Akşam olduğunda konağın içi yeniden kalabalıklaşmıştı.
Uzun zamandır ilk kez sofrada normal konuşmalar dönüyordu. Jun hâlâ Ela’nın yanından ayrılmıyor, ara sıra kulağına eğilip bir şeyler fısıldıyordu. Sümeyye telefonu elinden düşmüyor, sürekli Irmak’a ulaşmaya çalışıyor ama her seferinde kapalı sinyalle karşılaşıyordu. Annem ise çalışanlara talimatlar veriyor, masanın düzenini kontrol ediyordu.
Ben masaya oturduğum sırada kapı açıldı.
Am Siwan direkt ayağa kalktı.
“Melisa geldi.”
Jun sırıtıp bana eğildi.
“Bak şimdi bizim Koreli âşık açılıyor.”
“Sen niye herkesle uğraşıyorsun?” diye mırıldandım.
“Canım istiyor.”
Tam o sırada Melisa içeri girdi. Siyah sade bir elbise giymişti. Yüzünde hafif çekingen bir gülümseme vardı. Am Siwan hemen yanına gidip elindeki çantayı aldı.
“Niye tek geldin?”
“Babam bıraktı gitti.”
Jun hemen araya girdi.
“Am Siwan’ın yüzüne bakın ya. Resmen kalp göz olmuş.”
“Jun.”
“Tamam sustum.”
Melisa hafif gülerek sofraya yaklaştı. Ama annem onu gördüğü anda… yüzündeki ifade bir anda değişti. Bir anda sessizleşti.
Ben bunu direkt fark ettim.
Annem birkaç saniye boyunca Melisa’ya bakıp kaldı. Sanki onu bir yerden tanıyormuş gibi uzun uzun süzdü.
Melisa da huzursuz olmuştu artık.
“Bir şey mi oldu Dilara Teyze?”
Annem yavaşça ayağa kalktı. Sesi garip bir şekilde ciddiydi:
“Annenin adı neydi?”
Masadaki herkes durdu. Çatal sesleri, konuşmalar… hepsi kesildi.
Melisa şaşkın şekilde cevap verdi.
“Nazlı.”
O an annemin yüzü tamamen değişti.
Babam da kaşlarını çattı.
“Dilara?”
Annem gözünü Melisa’dan ayırmadan konuştu.
“Soyadın?”
“Mengübeti.”
Sofrada ağır bir sessizlik oluştu.
Am Siwan direkt annesine baktı.
“Anne?”
Annem bir anda sandalyesine oturdu. Sanki bacakları tutmuyormuş gibiydi. Birkaç saniye gözlerini kapattı, sonra tekrar Melisa’ya baktı.
“Sen… o kızsın.”
Melisa’nın yüzü bembeyaz oldu.
“Ne?”
Jun direkt bana döndü.
“Ben hiçbir şey anlamadım.”
Ama ben anlamaya başlamıştım. Ve durum hiç iyi değildi.
Am Siwan sertçe konuştu.
“Anne düzgün konuş.”
Annem ona baktı, sesi yorgun ama kararlıydı:
“Melisa, babanızın eski eşinin kızı.”
Sofrada sessizlik daha da derinleşti.
Sümeyye resmen şok olmuştu. Ela bile ne diyeceğini bilmiyordu. Melisa yavaşça Am Siwan’a baktı, sesi titriyordu:
“Bu ne demek oluyor?”
Annem gözlerini kaçırdı.
“Bu ilişki olmaz.”
Am Siwan direkt ayağa kalktı.
“Ne? Şaka mı yapıyorsun anne?”
“Am Siwan sesini yükseltme.”
“Ben Melisa’dan ayrılmayacağım.”
Annem de ayağa kalktı artık.
“Ben bu ilişkiye izin vermiyorum.”
Melisa’nın gözleri dolmuştu.
“Ben gideyim o zaman…”
Am Siwan direkt onun elini tuttu.
“Hiçbir yere gitmiyorsun.”
Babam araya girmeye çalıştı.
“Bir sakin olun lütfen.”
Ama Am Siwan artık gerçekten sinirlenmişti.
“Yıllardır sevdiğim kızın kim olduğunu şimdi mi öğrendiniz? Bu kadar mı? Bir anda her şey bitti mi?”
Annem sertçe cevap verdi:
“Ben nereden bilebilirdim!”
Jun sessizce Ela’ya eğildi.
“Bizim ailede bir gün normal geçmiyor.”
Ela direkt koluna vurdu.
“Şu an bunu mu diyorsun?”
Am Siwan bir anda Melisa’ya döndü. Bakışları hem öfkeli hem de kararlıydı.
“Hadi.”
Melisa şaşkın şekilde baktı.
“Nereye?”
Am Siwan hiç düşünmeden, net bir sesle cevap verdi:
“Nikah kıymaya.”
Sofrada herkes donup kaldı.
“NE?!” diye bağırdı Jun.
Ben bile şaşırmıştım. Annem resmen şok olmuştu.
“Am Siwan sakın—”
Ama Am Siwan çoktan Melisa’nın elini tutmuştu. Ve yüzündeki ifade ilk kez tamamen ciddiydi.
“Kimse ayıramayacak bizi.”