İçeriğe geç

MEKTUPLARIN ARDINDA

Bölüm 6 · 6 dk okuma

MEKTUPLARIN ARDINDA

Bölüm 6

6.BÖLÜM: ZORLUKLARA GÖĞÜS GERMEK

6.BÖLÜM: ZORLUKLARA GÖĞÜS GERMEK

Demirhan, Belis’i içine düştüğü kaostan kurtarmak, babasına haddini bildirmek üzere onun evine doğru yola çıkmıştı. Giderken aklında Belis vardı, onun içinde olduğu durumu düşündükçe ruhu daralıyor, nefes alması zorlaşıyordu. Kendi bu haldeyken Belis’i bulacağı durumdan korkuyor, her geçen saniyede Vedat’a olan siniri katlanarak artıyordu. Yolda geçen 15 dakikanın sonunda Belis’in evinin önüne gelmişti. Hiç vakit kaybetmeden apartmana girip, kapıyı yumruklayarak çaldı. Arzu Hanım hiddetle çalan kapıyı endişeli bir ifadeyle açtı.

Arzu: Kimsiniz?

Demirhan hiç çekinmeden cevapladı bu soruyu.

Demirhan: Kızınızın sevgilisiyim

Arzu bu cevabı beklemiyordu, şaşkın şaşkın Demirhan’a bakarken arkadan gelen Vedat, Demirhan’ı gördüğünde kimin geldiğini anlamıştı. Pişkin pişkin sırıtarak konuşmaya başladı.

Vedat: Vay vay vay kimler gelmiş Belis Hanım’ın beyaz atlı prensi gelmiş. Hoş geldiniz efendim ne için rahatsız ettik sizi buralara kadar yoruldunuz.

Demirhan bu saçma imalara karşılık hiçbir şey demedi. Tek düşündüğü Belis’i alıp gitmekti. Buyur edilmediği eve girip Belis’in odasına girdi.

Belis yatağında sessizce uyuyordu. Kapının açılma sesine uyanmıştı. Uyku mahmurluğuyla konuşmaya başladı.

Belis: Sen kimsin?... Anne?

Demirhan: Belis güzelim ben geldim.

Belis, Demirhan’ın sesini duyunca uykusu açıldı. Panik halde cevap verdi.

Belis: Demirhan, senin ne işin var burada? Babam gördü mü seni?

Demirhan, onun aksine oldukça sakindi. Belis’in iyi olduğunu görmek içini ferahlatmıştı. Sakin, huzur veren sesiyle konuştu.

Demirhan: Seni almaya geldim. Gidiyoruz buradan, kalk.

Belis’in elinden tutup odasından çıkardı. Karşılarında Vedat duruyordu. Az önceki halinden eser yoktu, gayet ciddi bir şekilde bir Demirhan’a, bir de Belis’in elini tuttuğu eline bakıyordu.

Vedat: Sen kimi, kimin evinden götürüyorsun ha? Sen kendini ne sanıyorsun? Bırak o eli, yoksa bir yerlerini kıracağım!

Demirhan, dudaklarında alaycı bir gülümsemeyle cevapladı.

Demirhan: Ben senin çocuğun değilim. Sana boyun eğecek değilim. Sıkıyorsa gel, kır bakalım.

Vedat bu cümleye karşılık Demirhan’a istediğini vermek için hazırlandı ve muzip bir gülüş belirdi dudaklarında. Gömleğinin kollarını yukarı sıyırdı. Avını bekleyen avcı gibi davranıyordu. Demirhan, Belis’in yanında şiddete başvurmak istemedi. Sakince konuşmaya çalıştı.

Demirhan: Seninle dalaşmaya gelmedim. Yeri gelirse karşılığını alırsın, ama şimdi sırası değil. İstesen de istemesen de Belis bu evden benimle beraber çıkacak. Şimdi işimi zorlaştırma çekil önümden.

Vedat onların yanına gelmişti. Belis’in elini tutup kendine çekti. Kızına bayılmasa da evden çıkmasına göz yummadı. Kendisine ait olan herhangi bir şey o istemeden evden gidemezdi. Bu tahammül edemeyeceği olay karşısında bağırmaya başladı.

Vedat: Kimsenin bir yere gittiği yok. Belis hiçbir yere gitmiyor ama senin için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.

Vedat konuşurken Belis, elini babasının elinden hızla çekip birkaç adım gitti. Demirhan’ın yanında babasının yaptıkları hem onun kalbini kırıyor hem de sinirlendiriyordu. Belis’in kenara çekilmesi, Demirhan için bir fırsat olmuştu. Hiçbir şey demeden Belis’i kucağına alıp kapıdan çıktı.

Vedat arkalarından bağırmaya devam ediyordu. Arzu olaylar olurken dolu gözleriyle etrafa bakmaktan başka bir şey yapamadı. Vedat Belis’in evden gitmesinin siniriyle evdeki her şeyi yıkıp dökerken Demirhan Belis’i apartmandan çıkarıp arabaya bindirmişti.

Şimdi ikisi de arabanın içinde oturuyordu. Belis, dolu gözleriyle ağlamanın eşiğinde bekliyordu. Demirhan onu görünce dayanamadı kucağına çekip sarıldı.

Demirhan: İyi misin?

Belis bu cümleyi bekliyormuş gibi Demirhan’ın kollarının arasında hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Demirhan ona daha sıkı sarıldı. Her hıçkırışında içinden bir parça kopuyordu. Onu böyle bir ortamdan kurtardığı için biraz olsun huzurluydu. Ama bir yandan biliyordu Belis, birkaç gün sonra tekrardan evine dönecekti. Ona her zaman çıkış yolu olduğunu onun evinin kenisinin yanı olduğunu hissettirecekti.

Belis: Demirhan, babam beni neden sevmiyor? Ben sevilmeyecek biri miyim?

Demirhan, sorunun ağırlığının altında ezildi. Bir süre düşüncelerini toparlamak için sessiz kaldı, ardından Belis’in saçını okşayarak konuşmaya başladı.

Demirhan: Güzelim ben seni çok seviyorum evet aile sevgisi bir başkadır ama o senin sevgini hakedecek bir adam değil sence seni sevse seni üzer miydi kalbini kırar mıydı?

Belis cümlenin haklılığı karşında kendini tekrar Demirhan’a karşı mahcup hissetti.

Belis: İyi ki girdin hayatıma sen olmasan her şeye dayanabilir miydim bilmiyorum. Beni mektupların ardında bırakmayıp yanımda olduğun için bana destek çıktığın için teşekkür ederim.

Demirhan: Teşekkür etme ben teşekkür edeceğin bir şey yapmadım gerçekten seven herhangi bir insan seni o evde tutmazdı zaten bunun benim sana olan aşkımla ilgisi yok bir tanıdığım olsa mutsuz olduğu bir evde yaşamasına göz yummazdım.

Belis bir şey demedi, sıkıca sarılmaya devam etti. Belis sakinleştiğinde eve doğru yol aldılar. Eve girdikleride, Belis etrafa çekingen bakışlarla bakıyordu. Demirhan, bir şeyden rahatsız olabileceğini anladı.

Demirhan: Bir şey mi oldu?

Belis, kırgın ve titrek sesiyle zorla konuştu:

Belis: Demirhan, ben... özür dilerim. Bunlarla uğraşmak zorunda kaldığın için. Böyle şeylerle uğraşmanı istemezdim. Ne yapacağımı bilmiyorum...

Demirhan, bu sözlerin yükü karşısında bir an kendini kaybedecek gibi oldu ama hemen kendini toparladı. Belis’in elini tutup koltuğa oturttu.

Demirhan: Seni o evden, o adamdan kurtarmak için çabalamak benim için bir yük değil. Aksine, seni iyi hissettirecekse, benim huzurlu olmama neden olur. Lütfen kendini suçlu hissetme ya da üzülme. Zaten o evde, o şekilde yaşamaman gerekiyordu. Kendini bu evde yaşamak zorunda hissetme... ama burasınında senin evin olduğunu aklının bir köşesine kazı.

Belis, içindekileri daha fazla tutamadı ve hıçkırarak ağlamaya başladı.

Belis: Neden hep benim başıma bunlar geliyor? Neden ailem beni sevmiyor? O kadar mı sevilmeyecek bir insanım ben? Söylesene Demirhan, bir insan doğurduğu canından bir parçaya bu kadar umursamaz davranabilir mi? Evden kovabilir mi? Her hareketine karışabilir mi? Bu kadar nefret edilmekten, sevilmemekten, dışlanmaktan çok yoruldum. İyi olduğumu kanıtlamaya çalışmaktan, her şeyden çok yoruldum...

Demirhan: Bunları yaşarken yanında olamadığım için üzgünüm. Ama artık ben varım. Beraber her şeyin üstesinden gelebiliriz. Ama senin umudunu bu kadar çabuk yitirmemen gerekiyor. Daha önünde uzun bir hayat seni bekliyor. İstediğin üniverseye gitmek, istediğin mesleği yapmak istemiyor musun? Neden bu kadar çabuk pes ediyorsun? Zor olduğunun farkındayım, ama bu zorlukları atlatmazsan geriye dönüp baktığında başarısızlıklarınla karşılaşacaksın. Üzüldüğünle kalacaksın. Onlar elbet bir gün seni anlayacaklar. Sen kendi yolundan sapma.

Demirhan’ın sözleri, Belis’in kalbine işlemişti. O konuşurken, Belis kendini daha huzurlu hissetti ve ağlaması dindi. Gecenin geri kalanına uzun bir sessizlik eşlik etti; çünkü ikisi de, kendilerini mutlu hissettikleri geleceği hayal ederken uyuyakalmışlardı.

Sabah güneşi, pencerenin arasından süzülerek salonun içine dolarken, gözüne gelen ışık sebebiyle uyandı Demirhan. Gözlerini açmadan önce, burnuna dünyadaki en güzel çiçeğin kokusu gelmişti sanki. Gözlerini açtığında, ona sarılarak uyuyan Belis’i farketti. Önce hayal olup olmadığını anlamaya çalıştı ama Belis’in kıpırdanmasını hisettiğinde gerçekten onun yanında olduğunu anladı.

Demirhan: Günaydın güzel uyudun mu?

Belis: Günaydın evet, uyudum sen uyuyabildin mi?

Demirhan: Ben de güzel uyudum. Bir şeyler yemek ister misin? Ya da istersen sana havlu vereyim, duş alırsın. Ben o sırada kahvaltıyı hazırlarım.

Belis, bu teklifi biraz garipsedi. Hafifçe doğruldu.

Belis: Teşekkür ederim... Gerek yok, zaten seni yeterince uğraştırdım. Akşam eve geri dönerim.

Demirhan, Belis’in söylediklerine sinirlendi sertçe yutkunarak cevap verdi.

Demirhan: Belis... Ben seni o eve geri dön diye almadım. Benden çekinmene gerek yok. Sana bakmak gibi niyetim asla yok. Ama eğer bana “o eve geri döneceğim” dersen... Bu evden hemen çıkıp gidebilirsin.

Belis şaşkın ve öfkeli bir halde cevap verdi.

Belis: Beni yanlış anlıyorsun, konuyu başka yerlere çekme...

Demirhan: Neyi yanlış anlıyorum ya? Sen kendini o eve mi layık görüyorsun? Benim kalbim burada acırken, sen orada kalmayı nasıl kendine yediriyorsun?

Belis, gerçeklerin yüzüne çarpmasının ağırlığını taşıyamadı. Gözleri doldu, sesi titredi ama bağırmaktan geri durmadı.

Belis: Evet! Mutlu değilim o evde, kendimi yaşıyormuş gibi hissettmiyorum. Ama sana yük olmak istemiyorum! Beni anlamıyorsun... Belki ailenle yaşıyorsun, belki benden sıkılacaksın... Fazlalık olmak istemiyorum. Her ne kadar sevmesem de... kalabileceğim tek yer orası.

Demirhan dediklerini sindirmek için sustu. Gözlerinde öfke değil çaresizlik vardı. Sesinin sakinliğini korumaya çalıştı.

Demirhan: Belis.. Ben sana ne anlatıyorum? Sen bana fazlalık değilsin. Sen kendini bu kadar ezmekten ne zaman vazgeçeceksin? Niye kendini bu kadar aşağılıyorsun? Benim için bu kadar kıymetliyken... Neden sen kendine değer vermiyorsun?

Belis bu denli değeri bu sözleri hayatında ilk defa yaşıyordu. Hayatta korunmak değer verilmek gibi duygularında olduğunu yeni fark ediyordu. Daha öncesinde kimse ona böyle sahip çıkmadığı için bir kez daha üzüldü yaşadığı hayata.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.