••
Halam üstünü değiştirip geleceğini söylediğinden beri koltukta kıvranıp duruyordum. Ateş basması ve terlemeler yaşarken halam nihayet gelebilmişti.
-"Günün nasıl geçti?"diye sordu yanıma otururken.
Kucağıma koyduğum minderi hafifçe sıkıp tebessüm ettim.
-"Güzel. Senin?"
-"Çıkıp hava almak güzel de yoruluyorum artık. Hemen de evimi özlüyorum."diyince gülümsemem büyüdü.
Gerginlik bedenimden oluk oluk akıyordu. Göğsümü havayla doldurup indirdim.
-"Sana bir şey söylemek istiyorum."diye söze girdim.
Televizyonu açtıktan sonra kumandayı mermer sehpaya bırakıp elini elime koydu.
-"Söyle kuzum."
Dudaklarımı kemirerek başımı eğdim.
-"Ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Senden gizlemek istemediğim bir konu ve biraz utanıyorum."dedim mırıltılarla.
Dudaklarından hımm tarzı mırıldanma çıkarttı ve ellerimi okşayıp geriye yaslandı. Gözleri televizyona bakarken yüzünde muzip bir tavır vardı.
-"Söylemek istediğin konuyla komşumuzu ziyaret etmenin bir bağlantısı varmış gibi hissediyorum."der demez ağzım aralandı.
Nasıl böyle şıp diye anladı?
Konuşabilmek için önce yutkundum.
-"Şey...ee...yani of evet." Ellerimi yüzüme kapattığımda yanımda halam keyifle gülmüştü.
-"O kötü adam evimizi bastığında Asil beyin seni korumak istediğini evden gördüm. Bir kere de sen seradayken yanına geldiğini gördüm."
Ellerimi hızla indirip şaşkın suratımla halama baktım. Tanrım inanamıyorum.
-"Yani ona yabancı olan kimseyi hayatına yakinen dahil etmez. Sana daha farklı yaklaştığını düşündüm. Düşüncem de ilk kez sen gittiğinde yanıldım. Çünkü hiçbir şey yapmadı."diye tane tane konuştu.
Beni utandırmadan yüzüme bakmayarak konuştuğu için onu dikkatle dinliyordum.
Isırdığım dudağımı serbest bıraktım.
-"İtalya'ya benim yanıma geldi."dedim fısıltıyla.
Bu defa bakmıştı. Şaşırıp kaşlarını kaldırdı. Ona geldiği zamanı babamdan bahsetmeden üstü kapalı şekilde anlattım.
-"Öyle işte. Hala ben böyle şeyleri hiç bilmiyorum. Hiç yaşamadım. Bu tip hislerin varlığından habersizdim. Ama şimdi her duygum farklı. Her hissi dibine kadar hissediyorum. Sanki değiştim. Sanki kalbim ruhum değişti. Mutlu olduğumda dünyanın en mutlu insanı gibi oluyorum. Her duygum zirvedeymiş gibi nefesim kesiliyor. Kendimi yadırgıyorum ama sanki hep buna ihtiyacım varmış gibi. Eksiğim tamamlanmış gibi."
Dilim kendi kendine sökülmüştü. Konuştukça göğsüm ferahlamıştı. Hiç biriyle oturup içimi böylesine açmamıştım.
Heyecanla anlattıklarımı aynı saf heyecanla karşılayan halam yüzümü tutup yanaklarımı okşadı.
-"Her duygu çok özeldir. Sana insan olduğunu hatırlatır. Ama aşk...eğer gerçek aşksa onun yeri çok başkadır. Ona duyduğun hislerden emin misin?"
Al al olmuş yanaklarımla başımı salladım.
-"Her şey Asil'le tamam olmuş gibi hissediyorum. Onu hissediyorum. Gücünü,şefkatini,huzurunu iliklerime kadar hissediyorum. Sanki doğduğumdan beri onu tanıyorum. Öyle tanıdık öyle içimden gibiymiş gibi geliyor. Bana kızdın mı?"diye ekledim göğsüm havadayken.
Başını iki yana salladı.
-"Kızmadım ama biliyorsun senden çok büyük. Aranızda bu bir sorun oluşturursa üzülmeni hiç istemem. Asil bey nasıl bir adam tam olarak tanımıyorum. Seni kırar mı incitir mi emin olamıyorum ama çok iyi bir adam olduğuna dair hislerim var. Sana güzel davranıyor mu?"diye sordu.
-"Evet. Düşünceli nazik birisi. Beni üzmez."dedim emin olarak.
-"Peki ya ona ayak uydurabilecek misin? Yaşına tecrübesine?"diye sorarken şüpheliydi.
Göğsüme dolan havayı indirip omuzlarımı düşürdüm.
-"Bunu şimdilik bilemem. Her şey daha çok yeni."dedim kısık tonda.
İç çekip saçlarımı öptü ve başımı omzuna yasladı.
-"Aşk,yaşamayı bilene bir cennet gibi gelir. Sevmek sevilmek çok güzeldir. Bu kararınıza ben dahil kimse laf söyleyemez. Söyleyen olursa da karşısında beni bulur. Asil beyin de senin de mutlu olmanızı en çok ben isterim. Artık bey demesem mi?"diyince aynı anda küçük neşeli bir kahkaha savurduk.
-"Teşekkür ederim. Bana güvendiğin için."dedim biraz sessizlikten sonra.
-"Asıl ben teşekkür ederim benimle paylaştığın için."diyip yeniden saçlarımı öptü.
Bir süre daha orada sohbet ettik. Uykumuz geldiğinde odama çıkmıştım. Yatağa yatar yatmaz uykuya dalmam çok kısa bir sürede gerçekleşmişti.
'
Ertesi gün uykudan zar zor ayıldım. Gözlerim yeniden kapanmak istiyordu çünkü gece boyu karın ağrısı çekmiştim.
Bu tip ağrılarda kullandığım ağrı kesici yanımda olmadığından gece bana kabus olmuştu.
Sabah regl belirtim yine karın ağrısından ibaretti. Boş boş sancı çekmeye yıllardır alışıktım. Her şeyde kendi kendimi iyileştirirdim.
İyi geleceğini bildiğimden sıcak buharlı bir banyo yaptım. Olabildiğince karnımı ısıtarak banyodan çıktığımda kasılmaktan midem bulanıyordu.
O halde bornozla yatağıma serildim. Çok sürmemişti halam çıkageldi.
-"Canım günaydın. Uyandırmamak için gelmedim ama kapı sesi duyunca bakayım dedim. İyi misin sen?"
Yastığa gömdüğüm yüzümü ortaya çıkarttım.
-"Bana bir ağrı kesici bulabilir miyiz hala?"
Durumumu anlattığım zaman önce üzerimi giyinmem için ısrar etti. Ben yataktan kalkarken o aşağıya kahvaltı hazırlamalarını seslenmişti.
Beni giyinmem için yalnız bıraktı. Dolabın çekmecesinden iç çamaşır takımı aldım ve giyindim. Neyse ki kişisel bakım çantamda yeterli sayıda ped bulunuyordu. Bir de dağdan şehire ped için birisini gönderemezdim.
Kalın bir eşofman altı ile fazlasıyla bol sweat giyinerek yatağa oturdum. Saçlarımı kurutmama halam yardımcı olmuştu. Ki ben çoğu zaman ıslak bırakırdım.
Gelişi güzel toplayıp alt kata indim. Koltuğa oturduktan sonra cenin pozisyonu alıp ellerimi karnıma sardım.
Orada belki de saatlerce yattım. Örtünün altında ağrı kesicinin de etkisiyle uzanırken halam ve Sakine hanımın sohbetini dinliyordum. İkisi karşılıklı kahve içiyordu.
Halam için evin çalışanları onun ailesinden sayılıyordu.
-"Merhabalar."
Salona giren Hanife hanıma baktık.
-"Hoşgeldin gelsene."dedi direkt halam.
Hafifçe doğrulup bacaklarımı yukarı doğru çektim. Bana baktı ve gülümsedi.
-"İyi misin?"diye sordu.
Başımı salladım.
-"İyiyim biraz karnım ağrıyordu."dediğimde ayak ucuma oturdu.
-"Sıcak tut kendini. E ben gideyim o zaman." Ayağa kalkması bizi şaşırttığından dolayı kaşlarımı kaldırdım.
-"Ateş almaya mı geldin? Şaşırdın herhalde Hanife."dedi halam da ardından bu duruma gülmeden duramadı.
Hanife hanım biraz tedirgin kalıp geriye oturdu.
-"İşim vardı da şimdi aklıma geldi."derken yan gözle bana baktı.
Bir şey mi anlatmaya çalışıyor o?
-"Hale hanım ben çıkıyorum. İstediklerinizi söyleyecektiniz."
Numan bey kapıdan başını uzattığında halam yerinden kalktı.
-"Evet evet dur söyleyeyim."
-"Kağıt getireyim unutur o öyle."diyen Sakine hanım da kalktı.
İkisi koridora çıkarken Hanife hanımla bir anda bana döndü.
-"Beyim size ulaşamamış çok meraklandı beni gönderdi."diye fısıldarken gözleriyle kapıyı kolluyordu.
Bu cümlesi üstüne hem heyecanlandım hemde biraz utandım ve gözlerimi kaçırdım.
-"Şey...ımm...ben konuşurum onunla."dedim mırıltıyla.
Saatlerdir ağrımın derdine düştüğümden telefonuma bakmak aklıma gelmemişti.
-"İyi olur. Pek bir endişeliydi."derken gözleri imalı bakıyordu.
Başımı öylesine sallayıp ayaklarımı yere bastım. Karnımın alt kısımlarında hafif hafif hala sancılar vardı.
-"Niye kalktın kuzum?"diye sordu içeri giren halam.
-"Telefonumu alacağım."dedim hafifçe kızaran yüzümü eğerek.
-"Sakine sana zahmet Lavin'in telefonunu getir. Bir daha çıkmasın."dedi halam.
Elimi kaldırdım ve başımı salladım.
-"Yok yok ben çıkarım sorun değil."dedim. Boşu yere birisini yormak artık anlamsız geliyordu. Önceden işi olduğu için umursamazdım. Ama düşünce yapım gün geçtikçe değişmişti.
-"Yat sen getireyim ben." Kalkmama izin vermeden gözden kayboldu. Dakikalar içinde gelmişti.
Yeniden örtüyle kapanıp telefonumun kilidini açtım. Asil bir kaç kez aramış ve defalarca mesaj atmıştı.
Dudağımın kenarını ısırıp klavyeye tıkladım.
-Telefonum odamda kalmış
-Biraz rahatsızdım salonda uzanıyordum
-Üzgünüm aramalarını şimdi gördüm
Sıra sıra gönderip ekranı kilitledim. Parmaklarım klavyede gezinirken muhtemelen halam ve Hanife hanım beni izliyordu. İkisinde de aynı gülümseyen yüz vardı.
Dizlerimi karnıma çekip geriye yaslandığım zaman koltukta yan şekilde duruyordum.
Bir kaç dakika geçmişti ki telefonum çalmaya başladı. Gözlerimi büyütüp sessize aldım.
Kapatmasını bekledikten sonra ise mesajlara tıkladım.
-Müsait değilim
Anında geri yazdı.
-Müsait olduğunda ara
Göğüs kafesim sessizce alçaldı. Halamın bakışlarına küçük bir tebessümle karşılık verdim.
-"Geliyorum birazdan."dediğimde gözlerimi kaçırarak ayağa kalktım. Yün örtüyü koltukta bırakmak yerine kendime dolayarak salondan çıktım. Odaya girdikten sonra balkona çıktım ve kenara yaklaştım. İyice örtünüp telefonu açtım.
Açmasını beklerken gözlerim yan bahçede dolaşıyordu. Ağaçların yeşil yaprakları yeni yeni açtığı için görüş alanım kısıtlanıyordu.
-"Lavin? İyi misin?"
-"İyiyim. Sen?"diye sordum dudaklarım yukarı kıvrılarak.
Kalbim anında pır pır oluyordu.
-"İyiyim de seni merak ettim. Sabahtan beri ulaşamayınca."derken bir şeylerle uğraştığını belli eden sesler geliyordu.
-"Şey...yani haklısın telefona bakmak aklıma gelmedi."dedim kısık tonda.
-"Sen ne yapıyorsun?"diye ekledim.
-"Opal ile ilgileniyorum. Neyin var söylemedin?"
Yanaklarım ısındığında dudağıma dişlerimi geçirdim.
-"Biraz karnım ağrıyordu."
Dudaklarından çıkan bir kaç sessiz mırıldanma sonrası konuştu.
-"Geçti mi bari?"
Muhtemelen anlamıştı. Soğuk elimi yanağıma bastırıp odaya geri girdim.
-"Evet daha iyiyim."
-"Bugün evde kal dinlen. Hava soğuk çıkma."dedi net tok sesiyle.
Yüz yüzeyken daha mı yumuşak sanki?
Kısa cümlelerle vedalaşıp kapattığımızda alt kata geri döndüm.
Salon sessizdi. Nisa koltuğun yanında ayakta dururken halam ve Sakine hanım telefona gözlerini dikmiş öylece duruyorlardı.
-"Neye bakıyorsunuz öyle?"diye sorup karşı koltuğa oturdum. Nisa'ya ait olan telefonu halam ona uzattı.
Beyaz kesilmiş yüzü bana döndü. Sakine hanım kızını çekiştirerek salondan çıkarttığında kaşlarımı havaya kaldırdım.
-"Haber."dedi adeta fısıldayarak.
-"Seni şaşırtan bir haber galiba?"dedim sorarcasına.
Ellerini koltukta iki yanına bırakıp derin bir soluk aldığında ters giden şeyler olduğunu anlamam uzun sürmedi. Endişelenerek kalktım ve yanına oturdum.
-"İyi misin hala?"
Başını kaldırıp ellerime uzandı.
-"Muhtemelen saçmalıktan ibarettir ama...bir haber yayılmış. Baban...Doğan'la ilgili."dediği cümlenin sonunda telefonum çalmaya başladı.
Karşı koltuktan alıp geri oturdum. Dedem arıyordu. Halam telefonumu alıp kucağına koydu.
-"Boşver şimdi açma."
Bir an önce o haberi görmem lazımdı.
Zar zor yutkundum ve bu defa ben ellerini tutup sıktım.
-"Ne olmuş hala? Ne gördün?"
-"Güya..güya her şey farklıymış. Doğan...nasıl desem?"
Gözlerimi bir kaç saniyeliğine kapatıp kendime gelmeyi bekledim. Ardından dudaklarımı araladım.
-"Her ne okuduysan bu doğru hala."derken kelimeler güçlükle çıkıyordu.
Halama durumu anlatmak sandığımdan daha zor oldu. Bunu ona ben değil babam açıklasın isterdim fakat hiç umursayacağını sanmıyordum.
Bir kötü olayı atlattım derken bir yenisi geliyordu. Şimdi yine bütün herkes bu haberi görmüş bizi konuşuyor olmalıydı. Ve ben insanların ağzında olmaktan çok sıkılmıştım.
Muhtemelen babamın avukatının uydurduğu bir haberdi. İtalya'nın köklü bir mafyasına bulaşmış kaçırılmış ve ölüm süsü verilmişti. Ve nihayet özgürlüğüne kavuşan Doğan Merhaz ülkesine geri dönüyordu.
Yılın haberi olmalı.
-"Bana bunu nasıl anlatmazsın aklım almıyor."dedi tekrar tekrar.
Evin geri kalan halkı da yanımızdaydı. Hep birlikte salonda oturuyorduk.
-"Babamın nasıl ortaya çıkacağını bilmiyordum. Bu yüzden anlatamadım."dedim.
-"Haber yalan yani."diyen Sakine hanıma baktım.
-"Kısmen."diyip dilimle dudağımı ıslattım.
-"Kötü bir takım işlere girmiş. Sıyrılmak için böyle yapması gerekiyormuş."diye açıkladım.
-"Ama bunu kimse bilmesin olur mu?"dedim unutmadan.
Başıyla onayladı.
-"Elbette."
-"Yemek yiyecek halimiz de kalmadı ama siz sofrayı kurun. Önder de birazdan burada olur."diyen halamdı.
Ölümüyle sarsıntı geçiren babaannem bu durumu nasıl karşılayacaktı acaba?
Bir kaç saattir vakit geçirdiğimiz salondan çıkmak üzere ayaklandım. Havaya ve sakinliğe ihtiyacım vardı.
Geri kalan günün devamında ise kimseyi göresim yoktu.
Odama ulaştığımda ışığı açmadan yürüdüm yatağa oturdum. Sonra uzandım ve dizlerimi karnıma çektim.
Normalleşmek ne kadar da zor bir eylemmiş.
Ve eski hayatımız güzelmiş. İnsanı saran bir dünya telaşı olduğunu öğrenmek iyi miydi kötü müydü henüz bilmiyordum. Hayatı yaşamaya yabancıydım. Evet kesinlikle öyleyim.
Uzun süre insanlarla iletişimde kalmak başımı ağrıtıyordu.
Yatağımda uzandığım süre boyunca ayaklarımın orada kalan telefonuma uzanmak zor gelmişti. Titreyip duruyordu.
En sonunda doğrulup aldığımda Asil aramaya başlamıştı.
Anında yanıtladım.
-"Sana istediğimde ulaşamayacak mıyım?"dedi açtığım gibi.
-"Yatıyordum şimdi kalktım."dedim. Duymuş olup açmadığımı söylemedim.
Mental olarak iyi hissetmiyordum.
-"Öğrendi mi herkes?"
Görmese bile başımı salladım.
-"Kötü haber tez yayılır mı diyordunuz?"dediğimde sessiz kaldı.
-"Hale hanım bahçede beni gördü. Yanına yürüyorum. Biliyor mu?"
Hızlıca yüzüm domatese döndü.
-"Evet."diye fısıldadım.
-"Konuşuruz. Ararım."
Telefonu yatağa bırakıp ayağa kalktım. Banyoda elimi yüzümü yıkadıktan sonra ifadesiz duran yorgun yüzüme göz gezdirdim.
Bu günleri de atlatacağız diyerek banyodan çıktım. Alt kata inerken sweatin kollarını aşağı çekip ellerimi kapattım ve hafifçe ürperdim.
İlk günümde 24 saat yatmam gerekirken babamın yalandan ölümüyle uğraşıyorum.
Merdivenleri inip salona girdiğim an girişte durdum kaldım. Koltukta yan yana oturan Asil ve halam mı?
Asil durgun yüzüyle bana baktığı an nefesimi tutuverdim. Halam da bitkin haline rağmen tebessüm etmek için zorlandı.
-"Numan'a seslenmek için bahçeye bakınıyordum. Asil beyi görünce yemeğe davet ettim."diye açıkladı.
Bedenime kocaman gelen eşofman takımı ile kırışığı bile olmayan görünümüyle Asil'in karşısındaydım.
-"Hoşgeldin."diye mırıldandım kurumuş dudaklarımı oynatıp.
Arkamda elinde servis tabağıyla Sakine hanım belirdi. İleri adım atarak girmesini sağladım.
-"Ev gerginlikle dolmadan yemeğimizi yiyelim."dedi halam ve ayağa kalktı.
Kalbim hızlı hızlı atıyordu. Bakışlarımı masaya çevirdim.
Halam baş köşeye oturdu. Asil çaprazdaki sandalyeyi çekince utana sıkıla oturdum. Kendisi de yanıma yerleşti. Ufak antika sandalyelerde Asil'in koca bedeni doğru düzgün sığmamıştı.
-"Afiyet olsun."dedi halam.
Kucağımda duran elimi kaldırıp kaşığı aldım. Bir kaşık ağzıma koydum fakat midem yemeği reddedercesine ağrıyordu.
-"Siz daha nasılsınız Asil bey? Teklifimi kırmadığınız için teşekkür ediyorum."dedi halam sessizliği bozarak.
Çorbanın içinde gezdirdiğim kaşığı kenarına yaslayıp elimi yanağıma koydum.
-"Sadece Asil..lütfen. Ben teşekkür ederim. Siz yorgun görünüyorsunuz."dedi Asil. Ses tonu duyduğum bütün seslerin içinde en karizmatik olan olabilir.
Halam dudaklarına peçeteyi bastırıp nefesini verdi.
-"Neyin içine düştük bilmiyorum. Her şey çok karmaşık. Sende Lavin'in yanındaymışsın. En azından iyi ki oradaydın yoksa Lavin nasıl dayanırdı düşünemiyorum." Halam konuştukça ben utançtan kızarıyordum.
Asil bir an hafifçe başını eğer gibi oldu. Sonra bana kısa bir bakış attığında kalbim güzel bir yere dönüştü.
-"İnanması güç evet."dedi sadece.
-"Çok. Öldü dirildi...aman tamam bunu konuşmayalım. Kuzum neden yemiyorsun? Sabah da doğru düzgün yemedin." Halam elini uzanıp saçımı okşadı.
Yanağımdaki elimi indirip sırtımı dikleştirdim.
-"Pek iştahım yok."diye mırıltıyla yanıt verdim.
-"Benimki de soru işte."dedi halam ağzının içinden konuşarak.
Diz kapağımın bir kaç parmak yukarısında Asil'in büyük elini hissettim. Hafifçe baskısıyla elini bırakıp okşadığında soluğum karnımda sıkışıp beni iptal etti.
Göğsüm havada tepkisiz kaldım. Hayır rahatlatmak için yapıyorsa çok yanlış bir hareket.
-"Gel Sakine yemekleri servis et."
Elini çektiğinde soluğumu verdim. Bir kaç çatal yemekten aldıktan sonra su içiyordum ki kapı çaldı.
Konuşa konuşa içeriye giren ilk babaannem oldu. Elinde mendil bitap bir halde salona girmişti.
-"Gelmedi mi? Burada da değil mi?"diye iç çekerek sordu.
Yemeğe daha fazla devam edemeyeceğimiz için masadan kalktık. Dedem Asil'e kısa bir selam verip kravatını gevşetti ve koltuğa çöktü.
-"Benim oğlum...benim oğlum ya benim! Ben büyüttüm onu. O kötülük nedir bilmezdi."
Halam Asil'in oturması için teşvik ettiğinde masanın önünde ayakta kalmayı tercih ettim.
-"Bir öldü diye kahroluyoruz bir de bu neydi bizim çilemiz niye bitmedi?"
-"Evet zor bir durum Aynur ama önemli olan iyi ve yaşıyor olması."diyen halama bakmadan Asil ile göz göze geldim. Bana güvenini hissettirerek bakıyordu.
Bütün yıkılmış hislerim bu bakışıyla son buldu.
-"Sen ne anlayacaksın ki?" Bu sözüyle dedemden büyük bir uyarı işiten babaanneme tiksinerek baktım. Çok ama çok kötü bir kadındı.
-"Annelik senin yaptığın gibi bir mertebe değil Aynur. Yürekten gelir."dedi halam kendi çizgisini bozmadan. Yıllardır ona alışmış olmalıydı.
-"Kızım eğer biliyorsan bize anlat. Nedir bu? Doğru mu tüm bunlar? Neye inanacağımızı şaşırdık."diyen dedem çaresizlik içinde soruyordu.
Tam ne diyeceğimi düşünürken babaannem yine sivri diliyle araya girdi.
-"Oğlumun başına ne geldiyse o şırfıntı kadın yüzünden. Allah ikinizinde belasını versin."
Yüzüme nefret kusarken hiçbir mimik oynatmadım. Sadece Asil'den utanmıştım. Bu cümleleri duymamalıydı.
-"Lafını bil de konuş! Evime hakaret etmek için giremezsin! Duydun mu beni?!" Az önce sakin kalan halam benim için adeta öne atıldığında Asil'in yüz ifadesinden iyice endişelenmiştim.
Sesli bir soluk alarak iki adım öne çıktım. Öfkelenmiştim. Üzüntüm öfkeme dönüşmüştü.
-"Babam seni..sizi sildiği için mi benim canımı yakmaya uğraşıyorsun?"diye sordum.
-"Boşuna çabalama. Söylediklerin bende duyulmuyor bile."dedim. Tiksintim yüz ifademe yansırken onun yüzü kızarmıştı.
-"Hadsiz. Aile terbiyesi bile almadığını unutmuşum."dediğinde dudaklarım yukarı kıvrıldı.
-"Sözlerinize dikkat ederek konuşun." Asil'in bunu söyleyerek ayağa kalkmasıyla yüzler de küçük bir şaşkınlık belirdi.
Önümde durarak beni arkasına almıştı. Fakat ben çoktan öfkeyle harmanlanmıştım.
Kolunu tutarak yanına geçtim ve doğrudan babaanneme baktım.
-"İnsanların aile terbiyesi alınmış hali böyle oluyorsa iyi ki almamışım."dedim.
Ayağa fırladı. Dedem kollarına yapıştı.
-"Terbiyesiz edepsiz! Büyüğüne bile saygın yok. Çıktığın kabuk ne ki sen ne olasın! Adamların koynuna girip çıkan kadın seni doğurup kenara attı gitti bari bunun utancıyla insan içine çıkma."
-"Aynur! Yeter artık yeter!" Dedem evi inleterek bağırdığında benim kılım kıpırdamadı.
Aksine rahattım.
Sadece boğazımı ağırtan bir yumru vardı.
-"Eğer kızıma bir daha bu ithamla konuştuğunu duyarsam içinde siz varken bütün şehri yakarım sevgili anne."
Aynı anda kapıya döndüğümüzde babam buz gibi üşüten gözleriyle karşımızdaydı.
••
Merhaba iyi geceler❤️
En son ne zaman yayınladım hatırlamadığım için sizlerden utanarak buradayım 🤦🏻♀️
Bölüm çok içime sinmedi.
Ama daha fazla sizi bekletmek istemedim. Uzun günlerdir yazıp yazıp duruyorum eğer akışta bir bozukluk varsa kusura bakmayın lütfen.
Bir sonraki bölüm görüşürüz❤️