Bölüm 6: Kaçış Planı ve Bahçedeki Çatlak
Uygar’ın o arkadaki çocuğa attığı ters bakış ve aniden önünü kapatacak şekilde adım atması Eylül’ün gözünden kaçmamıştı. Her şeyi kontrol altında tutan o kusursuz maske, ilk defa tam ortasından çatlamıştı.
Eylül, elindeki boş peçeteyi parmaklarının arasında sıkıştırırken hafifçe yukarı doğru baktı. "Gürültülü olduğu için mi gitmek istiyoruz Uygar Bey, yoksa başka bir şey mi?"
Uygar bir an duraksadı. Gözleri Eylül’ün meydan okuyan bakışlarıyla buluşunca boğazını temizledi. Az önceki o sert, kıskanç ifadesini toparlamaya çalıştı ama beceremedi; kelimeler dilinin ucunda birbirine dolandı. "Alakası yok," dedi, sesi normalden bir tık daha hızlı çıkmıştı. "Sadece... havasız burası. Tost kokusu falan."
"Yeme bizi Uygar," diye araya girdi Mustafa, elindeki meyve suyu kutusunun pipetini delmeye çalışırken. "Kızlara dik dik bakan çocuklara daldın yine. Geçen günkü—"
"Mustafa!" diye tısladı Uygar. Sesi o kadar uyarıcıydı ki, Mustafa pipeti yarıda bırakıp ellerini teslim olur gibi havaya kaldırdı.
"Tamam be, sustum. Ben masadayım," diyerek tostunu kapıp uzaklaştı.
Eylül hafifçe güldü. Kantinin o büyük, gürültülü çanı tam o anda kulakları sağır edercesine çalmaya başladı. Teneffüs bitiyordu. Çevrelerindeki öğrenciler panikle merdivenlere doğru hareketlenirken, Uygar hala Eylül’ün önünde, adeta bir duvar gibi dikilmeye devam ediyordu.
"Ders başladı," dedi Eylül, çantasının askısını düzelterek. "Çekilecek misin önümden?"
"Hayır," dedi Uygar. Bu kez sesi netti ama o yapay karizmasıyla değil, tamamen dürüst bir inatla söylüyordu. "Yukarı çıkıp o gürültülü sınıfta oturmak istemiyorum."
"E, ne yapacağız?"
"Kaçalım."
Eylül şaşkınlıkla gözlerini açtı. "Ders matematik farkındaysan. Hoca doğrudan yok yazıyor."
Uygar omuz silkti. O sırada yanlarından koşan iki çocuk Eylül’ün omzuna çarpacak gibi olunca, Uygar eliyle Eylül’ün kolunu hafifçe tutup kendine doğru çekti. Dokunduğu an ikisi de bir anlığına duruldu. Uygar elini hızla geri çekerken, bakışlarını kaçırdı.
"Halledeceğim ben o işi," diye mırıldandı, az önceki temastan dolayı hafifçe afallamış bir sesle. "Arka bahçeye çıkalım. Kimse olmuyor bu saatte."
Eylül onun bu hafifçe kızaran kulaklarını ve ilk kez ne yapacağını bilemeyen o telaşlı halini izlerken içindeki sese engel olamadı. Bu çocuk kesinlikle böyle çok daha güzeldi.
"Tamam," dedi Eylül, merdivenlere doğru giden insan seline arkasını dönerek. "Kaçalım bakalım."