İçeriğe geç

Melek ve Şeytanlar

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Melek ve Şeytanlar

Bölüm 6

Çatırdayan Umut

Kıtlık Çağı — 920. Yıl

Tahir, sabah erkenden işlerini bitirmişti.

Gül'ün kendisiyle nerede buluşacağını söylememesi aklını kurcalıyordu. Yine de içinde garip bir heyecan vardı. Belki de bugün ona söylemek istediği bir şey vardı. Belki de aralarındaki yakınlık artık başka bir anlam kazanacaktı.

Öğleye doğru, malikânenin arka kapısında beklerken Gül göründü.

“Hazır mısın?”

Tahir başını salladı.

“Nereye gidiyoruz?”

“Biraz sabırlı ol.”

Birlikte malikânenin arka tarafındaki dar patikaya girdiler. Yol, bahçelerin arasından geçerek küçük bir tepenin yamacına uzanıyordu. Buradan malikânenin yüksek duvarları, çevredeki tarlalar ve uzaktaki köy görünüyordu.

Gül durup manzaraya baktı.

“Buraya çocukken gelirdim. Evde bunaldığım zamanlarda.”

Tahir çevresine göz gezdirdi.

“Güzel bir yer.”

“Burada insan kendisini özgür hissediyor.”

Tahir hafifçe gülümsedi.

“Özgürlüğün ne olduğunu bildiğinizden emin misiniz?”

Gül ona döndü.

“Beni özgür değilmişim gibi mi görüyorsun?”

“Hayır. Yalnızca herkesin özgürlüğü farklı anladığını düşünüyorum.”

Gül birkaç adım yürüdü ve bir kayanın üzerine oturdu.

“Peki senin özgürlüğün ne olurdu?”

Tahir, uzaktaki tarlalara baktı.

“Kendi toprağımın olması. Kimsenin iznini almadan çalışabilmek. Akşam olduğunda kazandığım paranın ne kadarını yiyeceğime, ne kadarını biriktireceğime kendim karar vermek.”

Bir an durdu.

“Ve bir gün, sevdiğim kadınla kendi evimde uyanmak.”

Son cümleyi söylerken Gül'e bakmadı. Sanki bu hayali sesli dile getirirse elinden alınacakmış gibi çekiniyordu.

Gül ise gözlerini ondan ayırmıyordu.

“Bunların hepsi çok basit şeyler.”

Tahir acı bir gülümsemeyle karşılık verdi.

“Bazıları için.”

Gül başını eğdi. Ardından elini uzatıp Tahir'in elini tuttu.

Tahir donup kaldı.

Gül elini çekmedi.

“Bazen seni dinlerken, insanların neden birbirlerinden bu kadar farklı hayatlar yaşadığını düşünüyorum.”

Tahir onun eline baktı.

“Belki de bazı insanlar daha fazlasını hak ettiğini düşünüyor.”

Gül hafifçe gülümsedi.

“Belki de.”

Tahir, elinin içindeki sıcaklığı hissediyordu. Söylemek istediği çok şey vardı ama hiçbiri dudaklarından dökülmüyordu.

Bir süre sonra Gül elini çekti.

“Burada fazla kalmayalım. Bizi arayabilirler.”

Dönüş yolunda pek konuşmadılar.

Ama Tahir için o kısa yolculuk, hayatındaki en güzel günlerden biri olmuştu.

---

Aradan birkaç gün geçti.

Malikânede alışılmadık bir hareketlilik başlamıştı. Hizmetçiler odaları temizliyor, yeni kumaşlar taşınıyor, mutfakta her zamankinden daha fazla yemek hazırlanıyordu.

Tahir, ahırın önünde atların eyerlerini düzenlerken iki hizmetçinin konuşmasına kulak misafiri oldu.

“Düğün için her şey yetişecek mi?”

“Yetişmek zorunda. Beyefendi hiçbir aksaklık istemiyor.”

Tahir'in eli durdu.

“Ne düğünü?” diye sordu.

Hizmetçilerden biri ona baktı. Diğeri ise konuştuğuna pişman olmuş gibi dudaklarını sıktı.

“Genç hanımın düğünü.”

Tahir bir süre hiçbir şey söylemedi.

“Ne zaman?”

“Yakında. Tarihi çoktan belirlendi.”

Hizmetçiler yollarına devam etti.

Tahir elindeki eyere baktı. Az önce duyduğu sözleri zihninde yeniden tekrarladı.

Gül evleniyordu.

Bir başkasıyla.

Göğsünde tuhaf bir ağırlık hissetti. Kendi kendine yanlış anlamış olabileceğini söyledi. Belki de başka birinden bahsediyorlardı. Belki de düğün sandığı şey farklı bir hazırlıktı.

Fakat bu düşüncelerin hiçbirine gerçekten inanamıyordu.

O akşam Gül'ü bahçenin arka tarafında buldu.

Kadın onu görünce gülümsedi.

“Bir şey mi oldu?”

Tahir bir süre ona baktı.

“Evleniyormuşsun.”

Gül'ün yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Kim söyledi?”

“Bunun bir önemi var mı?”

Gül çevresine baktı. Ardından sesini alçalttı.

“Burada konuşmayalım.”

Tahir'in içindeki huzursuzluk büyüdü.

“Daha ne kadar benden saklayacaktın”

Gül cevap vermedi.

“Bana neden söylemedin?”

Kadın gözlerini kaçırdı.

“Çünkü bunun seni üzeceğini biliyordum.”

Tahir acı bir kahkaha attı.

“Beni üzeceğini biliyordun ama yine de benimle görüşmeye devam ettin.”

“Ben de seninle konuşmak istedim.”

“Peki ya elimi tuttuğun gün? Bana söylediklerin? Bütün bunlar ne anlama geliyordu?”

Gül'ün gözleri dolmuş gibi göründü.

“Bilmiyorum, Tahir.”

Tahir başını iki yana salladı.

“Bilmiyor musun?”

“Benim de kendi hayatım var. Babamın kararları var. Ailem var. Her şey benim istediğim gibi olmuyor.”

Tahir sustu.

İlk kez Gül'ün dünyasıyla kendi dünyası arasındaki mesafeyi bu kadar açık hissediyordu.

“Peki sen ne istiyorsun?” diye sordu sonunda.

Gül ona baktı ama cevap vermedi.

O sessizlik, Tahir'in duyabileceği en ağır cevaptı.

Tahir bir adım geri çekildi.

“Anladım.”

“Hayır, Tahir. Lütfen…”

“Benden ne istediğini anlamıyorum, Gül.”

Kadın ona yaklaştı.

“Sana yalan söylemek istemedim.”

Tahir'in gözleri dolmuştu ama ağlamamak için kendisini zorluyordu.

“Öyleyse neden bana umut verdin?”

Gül cevap veremedi.

Bir süre sonra Tahir arkasını döndü ve uzaklaştı.

Gül arkasından baktı.

Onu durdurmadı.

---

O gece Tahir uyuyamadı.

Tavanın karanlığına bakarken birlikte konuştukları günleri hatırladı. Çeşmenin başındaki sohbetlerini, kendisine uzattığı elmayı, elini tuttuğu anı…

Bütün bunlar onun için gerçekti.

Gül'ün ne hissettiğini bilmiyordu. Belki o da bir şeyler hissetmişti. Belki de hissettiği şey, Tahir'in sandığı kadar büyük değildi.

Ama artık hiçbir şeyin önemi yokmuş gibi geliyordu.

Çünkü Tahir ilk kez kendi hayatının ötesinde bir şey hayal etmişti.

Ve şimdi o hayalin kendisine hiçbir zaman ait olmadığını öğreniyordu.

Yatağından kalkıp küçük penceresinin önüne gitti. Dışarıda malikânenin ışıkları yanıyordu. Duvarların ardında, onun hiçbir zaman parçası olamayacağı bir hayat devam ediyordu.

Tahir ellerini pencerenin kenarına koydu.

“Bir gün…” diye fısıldadı.

Sözünü tamamlayamadı.

Ne yapacağını bilmiyordu. Gül'ü unutabilecek miydi, yoksa onu gördüğü her gün aynı acıyı yeniden mi yaşayacaktı?

Tek bildiği, kendisini ilk kez bu kadar güçsüz hissettiğiydi.

Ve Tahir henüz bilmiyordu ki onu bekleyen asıl acı, kalbinin kırılmasıyla sona ermeyecekti.

Çünkü bazı insanların hayatında umut, yalnızca kaybedilecek bir şey değildir.

Bazen insanın elinden alınan umut, onu geri dönülmez bir yola sürükler.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.