İçeriğe geç

Mavizade

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Mavizade

Bölüm 9

Bölüm 9 ~ Yıldırım Nikahı

“Kimse ayıramayacak bizi.”

Am Siwan’ın bu cümlesi sofrada tam anlamıyla bir sessizlik yarattı. Sanki zaman bir anlığına donmuştu. Kimse ne diyeceğini, nasıl tepki vereceğini bilemiyordu. Melisa’nın eli hâlâ onun elindeydi. Şaşkın görünüyordu ama bırakmıyordu da.

Annem sertçe ayağa kalktı, sesi otoriterdi:

“Am Siwan saçmalama. Otur yerine.”

“Saçmalamıyorum anne.”

“Bir yere gitmiyorsunuz. Otur dedim!”

Am Siwan bu sefer daha sakin ama çok daha sert konuştu:

“Anne… Ben Melisa’dan ayrılmayacağım. Ne olursa olsun.”

Babam araya girmeye çalıştı, sesi yumuşak ama endişeliydi:

“Oğlum, sakin ol biraz. Otur, konuşalım.”

“Yıllardır sevdiğim kız bu,” dedi Am Siwan. Sesinde ilk kez gerçek bir kırılma vardı. “Şimdi öğrendiğimiz bir şey yüzünden onu bırakmamı beklemeyin.”

Melisa yavaşça, titreyen bir sesle konuştu:

“Am Siwan…”

Ama Am Siwan direkt ona döndü, gözlerinin içine baktı:

“Sen istiyor musun?”

Sofradaki herkes Melisa’ya döndü. Melisa birkaç saniye boyunca sessiz kaldı. Gözleri dolu dolu oldu. Sonra yavaşça başını salladı:

“Evet… İstiyorum.”

Annem gözlerini kapattı, derin bir iç çekti. Jun hafifçe mırıldandı:

“Tam film sahnesi ya…”

Ela direkt dirseğini geçirdi.

“Bir sus artık Jun.”

Ben ise sadece olanları izliyordum. Çünkü bu ailede hiçbir şey artık normal ilerlemiyordu.

Am Siwan bir anda sandalyesini geriye itti.

“Hadi Melisa.”

Annem direkt bağırdı:

“AM SIWAN!”

Ama o durmadı. Melisa’nın elini tutup kapıya doğru yürümeye başladı. Babam peşlerinden seslendi:

“Oğlum bir konuşalım! Dur!”

Am Siwan arkasına bile bakmadı.

“Sonra konuşuruz.”

Kapı sertçe kapandı. Ve birkaç saniye boyunca kimse hareket etmedi. Sanki herkes olanları sindirmeye çalışıyordu.

Jun sessizliği bozdu:

“Gerçekten gittiler…”

Sümeyye şaşkın şekilde konuştu:

“Harbi nikah mı kıyacaklar?”

Ela derin nefes verdi.

“Bence evet… O kararlı duruyordu.”

Annem sinirle saçını geriye attı.

“Bu çocuk beni delirtecek. Gerçekten delirtecek.”

Babam ilk kez hafifçe güldü.

“Bana çekmiş.”

Annem direkt ona döndü.

“Hiç komik değil Berat.”

Ben masadan kalkıp dışarı çıktım. Konağın önü gece yüzünden daha sessizdi. Ama hava hâlâ ağır ve sıcaktı. Diyarbakır gecelerinin o boğucu sıcaklığı taş duvarlara sinmişti.

Tam sigara yakacaktım ki bir ses duydum.

“İçmiyorsun normalde.”

Aras.

Yine sessizce yanıma gelmişti. Hiç ses çıkarmadan.

“Elimde sigara olması içtiğim anlamına gelmiyor,” dedim.

Aras hafifçe başını eğdi.

“Sinirlisin.”

“Evde herkes kafayı yemiş durumda.”

Aras kısa bir an sustu. Sonra yanıma biraz daha yaklaştı. Aramızdaki mesafe azalmıştı.

“Sen farklısın.”

Kaşımı çattım.

“Neye göre?”

“Herkes bağırıyor, kavga ediyor. Sen ise sadece düşünüyorsun. Sessizce.”

O an göz göze geldik. Ve yine… o garip, ağır sessizlik oluştu. Rahatsız etmeyen, aksine insanın içine işleyen bir sessizlik.

Aras bir anda elindeki telefonu bana uzattı.

“Bak.”

Ekranda bir fotoğraf vardı. Am Siwan ve Melisa nikah masasındaydı. Jun’un mesajı da altta duruyordu:

DELİ HARBİ GİTTİ EVLENDİ

İstemeden güldüm. Gerçekten istemeden.

Aras bunu görünce hafifçe gülümsedi.

“İlk kez güldün bugün.”

“Komikti,” dedim omuz silkerek.

“Bence senin gülmen daha ilginç.”

Kalbim yine anlamsız şekilde hızlandı. Ve bu durumdan nefret etmeye başlıyordum.

Telefon tekrar titredi. Bu sefer Jun arıyordu. Açtım.

“Ne var?”

Jun’un sesi aşırı heyecanlıydı:

“LAN RESMİ NİKAH KIYILMIŞ!”

İstemeden yine güldüm.

“Bağırma kulağıma.”

“Sen gülüyorsun bir de? Evde kıyamet kopuyor.”

Arkadan annemin sinirli sesi duyuluyordu:

“JUN O TELEFONU KAPAT ŞU AN!”

Jun hemen bağırdı:

“KAÇTIM BEN!”

Hat kapandı.

Ben başımı sallayıp hafifçe güldüm. Aras birkaç saniye boyunca bana baktı. Sonra yavaşça konuştu:

“Böyle daha iyi.”

“Ney?”

“Gülmen.”

Bir anda sessizleştim. Rüzgar hafifçe avluya vuruyordu. Konağın ışıkları eski taş duvarlara yumuşakça yansıyordu.

Aras bana bakmayı bırakmıyordu.

“Niye öyle bakıyorsun?” dedim sonunda, sesim biraz boğuk çıktı.

Aras gözünü kaçırmadan cevap verdi:

“Bakmıyorum.”

“Yalan söylüyorsun.”

Bu sefer hafifçe gülümsedi. İlk kez gerçekten gülümsedi.

Ve o an… kalbim yine saçma şekilde hızlandı.

Tam konuşacaktım ki içeriden Jun’un sesi yankılandı:

“MEHMET! ANNEM AM SIWAN’I EVLATLIKTAN REDDETMEKLE TEHDİT EDİYOR!”

Ben direkt gözlerimi kapattım.

“Harika.”

Aras sessizce güldü.

Ve nedense… onu gülerken görmek, bütün gece olan her şeyi birkaç saniyeliğine unutturdu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.