Bölüm 7: Arka Bahçede Kim Haklı?
Okulun arka bahçesi, ana bahçeye göre çok daha tenha ve döküntüydü. Paslı futbol kaleleri, kurumuş yapraklar ve duvarın dibine yığılmış eski sıralar dışında pek bir şey yoktu. Uzaktan, ana binanın pencerelerinden gelen hoca sesleri çok hafif bir uğultu halinde buraya ulaşıyordu.
Eylül, duvarın dibindeki nispeten temiz duran beton setin üzerine oturdu. Ayaklarını sallandırırken, Uygar da iki adım uzağında durmuş, ceketindeki kahve lekesini incelemekle meşguldü. Yüzünü buruşturuyordu.
"Hala geçmedi mi?" diye sordu Eylül, sessizliği bölerek.
"Yapış yapış oldu," dedi Uygar huysuzca. Ceketini omuzlarından silkerek çıkardı ve yanındaki setin üzerine bıraktı. Sadece beyaz tişörtüyle kalmıştı. Gömleğinin üst cebine koyduğu o boş sayfa, şimdi ceketin iç cebinde kalmıştı.
Eylül ellerini arkasındaki betona yasladı. "Bahçede niye dikiliyordun sabah?"
Uygar ceketini düzeltirken duraksadı. Arkası dönüktü ama Eylül onun omuzlarının hafifçe gerildiğini görebiliyordu. Yavaşça döndü, ellerini kotunun ceplerine yerleştirdi. "Söyledim ya. Merak ettim."
"Neyi?"
"Yazıp yazmadığını."
"Boş sayfa gelince çok bozuldun ama."
Uygar hafifçe gülümsedi ama bu kez o her şeyi bilen yarım gülüşü değildi. Daha samimi, hatta hafifçe yenilgiyi kabul eden bir gülüştü. Setin üzerine, Eylül’ün tam yanına oturdu. Aramızda bir karış mesafe vardı. "Bozuldum," diye itiraf etti aniden. "Herkesin bana bir şeyler anlatmaya çalıştığı bir yerde, senin bana bomboş bir sayfa vermeni beklemiyordum."
"Farkım olsun istemiştim," dedi Eylül muzipçe.
"Oldu zaten," dedi Uygar, gözlerini doğrudan Eylül’ün gözlerine dikerek. O an rüzgar saçlarını hafifçe yüzüne doğru savurduğunda, Uygar elini kaldırdı. Eylül’ün saçının bir tutamını kulağının arkasına sıkıştıracak gibi oldu ama tam dokunacakken eli havada kaldı. Utanmıştı. Hızla elini geri çekip ensesini kaşıdı. "Yani... dürüst olmak gerekirse, ne yapacağımı bilemedim."
Eylül onun bu ani geri çekilişiyle içten içe eridiğini hissetti ama yelkenleri hemen suya indirmeye niyeti yoktu.
"Eee Uygar Bey," dedi Eylül, sesindeki o hafif titremeyi gizleyerek tempoyu hızlandırdı. "Şimdi ne olacak?"
"Bilmem."
"Sen her şeyi bilirsin."
"Söz konusu sen olunca işler değişiyormuş," dedi Uygar, sesini biraz daha alçaltarak. "O sayfayı doldurmamı istemiştin."
"Hak etmen lazım demiştim."
"Nasıl hak edeceğim?"
Eylül hafifçe öne eğildi. "Mesela... o kantindeki gibi dik dik bakıp insanları korkutmayarak başlayabilirsin. Kıskançlık sana pek uymuyor."
Uygar anında kaşlarını çattı, yanaklarındaki o hafif pembelik geri geldi. "Kıskanmadım ben," diye homurdandı, gözlerini bahçe duvarına çevirerek. "Sadece... çocuğun bakış tarzı rahatsız ediciydi."
"Tabii, kesin öyledir," dedi Eylül, neşeyle gülerek. "Kimi kandırıyorsun?"
Uygar ona doğru döndü, yüzünü ciddileştirmeye çalıştı ama o afallamış halini tam gizleyemedi. "Kandırmıyorum. Hem sen bana bomboş bir sayfa getirmişsin, hala benden bir şeyler bekliyorsun. Önce sen o sayfayı neden boş bıraktığını düzgünce anlat."
Eylül kollarını bağladı, arkasına yaslandı. "Anlattım ya. İçini doldurmak kolay değil."
"Kolaya kaçmışsın bence," dedi Uygar, sesine yeniden o bildik inatçı tınıyı oturtmaya çalışarak. "Yazacak cesaretin yoktu."
"Cesaret mi?" Eylül kaşlarını kaldırdı. "Benim mi?"
"Evet," dedi Uygar, gözlerini kısmış ona bakarken. "Bana o süslü mektuplardan yazarsan, oyunun biteceğini biliyordun. Korktun."
"Hiç de bile. Sadece seni biraz zorlamak istedim. Hemen havalara girme diye."
Uygar aralarındaki mesafeyi bir gıdım daha azalttı. "Zorlandım zaten, bunu duymak mı istiyorsun? Ama bu boş kağıt bir anlaşma falan değil Eylül. İşin kolayına kaçtın, o yüzden benden öyle hemen geri adım atmamı bekleme."
Eylül gözlerini devirdi ama kalbi yine hızlanmıştı. "Geri adım at diyen oldu mu?"
"İyi," dedi Uygar, çenesini dikleştirerek. "Çünkü atmayacağım. O sayfa dolana kadar da peşindeyim."
Eylül oturduğu setten aşağı kaydı, çantasına uzandı. "Görürüz bakalım Uygar Bey. Daha çok beklersin."
Uygar yerinde kalıp onun gidişini izlerken, aralarındaki o inatçı duvarın hala dipdiri olduğunu biliyordu. İkisi de geri adım atmıyordu ve bu çekişme henüz yeni başlıyordu.