İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 19 · 10 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 19

19

•

Tuhaf bakışlarını saklayan kadınlar bana ayrı bir gülümsemeyle baktıkları için açıkçası fazlasıyla çekinmeye başlamıştım.

Masaya oturur oturmaz Hanife hanım alttan alttan gülüyordu.

-"Asil beye sorayım bakıyım çay içer mi geleyim." Meryem hanım sandalyesini ittirip kalktı ve çıktı.

Ellerimi çenemin altında birleştirdim. Kalbim göğüs kafesime sığmayacak halde hızlı atıyordu.

-"Ne oldu da erken geldi acaba?"

Hanife hanım omuz silkti.

-"Aman adam evine gelirken bize mi soracak? Sende git belki banyo yapmak ister. Suyunu hazırlarsın."dedi Dilşah hanıma.

Dilşah hanım çayının son yudumunu alıp kalkarken bana bakıp anlamlı anlamlı güldü.

-"Ay inanır mısınız Lavin hanım kocama bu kadar küvet doldurmadım."demesiyle dudaklarımdan bir kıkırtı firar etti. Elimi ağzıma kapattığımda Hanife hanım elinde terlikle bacağına vurmuştu.

-"Edepsiz seni."diyerek mutfaktan kovaladı.

Hala arkasından saydırırken bende gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırmıştım.

Hanife hanım sandalyesini çekiştirip bana yaklaştıktan sonra elini bacağıma koyup imalı bir gülümsemeyle baktı.

Evet geliyor gelmekte olan.

-"Beyim seninle pek bir ilgili gibi..yanlış anlama beni vallahi düşününce bile mutlu oldum o yüzden diyorum. Ay Hale hanım duysa çok kızar bana." Kendi kendine konuşup elini bacağına çarptı ve masaya yaslandı.

Bu cümlesiyle yüzüm renkten renge girmişti. Ne diyeceğimi bilemez halde sertçe yutkundum.

-"Kızdıysan özür dilerim kızım kusura bakma. Bazen kendimi hiç tutamıyorum."diyip hafifçe güldü.

Ateşler içerisinde tebessüm etmeye uğraştım.

-"Yok...şey...açıkçası..."Yalan söylemeyi de sevmediğim için oraya bayılacaktım ki mutfağa girenlerde sustum.

-"Asil bey Lavin hanımla kahve içeceğini söyledi."

Teşekkürler teşekkürler ne güzel oldu.

Aynı imalı gülüşmeler sebebiyle sandalyeden kalktım.

-"Salonda mı kendisi?"diye sordum cılız utanç içeren sesimle.

-"İner şimdi. Kahveni nasıl içersin?"

Kızarmış pembe yanaklarımla mutfaktan ayrıldım. Salonda şöminenin önünde sönmeye yüz tutmuş ateşe bakıyordum.

Adım sesleri duymuş geriye bakmamıştım. Ta ki arkamda durup belime sarılana kadar. Gülümseyip karnıma dolanan ellerine ellerimi koydum. Biraz daha kendine çekerek sırtımı göğsüne sabitledi.

Az önce ona birazcık kızmayı planlamıştım. Fakat bu düşüncem kaybolup gitti.

-"Biraz daha küçülürsen kollarımda kaybolacaksın."dedi kulağıma doğru. Saçlarımın arasına vuran soluklarıyla huylanırken sessizce güldüm.

-"Sadece sen fazla büyüksün."dedim mırıldanarak. Görüntüsü ürkütücü değil aksine güven vericiydi.

Göğsünün sarsıldığını hissedince bedenimi büyük bir keyif dalgası sardı. Gergin yüz hatlarını güldürmek güzeldi.

-"Sen küçük bir kızsın."diyip saçlarımın arasından boynuma ulaştı ve içimi yakacak derecede öptü.

Yüzümü soğuğa vurma isteğini bastırıp nefesimi sessiz sessiz üfledim.

Yaklaşan adım sesiyle kollarından çıkıp aramıza mesafe koydum.

Hanife hanım tepside kahvelerle gelmişti.

-"Teşekkürler."dedim kısık sesimle.

Sehpaya koyup çekilirken bana tebessüm etti.

-"Afiyet olsun."dedi ardından Asil'e döndü.

-"Başka bir isteğiniz yoksa biz çıkalım beyim."derken gözleri ikimizde dolaşıyordu.

Asil pek oralı olmadan başını salladı.

-"Çıkabilirsiniz."

Yanımızdan ayrılmasıyla koltuğun kenarına oturdum ve kahve fincanını aldım.

-"Nerede kalıyorlar?"diye merak ettiğimden sordum.

O da kahvesini alarak fazlasıyla yakınıma yerleşti.

-"Bağların orada müştemilat var."diye açıkladı.

Bir yudum aldığım fincanı indirdim. Hafifçe çattığım kaşlarımla ona baktığımda gözleriyle gülümsüyor gibi bakmıştı.

-"Müştemilat da ne?"

Türk diline bir hayli hakimdim ancak bazen işitmediğim kelimelere rastlıyordum.

-"Küçük bir bina. Evleri. Evde çalışanlar eşleriyle birlikte orada kalıyorlar."

-"Bütün çalışan herkes mi?" Sorumu başını iki yana sallayarak yanıtladı.

-"Bağlarda çalışanlar ve at çiftliğindekiler gidip geliyor."

Anladığımı belirterek kahveden bir yudum daha aldım.

-"Daha önce burada hiç yaşamadın mı?"diye bu defa o sordu.

Beni tanımak için sormasından dolayı mutlu olarak sırtımı dikleştirdim.

-"Hayır hiç. Türkiye de kimsemiz olmadığını sanıyordum."dedim bir an geçmişe gidip.

Kahve fincanını uzanıp masaya koyduktan sonra kolunu arkamda koltuğa doğru uzattı. Saçımın ucunu parmağına dolarken nefesim yavaş yavaş hızlanıyordu.

-"Ama Türkçe konuşarak büyüdün. Anladığım kadarıyla."dediğinde onu onayladım.

-"Biraz zor konuştum."dedim. Bu gerçek gözümde belirince acılı olsa da tebessüm ettim.

-"Evimizde konuşacağım birisi yoktu. Ara sıra babamla iletişim kurarak Türkçe konuşmayı öğrendim. Konuşamadığımı fark etmesi uzun sürdü sonra bir doktor ve Türkçe öğretmenim olmuştu."dedim ve kendi halime gülüp geriye yaslandım.

Yüzümdeki gülümseme silinmeden dudağımın kenarında parmağını gezdirdi.

-"Seni yanlış tanıdığımı sandım. Bu kısa bir süre oldu ama yine de özür dilerim."diye bir cümle kurdu.

Benim için duygu yüklü bir cümleydi.

-"Önemli değil."dedim içtenlikle. Halbuki ilk yargıladığı zaman çok üzülmüştüm.

Derin bir nefes aldıktan sonra elini yüzümden çekerek ayağa kalktı.

-"Peki buraya gelmeye nasıl karar verdin?"diye sorarken salonun başka bir köşesine gitmişti. Gördüğüm kadarıyla kendine içki dolduruyordu.

Elimde yarısı duran kahveyi bırakıp ellerimi kucağımda birleştirdim. Çok zor ve bir o kadar saçma hayatım vardı.

-"Keşke hiç gelmeseydim."diye neredeyse fısıldayarak söyledim. Bu yaşadığım kötülüğe karşı bir isyandı. Çünkü bilmediğim bir hayata dalmış her şey tepetaklak olmuştu.

Gözlerim yerde dalıp gittiğinde hareket eden Asil'e odaklandım.

Bir dikişte yuttuğu sarı sıvılı içki bardağını bırakıp şömineye odun attı. Doğrulup yeniden içkisinden doldurdu.

-"Eğer ikinci bir şansım olsaydı gelmemiş olmayı tercih ederim. Ama...bu tercih...seni bulup tanıyana kadar olurdu." Son cümlemi utanarak söylediğimde yüzüm ısınmıştı.

Ayakta dikilen bedenini bir kaç saniye sonra yanıma bıraktı.

Dizinde gezdirdiği bardağa gözlerini dikmişti. Yüz ifadesi çok hissizdi.

-"Ben olmasaydım buraya ikinci kere dönmez miydin?"

Dudağımı büktüm.

-"Bilmiyorum. Belki daha kuvvetli bir nedenim olmazdı. Gelmezdim."diye itiraf ettim.

Bardağı kavrayıp dudaklarına getirdi. Daha küçük bir yudum aldı. Islaklığı alevlerin gölgesinde belli olurken ikinci bir yudumla bardağı bitirdi. Ardından sehpaya koydu ve bana döndü.

Karnıma saplanmış bir sancıyla gözlerimi son anda dudaklarından çektim.

Yaklaşıp çeneme parmaklarını koydu ve başımı kaldırıp ona bakmamı sağladı. Sert hızlı nefesi yüzüme vurdukça duraklarım hafifçe aralanmıştı.

Diğer eli yavaşça belime kaydı.

-"Bütün güzel anılarında sadece ben olmak istiyorum. Ruhun benimle şekillensin istiyorum. Gözlerin sadece bana gülsün...sana sadece ben böyle dokunabileyim istiyorum Lavin. Beni olduğumdan başka bir adama döndürüyorsun. Daha önce hayatımda hiçbir şeye...hiç kimseye bu kadar sahip olmak istememiştim."

Kalbim sadece ve sadece göğsümden kopup onun göğsüne girmek istiyordu. Bana ne oluyordu bilmiyorum fakat çok tuhaf şekilde ateşim yükselmişti.

Bu ateş vücut ısısı değil. İç güdülerimin ateşi gibiydi.

Çok utandırıcı değil mi?

Nefesimin sıkışması, kalbimin hızlanması ve dudaklarımın kuruması.

Tanrım.

Bunlar ne anlama geliyor?

-"Asil..ben.." Zorlukla yutkunup dudağımı refleks olarak dilimle ıslatıp ısırdım.

Belimi çekiştirerek beni bir anda kucakladı. Terlikler ayağımdan yere düşerken kendimi kucağında otururken buldum. Göğsüm havada kalmış nefesimi verememiştim.

Belimdeki eliyle baskı uyguladı. Kucağına tamamen oturmamla Tanrım bu da ne?! Vücut dilime hakim olmam çok zor oldu. Kasılan vücuduma ellerini doladı.

-"Bana bak Lavin." Şefkatli sesine odaklandığımda beynimden ateş çıkmak üzereydi.

Kucağına oturmama rağmen boyu benden uzundu. Yüz yüze ancak gelebilmiştik. Kucağınca bile ufacık kalmıştım.

Kalçamı kaldırıp yanından kaçma fikriyle baş ederek gözlerine baktım. Yaklaştı ve yanaklarımı kavrayıp yine dudağımın kenarını uzun uzun öptü.

Şimdi öleceğim

Çekilmeden bir elini boynuma diğerini belime koydu. Başımı boynuna yerleştirdiğinde daha iyi hissediyordum çünkü yüzüne bakmak daha utanç veriyordu.

Kalçamın altında hissettiğim sertlik nabzımı yükseltiyordu. Üstelik daha da utandıracak şekilde hoşuma gidiyordu.

-"İlk başta senden uzak kalmak istedim. Yaşça küçük olmandan dolayı. Ve küçük bir kızı düşlemeyi kendime yakıştırmadığım için. Bunları sana açıkça söylemeliyim. Beni anlıyorsun değil mi?"

Başımı aşağı yukarı salladım. Bunu yaparken burnum tenine sürttüğü için göğsümde anlam veremediğim hisler doğdu. Nefesimle ısınan boynuna istemsizce dudaklarımı değdirdim. Bu tamamen iç güdüsel olmuştu.

Yarattığı etkisinden habersiz verdiğim minik öpücükle kucağına oturduğum adam irkildi. Hatta belimi bile sıkmıştı.

Yanlış bir şey yaptığımı sanıp ondan uzaklaşacaktım ki belime daha sıkı sarıldı.

-"Eğer delirmemi istemiyorsan yapma güzelim." Boğuk ve zor çıkan sesiyle gözlerimi yumdum.

Ne aptalım

-"Şey...özür dilerim."diye fısıldadım.

Hiç kimse daha önce utançtan bayılmış mıdır?

Soluğuyla birlikte göğsünde hareket ettim. Ardından yutkunduğunu duydum.

-"Tecrübesizliğin bile beni çok fena yapıyor farkında değilsin."derken kendine kızar gibiydi.

Anlamadığımdan sessiz kaldım.

Rahat bir pozisyon alabilmek için omuzlarına sarıldım. Koltukta biraz daha aşağı kayıp beni karnına doğru çekmişti. Bunu yaparken ki muhtemelen yanlış anladım ancak sanki boğuk bir şekilde inler gibi olmuştu.

Saçmalama Lavin

-"Her hareketinle,komik gelebilir ama tenine değdiğimde dahi aklımı başımdan alabiliyorsun. 34 yaşındayım ve hiç böyle dağılmadım Lavin. Her an kendime küçük olduğunu hatırlatıp öyle yaklaşmaya çalışıyorum. Ama adamda irade bırakmıyorsun." Sesinin sertleşmesiyle birlikte vücudunu saran kasları da gerilmişti.

-"Neden küçük olduğumu hatırlamak istiyorsun?"diye masumca sordum.

Çıplak belimi okşarken sertçe iç çekti.

-"Seni ürkütmek istemiyorum. Aslına bakarsak sana karşı nasıl konuşmam gerektiğini bile bilmiyorum. Bütün kadınlardan çok farklısın. Çok kırılgansın. Seni incitmek en son isteyeceğim şey. Ama bu kararını aldığımız ilişkiye hazır olduğunu bilmek istiyorum."

Konuşmakta çekinmesi Asil için beklenmedikti. Bu yüzden başımı omzundan kaldırdım.

Başını koltukta geriye atarak bana baktı.

-"Bir ilişki nasıl yaşanır bilmiyorum. Seninle öğrenmek istiyorum. Her şeyi."diye ekledim.

Gözlerinden canlı canlı geçen bir karaltı gördüm. Hatta buna hareketsiz kalan göğsü eşlik etti.

Sonra ise sonrası hızlı oldu. Belimden tuttuğu gibi sırtımı koltuğa dayalı halde buldum. Uzandığım koltukta devasa bedeniyle üzerime eğildi. Bacaklarının arasında yatarken elini yanağımdan saçlarıma doğru kaydırdı. Belim hafif bir kavisle yükselirken görüş açım kapanmıştı.

Hatta soluklanma ve hayat fonksiyonlarım da kapandı.

Bir kaç saniye içinde gerçekleşen bu durumda alt dudağım onun dudaklarıyla ezilmeye başlamıştı.

Kalbim boğazıma gelmiş ağzımdan çıkacaktı. Aralanan dudaklarımı kolayca kavradı. Diliyle ezerek sertçe öpüyordu.

Hiç bilmediğim öğrenmediğim bu his beni allak bullak etti. Bir anda kendimi inlerken buldum.

Ağzının içine doğru kaçan kısık sesli inlememle onun homurdanması bacaklarımı birbirine bastırma isteğime neden oldu.

Bilmiyordum. Ancak doğaçlama davrandım. Vücudum kendine kendine atıldı.

Yüzünü kavrayıp tıpkı dudaklarıma yaptığı gibi üst dudağını kavradım. Ne yapacağımı bilmezken beni o yönlendirdi. Dudaklarımı içercesine öpüyordu.

O an hiç soluk almadığımı fark ettim. Nefes alma ihtiyacıyla kendimi geri çektim. Başım koltuğa düştü. Dudaklarıyla dudaklarımın arasında bir kaç santim bırakıp nefes nefese bana baktı.

-"Su gibisin Lavin. Sana doymam mümkün değil." Dudaklarıma fısıldadığı cümle aklıma kazındı.

Ensesine düşmüş elimi saçlarına karıştırdım ve okşadım. Diğer elimi omuzlarıma doğru sardım.

Dağılmıştım.

Güzel bir dağılmışlık.

-"Bana kızdın mı?"

Dudağımda kalan tadında dilimi gezdirip başımı salladım.

-"Hayır."

-"Daha fazla dayanamadım."diyerek dudağımla yanağımın birleştiği noktayı öptü. Geri çekilirken nefesimi verdim.

Karnımın iki yanına dirseklerini dayayıp yüzümü okşadı. Yüzüme gelen saçımı iterek şakağımda parmağını gezdirdi.

Karanlık salonda net şekilde yüzünü göremesem bile alıp verdiği solukları huzurlu olduğunu belli ediyordu.

-"Bu gece benimle uyusan?"dedi sorarcasına.

Dudakları dudaklarımın üstünde hareket etmişti. Derin bir iç çektim ve parmaklarımı sakallarından alnına ilerlettim. Avucum yüzüne yerleşince aynı anda tebessüm ettik.

-"Birlikte uyuduğumuz gecelerin tadını çıkartamadım."diye mırıltıyla konuştum.

Burnunu burnuma sürtüp dudaklarıma dudaklarını nazikçe bastırdı geri çekildi.

-"Bende öyle."dedi erkeksi kısık sesiyle.

Bu yola gelebilmek için ödediğim bedeller sonunda değmişti. Mutluluğu en güzel yerde bulmuştum.

-"Halama söylesem senin için sorun olur mu? Ondan saklamak istemiyorum."derken baş parmağımı kaşının üstünde gezdirip okşuyordum.

Onu sevmek,yüzünü okşamak iyi hissettiriyordu.

Başını çevirip bileğimi öptü. Ardından başını göğüslerimin üstüne yerleştirdi. Nefesim bir an geriye kaçtı.

-"Seni saklamak gibi bir düşüncem yok. Herkesin öğrenmesinde sakınca görmüyorum."dediğinde dilim damağım kurumuştu.

-"Ailen?"diye sordum soluksuz bekleyip.

Yanağını göğüslerime sürterek kolunu altımdan geçirdi ve belime sardı. Devasa vücuduyla üstüme yattığı için biraz eziliyordum. Ama çok sevimliydi.

-"Hayatıma birisinin girmesini en çok onlar istiyorlar."

-"Sen istemiyor muydun?"diye sordum. Cevabını beklerken dudağımı ısırdım.

Tanrım!

Az önce ilk kez öpüldüm! Hemde bu Asil tarafından!

-"Hayır. Burada kendi halimde mutluydum ve bir kadınla uğraşmak en son istediğim şeydi."dedikten sonra başını kaldırdı. Sonrasında ısırdığım dudağımı dudaklarıyla dişlerimden kurtardı.

-"Senin gözlerinde kaybolana dek."dedi sustu.

Karnımda bir sürü şey uçuyordu. Kalbim oradan oraya savrularak çarparken çok abartmadan gülümsedim.

Elimi yeniden yanağına koydum ve sakalıyla oynamaya başladım.

-"Beni ilk gördüğünde mi?"

Hislerini çok merak ediyordum. Nasıl farkına varmıştı?

-"Seni ilk bir kız çocuğu olarak gördüm. İkinci görüşümde güzel bir kız çocuğu olarak düşündüm. Sonra her görüşümde tekrar görmek için fırsat kolladığımı fark ettim." Çenemi okşayıp aralık dudaklarımı sert olacak şekilde öptü. Darmadağın oldum.

-"Bahçeye çıktığında...balkona oturduğunda,çiçeklerle ilgilenirken,Luna'yı severken saatlerce seni izlemek istedim. O anlardan sonra da kendime çok kızdım. Küçük bir kız olduğun için."

Her cümlesinin sonunda dudaklarını dudaklarıma değdirerek beni çıldırtıyordu.

Soluksuz halde ellerimi omuzlarına çıkartıp farkında olmadan tırnaklarımı bastırdım. İç geçirerek boynuna sarıldığımda vücudum titriyordu.

Ellerimi beline kaydırdım. Bütün bedenine sarılmak ona sokulmak istiyordum. Tamamen onu hissetmek ve bunu hep yapmak istiyordum.

-"Gitmeliyim...ama gidesim gelmiyor."dedim üzülerek.

-"Benimde seni bırakasım yok. Gitme en iyisi."diyince kıkırdadım.

-"Buraya taşınayım istersen?"diye alay ettim.

Kulağımın hizasını öpüp saçlarımı kokladı.

-"İyi fikirmiş."dedi kısık tonda.

Neredeyse uykulu diyeceğim bir hale bürünmüştü.

Yeniden göğsüme yatıyordu ki kapı çaldı. Telaş ederek altından hızlıca kalkmıştım. Saçlarımı düzeltip kaymış bluzumu aşağı çektim.

Sonra Asil'in arkasından kapıya gittim. Halam gelmişti.

-"Merhabalar iyi akşamlar. Çocuklar burada olduğunu söyleyince geldim. Biraz geciktim seni de yalnız bıraktım."demişti bahçedeki korumaları işaret ederek.

Sanki her şeyi görmüş gibi utanç içindeydim.

Zar zor tebessüm ettiğimde yüzüm sıcaktan yanıyordu.

-"Sorun değil hala. Şey bizde kahve içiyorduk. Botlarımı giyeyim ben geliyorum." Dolapta duran botlarımı yere bıraktığımda göz ucuyla onlara baktım.

Asil saçlarını eliyle karıştırıp diğer elini kapının kirişine yaslamıştı.

-"İçeri gelseydiniz?"demişti.

-"Ah teşekkür ederim Asil beycim. Saat geç oldu size daha fazla rahatsızlık vermeyelim. Hanife onlar yok mu?"diye sordu.

Sertçe yutkundum. Çıkarttığım terlikleri kenara itekleyip Asil'in yanında durdum.

-"Geçti onlar. Biz oturuyorduk."dedi bana bakıp.

Yüzüne dalıp gidince kopmam zor oluyordu. Bu adam çok mu yakışıklı ne?

-"Anladım. Lavin'i yalnız bırakmadığınız için tekrar teşekkürler. İyi geceler."dedi halam.

Son kez hayranı olduğum yüz hatlarını inceledim.

-"İyi geceler."dedim tebessümle.

Çok güzel bir akşam olmuştu. Sayesinde.

Bakışları dudaklarımdayken halamın arkasını dönmüş olmasını fırsat bilerek göz kırptı ve belimi okşadı.

-"İyi geceler güzelim."diye fısıldamıştı. Belimden hafifçe baskı yaparak ilerlememe yardımcı oldu.

Mutluluktan neredeyse sırıtarak kendi evimize geçtiğimizde bir an önce halamla bunu paylaşmak istiyordum.

•••

İyi geceler 🌸

Bölümü beğendiniz mi?

Düşüncelerinizi bekliyoruum ❤️

Bölüm sonu

2 yorum