerini kaldırıp ellerimi avucunun içine aldı.

-"Bir daha içerideki ortama ve o saygısız cümlelere dahil olmanı istemiyorum. Önder beye saygım sonsuz fakat eşine...sana öyle davranamaz. Seni üzmeye hakkı yok. Buna bir daha izin vermeyeceğim."

Gözlerimi diktiğim ellerimize bakarak ona olan hayranlığımı düşündüm. Hiç alakası olmadan beni böyle koruması çok olağanüstü değil miydi? Yoksa herkes böyle mi yapardı?

Daha önce hiç bu kadar özel hissetmemiştim.

-"Üzülmedim ki."derken başımı kaldırıp özenerek yaratılmış yüz hatlarına baktım. Çok güzeldi. Çok yakışıklıydı. Kusursuzdu. Ve o adam şuan sadece benim gözlerime bakıyordu.

Ellerimi tutan bir elini kaldırıp soğuk yanağıma koydu.

-"Gözlerinin ışığını söndürmelerine müsaade etme küçüğüm." Fısıltısının sonunda alnıma dudaklarını kısa bir an değdirip geri çekildi.

Küçük temaslarını kenara bırakarak ona sarılma ve sokulma ihtiyacım vardı. Ancak yapamadım.

Asil çoğu zaman neredeyse ruhsuz diyeceğimiz sert tavrını koruyordu.

Bakışlarından aldığım gücün yardımı doğrultusunda omuzlarımı ve çenemi dikleştirdim.

-"İçeri dönmeliyim. Burada huzursuzluk çıksın istemiyorum."dedim en sonunda. İçim rahat değildi.

-"Babanla gidecek misin?"diye sormasıyla vücudumdan ürpertici bir his geçti. Hapsolma hissi.

Göğsünde gezdirdiğim bakışlarımı sabit tuttum.

-"İstemiyorum..bilmiyorum."dedim fısıldayarak.

Konuşacakken cam tıklatıldı. Elimi elinden çekerek yana adım attım ve mutfağın içine baktım.

Sakine hanımdı.

Asil'le çıkmak için yöneldik.

-"Doğan bey sizi soruyor."dedi bana bakarak.

Başımı hafifçe salladım. Koridora geldiğimizde Asil'in dirseğine dokundum. Dönüp baktı.

-"İstersen daha fazla bu durumla bunalma."dedim.

Bana üstten ters ters baktı. Ardından başıyla salonu işaret ederek önden yürüdü.

Bu hayır demekti.

Peşinden girdiğimde Asil'in dahil olmasından rahatsızlık duyduğu belli olan babaannem değişik bakmıştı. Hatta bakışlarıyla dedemi bile uyarmıştı.

Üçlü koltukta yalnız oturan babamın sağına ben soluna Asil oturdu. Bu babamı biraz germiş gibiydi. Asil'in oturmasıyla verdiği nefesten belliydi.

-"Benim daha fazla konuşacak bir şeyim yok. Zaten hiçbir zaman olmadı. Ne düşündüğünüz ne hissettiğiniz de umurumda değil. Kızımı almaya geldim."

Babam yasladığı dirseklerini dizlerinden çekip geriye yaslandı.

-"Yapma oğlum. Yıllardır sana hasretim. Niye bize evlat acısı çektiriyorsun? Niye daha fazla uzaklaşıyorsun? Sen bizim oğlumuzsun. Yabancıymışız gibi bakma."

Anında ağlamaya başlayan babaannem oğluna yalvarırken ifademde hiçbir mimik oynamadan onu izliyordum.

Tıpkı babam gibi.

-"Kaç kere daha aynı lafları tekrarlayacaksın?"dedi babam umursamaz halde.

Neden bu kadar kinliydi?

Babaannem gözlerini silerek yenilgiyle başını eğdi.

-"Doğan bitsin bu. Artık konuşup halledelim. Biz bir aileyiz. Ölmediğine bile sevinemedik oğlum. Sarılmamıza izin vermedin. Ne zaman böyle düşman oldun?" Bunları söyleyen ise dedemdi.

Ona üzülüyordum.

Bakışlarımı kaçırmadan hafifçe sola doğru baktım. Asil gözleri yerde yıkılmaz bir kaleyi andıran bedeniyle oturuyordu.

Yanımda benimleydi. Hemde hiçbir zorunluluğu olmadan.

Babamın bir anda savurduğu ürkütücü neşeden uzak kahkahası ile kalbim hızla çarpmaya başladı.

Yüzü ciddi anlamda korkutucuydu. Canlılık içermeyen gözlerini annesine ve babasına dikmişti. Dudaklarında aynı ruhsuz gülüşle başını salladı.

-"Ne zaman mı? Kucağımda kızımla kapınıza gelip geri çevrildiğim zaman. Babaannesi büyütsün isteyip de o kapıdan kovulduğum zaman."der demez sanki kuvvetli soğuk bir rüzgar esmişti.

Boğazıma bir şeyler takıldı.

-"Ben sana o fahişe kadını hayatına alıp kendini mahvedersen kapımıza gelme dedim! Sen kucağında senden bile olup olmadığı belli olmayan bir bebekle kalktın geldin!"diye bağıran babaanneme ruhu için acıdım.

Bu kötü ruh ona fazla ağır gelmiyor muydu?

Gerçekten bunlar yaşanmış mıydı?

-"Kes artık. Senin oğlun benimde annem yok. Kızıma edilen hakaret bana edilir anladın mı?! O benim kızım!"

Ayağa kalkıp annesinin üstüne yürüyen babamı Asil'in tutmasına şaşıramadan ayağa kalkarak kendime gelmeye çalıştım.

-"Yine aynı aptal çocuksun! Sende pişman oldun! Yaptıklarına pişmansın kabul et!" Babaannem kalkıp karşısına dikilince araya giren Asil babamı kolayca geri adım attırdı.

Cüssesine bir hamle yapamayan babam elini sakalına atarak soluk soluğa arkasını döndü.

-"Eğer beni dinleseydin bunca kötülüğe bulaşmayacaktın!"diye bağırmaya devam eden babaannemi dedem susturdu.

Babam yeniden üstüne atılacakken halamın durdurmasıyla ikisi salondan bahçeye çıktılar.

Yan yana kaldığımız Asil'e minnettar olarak baktım.

-"Asil bey kusurumuza bakmayın. Bu anlara şahit olmanızı istemezdik."dedi dedem mahcup halde.

Asil ise neredeyse öldürücü bakışlarını babaanneme çevirmişti.

-"Bu şekilde acımasız olduğunuzu öğrenmek istemezdim evet."dedi babaanneme hitaben.

Babaannem dik başını eğmeden bakışlarını başka yere çevirdi. Asil öyle bakıyordu ki aynı karşılığı verememişti.

-"Sizi ilgilendirmez. Asıl siz bu soysuz kızın edepsizliğine arka çıkmayın. Sizin gibi birine hiç yakışmıyor."

Asla ve asla kırılmayacağımı anlamalıydı. Ben değer verdiğim insanlara kırılırdım.

-"Aynur hanım."Asil olduğundan daha öfkeli konuşunca dişlerini birbirine bastırdı. Ellerini sıktığını görüyordum.

Yaklaşıp arkasından parmak uçlarımda eline temas ettim.

-"Çok yanlışsınız.Lavin'e edeceğiniz bir sonraki hakarette karşınızda beni bulacaksınız."dedikten sonra elimi tuttuğu gibi oradan çıkarttı. Birlikte ön avluya geldiğimizde ellerini ensesine koyarak yürümeye başladı.

-"Ne lanet bir kadın lan bu?İnsan da sabır bırakmaz.Babana hak vermek istemesem de adam haklı!"

Sesi avluda yankı yaparken korumaların bakışları altında utanmıştım.

-"Ben umursamıyorum gerçekten."dedim inandırıcı olması adına.

-"Ben umursuyorum ama."dedi karşımda dikilerek.

-"Kendini böyle aşağılamasına izin vermeyeceksin. Hiç kimsenin. Bana söz ver."

Onu rahatça görebilmek için başımı yukarı kaldırdım.

-"Üzülmüyorum. Yaşadıklarını böyle hafifletmeye çalışırken beni kırdığını sanıyor. Ama yapamıyor inan bana."dedim kısık tonda.

Öfkeyle parıldayan gözleri gözlerime baktıkça bir kaç saniyede sönmüşlerdi.

-"Bu kadar iyi niyetli olma."diye kızgınca söyledi ve başını çevirdi. Aynı anda evden dedem ve babaannem çıkmıştı.

Yalnızca dedeme iyi geceler işlemiş kenara çekilmiştim. Asil ise hiç görmemiş gibi arabaların yanında Koray'dan aldığı sigarayı yakmıştı.

Kollarımı göğsümde bağlayıp onu beklediğim anlarda avlunun daha kalabalık olması ilgimi şimdi çekmişti. Babamın yanında Halil bey bile gelmiş arabada oturuyordu.

Önüme döndüm. Asil iki dakika geçmeden yanıma geldi.

-"Hadi içeri gir hasta olacaksın." Gözleri yüzümde geziniyordu. Burnundan soluyarak bakıyordu resmen. Ellerini kaldırıp yüzümü kavradığında endişeyle gözlerimi büyüttüm.

Sanki yapmak istediğini yapamadığı için sinirlenmiş gibi yalnızca alnımın köşesine dudaklarını değdirdi.

Rahatlayıp göğsümdeki havayı üfledim. Bu kadar adamın önünde elbette utanıyordum.

Ve Asil'in her yakınlığı benim dizlerimi titretiyordu.

-"Gelmeyecek misin?"diye sordum mırıldanarak. Gitmesini isterken şimdi onsuz göğüslemek istemiyordum.

Ellerini yanaklarımı okşayarak yavaşça indirdi.

-"Siz konuşun. Sadece istemediğin bir şeyi yapma."diye uyardı.

Başımı usulca salladım.

-"Ya beni götürürse?"dediğim esnada yüzüm muhtemelen en masum halinde ona dönüktü.

Eğilip yaklaştı. Başımın üstünü saçlarımı öpüp çekildi.

-"Götürürse değil,babanla gitmek istersen git."

Yüzüm ifadesizleşirken gözlerimi göğsüne diktim.

Neden gitme dememişti?

İçimde anlamsız çöküşler olduğunda ona bunu sormadım. Soramazdım zaten.

Hiçbir duygu barındırmayan yüzüne bir kez daha bakarak başımla onayladım.

Ellerinin dudaklarının sıcaklığını bilmesem,hissetmesem bana yabancı olduğunu düşünürdüm.

-"Görüşürüz."dedim kurumuş dudaklarımı kıpırdatarak.

Benimle hafif bir eğimle başını sallayarak vedalaştı. Arkamdan baktığını bilerek evin kapısına yürüdüm. Aralık kapıdan girmeden baktığımda aynı yerde elleri cebinde beni izliyordu.

İçeri girip kapıyı kapattım.

Salona geri dönmüş babam ve halam beni gördüler. Halam tebessüm ederken babam kaşlarını çatmıştı.

-"Sen halama gideceğim diye tuttururken o adamla dip dibe mi duruyorsun?!"diye bağırdı.

-"O adam dediğin beni senin annenden koruyor."dedim umursamazlık içinde omuz silkerek.

Karşı koltuğa oturup kollarımı göğsümde bağladım.

-"O benim annem falan değil."

Sesinin tınısıyla başını eğmesi üstüne alaylı yüz ifademi değiştirdim.

Ani duygu değişimimle burnum sızlamaya başlamıştı.

-"Ben doğduğumda Türkiye'ye mi geldin?"diye sordum titreyen sesimle.

Onu öyle çaresiz bir halde hayal edemiyordum. Babam hep güçlüydü.

-"Geçmişi konuşmanın lüzumu yok."

-"Baba..."dedim sesimi hafif bir eğimle yükseltip. Ben konuşmak öğrenmek istiyordum.

-"Keşke bana gelseydin."dedi halam.

Babamın omzuna elini koyduğunda babam başını salladı.

-"Aynı gün geri döndüm."diye yanıtladı onu.

-"Önder söylemişti. Sana yaptıkları büyük bir haksızlıktı. Bu yüzden neden böyle davrandın diye kızamıyorum."

Dedemi seviyordum. Fakat yıllar önce reddedilmişliğimi öğrenmek aramızda bir duvar ördü. İster istemez.

Babam başını bir anda bana döndürdü ve sinirle baktı.

-"Seninle öyle konuşuyorlar ve sen hala yanlarında mı duruyorsun?! Buna nasıl izin verirsin?! Kim olursa olsun benim kızımla bu şekilde konuşamaz!"

Omuzlarımı düşürüp ellerimi kucağıma bıraktım.

-"Haksız mı?"derken gözlerim yaşarmıştı.

Hep aynı yerden vurulup bir türlü iyileşemiyordum. Aynı yaralar hiç kapanmayacaktı.

-"Lavin. Yavrum elbette haksız. Şöyle konuşup beni de üzme."dedi halam.

-"Saçma sapan konuşma. Sen o lafların hiçbirini hak etmiyorsun! O...o kadınla hiçbir şekilde aynı cümlede geçemezsin!"diye kızan babama bakmak yerine gözümden süzülen yaşı hızlıca sildim.

Boğazımı tıkayan ağrıyla yanağımın içini ısırıp yeri incelemeyi sürdürdüm.

Üstüme atılmış çamur lekesini geçirmeye de silmeye de gücüm yoktu. Ben o adını geçirmediğimiz kadının kızıydım.

-"Toparlan gidelim. Bir daha o herifi yanında görmek istemiyorum. Adi şerefsiz her fırsatta yanına koşuyor!"

Halamdan küçük bir nida koptu.

-"Doğan! Çok ayıp."

Babam kaşlarını derince çattı.

-"Sende biliyor musun hala? Ve buna göz mü yumuyorsun?! Benim kızım sana emanet! Sen o adamın pençesine mi düşürüyorsun?!"

Halam kızarak bir şeyler mırıldandı.

-"Çok kırıcı konuşuyorsun. Böyle ön yargılı olmadan kızını anlamaya çalış. Hemen kestirip atma ve anlayışlı ol. O bir genç kız. Kendi kararlarını kendisi verebilir. Ayrıca Asil gayet beyefendi bir adam."

Gözlerimdeki yaşlar halamın gururla söyledikleri ile silinmişti. İçimden tebessüm ettim. Deliriyorum sanırım.

-"Evet adam! Ben 43 yaşındayım! Neredeyse benimle yaşıt olacak yaşta! Kör müsün kızım sen?! O adamla denk misin? Onun amacı farklı. Sen bu tip olayların içine hiç girmediğin ve bilmediğin için anlamıyorsun. Senin masum halinden faydalanıyor!"

Babam bağırdıkça her cümlesinde istemsizce sıçrıyordum.

Öfkesini kontrol etmek amaçlı salonun ortasında ileri geri yürürken sustuğu an halamla göz göze geldim.

Dizimi titreterek ısırdığım dudağımı bıraktım.

-"Seviyorum."

Kızarmış yanaklarımla söylediğim kelime sonrası hemen başımı eğdim.

Babam hiddetli halinde duraksadı. Elini saçlarından geçirip koltuğa geri oturdu.

-"Lavin bak...kızmak istemiyorum-"

Halam cümlesini dizine bir fiske vurarak kesti.

-"Zaten kızamazsın! İnsanlar kimi seveceğini seçemez değil mi oğlum?" Gözleriyle aynı anda ona derin içerikli göndermeler yaptı.

İyice utanarak koltuğa sindim.

-"Bu yüzden seçimlerimizin hatalarını en kötü şekilde yaşarız. Lavin'in hayat tecrübesi olmadığını bile bile pembe hayallere dalma hala."

-"Yaşayarak öğreneceğim baba. Her şey değişiyor görmüyor musun?Artık yaşamak istiyorum bunu bana yapma! Kendim öğrenmeliyim kendim başarmalıyım."diyerek ayağa kalktım.

Babam elini kaldırıp işaret parmağını uzattı.

-"Canın yandığında pişman olacaksın. Hayat sandığın kadar kolay değil. Ben senin için çabalıyorum. Sen zarar görmeden yaşa diye."

-"Buna yaşamak denmez ki."dedim acı içinde.

-"Ben dışarıdan bir su alıp içemiyorum. Yanımda onlarca koruma olmadan hiçbir yere gidemiyorum. Bu mu yaşamak?"

Gözlerini bir kaç saniye kapatıp açtıktan sonra ayağa kalktı ve önümde durdu. Baş parmağı ve işaret parmağı ile çenemi tutup ona bakmamı sağladı.

-"Sen insanları tanımıyorsun Lavin. Herkesi burada halan gibi tanıdığını sanma. O adamı da tanımıyorsun. Hiç düşünmüyor musun kaç yaşında adamın benimle ne işi olabilir diye? Üzüleceksin."dedi tane tane bağırmadan.

-"Öğrenirim. Üzülürüm. Tekrar yapmam. Ama Asil beni üzmez baba. Lütfen karşı çıkma. Hayatımda ilk defa kendim için bir adım attım. Ben mutlu olmak ne demek onu bile bilmiyordum. Bana izin ver. Sende onu tanımaya çalış. Olmaz mı?"dediğimde çenemi serbest bırakıp başını iki yana salladı.

-"O adam seni mutlu edemez. Lavin! Kahretsin senden ne kaç yaş büyük! Nasıl böyle bir şeye cesaret edebildin! Sana zarar verebilir! Herkes zarar verir!"

-"Vermez! Neden insanları bu kadar korkutucu görüyorsun?!"diye sesimi yükselttim.

Birbirimize karşılıklı yükseldiğimizde soluk soluğa geri çekildim.

-"Ben ailemden kazık yedim. Ailemden! Anne babamdan. Sen şimdi bana insanları mı öğreteceksin? Hiç kimse sana menfaati olmadan yaklaşmaz. Senin parana göz dikmediler mi söylesene? Ben yokum diye bunu istemediler mi senden?"

Her şeyde olduğu gibi bundan da haberi vardı.

Üzülerek yere baktım. Sessiz kaldım. Haklı olduğu bir konuda her kelime kifayetsiz kalacaktı.

-"Doğan. Daha fazla gitme üstüne. Lavin için her şey yeterince zor. Onu korumak istediğini biliyorum ama yolu bu değil. Bu gece burada kal beni kırma. Dinlenin sakinleşin daha sağlıklı bir iletişim kurun."

Nahif kişiliğiyle babamı bile sakinleştirdiği için halama gözlerimle teşekkür ederek yorgun bedenimi koltuğa bıraktım.

Babam da yanıma oturmadan ceketini çıkartmış oturmuştu. Halam ise bize birer kahve getireceğini söyleyerek gözden kaybolmuştu.

-"O adama güvenme Lavin."dedi sessizliği bozup.

Bıkkın nefesimi üfledim.

-"Asil kötü birisi değil."dedim kendimden emin şekilde.

-"Senin kalbini kıracak."

Başımı hızla ona çevirdim.

-"Benim için İtalya'ya geldi. Sence de onun için değerli olmasam bununla uğraşır mıydı?"diye sordum.

Oflayıp elini ensesine attı.

-"Tehlikeli birisi daha fazla uzatma. Sen bu dünyada en masum insan olarak büyüdün Lavin. Eline yüzüne kir değmeden büyüttüm seni. Sen böyle bu şekilde büyümüşken dışarıdaki hayat seni harcar. Özellikle o adam seni yıpratır."

Titrek bir nefes alıp ıslanmak için uğraşan gözlerimi karşıya diktim.

-"Onu tanıyormuş gibi konuşuyorsun."dedim duyacağımdan korkarak.

İtalya'da da buna benzer bir cümle kurmuştu. Asil geçmişte kaldığını söylese bile bu benim aklımdaydı.

-"Tanıyorum. Ve senin tanımanı istemiyorum."derken ses tonu olduğundan daha gergin çıkmıştı.

Nedensiz yere kalbim sıkıştı. Soluklarım hızlanırken terlediğimi hissettim.

Sertçe yutkunarak babama baktım.

-"Asil'in hayatımda olmaması için bir sebep söyleyebilir misin?"diye sordum.

Bir dakikayı aşkın süre sıkıntılı soluklarını işittim. Dizinde yumruk yaptığı elini çözüp bana döndü.

-"Uzun yıllar boyunca onun kim olduğunu biliyordum. Yani yüz yüze görmesem de ismini duyuyordum. Bu çiftliğe taşınmadan önce Kolombiya'da yaşıyordu. Bunu biliyor muydun? Çok güveniyorsun ya hani."dedi alayla.

Şaşkınlığımı gizlemek için içimde büyük savaş verdim.

-"Bilmiyordum."diye mırıldandım.

Zaten hayatı hakkında ne biliyordum?

-"Yaklaşık 10 yıl orada yaşadığını biliyorum. Lavin o adam büyük bir uyuşturucu karteliydi. Bu kelimeler sana çok uzak farkındayım ama en hakikatli listenin başındaydı. Eline bulaşmış pislikleri kulakların duysun istemem."

Olay şaşkınlıktan çok uzak bir noktadaydı.

Donmuş kalmıştım. Vücudumu bir buz dalgası sarmıştı. Kalbimin atıp atmadığından bile emin değildim.

Dünyanın en mükemmel adamı olarak hayranlık beslediğim insan kimdi?

-"Şimdi her şeyden elini çekip bu çiftliğe yerleşmiş huzurlu mutlu hayat kurmuş. Güya! Gerçekte kim olduğunu değiştirir mi? Şimdi ona az önceki gibi sonsuz güveniyor musun? Yoksa kendin için endişeleniyor musun kızım?"

Ruhumu kalbimi bütün saflığıyla ele geçirmişti. Ondan hiçbir şüphe duyamayacak kadar bağlanmıştım. Benim için belki de babamdan daha çok sevgi barındıran bir adamdı.

O tanıdığımı sandığım merhametli şefkatli adam değil miydi?

•••

Merhabaaaa❤️

Bu aralar bütün düzenimiz bozuldu biliyorum biliyorum 😑

Bunun için üzgünüm ama inanın zorla yazıyorum. İstemediğimden değil çok istiyorum ama galiba aç karnına gün içinde aklım pek çalışmıyor ahsjkd

Bölümü nasıl buldunuz çok merak ediyorum 🔥

Dipnot bu adam için gerekirse tüm kaçakçılık işlerine bulaşırım diyor ve gidiyorum

Bölüm sonu

3 yorum