İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 2 · 8 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 2

2

°

Önünde durduğumuz müstakil eve bakarken her yeri incelemeye çalışıyordum. Aklım ve kalbim aynı oranda karışıktı.

Bahçesinde renk renk çiçekler açmış kocaman bir evdi. Kapıda büyük bir masa ve çocuklar için oyun parkı bulunuyordu.

Bir aile eviydi.

-"Gel canım."

Dedemin sesiyle birlikte adım atmadan önce arkamda dizilmiş adamlara baktım.

Bana nefesim kadar yakın olmaları beni iyi hissettiren tek şeydi. Hepsinin gözleri güven verircesine bana dikilmişken tekrar önüme döndüm.

Çok geçmedi. Evin büyük beyaz kapısı aralandı. İçeriden iki küçük kız koşarak çıktılar.

-"Güzel kelebeklerim! Prenseslerim! Dede sizi çok özledi."

Bacaklarına yapışan küçük kızları öpmek için eğildiğinde bir adım geriledim.

-"Nereye gitmiştin dede?"

Uzun sarı saçlarını savurarak konuşan küçük kız göz ucuyla bana bakmıştı.

-"Bakın sizi kiminle tanıştıracağım.."

İç çektiğim sırada evin kapısında başka bedenler belirdi. Sonra dedem eliyle evi işaret etti.

-"İçeride tanışalım. Koşun bakalım hadi!" Kızlar atlaya zıplaya eve dönerken karnımda bir alev topu dolaşmaya başlamıştı.

Bakışlarımı yere düşürecekken vazgeçip çenemi dikleştirdim.

Beni tedirgin eden kalabalıktı.

-"Çekinme gel."

Yüz ifademi gördüğünde evle arama girip görüş açımı kapattı.

Sertçe yutkundum. Ellerimin titrediğini hissettiğim an parmaklarımı kırıp sıktım.

-"Kalabalık."diyebildim sadece kısık sesimle.

-"Sadece burada yaşayanlar var. Başka kimse yok. Amcan...babaannen ve işte çocuklar. Eğer rahatsız olursan senin için hazırladığımız odaya çıkmana yardımcı olurum yavrum. Elini tutmamı ister misin?"

Dişlerimi sıkıp darmadağın olan ruh halime içimden cümleler fısıldadım.

Başımı iki yana salladım. El tutmak ne işe yararmış? Saçmalık. Ben kimsenin elini tutmadım ki.

-"Ben..." Yapamayacağım derken kelimeyi yuttum sustum.

Bunu kendim için yapmaya karar verip gelmiştim. Şimdi geri adım atmamalıydım.

Benim ne farkım vardı? Herkes gibi olabilirdim. İnsanlar bana zarar vermezdi.

Evet Lavin yapabilirsin.

-"Lavin hanım. İstemiyorsanız geri dönebiliriz."

Serdar yanıma yaklaşınca başımı çevirdim.

-"Baba? Gelsenize."

Gür bir erkek sesi bahçeden buraya ulaştı.

Beynimin birbirine girmiş halini devre dışı bırakarak dudaklarımı araladım.

-"Sorun yok."dedim Serdar'ın duyacağı yükseklikte.

Kendimden emin olmasam bile sağlam adımlarla yürürken içimde fırtınalar kopuyordu.

Kapıya ulaştıktan sonra birbirinden farklı sesler hoşgeldiniz diyerek karşılamıştı. Kimseyle direkt olarak göz teması kurmasam dahi meraklı bakışlar ok gibi bana çevrilmişti.

-"Bak Selim...amcan. Büyük oğlum oluyor. Eşi Nihal."

Oğlum

Amcan

Kalbimin attığından şüphe ettiğim anlarda mecburen gözlerimin odağını değiştirdim.

Babama benziyordu.

İçimden geçen dalgalanmayı dışıma yansıtmadan başımı belli belirsiz salladım.

-"Memnun oldum."dedim ifadesiz bir tonda.

Bana doğru hafif bir yakınlaşma gösterse de buna müsaade etmeyeceğim halimden belliydi.

Yerinde kıpırdandı. Dudakları gerildi. Tebessüm etti.

-"Ailemize hoş geldin Lavin."

Eşiyle de benzer kısa bir konuşma yaptık. Orta yaşlı insanlardı.

Kendi evimde kendimi yabancı hissederken burada yok olmuş gibi hissediyordum.

-"Halan...küçük kızım oluyor Derya. Onun eşi şimdi şehir dışında geldiğinde tanışırsınız. Kızı Sinem."

Baş selamıyla uzaktan tanıştım. Bütün gözleri beni öyle inceliyordu ki kendimi müzeden çıkmış bir obje olarak hissediyordum.

-"Ve minik böcekler. Selim'in oğlu burada bizimle yaşıyor onun ikiz kızları. Sarper o da akşama gelecek tanışırsınız."

-"Annem içeride."diyen tedirgin sesin sahibi amcamdı.

Dedem de nefesini üfleyerek bana yol gösterdi. Arkamdan yürüyen kalabalıkla büyük salona adım attım.

Antikalarla dolu salon üzerime üzerime geldiğinde büyük berjerde oturan yaşlı kadına gözüm kaydı.

Saçları kırlaşmış yüzünde derin çizgiler oluşmuştu. Çattığı kaşları ve sert ifadesi buna eşlik ederken yutkunmak zorunda kaldım.

-"Aynur. Torunumuz Lavin'le tanışmayacak mısın?" dedem teşvik edici ses tonuyla biraz da uyarırcasına konuşmuştu.

-"Hoşgeldin."dedi sadece. Onu bile söylemek dudaklarından zorla çıkar gibi gelmişti. Bakışlarıyla beni dövercesine bakma nedeni neydi?

-"Teşekkürler."diye mırıldandım hiçbir duygu göstermeyerek.

Bana geçirdiği enerji olumlu değildi.

-"Ee ayakta kaldık. Oturalım...şey evet oturalım."

Herkesi tedirgin eden benliğim onların da aklını karıştırmıştı.

Dedemin yönlendirmesiyle koltuklardan birine oturdum. Ortayı boş bırakarak yan tarafıma oturan dedem bana gülümsedi. Ardından yanına gelen sarışın kızı dizine oturttu.

-"Bak Nazlı, Lavin abla babanın kuzeni oluyor. Ona merhaba demeyecek misin?"

Donuk bakışlarım minik bedeninde gezinirken küçük kız babaannesinin uyarı öksürüğüyle ona baktı. Sonra kaçarcasına dedesinin kucağından inip babaannesinin kucağına gitti.

Hiç tanımadan bir insana nefret beslemek tam olarak karşımdaki kadını anlatıyordu. Benden hiç hoşlanmıyordu.

Oğlunu mu sevmiyordu? Yoksa nefreti sadece bana mıydı?

-"Lavin...öncelikle başın sağ olsun demek istiyoruz. Aslında hepimizin. Dünyanın en saçma tesadüfü ile karşı karşıya gelmiş olsak bile...o bizim kardeşimizdi."

Halam oturduğu yerde zar zor kelimeleri birleştirip konuşurken sızlayan gözlerimi onun olduğu tarafta gezdirdim.

Eğer babam beni bir başıma bırakmasaydı bu eziyeti çekmeyecektim. Eziyet miydi yoksa başka bir şey miydi onu bile bilmiyordum.

İnsana akrabaları eziyet gelir miydi?

-"Biz uzun zamandır görüşmüyorduk. Senin varlığını hiç öğrenmedik." Söze giren amcam olunca nefesimi tutarak ellerimi kucağımda birleştirdim.

-"Onun ve annesinin varlığından dolayı görüşmüyorduk diye düzeltmelisin oğlum."

Hafifçe çatılan kaşlarımla birlikte saniyesinde başımı kaldırıp gözlerimi gözlerine diktim. En sevmediğim göz dikme hareketini yaparken beynime ağrı girmişti.

Ne demek istiyor bu kadın?

-"Aynur."dedi dedem uyararak.

Babaannem dik tuttuğu küçük çenesiyle meydan okurcasına dedeme baktı.

-"Ne var yalan mı? Sen bu kızı tutup evime sokarken ne bekliyordun Önder?! Onun o sokak şırfıntısı annesi-"

-"Yeter dedim! Kes!"

Dedem bir hışımla bağırarak kalktığı koltukta benim bedenim yıkıntılarla kalakalmıştı.

Babam bile anneme nefret doluyken böylesine cümle kurmamıştı. Fakat biliyordum.

Gerçeği yine babamın öfkeli anlarında savurduğu cümlelerden öğrenmiştim.

Ancak bu gerçek benim yüzüme vurulacak bir mesele değildi.

Ne hissettiğimi bilmeden dişlerimi sıkı sıkı birbirine bastırdım.

Aciz değildim.

Evet belki de berbat bir haldeydim. Ama bunu kimsenin önünde göstermezdim.

Etrafımda dönen bağırışmalara aldırış etmedim. Boğazım ağrıyordu. Sustuklarım içime attıklarım göğsümden yukarı doğru boğazımı tıkarken ruhsuz bakışlarla ayağa kalktım.

Dedem kavgaya tutuştuğu eşini bırakarak bana döndü.

-"Kızım sen onun kusuruna bakma. Hassas bir dönem. Herkes için."

Benim için?

-"Gidelim Lavin hanım." En başından beri salonun kapısında uzakta bekleyen Asaf gelip yanımda durdu.

-"Hayır!"diye çıkıştı dedem.

-"Torunum burada kalacak. O bana emanet."

-"Nerden sana emanet oluyor? Bunca zaman biz mi vardık?"dedi babaannem öfkeyle.

Herkesi anlamaya çalışıyordum. Öfkesini anlayıp sindirmek istiyordum. Oğlunu kaybetmişti. Bir hayat kadınından dünyaya getirdiği kızı çıkıp evlerine gelmişti.

Ve o hayat kadını onlara oğullarını kaybettirmişti.

Dedem elbette böyle açık açık dememişti. Annemle tanışmış,uygun bir kadın olmadığı için onunla yurtdışına yerleşerek ailesinden bağını koparttığını söylemişti.

Annem bir genelev çalışanıymış. Bu iğrenç bir cümle.

Özellikle benim her dilimin ucuna geldiğinde hıçkırarak ağladığım bir cümle.

Ama gerçek buydu.

O hayat kadını olan annem beni doğurur doğurmaz babama bırakıp eski hayatına kaçmıştı.

Babamdan çok benim de gururum kırılmış halde dünyaya gelmiştim.

-"Aynur eğer tek bir aşağılayıcı cümle dahi kurarsan bu evden Lavin'le birlikte çıkar giderim. Anladın mı? Seni son kez uyarıyorum."

Geriye bir adım atarken içime dolan havayı sessizce verdim. Başımı iki yana salladım.

-"Lütfen...kimsenin huzurunu bozmak istemiyorum."dedim saygılı olmaya dikkat ederek.

Dedem elini kaldırsa da dokunmamıştı.

-"Benim için kal. Yeterince hatalar yaptık. Senin burada bir deden var. Artık yalnız değilsin. Benimle yaşayacaksın."dedi.

Yaşlı bünyesini zorlayıp onu üzmek istemiyordum. Gerginliğin hakim olduğu evde halam ve amcam babaannemi sustururken dedem beni üst kata çıkartmıştı.

Bir odaya girdiğimizde odanın kapısına Serdar ve Asaf geçip kapattılar.

Ayakta durup dudaklarımı araladım.

-"Ben burada kalamam."dedim dedeme.

Bir şey diyecekken elini kaldırdı.

-"Buraya ait değilim. Seni kırmamak için geldim. Tanışmak için. Aramızda kan bağı olsa bile kimse beni aşağılayamaz. Ben bunun için gelmedim. Eğer...eğer kırıcı konuşuyorsam özür dilerim fakat bu kadarı yeterli." Kurduğum uzun cümle sonrası elimi boğazıma atıp ona arkamı döndüm.

İçim boğuluyordu.

Yalnız kalıp sakinleşmek her zaman olduğu gibi odama girmek istiyordum. Şimdiyse mümkün değildi.

-"Aynur çok öfkeli. Çok üzgün. Doğan onun için diğerlerinden daha değerliydi. Oğlumuzu küs kaybetmek onu çok daha farklı birine dönüştürdü. Üstüne seni öğrenince...şimdi onu tanıyamıyorum. Senden tek istediğim burada kal."

Elimi indirip önüme döndüm.

-"Kalamam.Yapamam.Ben buraya hiç gelmemeliydim!"

Çaresizlik bir kelepçe gibi bileklerime dolanırken odadan çıktım. Peşime takılan iki adamla birlikte hızlı adımlarla alt kata inerken dedemin bağırmasıyla durdum.

Vicdanım el vermiyordu.

-"Lavin bekle kızım."

Soluk soluğa yanıma ulaştığında evin kapısında durup baktım.

-"En azından akşam yemeğine kal. Sonra söz veriyorum seni bir otele götüreceğim. İlerleyen günlerde yakınlarda bir ev buluruz. Her şey istediğin gibi olur. Madem burada kalmak istemiyorsun en azından yakınımda olursun."

Ne kadar vardı bilmiyorum ama hatırına kabul ettim. Akşam yemeğine dek odasına çıkmış olan babaannem ile karşılaşmadım.

Hava karardığında arka bahçenin koltuğuna oturmuş içime kapanmıştım. İkizler ordan oraya koşturuyor babalarının gelmesini bekliyordu.

Halam gitmişti. Bahçede amcam,eşi ve dedem vardı.

Bir de Serdar bahçenin bir köşesinde uzaktan bakıyordu. Diğerleri de muhtemelen ön bahçedeydi.

O akşam gündüz yaşananların aksine sakin geçti. Doğru düzgün bir şey yememiştim boğazımdan geçmiyordu.

Sarper, Selim amcam gibi ne yakın ne uzak olarak nötr davranmıştı. Eşinden boşandığını ikizlere kendisinin baktığını söyleyerek ufak tefek bilgiler vermişti.

İlgilenmiyordum. İlk günden bu yoğunlaşma bana iyi gelmemişti. Tükendiğimi ve bilincimin bulanıklaştığını hissediyordum.

-"Lavin. Kardeşimle konuştum. Hale kız kardeşim oluyor. Kendisi de seninle tanışmak istedi." Dedem elinde kahvesiyle yanıma oturdu.

Bahçede yalnızdık. Herkes odasına çekilmişti.

-"İtiraz etmeden önce onun Aynur gibi olmayacağını söylemeliyim. Hatta Aynur'un tepkilerini anlatınca hem bana hem ona çok kızdı. Seni üzdüğümüz için."

Konunun nereye varacağını bilmediğimden sessiz kalmaya devam ettim.

-"Buraya...bu şehire...bizlere alışman için yanına gitmeni istedi. Bir çiftliği var. Orada yaşıyor. Yalnız kalıyor ve orasının sana iyi geleceğine ikimizde eminiz. Bir süre dinlenirsin. Bende sık sık yanına gelirim olur mu?"

Isırdığım dudağımı bırakıp

-"Bilmiyorum."diye fısıldadım.

Hiçbir şey bilmiyorum. Düşünemiyorum.

-"Sana destek olmak istiyorum. Oğlumu kaybettiğime üzülecek zaman bulamadım. Torunuma sahip çıkma isteği acımı unutturdu sanki."dedi hafifçe acı acı gülerek.

Gözümden bir damla süzülecekken hemen o isteği yok ettim.

-"Gidelim."dedim sadece.

Hayatıma bu kararla yön vereceğimi bilmeden adım attım.

°°

İyi geceleeer ❤

Kısa oldu. Baya kısa oldu biliyorum kusura bakmayınız lütfen.

Ama buralar böyle hikâyenin girişi oturması amacıyla yazıldığı için uzun uzadıya yazmak istemiyorum.

Fikirlerinizi merak ediyorum.

Lavin için düşündüğüm karakter. Eğer başka önerileriniz varsa bakabilirim!

Bölüm sonu

2 yorum