Yeni bir hayattan merhaba.
Nasıl bir kurgu olacak neye dönüşecek birlikte yaşayıp göreceğiz.
Diliyorum ki içimize sinen güzel bir aşk hikâyesi olur ❤
Sizi seviyorum.
Bölüm sonunda düşüncelerinizi bekliyor olacağııımm
°
Dakikalardır durduğum camın önünden ayrılırken aklıma kazımak istercesine son kez baktım.
Çoğu zaman içime sığmayan hislerle kendimi attığım bu camın önü şimdi yine içimi boğuyordu.
Hayat vadeden ama benim hayatımı zindana çeviren orman manzarasından gözlerimi çektim.
Hayatımın hangi kısmı en kötüsüydü bilmiyorum. Fakat en çaresiz olduğum kısmına denk geldiğimi söylemeliyim.
Bir hafta önce gelen ve aslında hiç olmadığına inandığım fakat var olan dedem alt katta beni bekliyordu.
Kimsesi olmadığına inandırılan bir kız çocuğu olarak büyümüştüm. Babamdan başka kimsem yoktu.
Ama artık babam da yoktu.
Bulanıklaşan gözlerimi aceleci tavırla silip yatak odama baktım. Hayatım burasıydı.
-"Lavin hanım?"
Gözlerim kapıda beliren bedene döndü.
Bu kadar mıydı?
-"Her şey hazır. Gidebiliriz."
Göğsümü indirdim. Sahi nefes alabiliyor muydum?
Başımı belli belirsiz sallayıp Serdar'ın arkasından çıktım. Evimizden ayrılıyor oluşuma hüzünlenemeyecek kadar büyük dertlerim vardı.
Asansörle birlikte giriş kata indiğimizde salonda oturan dedem ayağa kalktı.
Evet dedem.
Yeni tanıştık.
Beni görünce günlerdir olduğu gibi gözleri parıldadı. Seviliyordum. Neden beni tanımayan birisi beni sevmişti?
Beni kimse sevmemişti ki.
Zaten aradığım sevgiye yenilip buradan gitmiyor muydum?
Artık bir ailem vardı. Varmış.
Babam hep kimsemiz yok demişti. İtalya'da doğmuş burada 22 yıldır yaşıyordum. Türkçe öğrenip babamın Türk olmasına rağmen hiç Türkiye'yi görmemiş olan ben bir aileye dahil olacaktım.
Neden babam gizlemişti?
-"İyi misin yavrum?"
Bir hafta önce babasını kaybetmiş birisi ne kadar iyi olabilirdi?
Evet kötü bir babaydı fakat babamdı işte. Tek ailemdi.
-"İyiyim." derken göz teması kurmadım. Hiç kimseyle göz teması kurmamam gerektiğini öğretilerek yaşamıştım.
Ben Lavin Merhaz.
Tehlikenin göbeği olan bir adamın görünmez kızıydım. Hiçbir yere ait olmayan,tek başına bahçeye bile çıkamayan bir kızdım. Şimdi ülke değiştiriyordum.
Elbette yanımdan ayrılmayan altı korumamla birlikte.
Babamın ölümüyle bütün mal varlığı,mirası,hayatı benim elime gelmişti.
Şimdi kimsesiz bir kız olarak hayatı öğrenmem gerekecekti.
Doğan Merhaz. Kızını bütün dünya kötülüğünden koruyarak hapsettiği evinde şimdi kızını bir başına bırakmıştı.
Girdiği çatışmadan sağ çıkmamamıştı.
Yüzlerce koruma onu kurtaramamıştı. Hırsı öfkesi onun canını elinden almıştı.
Çünkü kaybedecek bir şeyi yoktu.
Ben dahil.
Ben onun yarasıydım. Öfkesiydim. Nefretiydim.
Ama beni korurdu.
Şimdi kim koruyacaktı?
-"Kaybettiğimiz yılları telafi edemeyiz. Keşke...keşke böyle öğrenmeseydik."
Evladını kaybetmiş bir adamın acısını yanımda hissediyordum.
Fakat rahatsız hissediyordum. Benim yanımda korumalarımdan başka hiç kimse olmazdı. İster istemez karşı koltuğa dizilmiş olan üç adama baktım. Üçünün de gözleri her zamanki gibi üzerimdeydi.
Araba orman yolunda ilerlerken yanımda oturan dedem benimle iletişim kurmaya çalışıyordu.
Bir hafta önce ansızın gelmişti. Doğan Merhaz'ın vefatı Türkiye'ye kısa sürede duyulduğunda bizim evimizi,beni bulmuştu.
Anlattığına göre babam onlardan bağlarını kopartarak buraya yerleştiğinde ben doğmuştum. Ailesiyle görüşmeyi reddederek kötü bir adama dönüşmüştü.
Onu böyle acımasız yapan beni doğurduğu gibi babamdan kaçan kadındı.
Babamın sevdası. Kara sevdası.
Aşk güzel bir şey değildi. Babam o kadın yüzünden beni kabullenmemişti.
Benim yüzüme bile doğru düzgün bakmazdı.
Bunları da bana elbette babam söylemişti.
Yüzüme bakınca o kadını hatırlarmış öyle söylerdi.
Bende bunu sindirmiştim. Babamın canını yakıyorsam olsun bakmasın diyordum.
Şimdilerde ise dedem bir torunu olduğunu öğrenmişti. Haliyle şok geçirmişti. Beklemiyordu.
Ne yalan söyleyeyim bende beklemiyordum. Kimsemiz olmadığına o kadar emindim ki.
Çünkü babam ailesinin öldüğünü söyleyerek kestirip atmıştı.
-"Bütün torunlarım bizimle. Sende aralarına katılacaksın. Nasıl birisi olduğunu öyle merak ediyorum ki."
Yaşlı yüzüne yerleşen tebessümle elini elime koyunca hemen elimi çektim.
Anında kalbim sıkışmıştı. Yabani miydim? Belki biraz. Çünkü böyle büyümüştüm.
Bana kimse şefkat göstermemişti. Gösteremezdi. Öyle birisi yoktu.
-"Üzgünüm. Sen istemediğin sürece sana dokunmam kızım. Biliyorum beni yabancı görüyorsun ama zamanla birbirimize alışacağız. Göreceksin bak herkes seni çok sevecek."
Yumuşak tavrını sürdürürken cama doğru sinmiş ondan uzaklaşmıştım.
-"Kusura bakmayın." diye mırıldanırken amacım onun kalbini kırmamaktı.
Ben sevgi nedir bilmezdim.
Her temas bana tehlikeydi.
Gitmeyi neden kabul ettin diye kendi kendime sormuş durmuştum. Bana bunu teklif ettiğinde düşünmem bir kaç günümü almıştı.
Galiba artık yalnız kalmak istemiyordum. İnsani duygular öğrenmek...yaşamak istiyordum.
Yapabilir miyim emin değilim.
Bizi orada neler bekliyordu bilmiyorum. Başka kim vardı? Dedem iyi birisine benziyordu. Sanki beni yıllardır tanıyor gibi davranıyordu.
Bahsettiğine göre babaannem,amcalarım ve halam vardı. Bir sürü de kuzenim.
Tuhaftı. Aslına bakarsak heyecanlıydım. Sadece eksiktim işte.
Ben daima kimsesiz olacaktım. Bir anda ortaya çıkan akrabalarım bile bana yuva olmayacaktı.
İçime öyle doğuyordu.
-"Bir isteğiniz var mı efendim?"
Havaalanında beklerken yanımda duran Koray bunu sordu.
Başımı iki yana salladım. Onlar da benim gibi tedirgin görünüyordu. Benim hayatım daima planlıydı. Şimdi ilk kez burada uzaklaşıyorduk.
Korumalarımın hepsi babamın Türkiye'den gelen adamlarıydı. Zamanla değişenler olmuştu fakat şimdi yanımdakiler yaklaşık on yıldır benimleydi.
Onlar da babam gibiydiler. Yanımdalar ama yoklar. Sadece korumakla görevliler.
Aldığım havayı bile onlarla birlikte alırdım. Onlarsız hiçbir yere gitmezdim. Gidemezdim. Güvensiz hissederdim.
Uçağa bindiğimizde çevremde yaklaşık yirmi koruma vardı. Yalnızca altısı yakın korumamdı. Diğerleri farklı koltuklarda oturmuş görevlerini yapıyorlardı.
Geride çok daha fazlası vardı. Fakat başlarında en eskisi olan Mahir bey onları yönetiyordu. Önceden babamın sağ koluydu. Şimdi bana hizmet edeceğine dair yeminini etmişti.
Geride kalan işleri toparlayarak tamamen Türkiye'ye aktaracaktı. Avukatlarımızla birlikte çalışıyorlardı.
Artık ben nerede dahil olacaktım hiç bilmiyorum. Nasıl baş edecektim düşünmek dahi istemiyorum.
Dedem bu dünyamıza şaşırmıştı. Babamın uzaktan haberlerini aldığını söylemişti fakat böylesine olaylardan haberi yoktu. Hala korumalara tuhaf tuhaf bakıyordu.
Yaklaşık iki buçuk saatlik yolculuk sonrası indiğim topraklara baktım.
Havanın sıcaklığıyla saçlarımı omuzlarımdan geriye savurdum.
Serdar yanıma gelerek çantamı uzattı. Bir iki dakika içinde önümüzde üç tane jeep durdu. Ardından başka beyaz bir araba yaklaştı.
-"Ben şoförü çağırmıştım. Ama sizinkiler de gelmiş sanırım."derken bana bakıyordu.
Ben ise havayı içime doldurmakla meşguldüm.
Sıcaktı. Yani sıcak hissi veriyordu. Nedense yabancı gelmemişti.
-"Lavin hanıma biz eşlik edeceğiz."diyen Koray önüme geçti.
Dedem pek memnun değildi.
-"Bizim buralar sizin orası gibi değil. Burada mafyalar dolaşmıyor. Torunum pek alâ benimle gelebilir!"
Koray sert ifadesini bozmadan dedeme cevap vermemeyi seçti.
-"Sizin arabanızı takip ederiz."dedi Serdar.
Etrafımızdan geçip yürüyen insanlar tuhaf tuhaf bakıyordu. Nasıl bakmasınlardı?
İtalya'da hava almaya çıktığımda sessiz saatleri seçerdim. Görenler de yadırgamazdı.
Fakat şimdi etrafımda dev gibi adamlar olduğu için bu kalabalıkta dikkat çekiyorduk.
-"Tamam öyle olsun."dedi dedem.
Şoförünün yardımıyla küçük bavulu elinden alındı ve benimle vedalaşarak arabasına bindi. Hareket etmedi.
Bende bindim. Fakat önce eşyalarım yerleşecekti.
Her şeyin bitmesiyle yola çıktık. Yolları masmavi denizi incelerken her şeye uzaylı gibi bakıyordum.
Çok güzeldi.
-"Sizin de evleriniz burada mı?" Kendimi tutamayıp sorduğumda bu sorum karşısında şaşırmışlardı.
Arabada dört kişiydik. Sağımda oturan Koray boğazını hafifçe temizledi.
-"Evet efendim."
Biz gerekmedikçe konuşmazdık. Bazı zamanlar konuşmayı unutacağımı sanardım.
-"Buraya geldiğimiz için sevinmiş olmalısınız."diye fısıldarken hala camdan dışarıya bakıyordum.
Yol bitmişti. Arabalar durmuştu.
Fakat benim yolum daha yeni başlıyordu.
°
Beni heyecanlandıran bir başlangıç oldu
Bu bölüm her şey net değil ama ben düşündükçe aklımda şekillendiriyorum ve heyecanlanıyorum 🔥
Muhtemelen yine yaş farkı olan bir hikâye olacak. Ama olmasın derseniz de düşünürüm.
Bu hikâyeyle alakalı tek bir kelime bile dökmemiştim. Gece gece sabredemeyip bir çırpıda yazınca dayanamadım ve sizinle paylaşmak istedim.
Düşünceleriniz neler ❤
Devamı Zinhar final yaptıktan sonra olacak.
Görüşmek üzere.

