İçeriğe geç

METRES +18

Bölüm 4 · 3 dk okuma

METRES +18

Bölüm 4

4.Bölüm

Naz o gece uyuyamadı.

Baran'ın verdiği ikinci dosya yatağın üzerinde duruyordu.

Saatlerdir ona bakıyordu.

Açmak istemiyordu.

Çünkü açtığı anda bazı gerçeklerin geri dönüşü olmayabilirdi.

"Yalan..." diye fısıldadı kendi kendine.

"Bunların hepsi yalan."

Ama içindeki merak çok daha güçlüydü.

Titreyen elleriyle dosyayı açtı.

İlk sayfada annesinin fotoğrafı vardı.

Naz'ın nefesi kesildi.

Yıllardır sakladığı, her baktığında içinin acıdığı fotoğraflardan biriydi.

Annesi gülümsüyordu.

Mutlu görünüyordu.

Naz istemsizce fotoğrafa dokundu.

Ardından sayfayı çevirdi.

Polis raporları.

Hastane kayıtları.

İfade tutanakları.

Birbiri ardına sıralanmıştı.

Naz okumaya devam ettikçe kaşları çatılmaya başladı.

Bir şeyler tutmuyordu.

Dosyada annesinin ölüm saatinin gece 23.40 olduğu yazıyordu.

Fakat babası yıllardır ona annesinin gece 01.00 sularında öldüğünü anlatmıştı.

Naz tekrar okudu.

Sonra bir kez daha.

Saat değişmiyordu.

23.40.

Kalbi hızlanmaya başladı.

Bir sonraki sayfaya geçti.

Orada Rüzgar'ın polis ifadesi vardı.

Naz dikkatlice okumaya başladı.

Ardından birkaç sayfa ilerledi.

İkinci ifade.

Sonra üçüncü.

Yüzü yavaş yavaş soldu.

İfadeler birbirini tutmuyordu.

Birinde annesiyle tüm gün birlikte olduğunu söylüyordu.

Diğerinde saatlerce onu görmediğini.

Bir başkasında ise tartışmadıklarını anlatıyordu.

Ama başka bir raporda büyük bir kavga yaşadıkları yazıyordu.

"Hayır..."

Naz dosyayı kapattı.

Bu mümkün değildi.

Babası ona asla yalan söylemezdi.

Söyleyemezdi.

---

Sabah olduğunda öfkeyle odasından çıktı.

Dosya elindeydi.

Merdivenleri hızla indi.

Salonda Baran kahvesini içiyordu.

Naz hiç durmadan yanına yürüdü.

Ve dosyayı masaya fırlattı.

Baran başını kaldırdı.

"Bunlar sahte!"

Sessizlik.

"Bana yalan söylüyorsun!"

Baran dosyaya baktı.

Sonra gözlerini Naz'a çevirdi.

"Keşke öyle olsaydı."

Naz'ın gözleri doldu.

"Babam böyle biri değil."

"Gerçekten emin misin?"

"Kes sesini!"

Naz'ın sesi salonda yankılandı.

Baran ayağa kalktı.

"Ben senin babandan nefret ediyorum Naz."

"Konuştukça daha da nefret ediyorum senden."

Baran birkaç saniye sessiz kaldı.

Ardından alçak sesle konuştu.

"Ama sana yalan söylemiyorum."

Naz'ın boğazı düğümlendi.

Çünkü ilk kez Baran'ın yüzünde öfke değil, yorgunluk görüyordu.

---

"Eğer bunlar gerçekse neden şimdi söylüyorsun?"

Baran derin bir nefes verdi.

"Çünkü yıllardır araştırıyorum."

"Ne araştırıyorsun?"

Baran cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü.

"Annenin ölümünü."

Naz'ın gözleri büyüdü.

"O bir kazaydı."

Baran başını yavaşça salladı.

"Ben öyle düşünmüyorum."

Salondaki hava bir anda değişti.

Naz olduğu yerde dondu.

"Ne demek istiyorsun?"

Baran'ın sesi sakinleşti.

"Annenin ölümünde bir şeyler ters gidiyordu."

Naz nefes alamıyormuş gibi hissetti.

"Yalan söylüyorsun."

"Keşke."

---

Tam o sırada Efe salona girdi.

Tartışmanın son kısmını duymuştu.

"Eğer anlatacaksan tamamını anlat."

Baran sert bakışlarla kardeşine döndü.

"Efe."

"Ne Efe'si?"

Genç adam ilk kez ciddi görünüyordu.

"Kız zaten perişan halde."

Naz şaşkınlıkla ikisine baktı.

Efe devam etti.

"Gerçekten bunu öğrenmeye hazır mı?"

Baran'ın çenesi gerildi.

"Karar verme hakkı onun."

Salonda sessizlik oluştu.

Efe başını iki yana salladı.

"Bu iş iyi bitmeyecek."

---

Üst kattaki koridorda duran Zeynep ise her şeyi duymuştu.

Bakışları aşağıdaki salona kaydı.

Son günlerde Baran değişmişti.

Eskiden kimse için açıklama yapmazdı.

Kimseyi umursamazdı.

Ama şimdi...

Naz ağladığında durup açıklama yapıyordu.

Naz öfkelendiğinde sakinleşmeye çalışıyordu.

Bu durum Zeynep'in hoşuna gitmiyordu.

Hiç gitmiyordu.

---

Gece olduğunda malikane sessizliğe gömüldü.

Naz yatağında oturuyordu.

Annesinin fotoğrafı elindeydi.

Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

Dosyayı tekrar açtı.

Bu kez daha dikkatli baktı.

Ve sayfaların arasında sıkışmış eski bir zarf fark etti.

Kaşlarını çattı.

Daha önce bunu görmemişti.

Titreyen elleriyle zarfı çıkardı.

Üzerindeki yazıyı görünce kalbi duracak gibi oldu.

"Bir gün bunu kızım okursa..."

Naz'ın nefesi kesildi.

Bu annesinin el yazısıydı.

Gözleri doldu.

Yavaşça zarfı açtı.

İçinden sararmış bir mektup çıktı.

İlk satırı okumaya başladı.

Her satırda gözyaşları biraz daha arttı.

Sonra son bölüme geldi.

Ve o cümleyi gördü.

"Rüzgar'dan korkuyorum."

Naz'ın elleri titremeye başladı.

Mektup elinden kayarak yatağa düştü.

Odanın içinde sadece kendi nefes alışlarını duyuyordu.

Hayatı boyunca güvendiği adam...

Babası...

Annesinin korktuğu kişi olabilir miydi?

Ve ilk kez...

İlk kez şüphe etmeye başladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.