O gece, akademinin üzerindeki yıldızlar sanki renklerini yitirmiş, zifiri bir karanlık şatonun üzerine çökmüştü. Müdür Gizzy Salvador’un kulesinde beliren o küçücük çatlak, gecenin yarısında büyük bir gürültüyle yarık hâline geldi. Şatonun derinliklerinden gelen mistik bir darbe dalgası, koridorları sarstı; pencereler çatırdadı, surlardaki meşaleler bir anda söp mor alevlere dönüştü.
"Deprem değil bu bambaşka bişey!" Kai yatağından fırlayarak bağırdı. Zemin ayağının altında adeta çığlık atıyordu.
Öğrenciler panik içinde pelerinlerini dahi tam giyemeden hızlıca ana koridorlara döküldü. Diana rüzgârıyla savrularak aşağı inerken Arthur kılıcını kınından çekmişti bile. Quel ve Celestie’nin avuçlarında yakmaya çalıştıkları alevler, garip bir şekilde titriyor ve kontrolsüzce sönüyordu.
Büyük Mühür Salonu’na vardıklarında, onları dehşet verici bir manzara karşıladı herkes şok olmuştu bunu hiçkimse beklemiyordu.
Salondaki devasa dört element kristalinden Toprak ve Su kristalleri çoktan patlamıştı. Etrafta süzülen mor ve siyah dumanların merkezinde ise tek bir kişi karşılarında duruyordu. Kapkara bir pelerin, zırhının üzerindeki kadim mühürler ve gözlerinde yanan o çıldırtıcı, kıskanç alev...
Veyron geri dönmüştü.
"GIZZY Seni görmek ne hoş!" Veyron’un sesi salonun taş sütunlarında yankılandı. Sesinde hem derin bir nefret hem de geçmişin yaraladığı bir ruhun yıkıcılığı vardı. "Bunca yıl bu zavallı akademiyle kendinizi uyuttunuz! Ben olmadan kurduğunuz bu çürük düzenin sonu geldi!"
Müdür Gizzy Salvador, pelerinini savurarak kalabalığın önüne geçti. Asası elinde, dik ve sarsılmaz duruyordu ama gözlerinde derin bir sızı vardı. Bir zamanlar kalbini açtığı, tutkulu ama bir o kadar da gözünü hırs ve kıskançlık bürümüş adam karşısındaydı. Veyron’un onu akademiye, arkadaşlarına ve hatta kendi gücüne kıskanıp yarattığı o karanlık kriz, yıllar önce yollarını ayırmalarına sebep olmuştu. Ancak ayrıldıkları gün Veyron’un ruhunda uyuyan o kadim karanlık güç uyanmış ve onu tamamen yutmuştu.
"Yeter Veyron bu saçmalıklarını kes artık,yıllar geçti hala neden böyle davrandığı anlamlandıramıyorum!" dedi Gizzy, sesi bir fırtına kadar güçlü ama bir o kadar da hüzünlüydü. "Kendi içindeki kıskançlığı ve hırsı bitiremediğin için dünyayı ateşe vermene izin vermeyeceğim!"
"Sen beni hiç anlamadın Gizzy," diye kükredi Veyron. "Ben senin yanındaki tek güç olmak istedim, sen ise gücünü bu çocuklara ve bu sahte akademiye böldün. Şimdi o çok güvendiğin Element Mührü ellerimde parçalanıyor!"
Veyron asasını yere vurdu. Salonda kara büyüden yayılan bir hortum patladı. Siyah sarmaşıklar ve mor alevler öğrencilerin üzerine doğru savruldu.
"Savunma pozisyonu alın hemen bu kişi normal değil!" diye bağırdı Arthur.
Toprak Bölümü’nden Kai ve Lyra hemen öne atılarak ellerini yere vurdu. "Terra Vallum!" Zemin hızla yükseldi ve devasa bir taş barikat oluşturdu. Ancak Veyron’un kara alevleri taş duvarı saniyeler içinde eritmeye başladı.
"Gideon, Celestie, benimle kalın bir planım var!" Widzy öne fırladı. Kuzeni Gizzy’ye baktı; onun gözlerindeki kararlılığı görünce içindeki gücü sonuna kadar zorlamaya karar verdi. Widzy, Gizzy ile aynı soydan gelmenin verdiği o kadim bağı hissederek elindeki alevi genişletti. "Ateşi nötralize etmeliyiz! Channel, Luna, arkamızı hemen kollayın!"
Channel, Darcy ve Luna ellerini birleştirerek su elementinin gücünü hissederler ve dev bir su kalkanı oluştururlar. Su ve kara alevler birbirine çarptığında salona yoğun bir buhar bulutu kapladı.
"Diana, Arthur, uçuş hattını açın!" dedi Gizzy.Diana rüzgârı bükerek Veyron’un etrafındaki karanlık dumanı dağıttı. Arthur rüzgârın kaldırma kuvvetini kullanarak havaya sıçradı ve kılıcıyla Veyron’a doğru indi. Fakat Veyron sadece tek elini kaldırarak Arthur’u havadayken yakaladı ve geriye doğru sert bir şekilde fırlattı.
"Gücünüz yetersiz,siz birer zavallısınız!" dedi Veyron kahkaha atarak. "Karanlık Mühür tamamlandığında bu akademiden geriye sadece küller kalacak!"
Morrigan elindeki kadim kitabı hızla karıştırarak ileri fırladı. "O mühür tamamlanamaz! Mührün kalbinde hâlâ ışık görüyorum! Gizzy, onun gücü kıskançlığından ve karanlık hırstan besleniyor ama anahtar senin elementinde!"
Gizzy Salvador derin bir nefes aldı. Gözlerini kapattı ve bir zamanlar Veyron’a duyduğu sevgiyi, ardından akademisini koruma yeminiyle birleştirdi. Asasını havaya kaldırdığında, salondaki dört element birden—ateş, su, toprak ve hava—Gizzy’nin etrafında devasa bir aura oluşturdu. Kuzeni Widzy de onun yanına koştu ve kendi ateş gücünü Gizzy’nin aurasına aktardı.
"Widzy, benimle kal!" dedi Gizzy."Aileni asla yalnız bırakmam kuzen, hele ki böyle bir kaçıkla karşı karşıyayken!" dedi Widzy hırsla sırıtarak.
Gizzy ve Widzy’nin birleşen gücü, tüm öğrencilerin ortak savunmasıyla birleşti. Quel, Celestie, Gideon, Kai, Lyra, Diana, Arthur, Channel, Darcy, Luna ve Morrigan... Hepsi tek bir yürek olup kendi element güçlerini Müdür Gizzy’nin asasına yönlendirdiler.
"Biz biriz Veyron!" diye bağırdı Gizzy. "Senin karanlığın sadece seni tüketir, bizi değil!"Gizzy asasını Veyron’a doğru indirdi. Dört elementin ve birleşen kalplerin yarattığı saf beyaz bir ışık hüzmesi, Veyron’un kara büyüsünü delip geçti. Göğsüne çarpan ışıkla sarsılan Veyron, acı içinde bir çığlık attı. İçindeki karanlık güç sarsılmış, tutunduğu mühür ellerinden kaymaya başlamıştı.
"Bu... burada bitmedi Gizzy..." diye hırladı Veyron, bedenini kaplayan siyah dumanların arasında kaybolmaya başlarken. "Denge bir kez bozuldu... Geri döneceğim!"
Karanlık fırtına bir anda bıçak gibi kesildi. Salonda sadece öğrencilerin hızlı nefes alıp verişleri ve yere düşen taş parçalarının sesleri kaldı.
Veyron geri çekilmişti ama bahçedeki Element Mührü tamamen çatlamış, gökyüzünü kırmızı bir sis kaplamıştı.Gizzy asasına dayanarak derin bir nefes aldı. Widzy hemen kuzeninin koluna girdi. Bütün öğrenciler etraflarında toplandı. Herkes yaralı ve yorgundu ama gözlerindeki inanç sönmemişti.
Gizzy, gözlerini dışarıdaki o kan kırmızısı gökyüzüne dikti.
"Savaş henüz başlamadı çocuklar," dedi Gizzy, kararlı ve güçlü sesiyle. "Bu gece akademi kurtuldu... Ama yarın için aynı şeyi şöylemem sanırım çok mümkün görünmüyor" dedi Gizzy, çok yorulmuş ve başı dönmeye başlamıştı...




