İçeriğe geç

METRES +18

Bölüm 5 · 5 dk okuma

METRES +18

Bölüm 5

5.Bölüm

Sabah güneşi malikanenin büyük camlarından içeri süzülüyordu.

Salonda alışılmadık bir sessizlik vardı.

Efe koltuğa yayılmış telefonuyla oynuyordu.

Zeynep kahvesini içiyordu.

Baran ise karşı koltukta oturmuş, elindeki tablete bakıyordu.

Kimse konuşmuyordu.

Ta ki merdivenlerden gelen ayak sesleri duyulana kadar.

Naz yavaş adımlarla aşağı indi.

Gece boyunca neredeyse hiç uyumamıştı.

Annesinin mektubu hâlâ aklındaydı.

Salona girdiğinde üçlü ona baktı.

Özellikle Efe'nin yüzünde hafif bir sırıtış vardı.

"Bak sen şu işe."

Naz kaşlarını çattı.

"Neye?"

Efe kahvesinden bir yudum aldı.

"Hâlâ yaşıyor olmana."

"Efe."

Zeynep uyarır gibi baktı.

Ama genç adam omuz silkti.

"Ne? Doğru söylüyorum."

Naz anlam veremedi.

Efe devam etti.

"Baban deliye dönmüş durumda."

Naz'ın kalbi hızlandı.

"Nereden biliyorsun?"

"Çünkü bütün şehir seni arıyor."

Naz istemsizce Baran'a baktı.

Bilgi almak ister gibiydi.

Ama Baran başını bile kaldırmadı.

Tabletteki ekrana bakmaya devam etti.

Bu durum Naz'ın sinirini bozdu.

"Beni arıyor mu?"

Efe kısa bir kahkaha attı.

"Arıyor mu?"

Telefonunu kaldırdı.

"Polis arıyor."

"Özel dedektifler arıyor."

"Adamları arıyor."

"Gazeteciler arıyor."

"Muhtemelen uzaylılar hariç herkes arıyor."

Naz'ın boğazı düğümlendi.

İlk kez babasını özlemişti.

Baran sonunda tabletini kapattı.

"Beklediğim bir şeydi."

Naz hemen ona döndü.

"Neden beni bırakmıyorsun?"

Baran ayağa kalktı.

"Çünkü henüz öğrenmen gereken şeyler var."

"Ben hiçbir şey öğrenmek istemiyorum."

"İstiyorsun."

"Hayır!"

Baran gözlerinin içine baktı.

"İstediğin için dün gece o mektubu sonuna kadar okudun."

Naz sustu.

Çünkü haklıydı.

---

Öğle saatlerine doğru malikane kapısının önünde hareketlilik başladı.

Güvenlik görevlileri sürekli telefonla konuşuyordu.

Bir süre sonra Efe bahçeden içeri girdi.

Elinde tablet vardı.

"İlginizi çekebilir."

Baran başını kaldırdı.

Efe ekranı masaya bıraktı.

Yerel haber sitelerinden biri açıktı.

Başlık dikkat çekiyordu:

"Ünlü İş İnsanı Rüzgar Koçak'ın Kızı Kayıp"

Naz'ın gözleri büyüdü.

Haberde eski bir fotoğrafı vardı.

Kendisini görmek garip hissettirmişti.

Bir insanın kendi kayıp ilanını okuması her gün yaşanan bir şey değildi.

İnsanlık zaten yeterince tuhaf, buna bir de bunu eklemek gerekiyormuş demek ki.

Haberde polis ekiplerinin araştırma yaptığı yazıyordu.

Rüzgar'ın açıklamaları da vardı.

"Kızımı kim aldıysa karşısında beni bulacak."

Naz satırları okurken gözleri doldu.

Babası gerçekten endişeli görünüyordu.

Tam o sırada Baran konuştu.

"Güzel oynuyor."

Naz başını kaldırdı.

"Ne dedin?"

"Oynuyor dedim."

"Babam korkuyor."

"Hayır."

Baran'ın sesi sakindi.

"Kontrolü kaybetmekten korkuyor."

Naz öfkelendi.

"Her şeyi kötü göstermeye çalışıyorsun."

Baran cevap vermedi.

---

Öğleden sonra Naz odasına çekildi.

Aklı karmakarışıktı.

Bir yanda annesinin mektubu vardı.

Diğer yanda yıllardır tanıdığı babası.

Hangisine inanacağını bilmiyordu.

Kapı çalındı.

İçeri Efe girdi.

Elinde meyve suyu vardı.

"Nabız nasıl?"

Naz gözlerini devirdi.

"Sen hiç ciddi olabiliyor musun?"

"Nadiren."

Efe pencerenin yanına oturdu.

Sonra ilk kez ciddi bir ifadeyle konuştu.

"Bir şey soracağım."

Naz sessizce bekledi.

"Annenin ölümünü hiç araştırdın mı?"

Naz'ın yüzü değişti.

"Hayır."

"Neden?"

"Çünkü kaza olduğunu biliyordum."

Efe birkaç saniye sustu.

Ardından yavaşça konuştu.

"Ben de yıllarca öyle sanıyordum."

Naz'ın kalbi hızlandı.

"Ne demek istiyorsun?"

"Baran bu dosyaların peşinde yıllardır."

"Sen ona inanıyor musun?"

Efe cevap vermekte zorlandı.

Sonunda başını hafifçe eğdi.

"Bilmiyorum."

Bu cevap Naz'ı daha çok korkuttu.

Çünkü ilk kez evdeki biri kesin konuşmamıştı.

---

Akşam üzeri malikane kapısında beklenmedik bir hareketlilik yaşandı.

Güvenliklerden biri aceleyle içeri girdi.

Doğrudan Baran'ın yanına yöneldi.

"Efendim."

Baran başını kaldırdı.

"Ne var?"

Adam tereddüt etti.

"Rüzgar Koçak'ın adamları dış bölgede görülmüş."

Salondaki herkes sessizleşti.

Naz'ın nefesi kesildi.

Baran'ın yüzü ise hiç değişmedi.

"Kaç kişiler?"

"En az altı araç."

Efe koltuktan doğruldu.

"Bu kadar hızlı mı bulmuşlar?"

Baran sakin bir şekilde ayağa kalktı.

"Hayır."

Sonra pencereye doğru yürüdü.

"Henüz bizi bulamadılar."

Naz'ın kalbi deli gibi atıyordu.

"Ya bulurlarsa?"

Baran birkaç saniye dışarı baktı.

Ardından ilk kez ciddi bir ifadeyle konuştu.

"İşte o zaman her şey değişir."

Salondaki sessizlik daha da ağırlaştı.

Çünkü ilk kez herkes aynı şeyi düşünüyordu.

Rüzgar Koçak giderek yaklaşıyordu.

---

Malikanenin salonundaki hava bir anda değişmişti.

Güvenlik görevlisinin söyledikleri hâlâ herkesin aklındaydı.

Rüzgar Koçak'ın adamları bölgedeydi.

Baran pencerenin önünde durmuş dışarıyı izliyordu.

Yüzündeki sakin ifade bile yaklaşan tehlikeyi gizleyemiyordu.

Efe ayağa kalktı.

"Ne yapacağız?"

Baran düşünmeden cevap verdi.

"Plan değişmiyor."

Naz sinirle güldü.

"Harika. Benim haberim olmadan yapılan planlardan biri daha."

Baran ona bakmadı bile.

Tam o sırada dışarıdan motor sesleri duyuldu.

Ardından bir araç daha.

Sonra bir tane daha.

Efe'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Sanırım misafirler geldi."

Baran bir anda ciddileşti.

"Efe."

"Buradayım."

"Naz'ı al."

"Nereye?"

"Bodruma."

Naz hemen itiraz etti.

"Ben hiçbir yere gitmiyorum."

Baran sertçe döndü.

"Gidiyorsun."

"Hayır."

"Naz."

Bu kez sesi daha alçaktı.

"Dakikalar içinde burada neler olacağını bilmiyorsun."

Efe araya girdi.

"İlk kez abime katılıyorum. Bu fırsatı kaçırma."

Naz istemese de Efe'nin peşinden çekiştirmelerle gitmek zorunda kaldı.

---

Kapı çalmadan birkaç saniye önce Baran Zeynep'in önüne geçti.

Kadın onun yüzüne baktı.

Baran'ın gözleri sertleşmişti.

"İyice dinle."

Zeynep kaşını kaldırdı.

"Dinliyorum."

"Bir hata bile yapmayacaksın."

Kadın gülümsemeye çalıştı.

Ama Baran devam etti.

"Beni anladın mı?"

Sessizlik.

"Anladım."

"Hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranacaksın."

"Peki."

"Ben evde değilim."

"Tamam."

"Rüzgar'a tek bir açık vermeyeceksin."

Zeynep başını salladı.

Baran son kez ona baktı.

Sonra görüş alanından çekildi.

Kapı tekrar çaldı.

Bu kez daha sert.

Zeynep derin bir nefes aldı.

Ve kapıyı açtı.

Karşısında takım elbiseli bir adam duruyordu.

Rüzgar Koçak.

Yanında birkaç adamı vardı.

Bakışları keskin ve dikkatliydi.

Önce evi süzdü.

Sonra Zeynep'e baktı.

Kadını baştan aşağı inceleyerek kibar bir tebessüm gösterdi.

"Rahatsız ettiğim için kusura bakmayın."

"Buyurun."

"Ben Rüzgar Koçak."

"Tanıyorum."

Rüzgar başını salladı.

"Kızımı arıyorum."

Zeynep'in kalbi hızlandı.

Ama bunu belli etmedi.

"Üzgünüm. Yardımcı olabileceğimi sanmıyorum."

Rüzgar dikkatle onu izliyordu.

"Kızımın burada olduğuna dair bilgiler aldım."

"Burada değil."

"Kızım günlerdir kayıp."

"Sizin adınıza üzüldüm."

Rüzgar birkaç saniye sessiz kaldı.

Ardından:

"Baran Demir evde mi?"

Zeynep hiç tereddüt etmedi.

"Hayır."

"Ne zaman döner?"

"Bilmem."

"İletişim kurabiliyor musunuz?"

"Son günlerde pek değil."

Rüzgar'ın yüzünde kuşkulu bir ifade oluştu.

Ama elinde kanıt yoktu.

Sonunda geri çekildi.

"Rahatsız ettiğim için özür dilerim."

"Sorun değil."

Rüzgar son kez eve baktı.

Ardından adamlarıyla birlikte uzaklaştı.

Araçların sesleri yavaş yavaş kayboldu.

---

Bodrum katında bekleyen Naz ise nefesini tutmuştu.

Yukarıdan gelen sesleri duymaya çalışıyordu.

Dakikalar saat gibi geçmişti.

Sonunda Efe ayağa kalktı.

"Sanırım tehlike geçti."

Birlikte yukarı çıktılar.

Salona ulaştıklarında gördükleri manzara ikisini de durdurdu.

Kapı yeni kapanmıştı.

Zeynep yüzünde memnun bir ifadeyle Baran'a dönüyordu.

"Ben benden istediğini yaptım."

Kadın birkaç adım attı.

Kollarını Baran'ın boynuna doladı.

"Şimdi sıra sende, Demir Bey."

Efe hafifçe öksürdü.

"Ben tam zamanında gelmişim."

Zeynep aldırmadı.

Gözleri hâlâ Baran'daydı.

Naz ise olduğu yerde kalmıştı.

İçinde garip bir sıkışma hissetti.

Sebebini anlamıyordu.

Baran'ın özel hayatı onu ilgilendirmezdi.

İlgilendirmemeliydi.

Yine de göğsünün ortasında rahatsız edici bir ağırlık oluşmuştu.

Baran ise Zeynep'in kollarını nazikçe indirerek geri çekildi.

"Sonra konuşuruz."

Zeynep'in gülümsemesi silikleşti.

Naz bunu fark etti.

Ve ilk kez bu evde herkesin sakladığı başka sırlar da olduğunu düşündü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.